30 Nisan 2013 Salı

Narla İncire Gazel


"Sonun, başın,ortanın birbirine karıştığını,anlamını yitirdiğini,tersinmez zamanın boyunduruğundan kurtulduğunuzu duyduğunuz bir gün gelir.
Bir kitabınızdan aldığınız parçayı bir başka kitapta kullanabileceğinize karar verdiğiniz bir gün,örneğin. Günü gelince,bu kitabın tümünü öbür kitaba aktarabileceğinizi de düşünürsünüz.Gereç kıtlığında kitap üretmek için değil,yaşamın benzeri olabilecek bir iş yaptığınızı,neden sonra,kavrayabildiğiniz için…
Yaşlanmışsınızdır,yaşamınız artık sizin malınızdır.Malınızı istediğiniz gibi kullanabilirsiniz.Yeterince güçlü, yerini bulan bir fiskenin —ister içinizden gelsin, ister dışarıdan— sizi nasıl dağıtabileceğini, elinizden her şeyi —bir kırıntısını bile bırakmamacasına— bir anda nasıl alabileceğini öğrenmiş olduğunuz ölçüde yaşamınıza egemensinizdir artık. Ölümünüz,çalamayacağınız ilk fotoğraf olacaktır.
Bir ömür boyu, göğsünüze asılı bir fotoğraf makinesi gibi kullanmayı öğrendiğiniz, ilginç (yok yok, “ilginç” de değil, “güzel” de değil, açık sözlü olmalı), gövdenizi tepeden tırnağa ürperten,ürpertebilen birtakım bireşimleri o saat seçip donduran gözlerinizle çekip,bencilce,başka hiç kimsenin göremeyeceği,sizin de eski bir kutuya atar gibi,üzerinde bir daha durmayacakmışçasına içinizin bir gözüne atıp unuttuğunuz, yıllar sonra bir anda bulup çıkarabildiğiniz,o günkü gibi pırıl pırıl ama kim bilir ne kadar değişik, çalıntı fotoğraflar…
Sevdiğinizin,özellikle uyurken ama düşünür, yürür, okur, denize bakarken de,bol bol çaldığınız fotoğrafları öğretir bunu size.
Fotoğraflar biriktikçe, öncelik-sonralık dediğimiz bir bağıntının, önemini yitirdiğini, zamanla yok olduğunu görürüz.Anlatmaya değer gördüklerimizin kavranabilmesi,niye bir sıraya uyulmasına bağlıymışçasına düşünüp eyleriz ki?
Seni, lavanta kokulu bir sabunda; bir kavun diliminde,açık,uçuk gümüş rengi bir çorapta;bir yasemin dalında;adını bilmediğim,bilmemekten utanç duyduğum halde öğrenmek istemediğim tek bildiğim, görünüşüne bakılırsa tatulayla bir hısımlığı olması gerektiği sabun kokulu,el büyüklüğünde,fildişi rengi bir çiçeğin açışında;yıkık kemerlerde uyuklayan kedilerde;gecenin soğumuş kumunu döven,patlayan dalgaların sesinde;günün ilk ağartısında —karanlık saatler boyunca dağıtıp durduğun yatağında sabahın serinliği çıplaklığına işlemeye başlarken— uyanmaksızın, omuzlarına doğru çektiğin, örtündüğün bir çarşafın ılık,ak mutluluğunda bulacağım;dirim içimden çekilesiye…
Kokularım,seslerim,görüntülerim,anılarımsın sen benim.Dokunduğum,okşadığım,en gizli tadını tattığımsın.Kahvaltının üçüncü çayı bittiğinde “Uyanamadın mı daha?” dediğim zaman “Ne gereği var?” diyen ilk insansın bana.
Yıllardır,yaz gelince bir denize,belli bir denizin belli bir noktacığına gitmekten,orada birkaç gün geçirmekten umduğumuz,bu birkaç günde bulduğumuz nedir?Ödünç bir genlik mi? Bir bolartı tansığı mı? Bir çocukluk uçmağına uğramanın vazgeçilemez olmazlığı mı?Yoksa, bir özgürlük düşü ardında gizlenmiş mutluluk,sürünün içinde kalıp kurda nanik demenin çocuksu böbürtüsü mü?
Nar kentinde bir incir buldum. Narı da inciri de,övmek isterim. Anam her kışın en karanlık noktasında, eve girerken bir nar atardı yere, bütün gücüyle parçalanıp iyice dağılsın diye.Evin beti bereketi niyetine…Ardından hızla süpürüp silerdi ortalığı.Bir iki gün sonra,narın patladığı yerden çok uzakta incecik bir çıtırtı duyduğum olurdu ayağımın altında. Ne kadar dağılmışsa nar taneleri,o kadar iyiydi. Topladıktan sonra söylerdim anneme,sevinsin diye.
Dişi narla erkek incir. İncirin dişiyle ilişkili resmî söylencesi, erkekliğe ilişkin gizli edebiyatı, Akdeniz’in her yerine dağılmış, ayıplık bir sözcük olmaya varmış. Erzurumlu manav bile,benim “incir” diye sormam karşısında,bastıra bastıra “yemiş”in fiyatını söylediydi… İyidir öyle oluşu.
Her serüven düşü,incirin altında başlar, incirin altında biter. Deniz, incir, güneş, kumsal, yaşamak istediğimiz,yaşayalım yaşamayalım gönlümüzden geçirdiğimiz her bir ölümün,her hazzın bir imi değil midir?"
                                                                                                                  Bilge Karasu

