11 Ağustos 2022 Perşembe

Sommaren med Monika, 1953

Monika ile Bir Yaz; yaşadıkları kasabadan bir yaz günü kaçan on dokuz yaşındaki Harry ile reşit olmamış Monika arasındaki ilişkiyi gözler önüne seren Bergman filmi.

Küçük yaşta annesini kaybeden Harry, Monika'da annesiyle yarım kalan ilişkisini, sevgisini tamamlamaya çalışır. Fakat Monika yaşı gereği daha havai ve eğlenmeye düşkündür. Adeta kaçıngan bağlanma tarzının beden bulmuş halidir. Harry, terk edileceği korkusuyla yaşayan aşkını sevgiye dönüştürmeye çalışarak kalıcılığı yaratmaya çalışan bir kişilik. Farklı bağlanma tarzları kehanetleri kendine çeker. Çünkü insanın yarım kalmış yanını birinde tamamlamaya çalışması, ilişkide her zorluğu tek kişinin göğüslemesi, kendince yapıcı olması mutlaka bir patlamayı beraberinde getirir. Fransız Psikanalist Lacan şöyle der: "Kişideki eksik, ötekinde saklı değildir. Aşkın bütün sorunu budur." İnsanın bu gerçeği tüm duyularıyla anlayana kadar gösterdiği bütün iyi olma çabaları kocaman bir hiçtir. 

Bergman'ın siyah beyaz filmlerindeki imgeler üzerinden derin anlatımını beğeniyorum. Bu arada, sanat yorumlayışları bireyseldir. Ben sinema yorumcusu değilim, sadece dünyamı zenginleştirmek adına izlediğim filmleri bireysel perspektifimden ele alıyor ve kendim için buraya yazıyorum...



9 Ağustos 2022 Salı

Pastoral Senfoni- Andre Gide


 Otobiyografik özellikler taşıyan, günlükler şeklinde yazılmış kısa bir kitap. Bir papazın kör bir kızı evine alması, ona eğitim vermesi ve bu bağlılığın papazın ailesinin manevi hayatına sirayet eden farklı sonuçlarını anlatıyor. Burada Gide'nin, manevi hayatındaki arayışlarının izdüşümlerine rastlamak mümkün.  Ayrıca doksan dört sayfalık bu romanda, Beethoven'ın pastoral senfonisine atıfta bulunulmuş. 

***

"Ah! Zihnimizdeki canavarlar ve hayaletlere kulak asmak yerine, gerçek hayattaki kötülüklerle yetinseydik zavallılığımız ne kadar katlanır, hayat ne kadar güzel olurdu."(s.45)


3 Ağustos 2022 Çarşamba

Tersi ve Yüzü- Albert Camus

 


Camus’nün ilk yapıtı olma özelliğine sahip. Yoksulluk ve ışık evreninin izlerinin yansıdığı denemelerden oluşuyor. Alay, Evetle Hayır Arasında, Ruhta Ölüm, Yaşama Aşkı, Tersi ve Yüzü şeklinde adlandırılmış bu denemeler. Camus bu eserinde kendisinden ve çevresinden hiçbir yerde bu kadar açık ve dolaysız bahsetmediğini söylüyor önsözde. Uyanışın, bilincin, açık görüşlülüğün basit bir şekilde dünyanın karşısında yer almakla başladığını irdeliyor. Eveeet kitaplarında hep söylediğin gibi, hepimiz varoluşsal bir yalnızlığın içindeyiz. O yüzden ne olursa olsun insan, kendi kendisiyle olan iletişimini iyi yönde geliştirmeli:)

***

“Sevmenin sınırı yoktur ve ben her şeyi kucaklayabildikten sonra iyi sarılamasam da ne çıkar?”

“Büyük yüreklilik, ölüme olduğu gibi ışığa da gözlerini kırpmadan bakabilmektir.”

“Mutlu olmak değil artık dileğim, yalnızca bilinçli olmak.”



30 Temmuz 2022 Cumartesi

KE ÇOCUK Dergisi

 


Kartal Belediyesi'nin yeni çıkarmaya başladığı KE ÇOCUK Dergisi'nin, Temmuz- Ağustos sayısında "Yalnız Yusufçuk" adlı çocuk hikayem yer aldı... 

Bir yusufçuk böceği ile bir uğur böceğinin hikayesi...



"Yeryüzü mü küçülüyor, uzaklaşan kuşlar mı?"  İlhan İrem

Işıkla ve sevgiyle...


28 Temmuz 2022 Perşembe

Gizli Yüz, 1991


 Senaryosunu Orhan Pamuk'un yazdığı ve Ömer Kavur'un yönettiği Gizli Yüz, sevdiğim oyuncuların yer aldığı güzel bir film. Zamanın hükümranlığında yüzler, hikayeler ve arayışlar...

"Bana bir hikaye anlat diyorsunuz, olur. Size bir hikaye anlatayım ama kalbimi açabilir miyim bilmem. Ne zaman bir hikaye anlat deseler ağaçları düşünüyorum. Rüyamdaki ağaçları."





26 Temmuz 2022 Salı

Tek Bacaklı Yolcu- Herta Müller


Side'den döndüm. Ankara'da asırlar süren bir kıştan sonra deniz, kum ve güneş üçlüsüyle hasret giderdim. Her yaz kendime okuma challenge başlatıyorum. Bu kapsamda Nobel ödüllü yazarları okumaya devam ediyorum. Tek Bacaklı Yolcu, diktatör bir rejimden kaçarak yabancı bir ülkede sığınmacı olarak yaşamaya başlayan bir kadının büyük yalnızlığını, yabancılığını, arayışlarını ve memleket özlemini yansıtıyor. Yazarı ilk kez okudum ve üslubu çok farklı geldi. Okurunu zorlayan kitaplardan:)

***

“Yolcular diye düşündü İrene, uyuyan kentlere heyecanla bakan yolcular. Artık geçerliliği olmayan arzulara. Kent sakinlerinin ardından bakan. Tek bacaklı ve kayıp bacaklı yolcular. Yolcular çok geç geliyor.” (S.86)
.
“İnsan değiştirir bu cümleleri, kendine benzetir dedi İrene. Gözü pek oldukları için, bu cümleler sayesinde yaşayabileceğini sanır insan.”(s.87)









7 Temmuz 2022 Perşembe

Ağaçlar- Hermann Hesse




Çiçek çiçek

Çiçek çiçek şeftali ağacı,
Hepsi de vermeyecek meyve,
Parıldar gül köpüğü gibi,
Mavilikle bulutlar arasında.

