30 Mart 2016 Çarşamba

aydınlık-ben-çiçek-su

Bulut yok,
Rüzgâr yok.
Havuzun başındayım,
Balıkların sudaki izleri,
Aydınlık, ben, çiçek, su.
Yaşamın temiz buğday başağı.
Annem reyhan topluyor.
Peynir, reyhan, ekmek, bulutsuz gökyüzü,
Islak şebboylar.
Kurtuluş yakında: avludaki çiçeklerin arasında.
Işık, bakır kaseyi okşuyor!
Yüksek duvara dayalı merdiven, sabahı yere indiriyor.
Bir tebessümün arkasında gizlidir her şey.
Zaman duvarının aralığından yüzün gözüküyor.
Bir şeyler var, bilmiyorum.
“Bir ot koparırsam öleceğim.”
Bunu biliyorum.
Zirveye doğru gidiyorum,
Kanat doluyum.
Zifiri karanlıkta yolu görüyorum,
Fener doluyum.
Işık ve kum doluyum,
Ağaç, yol, köprü, nehir dalga doluyum.
Yaprağın sudaki gölgesiyle doluyum.
“Ama ne kadar da yalnız içim.”

Sohrab Sepehri – Suyun Ayak Sesi 

27 Mart 2016 Pazar

Bir Zamanlar Anadolu'da


Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan
Oyuncular: Muhammed Uzuner, Yımaz Erdoğan, Taner Birsel...
Tür: Dram, gerilim
Ülke: Türkiye, Bosna
Yapım Yılı: 2011

Bir kadının kocasını aldatması ve bu gerçeği sonradan öğrenen, aldatılmışlığın acısını tadan bir adamın gizli bir cinayete kurban gitmesi ile başlar film. Bir doktor, bir savcı, emniyet görevlileri ve suçluların bir arada yaptıkları ceseti arama yolculuğuyla sürer. Bu yolculukta Anadolu'nun gerçekleri, kadının cinayete sebebiyet veren değişik nedenleri sorgulanır.




24 Mart 2016 Perşembe

ayrılış


Gün batıyor, gün batıyor, 
Veda etsem hepinize.
Ufuk kanlı bir denize
Dönüyor, sizi bıraksam.

Gün batıyor, gün batıyor,
Evimi, eşyamı, paramı
Nem varsa yaksam ve bir an
Kaybetsem kara bir duman
Arkasında hafızamı

Koşsam, koşsam, 
koşsam, koşsam...

Ahmet Muhip Dıranas

23 Mart 2016 Çarşamba

yağmura


ne kaldı yağmurdan?
avurtlarıma düşen bir yorgunluk,
içinde kederi kalmış bir yalnızlık.
duraklar hep bir sonrakine varır,
hayat hep tadılmamış acılara döner.
dün geçmiştim,
bugün geleceğim olur.

21 Mart 2016 Pazartesi

Uzunharmanlar'da Bir Davetsiz Misafir - Sezgin Kaymaz


“ Öyle diyordum, gene öyle diyorum… Anlam bakımından, ben pek misafir sayılmam burda… Yine de bi bakıma cuk oturmuş sayılabilirsin… Aslına bakarsan, hangimiz misafir değiliz ki? Di mi? Bugün varız, yarın yokuz…”

“ Vererek yasaklarsın… Yasaklamadan yasaklamanın bi başka yolu… Adama her şeyi o kadar bol, o kadar çok, o kadar çeşitli verirsin ki ona tercih yapma hakkını yasaklamış olursun… Çünkü bir şey elde etmekle başka bir şeyi kaybetmiş olmaz… Anlıyo musun? Halbuki hayatı yaşanabilir kılan şeylerden biri de sahip olduklarımızın alternatif maliyetini ödeme mecburiyetidir… Zevk mevk hak getire ondan sonra…”

“ Yok evladım yok… Öyle değil… Hiç gitmedik deyişim, kalbimizin hep senle olduğunu anlatmak için… Kalbi neredeyse, insan oradadır… Biz de her an senin yanında saydık kendimizi….”