29 Nisan 2013 Pazartesi

Yine

"güneşin altında radyo dinleyen çocuk
sen bu dünyaya mı aitsin?
hayatın nasıl olduğu değil kimlerle olduğu önemli dersin
göğe ara sıra başını kaldır bak öyleyse
kendine ait bir yıldız bulabilir misin?
içinde hiç bir şey olmayan bir dünya özlüyorsun
hadi bir kaç şeyi daha atsak boşluğa sevinir misin?


sevdikleriyle anlaşamayan anlaştıklarından durmadan kaçan
bakıp on altı yaşından ağlayan çocuk
peugeot çalışmıyor biraz ittirir misin?
eğer çalışsaydı uzun bir yolculuk isterdin
beyaz peugeot'yu kullanan arkadaşına de ki:
çok gaz verme vitesi ikile beni unutma
herkesin herkesle sevgili olduğu bir toplumu özleyen
ve bütün gün güneşin altında radyo dinleyen bu çocuğu unutma
bir gün buradan gideceğim
sen kontağı çevir vitesi ikile beni unutma
uzak yollar beni çağırıyor
hiç bir şey yapmayacağım bundan sonra
"ben buradayım" de güneşin altında radyo dinleyen çocuğa "dünyadan korkma"
güneşin altında radyo dinleyen çocuğu sakın unutma

güneşin altında radyo dinleyen çocuk
fm'de ne çalıyor?
dünya senin ama sen dünyaya ilişme!
peugeot çalıştı korna çalıyor bin arkaya
her şey önünden bir bir geçsin başını cama daya
başını cama dayayan çocuk hoşçakal
ben burada kalıyorum güneşin altında
anteni çıkar radyonu aç düşlerimi unutma"

ahmet güntan

25 Nisan 2013 Perşembe

Çocuk için bilinçli disiplin kılavuzu



Çocuk büyüdükçe bakımından,ihtiyaçlarından daha çok anne babayı davranışlarını disipline etmek zorlar.Bu konu ile ilgili daha önce okuduğum Traccy Hogg'un-Çocukluğa geçişte mucize çözümler- kitabına ara ara başvuruyorum.Sizlerin de çocuğunuzla yaşadığı sıkıntılı durumlarda göstereceğiniz davranışlara örnek teşkil edecek bu listeyi paylaşıyorum.Faydalı olması dileklerimle..

Sorun                                    Ne yapmalı?                                Ne söylemeli?

Aşırı heyecanlanmak.            Aktiviteden uzaklaştırın                 Sıkıldığını görüyorum.Biraz dışarı
                                                                                                   çıkalım.

Bir şey istediği için                İlgilenmeyin.İşe yaramazsa            Bu etkileyici yine de istediğini 
başkalarının önünde öfke       uzaklaştırın.                                  alamazsın.Ayrıca böyle
nöbetine girmek.                                                                        davranamazsın.

Giyinirken işbirliği                Birkaç dakika bekleyin.                Hazır olunca tekrar deneriz.
yapmamak.

Etrafta koşuşturmak.           Durdurun ve kucağınıza alın.         Ayakkabını ve çoraplarını  giydirince
                                                                                                gidiyoruz.

Bağırmak.                           Kendi sesinizi alçaltın.                    Lütfen alçak sesle konuşalım.

Mızmızlanmak                    Gözünün içine bakarak onu            Düzgün konuşmazsan seni
                                          taklit edin(mızmızlanmadan)           dinlemem.