Açar düşünceler de çiçekler gibi,
Bir günde yüzlercesi.
Bırak çiçeklensin! Bırak her şeyi akışına. 
Sorma sana getirisini!

Oyun da olmalı, masumiyet de
Ve çiçek bolluğu,
Yoksa dünya dar gelirdi bize
Olmazdı hayatın tuzu.

Hermann Hesse


Bu huzurlu kitabı Youtube'da Lucid Dream kanalındaki doğa müzikleri veya Tree Fm'deki kuş cıvıltılarını, dalga seslerini dinleyerek okumanızı öneririm. 'Ağaçları dinlemeyi öğrenen, ağaç olmayı arzulamaz artık. Kendisi dışında başka bir şey olmayı arzulamaz. Yurt budur, mutluluk budur.' diyor Hesse. O zaman ağaçları dinlemeyi unutmayan bir var oluşa...

5 Temmuz 2022 Salı

Go Get Some Rosemary, 2009


 Safdie kardeşlerin yönettiği film, Newyork'ta bir sinemada çalışan babanın iki oğluyla geçirdiği on beş günlük zaman dilimini yansıtıyor. 

Ayrı yaşayan, farklı kişiliklerin ve birbirinden çok uzak yaşam tarzlarını benimseyen ebeveynlerin içinde bocalayan çocukların halini aktarıyor. 

"İyi bir baba figürü nasıl olmaz?" sorusunun en uç yanıtını izledim. 

Bir savrulmuşluk, sürüklenme hikayesi. Belirgin ya da dolaylı bir amaç bulamadım, sanat sanat içindir diyerek, sonuna kadar izledim:)

1 Temmuz 2022 Cuma

Herkesten Sonra Gelen- Emin Gürdamur


Ketebe Yayınları'ndan çıkan kitabın adı bence çok güzel. On beş öykü ve yüz üç sayfa. Editörlük yapan yazarın tılsımlı öyküleri, seminerimizde söylediği gibi farklı rüyalarda gezinmeye benziyor. Beğendiğim öyküler; Herkesten Sonra Gelen, sonunu zekice bulduğum Yıkım İşleri A. Ş. Cazu, Burhan, Züleyha'nın Günlüğü oldu.

***

"Kimi gölgeler doğmamış günlere hücum etti. Göğe el açıp yalvarmak istediğinde heybende kullanılmamış tek bir kelime bulamayacaksın. Bağışla derken, yalnızım derken, kurtar derken kelimeler kendini yalanlayacak. İçlerinden gölgeler sökün edecek. Bu olsa olsa bir seyrelme. Evrenin tanrısal hüznü, okyanusların uçsuz bucaksız sessizliği, göğün devasa aynasından kalbine yansıdı. " (S. 10-11)
                                                                                           Herkesten Sonra Gelen adlı öyküden

"Bir kıssada değiliz, sonumuzdan bir mana çıkmayabilir." (S. 91) 
                                                                                          Züleyha'nın Günlüğü adlı öyküden


30 Haziran 2022 Perşembe

Ansızın Hayat- Necip Tosun


Yaz mevsimi adı altında ve onun çiçekli görüntüsü içinde, kışa öykünen bir mevsim yaşıyorum. Günlerdir yağmur yağıyor, bazı yerlerde seller kalkıyor. Beni bu gözü yaşlı havalar, hasta etti. Bitki çayımı yudumluyorum, vitaminlerimi içiyorum, kısık sesimi eski ayarlarına döndürmeye çalışıyorum. Balkon camına vuran bitmek bilmeyen yağmuru izliyorum. Bilhassa tatilde hissettiğim, zamanın yavaşlama huyu beni rahatlatıyor. Masamın üzerine dizdiğim kitaplarımdan parça parça okuyorum. Her birinde bambaşka bir dünyaya ışınlanıyorum...

Seminer döneminin bana kazandırdığı değerli yazarların kitaplarını almıştım. Bunlardan biri olan Necip Tosun'un Ansızın Hayat adlı öykü kitabını bitirdim. Hece Yayınları'ndan çıkan kitap, on üç öyküden oluşuyor ve yüz yirmi üç sayfa. Bu öykülerin konusunu serbest çağrışım yöntemiyle sıralıyorum: hatıralar, çocukluk, fotoğraflar, dostluklar, ertelenen hayaller, beklemek, yalnızlık, yazgının gücü, eski sinemalar, geçmişle yüzleşmeler, yitikler, yaşlılık, pişmanlıklar, yolculuklar...


Kitaptan bir alıntı bırakıyorum ve beni okuyan gözlere esenlikler diliyorum:)


" B-E-K-L-E-M-E-K

Sesler gerçekse bile sana gelmediklerini biliyorsun. Çünkü kimsen yok, kimse gelmeyecek sana. Merdivenlerde tıkırdayan sesler sana ait değil. Kapı aralığından yüzlerin sıcaklığını hissedeceğin kimsen yok. Hiçbir dostun yok sırlarını paylaşacağın. Perdelerini titreştiren bir rüzgar yok. Yüzüne gölgen düşecek bir sevgilin yok. Hayır, kimse gelmeyecek. Zaten gelseler de evde kimse yok. Sen yoksun. Sevgiyle bakacak gözlerin, merhametle saracak kolların yok. Yok bunlar, gittiler. Boşuna bekleme, kimse gelmeyecek. Çalmayacak telefonların. Sen burada, hep böyle balkonda, boşluğa dalıp dalıp gideceksin. Boş bir kağıdın rüzgarla birlikte oradan oraya savrulması gibi.

K-A-Ç-M-A-K

Evet sözcüğümüz bu. Çünkü hep kaçtın, hep, hep. Arzudan, heyecandan, ateşten. En çok da kendinden. Fıtrattan. Tanrı sana bir hayat verdi. Ama sen onu öldürdün, hem de Tanrı için. Onu hep yanlış yorumladın. Çünkü ölümün her türlüsü öğretilmişti sana ama nasıl yaşanacağı öğretilmemişti. Bu yüzden sana biçilen repliği tekrarladın, hep kopya çektin; ihlası, iyiliği ve mucizeyi. Sonra, çok sonra, yani çok sonra, hayatı keşfettin, aşka uygun kalbini, öbür yarısını isteyen bedenini. Ama her şey için çok geçti. Anladın, kaybetmiştin. Ancak kaybettiğin bir gözlük, bir defter, bir kitap değildi. O hiç geri gelmeyecek bir şeydi. Şimdi anladın mı geç kalmak neymiş. Bir vapura geç kalmaya benzemiyor değil mi? Çünkü sonraki seferi yok. Kaderine geç kalmak neymiş, anladın mı, anlama geç kalmak neymiş..."

Sözcükler, adlı öyküden






28 Haziran 2022 Salı

Psikodinamik psikiyatri ve Normaldışı Davranışlar- Engin Geçtan

 

Psikiyatri profesörü Engin Geçtan'ın yazdığı kitabımız: temel kavramlar, psikodinamik psikiyatri ve ruhsal bozukluklar olmak üzere üç bölümden oluşuyor. Normallik; "sağlıklılık", "normal bir ego, genel olarak normallik kavramı gibi, hayal ürünü bir beklenti" Freud'a göre bir ütopya, "herhangi bir andaki durumu tanımlamak yerine, organizmada gözlemlenen değişiklikleri ya da süreçleri vurgular. Canlı bir sistemin, biyolojik, psikolojik ve toplumsal değişkenlerin katkısıyla ve zamanın sürekliliği içerisinde işlevlerini sürdürebilmesini tanımlar."

Normaldışı uyum süreçlerinin aşamaları: gerginlik ve uyum yapma yeteneklerinde hafif derecede bozulma, anksiyete ve diğer nevrotik belirtiler, belirli hedeflere yönelik şiddet ve saldırganlık, organizmanın düzeninin dağılması ve çevreden gelen bilgilerin gerçeğini yadsımayla beliren psikozlar, denetimin tümden yitirilmesiyle birlikte yaşanan yoğun anksiyete ve depresyon. İlk bölümde bu kavramlar, ve onların tarihsel gelişimleri, genel sistemler kuramı, psikolojik olgunluk kavramı üzerinde duruluyor.

Psikodinamik Psikiyatri bölümünde, klasik psikanaliz, ego psikolojisi, ego savunma mekanizmaları, egonun uyum işlevi, insanın sekiz çağı, obje ilişkileri kuramı ve self psikolojisi ele alınıyor.

Ruhsal bozukluklar bölümünde ise, şizofreni, hezeyanlı paranoid bozukluklar, afektif bozukluklar, anksiyete bozuklukları, somatoform bozuklukları, disosiyatif bozukluklar, parafililer, cinsel işlev bozuklukları, psikoaktif madde bağımlılıkları, yeme bozuklukları, kişilik bozuklukları işleniyor. 

Bu kitabı yazma sürecinde öneri listesinde bulunduran, dramaturg Ozan hocamın önerisiyle sahaftan aldım. Ders kitabı mahiyetinde olduğu için uzun bir zamana yayarak okudum. Psikanalize giriş kitabı olarak kendisini addedebilirim. Dinamik psikiyatriye ilgi duyanların beğeneceğini umuyorum:)

***

"Ağır bir zorlanma yaşamakta olan insan başlıca iki sorunla karşılaşır: yeni duruma uyum sağlamak için gerekli çabayı göstermek ve psikolojik dağılmaya karşı kendini korumak. Birinci grup güçlükler çabaya yönelik davranışlarla, ikinci grup sorunlar ise savunmaya yönelik davranışlarla çözümlenmeye çalışılır. İki tür savunmaya yönelik mekanizmadan söz edilebilir. Birinci grup, ağlama ve sürekli konuşmalarda olduğu gibi psikolojik onarım mekanizmalarıdır. İkinci grup, canımızı sıkan bir durumu yadsımaya çalışma ya da davranışımızı  haklı gösterecek bir neden bulma gibi, insanı psikolojik zedelenmeye ya da değerini yitirmeye karşı koruyan "ego" savunma mekanizmalarıdır. Bu mekanizmalar organizmanın psikolojik bütünlüğünü ve dengesini korumayı amaçlar." (s.66)

"Çağdaş insanın anksiyetesi, çoğu kez bu bolluk içerisinde karar verme zorunluluğunun yarattığı çatışmalardan kaynaklanmaktadır."




22 Haziran 2022 Çarşamba

Bazı Kadınlar- Alice Munro



Castle Rock Manzarası'nı okumaya başladığım zamanlar onun hikayelerine uyumlanmakta zorluk çektiğim bir zamandı. Yıllanmış bir kitap okuru olarak şu kanıya vardığımı söylemeliyim: bazı kitaplar okurunun içsel gücüyle doğru bir zamanla oluşturmaya başladığında etkili bir şekilde okunuyor. Yaşam, nihayetinde bir senkronizasyon yani eş zamanlama durumu. Bu nedenle, o kitabını yarım bırakmıştım. Ama Munro'yu okumalıydım, onun dünyasında gezinmeli onun gözünden bakabilmeliydim hayata. Onun ayakkabılarıyla yürümeli miydim? 

Bu sefer Bazı Kadınlar kitabını okudum. Bu öykü kitabı sonuna kadar okuttu kendini. Öyküleri uzun soluklu ve romansı bir tat içeriyordu. Kurguladığı dünyaların kadın kahramanları, gelenekselleşmiş davranış modellerine, yerleşik düzenlere, sert dayatmalara karşı koyan kadınlardı. Yarattığı atmosfer ve anlatımındaki muazzam zenginlik, iyi ki onu okumaktan vazgeçmemişim, dedirtti bana. On öykü ve üç elli sekiz sayfalık bir kitap. Bazı olayları, özellikle irite edici yaşanmışlıkları okuru sırlı bir korku tüneline koymadan, yumuşak yumuşak anlatmak ve mutat bir üslupla sığlığa düşmemek, evet bu bir yazarı, bana kalırsa iyi yazar yapan kilit noktalar. 