Uygun olmayan koşma        İki elinizle omuzlarından tutup         Burada koşamazsın.Koşmayı 
                                          engelleyin.                                       sürdürürsen eve döneriz.

Kucağınıza alırken size        Hemen yere bırakın.                    Bana vuramazsın.Canım acıyor.
vurması.     

Başka bir çocuğun            Yanına gidin ve oyuncağı             O oyuncakla Ayşe oynuyor.Ona geri 
elinden oyuncağını              geri vermesini sağlayın.                vermeliyiz.
almak.   

Yemek atmak                   Mama sandalyesinden kaldırın.            Masadan yemek atılmaz.

Başka bir çocuğun            Bir elinizle saçı çektiği eli tutun.                    Nazik ol,çekme.
saçını çekmek.                  Diğer elinizle elini hafifçe sıkın.   

Başka bir çocuğa              Engellemeye çalışın.Aşırı heyecanlıysa          Vurma,canı acır.
vurmak.                            başka bir odaya götürüp sakinleşmesini
                                        bekleyin.

Sürekli olarak                   Eve gidin.                                                Eve gitmeliyiz.
vurmak.

                                           

Traccy Hogg-Çocukluğa geçiş sorunlarına mucize çözümler

23 Nisan 2013 Salı

Gökyüzünü öpmek isterdim


(..........)

"Yağmur dindi Ömür hanım.
Gökyüzü masmavi gülümsedi yine.
Doğa aynı oyununu oynuyor bizimle.
Umudun ucunu gösteriyor usulca,iyimserliğin ışığını süzüyor mavi atlasından.
Ne aldanış!
Bulutların rengi mavi-beyaz mıdır,kurşuni-külrengi mi yoksa? 

Gökyüzünü öpmek isterdim Ömür hanım,gözlerimle değil dudaklarımla.
Yoruldum bulutları kirpiklerimde taşımaktan.
Delilik mi dedin?Kim bilir...
Belki de yerde sürünmenin bir tepkisidir bu,
ya da ne bileyim bilinçsiz bir aykırı olmak duygusu.
Gökyüzü de olmak isteyebilirdim değil mi?Kim ne diyebilir ki?...."
                                                                                            Şükrü Erbaş

18 Nisan 2013 Perşembe

Tohum çimlendirme ve diğerleri



Geçen haftadan bu yana Gülce ile fasulye çimlendirmeye başladık.Her gün su verdik tohuma ve bir hafta sonunda çimlendi,büyüdü tohumlar.Gülce her gün küçük bir tohumdaki değişimleri merakla izledi.

Bugünlerde başka neler mi yapıyoruz?

Öncelikle Naz dansı çok seviyor yaşı daha tam tutmadığı için bu tarz kurslara gönderemiyorum;ben de evde sevgili Tancığımın minik çocuk bale gösterilerini netten açıyorum ve Gülce ile o hareketleri yapmaya çalışıyoruz.Hafta sonları pazar günü evde satranç öğretmeye başladım.Şu an taşları ve yerlerini tanıtıyorum.Burada amacım bu oyunu tanıtmak ve onda aşinalık yaratmak.Umduğumdan daha çok sevdi,ilgi gösterdi.
Gün içinde "Akıllı bebekler Akademisi" kitabında yer alan otuz altı aylık bebekler için bedensel,kinestetik zeka uyarımını sağlamaya yönelik yoga hareketlerini yaptırıyorum.Bu yaştaki çocuklar dokunarak sevgilerini ifade ediyorlar.Hem onunla dokunarak bu hareketleri yapmak çok eğlenceli hem de sizin sevginizi hissetmeniz için çok ayrıcalıklı.Ayak çevirme,bilek esnetme,pedal çevirme,kayarak oturma,yoga uykusu,kuğu hareketi,kobra duruşu gibi hareketleri yapmak hem beden hem de zeka uyarımı için çok faydalı.

Gününüz güzel,tebessümüz bol olsun...



16 Nisan 2013 Salı

Bir Zen öğrencisinin notları


Zen zihni başlangıç zihnidir.Bu düşünce John Locke'un "Tabula Rasa(Boş levha)"düşüncesiyle de örtüşür.Ona göre insan hiçbir bilgiye sahip olmayan boş bir zihinle doğar.Bir Zen öğrencisi öncelikle zihnini doldurduklarından sıyırmalıdır.