***

"İnsanların kendilerini birtakım kisvelerin içine hapsetmeleri" diyordu mektupta "bence çok aptalca. Bir mühendis ya da doktor veya jeoloğun giysilerinden bahsediyorum ve sonra da derinin bu elbiselere üzerine geçmesinden, yani elbiselerin deriye işlemesinden, ardından da kişinin bunları asla üzerinden çıkaramamasından. İçsel ve dışsal gerçeği inceleme şansı elimize geçtiğinde ve hem güzelliği hem de dehşeti manevi ile dünyevi olan arasındaki yelpazenin her bir derecesini tecrübe edecek şekilde yaşadığımızda bu acı ya da mutluluk verecek, bir karmaşa yaratacaktır. Kendimi bu şekilde ifade etmekle abarttığımı düşünebilirsiniz ancak terk etmem gerektiğini öğrendiğim bir şey varsa, o da entelektüel kibirdir..." (S.127)



"Yüz" adlı öyküde geçen Walter de la Mare şiiri... Bu şairi listene al ve şiirlerini oku. Kendime hatırlatmalarımla sonlandırıyorum bugünkü postumu, kitaplar ışığınız olsun:)


20 Haziran 2022 Pazartesi

babama


"üstünü örtmezdi yaşadıklarının,

gün gibi açık, onurlu yaşardı,

karıncaları incitmezdi.

her sabah ekmeğinin,

peşine düşerdi.

ellerinde nasır tutardı emeğin izi,

gözlerinde büyürdü umudun feri.

babam...

merhametli kalbim,

daima güzel günlere...    "





13 Haziran 2022 Pazartesi

Marilyn aşk ölene dek - Alfonso Signorini


 Bütün hayatı boyunca Marilyn olmak istemişti ama ünlü olmanın nasıl bir yük getireceğini hesaplamamıştı. İnsanlar onda kadın değil, bir hayalin vücut bulmuş halini görüyordu. İçsel problemlerini çözemediği zamanların ıssız gecelerinde şöyle düşünüyordu: şöhret harikadır ama soğuk bir gecede ona sarınamazsınız... İçindeki kız çocuğunu yok edenlere rağmen sevimliliğinden ödün vermezdi. Seks sembolü olmak nesneleşmektir, diye düşündü hep. Nesneleşmekten nefret etti. Hollywood'un komedi filmlerinde aptal sarışını oynadı. Ah tatlım, yaptıkların şu anda olduğun kadın haline gelmene yardımcı olduysa, hiçbiri aptalca olamazdı. Bu açıdan bak. Biz kim miyiz? Deneyimlerimizin sonucuyuz...

O, Amerika'da bir efsaneydi. Efsaneler de bazen sinirden kaynaklanan paranoyalarının etkisinde kalabilirlerdi. Bir şişe votka ile bir avuç hap bu düşünceleri bastırırdı. Sonra o haplar bir yıldızın herhangi bir zamanda, herhangi bir yerde kaymasına neden olabilirlerdi. Gökten bir yıldız kaydı...


Marilyn'nin biyografisini okuduğum zamanların birinde, 1959 yapımı Bazıları Sıcak Sever adlı romantik komedi filmini de keyifle izledim:)




11 Haziran 2022 Cumartesi

sınıfımın mezuniyeti


 Geçen hafta içi sınıfımın mezuniyet törenini kutladık. Öğrencilerimle okuduğumuz ilkokula veda şiirimiz, rap müptelası olan erkek öğrencilerimle çıkardığımız Bilmem mi dans grubumuz, otuz kişilik sınıfın on kız öğrencisiyle hazırladığım Cici kızlar Ah kalbim dans grubu, salonu eğlenerek sallayan sevgili öğrencilerimin ve değerli velilerimin enerjisi çok güzeldi...

Vedalar buruk oluyor. Ama bu gerçeğe takılmadan, her veda yeni ve güzel bir başlangıçtır,  düşüncesiyle, coşku içinde kutladık mezuniyetimizi. Öykü kızım da sınıfımın Cici Kızlar dans grubunda yer aldı, o da çok eğlendi:)


El yapımı çocuk hikaye kitapları hazırladığım küçük yazarlarımı, bazı son derslerde rap dansı yaparak beni de coşturan halinizi, sınıfa girmeden masamı hazırlayan, beni benden önce düşünen saflığınızı, her zorlukta bir olma gücünüzü, bana her durumda yaşama sevinci veren sıcaklığınızı unutmayacağım...

Ufkunuz hep aydınlık, yolunuz açık olsun...



"İki yolu var acı çekmemenin: Birincisi pek çok kişiye kolay gelir: cehennemi kabullenmek ve onu görmeyecek kadar onunla bütünleşmek. İkinci yol riskli: sürekli bir dikkat ve eğitim istiyor; cehennemin ortasında cehennem olmayan kim ve ne var, onu aramak ve bulduğunda tanımayı bilmek, onu yaşatmak, ona fırsat vermek." -Italo Calvino


5 Haziran 2022 Pazar

Mansfield Park, 1999

 


Jane Austen'in kitabından uyarlanan bir film. Fanny, çocukken varlıklı teyzesi Lady Bertram'ın evine kabul edilir. Orada şımarık kuzenleriyle birlikte yaşar. Bertram oğullarından Edmund, Fanny'nin en yakın sırdaşıdır. Yaşadıkları ortamda utangaç kızın görüldüğünü ve anlaşıldığını hissettiği tek kişidir. Daha sonra ilişkilerde hatalar, karışıklıklar olur. Her kahraman kendine farklı bir yol çizer. Yazarın kitaplarında sıklıkla rastlanan gelenekleri, ironiyi ve sosyal eleştirileri bu yapımda da görmek mümkündü:)



3 Haziran 2022 Cuma

Kil-Tablet Öykü, haziran


Tema: KAMERA

Öykü Adı: Kısmet Merdiveni

https://kiltabletoyku.com/oyku/kismet-merdiveni/

KE Dergisi, 15



 Ankaralı öyküm "Yedinci Cadde" KE Dergisi'nin 15. sayısında yer aldı...

26 Mayıs 2022 Perşembe

Renkli Çekmeceli Şifonyer- Olivia Ruiz



Anneannesinin ölümünden sonra kalan renkli şifonyerin çekmecelerinde bulduğu mektuplarla, eşyalarla yüzleşen Olivia... Her yüzleşme ağırdır, acıtır ve tuhaf sorgulamalara gark olur insan. Eşya kalır, insanın faniliğine tanık olur hatta ondan uzun süre yaşar. İnsanlar geçip gider, eşyalar direnir...

Dokuz ayrı bölümden oluşan kitapta, genel olarak 1936-39 yılları arasında İspanya'da yaşanan iç savaşla Fransa'ya göç etmek zorunda kalan bir aileden farklı kesitler anlatılıyor. İnsanın bir yerde, bir insanda kökleşme isteği doğduğu günden bu yana içinde yeşeren bir istektir. Savaş, ekonomik kriz, doğal afet gibi elverişsiz nedenlerden ötürü köklerinden kopması, kimliğinin bulanıklaşması anlamına gelir. Bu bulanıklığın berraklığa evrilmesi için göç mağduru insanlar, ne yazık ki birçok olumsuz yaşantıların birincil kahramanı olurlar...

Ana yurtlarını iradeleri dışında terk edenlerin yaşamına uzatılan kısa bir roman. 


***

"Özgürlük, içeride ve dışarda kendin olmaktır." (s.47)

"İç savaş, denilen bu özel savaş biçimini tam olarak böyle anladım. Kaybedenler evlerine dönmüyor, kazananlar da... Hayır, hayır... Kaybedenler, kazananların yükünü de taşır omuzlarında ve onların sokaklarda caka satmalarını sessizce izler." (s.81)

"Anılar bizi taşırsa iyidir. Yavaşlatır veya hareketsiz kılarsa onları susturmak gerekir. Ortadan kaldırmak değil. Sadece susturmak. Çünkü yaşamın herhangi bir anında, hayaletlerimizi konuşturmak için hatıralarımızı uyandırmamız gerekebilir. Onlardan artakalanları biraz incelersek bize öğretecekleri çok şey olur." (s. 93)

24 Mayıs 2022 Salı

De Profundis




"Önümde uzayıp giden, geçmişimdir.
Kendimi ona farklı gözlerle bakar kılmalıyım,
dünyayı ona farklı gözlerle bakar kılmalıyım,
Tanrı'yı ona farklı gözlerle bakar kılmalıyım.
Onu görmezlikten gelerek yapamam bunu,
ya da küçümseyerek, ya da yücelterek,
ya da yadsıyarak.
Onu yaşamımın,
kişiliğimin geçirdiği evrimin 
kaçınılmaz bir parçası olarak kabullenmekle
tam yapılabilir bu ancak:
acısını çektiğim her şeyi
onaylamamla."

Oscar Wilde/ De Profundis (1896/97)



Maviye İz Süren'e Dair XX


 Sevgili okumakgerekazizim'in yorumu:

"İnstagram'da takipleştiğimiz kitap dostlarından olan Bahar Uysal Karakuş'a ait güzel öykü kitabı ile geldim.

Kitabımız ikişer üçer sayfa küçük tatlı öykülerden oluşuyor.

Maviyi seven, maviye iz süren, bisikleti maviliklere sürenler bilir, aşktır mavi."

***

"Ümit, bir sonraki zamanın renk belirleyicisidir."

"Kanaatkar bir şekilde, huşu içinde yaşamayı bilmez miydi bu insan yavruları?"

"Kimsenin derdi kimseden az değil. Yalnızca bazıları daha çok merhem arıyor ya da daha çok şefkat bekliyor."

16 Mayıs 2022 Pazartesi

Inside Llweyn Davis, 2013

Sen Şarkılarını Söyle, folk müzik sanatçısı Dave Van Ronk'un hayatından ilham alınan bir hikayeyi merkezine alıyor. Llweyn Davis, folk müziğini icra eden ve halk müziği sahnesinde kendine bir yer bulmak isteyen bir müzisyendir.  1960'lı yılların Amerikasında, dönemin önemli menajerlerinden Bud Grosmman'a plağının bir kopyasını vermek ve müziğini dinletmek tek amacıdır. Ancak sefil bir haldedir Davis, yıkılmış hayatının parçalarını toplamaktadır. Başını sokabileceği bir evi, düzenli bir işi, iyi giden bir ilişkisi, bir paltosu bile yoktur. Mesele şu ki dostum, birçok kez kaybetsen de, bir alanda çok iyi olup olmadığın önemli değil. Gerçekten. Bu umutsuzca aradığın ve her defasında kaldırıma tekmelediğin bir kariyer olabilir. Bu anlamda birilerinin senden daha iyi olması ya da senin hep başladığın işi batırman da sorun değil. Belki de başarı, seni mutlu ve sakin tutanın ne olduğunu bulmaktır. Bazı anlamlardan daha çok istediklerimizi yaşama cesaretini göstermemizdir. 

Ne demiş Tolstoy, tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar: ya bir insan yolculuğa çıkar ya da şehre bir yabancı gelir. Davis'in bol müzikli yolculuğu bana hitap etti, şu an şarkılarını dinliyorum:)

Bu arada, Azınlık Raporu adlı bilim-kurgu filmini ve ramazan ayında sahura kadar oturduğum zamanlarda Trt2'deki dünya sinemasından farklı filmleri izledim.

Güzel bir hafta olsun...

12 Mayıs 2022 Perşembe

inşirah

"Beni yavaşlat Tanrım! 

Yüreğimin atışlarını düşüncemin sakinliğiyle rahatlat. Zamanın sonsuz görüntüsüyle hızımı azalt! Bana güncel kargaşanın ortasında, Tepelerin ölümsüz sakinliğini ver. Bir çiçeğe bakmayı, Eski bir dostla sohbet etmeyi Ya da yeni bir dost edinmeyi, Yolunu kaybetmiş bir köpeği okşamayı, Ağ yapan bir örümceği izlemeyi, Bir çocuğa gülümsemeyi, İyi bir kitaptan birkaç satır okumayı ve Yarışın daima daha çok hız için olmadığını Anımsat her gün bana. Yavaşlat beni Tanrım! Bana ilham ver. Köklerimi, Yaşamın katlanılan değerlerini toprağının derinliğine göndermek, Kaderimdeki yıldızlara doğru daha çok Büyüyebilmek için.. Yavaşlat beni Tanrım!"