Non-in  konuğuna çay sunar.Profesörün fincanını doldurur ama durmaz,çayı fincana döker de döker.Konuk taşan çaylara bakmaktadır.Bir süre sonra kendini tutamayıp söylenir:
-Taştı artık almaz ki..
-Bu fincan gibi sende kendi düşüncelerinle,kurgularınla dolusun.Önce fincanını boşaltmazsan sana Zen'i nasıl gösterebilirim der Non-in.

Zen,Buda dininin belli başlı kollarından biridir.Zen budistlerine göre 3 tür bilgi vardır:
1. Sözel iletişimle okuyup,dinleyerek elde edilen bilgi
2. Bilimsel yaklaşımla elde edilen bilgi
3. Sevgisel kavrayışla elde edilen bilgi
   Üçüncü,kişinin kendi varlığının,benliğinin derinliklerinden gelir.Zen yolcuları üçüncü tür,sezgisel bilgiyi ve onun aydınlığını üstün sayarlar.

Zen'in amacı,kişiyi düzlüğe,aydınlığa (satoriye)çıkarmaktır.

Dört yüce gerçek vardır:
1.Dukkha,acı hayatın ve varoluşun bir parçasıdır.
2.Somudaya,acıların kaynağı arzu ve isteklerdir.
3.Nirodha,istek ve arzular bırakılırsa acılar sona erdirilebilir.
4.Mogga,acıların sona erdirilmesi.

Sekiz aşama sekiz asil yoldan geçer: Doğru kavrama,doğru düşünce,doğru söz,doğru eylem,namuslu kazanç,doğru çaba,uyanıklık ve doğru konstrasyon.
Kişilik şu beş gruptan oluşur:Vücut,duyu,idrak,ruhsal farkındalık,bilinçaltı.
Kendi kendinize ışık olun,dışınızda olan,dışınızdan gelebilecek hiç bir şeyden destek,dayanak aramayın.Kendinize yalnız gerçeği ışık yapın.Kendi dışınızda hiç ama hiç kimseden destek,dayanak aramayın der Buda.Dünyada yaşamak fakat dünyanın tozuna toprağına bağlanmamak ya da yapışmamak gerçek bir Zen öğrencisinin yoludur.

Her gün gerçek,bir öğrenci için talihli bir gündür.Zaman geçer fakat asla o geri kalmaz.Neden her şeyi büyük evren yasasına bırakıp her günü huzurlu bir gülümsemeyle geçirmiyorsun öğrenci?
Olumlu ya da olumsuz her eylemin karması bizzat o yaşam süresinde veya daha sonrakilerde meyve verecek bir tohum yaratır.O halde olumlu eylemler dizisi biriktirip daha sonraki eylemler için güzel tohumlar atmalısın.
Daima yeni başlayan bir öğrenci olmalısın unutma bu aynı zamanda sanatların da gerçek sırrıdır.
Yeniden yine başlamak,zaman sayaçlarını,olumsuz eylem sayaçlarını sıfırlamak..





                                                                                                             *Bilgiler derleme

14 Nisan 2013 Pazar

The Wall 1

                                                          
                                                                    
"Dışarı çıkıyorum.Sokakları ev basmış..."
                                                                                                                 C.Süreya

"Bütün insanlar birbirlerine açılmakla,aynı fikirde olmanın verdiği mutluluğu bölüşmekle geçiriyorlar zamanlarını.Anlamıyorum Tanrım,hepsi birden aynı şeyleri düşünmeye neden bu denli,önem veriyorlar."
                                                                                                     Sartre

"Zamanını engel aramakla geçirme,belki de hiç engel yoktur"
                                                                                                            Franz Kafka

"Ah aşk!Bir topluluğun fotoğraf çekildikten sonra dağıldığı an..."
                                                                                                     Ah Muhsin Ünlü

"Sana bakarak konuşuyorum,sesim ondan güneşli.."
                                                                                   Haydar Ergülen

"Bir masal bir taş ağırlığında olabilir mi?olurmuş meğer.
  birlikte bir masala inanmak istedim hepsi bu."
                                                                                Birhan Keskin


"Kendi uyanışları içinde diyorlar ki,
Sen ve içinde yaşadığın dünya
Bir kum tanesinden başka bir şey değilsiniz
Uçsuz bucaksız bir denizin
Uçsuz bucaksız sahilinde.”
Ben de benim rüyamın içinde
Diyorum ki onlara,
“O uçsuz bucaksız deniz benim
Ve bildiğiniz bütün âlemler de
Kum tanelerinden ibaret
Benim uçsuz bucaksız sahilimde...”
                                                                     Halil Cibran
                 

13 Nisan 2013 Cumartesi

...............
dönüşlerle kıvrımlarla dolu kocaman  kötü bir dünya bu.
ve insanlar bazı anları yok sayarak,ıskalayarak geçiştirmenin yolunu bulmuşlar.
ama bazı anlar her şeyi değiştirebilir...