Wilfred A. Peterson

( 1900 – 1995 )


"Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da..." (Duha Suresi)



11 Mayıs 2022 Çarşamba

yeni keşifler


Bayram tatilinden bu yana incelemeye aldığım kitaplar:

1)Karpuz Şekerinde/ Amerika'da Alabalık Avı- Richard Brautigan

2)Kedi Beşiği/ Şampiyonların Kahvaltısı- Kurt Vonnegut

3)Yoldakiler- Carolyn Cassady ( Love Always, Carolyn adlı belgesel bir filmi de varmış)

4)Hezarfen Uçmak Özgürlüktür- Ahmet Önel (Çocuk Edebiyatı)


"Sanırım kim olduğumu merak ediyorsun ama ben sürekli bir adı olmayanlardanım. Adım sana bağlı. Aklından geçtiği gibi seslen bana.
Eğer uzun zaman önce olmuş bir şeyi düşünüyorsan, diyelim biri sana bir şey sormuştu ve sen de cevabı bilmiyordun.
İşte benim adım o.
Belki çok sıkı bir yağmur vardı.
İşte benim adım o.
Ya da biri senden bir şey yapmanı istemişti. Sen de yapmıştın. Sonra dediler ki yaptığın şey yanlış “hatam için üzgünüm” dedin ve başka bir şey yapmak zorunda kaldın.
İşte benim adım o." (Karpuz Şekerinde)

"Hiçbir şeyimin kutsal olmadığına karar vermiştim, hiç kimsenin değildi, hepimiz birer makineydik, kaderimizde çarpışmak, çarpışmak, çarpışmak vardı."

"Ona yaşamaya değmeyen bir hayat vermişti ama aynı zamanda ben de ona demir gibi bir yaşama isteği vermiştim. Dünya gezegeninde bu sık rastlanan bir kombinasyondu."(Şampiyonların Kahvaltısı)

27 Nisan 2022 Çarşamba

Aydınlanma Yolunda- Kutsal Topaloğlu

 

Aydınlanma Yolunda, Kutsal Topaloğlu'nun Tanrı'nın Temsilcileri adlı romanından sonra yayımladığı ikinci romanı. Roman, Sinoplu Marcion'un yazdığı dünyanın ilk incili olarak bilinen Marcion İncili'ni arama serüvenini farklı boyutlardan ele alıyor. Geçmişte kilise tarafından yasaklanan bu el yazması incilin peşine, dedesinin yarım bıraktığı hikayeyi tamamlamak isteyen Nikos düşüyor. Yasaklı olanın cazibesi her çağda hissedildiği için eş zamanlı olarak bu el yazması incilin peşinde tarihi eser kaçakçıları, MİT, Baş komiser Selçuk ve çalışkan ekibi de var. Hal böyle olunca bu tehlikeli arayış hikayesi özünden; heyecanı, merakı ve aksiyonu eksik etmiyor. Gizemli bu yolculuk, metropol İstanbul'un arka sokaklarından; Kapadokya'nın Ihlara Vadisi taraflarındaki yer altı şehirlerine, kiliselerine uzanıyor...

Jack Kerouac şöyle der: "Sizi yolculuğa çeken yolun sonu değil, yolun kendi de olabilir. Belki sadece gitmeyi seviyorsunuzdur."
Romandaki kahramanımızın "ben" algısını tamamlama macerası bana yolda olmayı anımsattı. Yol öğretir, bilgeleştirir ve günün sonunda, yola çıktığınız kişiyle vardığınız yer arasındaki siz aynı kişi değilsinizdir. Yaşamak, sorgulamak ve yolda olmak tekamül sürecinizi değiştirir, yeter ki bu gözlerle bakmayı bilin. Nikos'un manevi hayattaki sorgulamaları somut bir arayışın ihatasından çıkmış ve geniş bir aydınlanmaya doğru evrilmiştir. Şamanizm, mitoloji, dinler tarihi ve Hristiyanlığın Anadolu'daki kökenleri hakkında sunulan bilgiler kurgunun dışına çıkmadan dozunda verilmişti. Bu anlamda romanı sürükleyici buldum, tarihi roman severlere tavsiyemdir💙




15 Nisan 2022 Cuma

Seçme Hikayeler- Katherine Mansfield




 "....Ama işte şimdi o yok artık. Bir daha hiç bir kuş, ne de başka bir hayvan beslemeyeceğim. Nasıl yapabilirim bunu? Onu, donuk gözleri, bükülüp kalmış pençeleriyle sırt üstü yerde bulduğum zaman, küçük sevgilinin bir daha hiç şakımayacağını düşününce içimde bir şeyin öldüğünü duyar gibi oldum. Yüreğim, onun kafesi gibi boşalıvermişti. Bunu yenecektim elbette. Yenmeliydim. Zamanla insan her şeyi yenebilir. Üstelik herkes benim iyimser bir yaratılışım olduğunu söyler. Hakları da var. Şükür Tanrı'ya, öyleyim."   (s.128, Kanarya adlı öykü)

Bu kitap benim için çok iyi bir arkadaş oldu. Kısa öykünün tanrıçası olarak bilinen yazarın, bu öyküleri kurgu ve anlatım bakımından başarılıydı...

Okumakla kalın:)




7 Nisan 2022 Perşembe

Kağıttan Hayatlar, 2021



kullanılmış kağıtlarla, plastiklerle 
doldurup torbalarını
bindirecekler kirli arabalarına
güneş çekilecek geçtikleri arka sokaklardan
büyük resimlerden silinecek kutsal Meryem Ana
oğullarını vaftiz edemeyecek analar

iyi ihtimali bekleyecek soluk bir yüz
itilmiş kör hayallerin gölgesinde dinleneceksin
söylenememiş ucu yanık sözcükler uçuşurken
uçurumlardan bir seyahate gönülsüz bilet kesen
yolcuları göreceksin

onların okşanmamış sokak kedileriyle 
çekip gittiklerine şahit olacaksın
sahipsizliğin ateşiyle yanacak kağıttan evler
karanlığın ötesinden sessizce bakacaksın 



Filmin hissettirdiklerini bu kez de böyle anlatmak istedim...

4 Nisan 2022 Pazartesi

Mutlu Olma Sanatı- Alain


Fransız filozof Alain’ın “Mutlu Olma Sanatı” adlı eseri farklı konulardan harmanlanmış kısa ve öz denemelerden oluşuyor.


Propos Sur Le Bonheur adlı yapıtından çevrilmiş, en iyi yazınları seçilmiş, tekrarlar ayıklanmış, anlama ve üsluba zarar verilmeden rafine bir ürün ortaya konması için serbest çeviriye başvurulmuş. Gönül almak, öfke, irade ve hayalin gücü, korku, kader, azim, aile, evlilik, sabır, dostluk, görgü, umut, bencillik gibi birçok konuya değinilmiş.

Deneme türündeki kitapların, konu çerçevesi genelde aynı oluyor ama üslup sahibi yazarların; defalarca işlenmiş konuları kontrast boyutlardan özgünlükle ele alması kitapla okur arasındaki bağı etkiliyor. Bu kitap özünde, iyi bir yaşam sanatı için neleri ihmal etmemeliyiz? sorusuna bir yanıt mahiyetinde.

****

“Ne mi yapmalı? Kedere kapılmamalı, umut kesmemeli. İnsanlara ancak kendi umutlarını verebilirsiniz. Doğaya güvenmeli, geleceği aydınlık görmeli, yaşamın üstün geleceğine inanır, inanmasa hemen düşüp ölürdü.”(s.95)

“Ama bir noktaya dikkat edin; bunun sonu yoktur. Keder kederi doğurur. Böylece kederinizde şikayet etmekle derdinizi çoğaltmış oluyorsunuz. Gülme umudunu kaybediyorsunuz, mide rahatsızlığınız bile bu yüzden artıyor. Bir dostunuz olsa da durmadan her şeyden şikayet etse, onu yatıştırmaya, dünyayı ona daha sevimli göstermeye gayret ederdiniz. O halde neden aynı dostluğu kendinize yapmazsınız? Ciddi söylüyorum, kendinizi bir parça sevmeli, kendinize karşı daha iyi davranmalısınız. Çünkü çoğu kez her şey, ilkin takınacağınız tavra bağlıdır. Eski bir yazar demiştir ki: ‘Her olayın bıçak gibi iki yüzü vardır, elinize alırken keskin tarafını avucunuza batırıp canınızı yakmanın ne anlamı var?’ Halk, her türlü durumda en iyi, en güçlü sözleri bulup söyleyene filozof adını verir. Yani insan kendi aleyhinde değil, lehinde bulunmalı.”(s.101)

3 Nisan 2022 Pazar

Maviye İz Süren'e Dair XIX

 

Sevgili Nidagün'ün yorumu:

"Çok akıcı bir dille yazılmış otuz öykü. Hepsi çok içten. Kitap üç kısımdan oluşuyor: Maviye, İz, Süren.

İsmi içeriğine, samimiyetine, verdiği duyguya öyle yakışmış ki... Sunuş kısmında yazarın mavi tanımı, duygularının mavi ile bütünleşmesini, hislerini aktarması ayrıca mest etti beni. Hayat gibi tüm duyguları barındıran bu samimi öyküler kalbimi sardı. Öykü okumayı seven herkesin okuması gereken bir kitap."

2 Nisan 2022 Cumartesi

Kil-Tablet Öykü, nisan


Kil-tablet Öykü'nün nisan sayısında "Rüya Alayı "adlı öyküm yer aldı...

Tema: "Meğer"

https://kiltabletoyku.com/oyku/ruya-alayi/











10 Mart 2022 Perşembe

Kral Oidipus, 1967

 


Tragedya sevenler burada mı?

Edebiyatın ve tragedyanın atası olarak bilinen, Sophokles'in Kral Oidipus adlı eserinden uyarlanan filmini izledim. Bu tarihi mitolojik filmin yönetmenliğini, İtalyan sinemasının önemli yönetmenlerinden Pasolini yapmış.

Oidipus, yazgısını yenmeye çalışan bedbaht bir karakterdir. Apollo tarafından lanetlenmiştir ve kaderinde babasını öldürüp annesi ile evlenmek vardır...

Çocuk psikolojisinde bahsi geçen elektra ve oidipus kompleksinin kökeni burada anlatılan hikayeden geliyor. Elektra kız çocuğunun belli bir dönemde babaya yakınlık hissetmesi, oidipus da erkek çocuğun aynı şekilde anneye yakınlık duyması...

Asırlar önce yazılmış bu retrospektif hikaye, vahşet dolu olsa da  düşündürücüydü...

"Kader harekete geçmeyen kişiye asla yardım etmez..."

"Ey insanoğulları! Ömrünüz bence bir hiç. Kim ermiş bu dünyada özlenen mutluluğa? Hayal mutluluk denilen; o da sönüverince anlar gerçeği insan."

Çok yorgun olduğum günlerde, yuvarlanarak mırıldandığım Lou Reed "Just a perfect day" şarkısıyla bitirelim bugünkü postumuzu, sevgiyle kalınız:)





4 Mart 2022 Cuma

Kulüp, 2021

 

Tarihin bir bölümünden aşırılmış dönem filmlerini ve dizilerini izlemek hoşuma gidiyor. Kulüp dizisi de, 1950'li yıllarını kapsayan 6-7 Eylül olaylarını anlatıyor. Azınlık halkının yaşadığı dram, farklı aileler üzerinden yansıtılmış. Bir yapımda ya da sanatsal üründe, tarihsel bir olay objektif bir şekilde dozu kaçırılmadan sunulduysa, içine biraz müzik, biraz aşk katıldıysa ortaya güzel bir hikaye çıkabiliyor. Bu dizi de o anlamda doyurucu bir özelliğe sahip. 

Diziler ya da filmler benim için bir katarsis kapısı oluyor. Oturup o dünyadaki kahramanlarla üzülüyor ya da sevinebiliyorum. Bu dizi de benim için öyle oldu:)

Bu arada,  Cem Yılmaz'ın Diamond Elite Platinum Plus'ını gülmek için izledim. Belgesel dizi olarak da 100 Humans'ı bitirdim. Sosyal psikolojiyle ilgilenenlere önerebilirim, değişik bilgiler öğrendim...

2 Mart 2022 Çarşamba

Kil-tablet Öykü, mart sayısı

 


Kil-tablet Öykü'nün mart sayısında "Yas Çiçekleri" adlı öyküm yer aldı... 
Bu öykü, geçen ayın öyküsünün devamı niteliğinde... 