11 Nisan 2013 Perşembe

Okul öncesi 3 boyutlu hayvan çalışması


Bugün Gülce Naz'la üç boyutlu hayvan çalışması yaptık.Ben kestim o yapıştırdı,boyadı ve sonunda çok şirin ineklerimiz oldu.Yapımı çok basit ve eğlenceli.Pet bardaklardan ve renkli kartonlardan hazırlanan bu hayvanları okul öncesi çocuğunuzla zevkle yapabilirsiniz.Bol aktiviteli günler...

8 Nisan 2013 Pazartesi

Kadayıflı Yalancı Tavuk Göğsü Tatlısı

 
   
  Bloglarda günlük hayatla ilgili konular daha çok ilgi uyandırıyor.Tarifler,bakım sırları,gezme yerleri daha çok tutuyor.Ben genelde edebiyat aşığı olduğum için ve dünyayı soyut bir şekilde betimlemeyi sevdiğim için o tarz yazılar paylaşıyorum.Arada da yaptığım pratik lezzetli tarifleri sizler de denersiniz düşüncesiyle yazıyorum.Biraz daldan dala konan bir blogum var:)Bir ara yazı ve şiir denemelerimi ayrı bir blogda toplamayı düşündüm ama o da biraz yorucu olacağı için göze alamadım.

Bugün sizlere güzel ve kolay bir tatlı tarifi veriyorum.Ben genelde pratik ve lezzetli tarifleri yapıyorum.Ağır tarif denemelerim hep hüsranla sonuçlandığı için basit tarifleri tercih ediyorum.

Malzemeler:

* 1 litre süt
* Yarım paket margarin
* 2,5 fincan un
* 2,5 fincan şeker
* 1 paket vanilya

* 250 gram kadayıf
* Yarım bardak şeker
*100 gram margarin
* Bir bardak ceviz ya da fındık içi

Yapılışı:

Önce margarini geniş bir tencerede eritiyoruz sonra un ve şekeri ilave ediyoruz.Ardından sütü yavaş yavaş ekliyoruz vanilyayı da katıp kaynamaya başladıktan sonra on dakika mikserle çırpıyoruz.Çırpma kısmı çok önemli bunu atlamıyoruz.
Yalancı tavuk göğsümüz bir tarafta ılırken,geniş bir teflon tavada yüz gram margarini eritip minik minik doğradığımız kadayıfları tavada kısık ateşte pişiriyoruz.Üzerine ceviz içini veya fındık içini, şekeri ilave ederek kızarıncaya kadar evire çevire pişirmeye devam ediyoruz.Piştikten sonra borcamın altına kadayıflı için yarısını boşaltıyoruz,üstüne yalancı tavuk göğsünü ekleyip en üste kadayıflı içi yayıyoruz.Buzdolabında bekletip servis ediyoruz,afiyet olsun:)



Aydınlık





"Hiçbir vakit tam karanlık değil gece 
Kendimde denemişim ben 
Kulak ver dinle 
Her acının sonunda 
Açık bir pencere vardır. 
Aydınlık bir pencere 
Hayal edilecek bir şey vardır 
Yerine getirilecek istek 
Doyurulacak açlık 
Cömert bir yürek 
Uzanmış açık bir el 
Canlı canlı bakan gözler vardır 
Bir yaşam vardır yaşam 
Bölüşülmeye hazır."

                                                          Paul Eluard

7 Nisan 2013 Pazar

Bubihaber bize geldi:))))




Bubihaber yani Gülce'nin sevgili dayısı ile hafta sonu çok güzel geçiyor:)
Herkese mutlu haftalar...

2 Nisan 2013 Salı


'Yuvarlak gümüş bir kolye
Büyülü siyah bir mum
Yeşil bir kutuda stres topları
Turuncu bir fular ve kahverengi küçük bir çanta
İçinde sıcacık bir not var
Eşyalarda aşklar gibidir
Gün olur değerini yitirir
Düşlenen bütün düşler
Gün gelir gerçeklere yenilir' .m.y..