Tema: Susmak

https://kiltabletoyku.com/oyku/yas-cicekleri/

Ankara'da usul usul yağan karla baharı karşıladık😇 

Yeni ayda, bu taze baharda barış çiçeklerini koklamak istiyorum🙏🏻💙





25 Şubat 2022 Cuma

Dr. Jekyll ve Mr. Hyde- Robert L. Stevenson

 

Okumadığım dünya klasiklerini, renkli okuma yolculuğuma eklemeyi ihmal etmiyorum. Bunlardan biri en son okuyup bitirdiğim, Dr. Jekyll ve Mr. Hyde oldu. Bu kitap, tuhaf bir kişilik bölünmesi üzerinden insan doğasını anlatan heyecanlı bir yolculuk. Dönemine göre üstün bir anlatıma sahip. Farklı olay örgüsü içinde, insanın iyi-kötü, karanlık-aydınlık tarafıyla olan mücadelesini yansıtmış...

İnsan, iyi ve kötü yanlarıyla bir bütündür. Zıtlıklarla vardır.  Kendi  kişisel gelişimimizi, deneyimlerimizi, yüksek farkındalığımızı; kötü ve karanlık taraflarımızı terbiye etme yönünde kullanmamız faydamıza olacaktır. Geçmişteki tamamlanmamış zaruri ihtiyaçlar; hangi yönümüzün ağır basacağına zemin hazırlar o nedenle o yönlerimizi doğru bir yola kanalize etmeliyiz, yoksa son kaçınılmaz bir yıkım olur diyooo:)

21 Şubat 2022 Pazartesi

Ziyan- Hakan Günday

 

Uzun zaman önce ara verdiğim Hakan Günday okumalarıma, Ziyan ile devam ettim. Onun sert üslubuyla oluşturduğu karanlık dünyada gezinirken, uzun zamandır görüşmediğim bir arkadaşımla konuşmayı özlediğimi hissettiğim yalan değil sevgili okurcum:) Günlerce Ziyan oldum, Ziyan'la yattım Ziyan'la kalktım...

Ziyan, tema itibariyle askerlik kavramına genel bir eleştiri merceği uzatmış diyebilirim. Amaç ve araç noktasında askerliğin farklı bir anlayışa dönüşmesi, askerlik yapan bir kahraman üzerinden aktarılmış. Kahraman; eş zamanlı olarak tarihte İzmir suikastının faili Ziya Hurşit’in hayaletiyle konuşuyor. Bu bağlamda okuru, geçmiş ve şimdi üzerinde sarsıcı bir yolculuğa davet ediyor…

Yer altı edebiyatı severlere uyar diye düşünüyorum:)

***
"Ama ben kendim için yazıyorum, kendimi anlamak için. Dönüp bakmak için." (S.145)

“Gözleri arkasında olanlar er geç tökezler. İnsanoğlu, tek bir halden ibaret değil. Üç sayfa önce yazdığını bugün anlamanın imkanı yok. Çünkü o sen değilsin. Boşuna bir çaba. Bir dalganın sürüklediği, ilerledikçe çürüyen bir dal parçası. İşte, busun. Hepsi, o kadar. Hiçbir şeye dönüp bakma. Özellikle de kendine. Bozuk bir fotoğraftan başka bir şey göremezsin. Üzerine tek saniye binsin, sesler bile değişir. İnsan doğru hatırlayabilen bir mahluk değil. Bu yüzden hatırlamaya çalışma.”(s.145)

“Olgunlaşma, kimseye ve hiçbir şeye güvenmemeyi öğrenmektir.”

15 Şubat 2022 Salı

Yürüyen Bahçe- Sultan Serdar Doksöz

 

 

Zorlu hayat yolculuğunda, ağır sorumlulukların boyunduruğunda kaybolmuş, gülmeyi unutmuş insanların içinde mutluluğu arayan bir çocuk...

Bu mutsuzluğun nedenini sorgularken karşısına çıkan bir kadın; yaşamın farklı yönünü, gülen yüzünü yeniden hatırlatabilir mi?

Sevgiyle yoğrulmuş bir çocuk romanı, Yürüyen Bahçe... 

İyi okumalarınız olsun, sevgiler 💙

***

"Sevgiyle dokunduğun hiçbir şey canını yakmaz, sevgi iyileştiricidir." (S.35)




10 Şubat 2022 Perşembe

Algernon'a Çiçekler- Daniel Keyes



Bu çiçekleri her anımsadığımda buruk bir yaşanmışlığın kokusu yayılacak havaya. Sonra o buruk hatıradan sevginin ışığı yansıyacak bulunduğum yere. Sevginin gücünü bir kez daha hissedeceğim bana masumca bakan gözlerle…


Düşük bir IQ ile doğan Charlie, araştırmacıların zeka seviyesini arttıracak deneysel bir ameliyatı hayata geçirmeleri için uygun bir denektir. Bu deney Algernon adındaki laboratuvar faresinde denenmiş ve başarıya ulaşmıştır. Aynı deney Charlie üzerinde de denecektir. Sonuç istenilen ideal düzeyde seyredebilecek midir?

Ah Charlie...
***


“Ama fark ettiğim en önemli şey, duygusal problemlerin zeka ile çözülemeyeceği…”(s.181)


“Zeka insanlara verilen en büyük hediyelerden biri. Ama genellikle, bilgi araştırması, aşk araştırmasını kovuyor alandan. Bu, kendimde kısa süre önce keşfettiğim bir duygu. Bunu size varsayım olarak sunuyorum: sevgisiz bir zeka, kısa sürede zihinsel ya da moral çöküşüne, nevroza ya da psikoza neden olur. Ve şunu söylüyorum ki, akıl kendi içine dalarken ve karışırken, insan ilişkilerini dışlayan bir biçimde bencil davranırsa, bunun sonu şiddet ve acı olur.”(s.221)



5 Şubat 2022 Cumartesi

Barış Çöreği- Fakir Baykurt


 Fakir Baykurt'un Duisburg Treni'ni okudum. Barış Çöreği de o öykü kitabındaki gibi, seksenli yıllarda ülkemizden Almanya'ya çalışmaya giden işçi ve emekçilerin gurbette yaşadıkları adaptasyon sorunlarını, karmaşıklaşan kültür değişimlerini yansıtıyor. Gayet sade ve açık bir üslubu olan iyi öykülerdi...

Bu arada Jale Sancak'ın Tanrı Kent adlı öykü kitabını da bitirdim. Orada da İstanbul'un farklı semtlerinde yaşayan farklı insan hikayelerini şiirsel bir anlatımla okumak keyifliydi:)