Sezgin Kaymaz’ın kitaplarını ve yazış tarzını epeydir merak ediyordum. Ancak bitmeyen kitap kulelerim ve hayat koşuşturması derken, bir türlü onun kitaplarını tanıyacak fırsatım olmadı. İnstagram hesabımdan tanıştığım sevgili arkadaşım @tulayaynaci “Uzunharmanlar’da Bir Davetsiz Misafir” adlı kitabı yazarına imzalatarak bana armağan edince çok mutlu oldum. Kendisine buradan içten dostluğu için çok teşekkür ediyorum…:)

Gelelim kitaba; kitabın kapağı yüzü belirsiz, değişik görünüşlü varlıkların küçük bir kesitinden oluşuyor. Kitap İletişim Yayınları’ndan çıkmış. Yirmi bölümden, iki yüz yetmiş dört sayfadan ibaret. İçeriğin parçalarını oluşturan olay örgüsü, ana karakterimiz Musa’nın Uzunharmanlar Mahallesi’nde bir bekar evi kiralaması ve oraya taşınması ile başlıyor. Musa kalmaya başladığı evden ilk gecede gaipten sesler duymaya, evde kontrolü dışında gerçekleşen birtakım değişiklikleri gözlemlemeye başlar. Evde gerçekleşen bu değişikliklere kendince mantıklı nedenler bulmaya çalışır. Metaneti kolay kolay elden bırakmaz Musa. Mahalle halkıyla yavaş yavaş tanışmaya çalışır. Bu eve daha önce gelen kiracıların tuhaf şekilde ayrıldıklarını öğrenir. Hikayelerdeki perili evlerden biri midir kiraladığı bu ev? Aspendos adlı hayaletin mekanında misafir olan Musa mıdır?

Kahramanımızın zamanla yakından tanımaya başladığı mahalleliler; Erzurumlu Teyze, Kaportacı Kirkor Usta, Rıza ve ev sahibi Mürşit nam-ı diğer Beyabi… Hepsinin arasında gizli bir anlatlaşma yapmışçasına Musa’yı ikna etme çabaları ve Musa’nın karşı koyamadığı, sıvının her kabın şeklini aldığı gibi onun da ahalinin her birinin yanında onlar gibi düşünmeye başladığı değişik olaylar…

Gerçekle hayalin karıştığı, hayata dair bitmez denklemlerin gün ışığına çıktığı esrarlı bir yolculuk…




20 Mart 2016 Pazar

geçitsiz


kırmızı bulutlardan,
dökülüyor yağmurlar.
geçitsiz yollardan,
kurtulamıyor yediveren bahar.
toprağa karışıyor,
körpe fidanlar.

her yere yayılan;
yağmur kokusu değil,
ölüm ko(r)kusu...

18 Mart 2016 Cuma

Sen Aydınlatırsın Geceyi


Yönetmen: Onur Ünlü
Oyuncular: Ali Atay, Demet Evgar, Damla Sönmez..
Tür: Fantastik, dram
Yapım Yılı: 2013

Siyah beyaz olarak çekilen filmde Cemal, annesini ve kardeşlerini yangında kaybetmiş bir gençtir. Yaşadığı bu travmatik durum, sonraki hayatının gidişatını yerle bir eder. Öyle ki Cemal sıra dışı durumların, olağan üstü olayların içinde yaşayan bir kahraman haline gelir. Yer yer William Shakespeare'in dizelerine de göndermeler yapan farklı bir Onur Ünlü filmi.

"yarayla alay eder yaralanmamış olan
bak nasıl da sararıp soluvermiş tanrıça kederlerden
sen çok daha parlaksın çünkü
sen tüm göklerdeki yıldızların ilki
sen aydınlatırsın geceyi"


William Shakespeare

15 Mart 2016 Salı

çöl


Kor bir yankıdan başka nedir ki taş?
Dünyada bir heves değil mi insan?
Yokluk ateşiyle tutunduk varlığa
Çatladık, kırıldık
Ağrıdık.
Sarıydı kum çünkü
Gökyüzü sarı hatıra
Yeryüzünün acı bilgisine uyandık,
Şaşkınlığa.
Derin uçurumlardan doğrulup doruğa,
Yollarda kabuklar soyunduk.
Dilsizmiş dağ, ses etmemiş bize
Merhamet ettik bakıp halimize
-ah boynumuz ağırdı bize
Boyumuzdan büyük yükler edindik.
Çöl!
Yetmez mi bunca ağrıdığımız
Sarı zehir işte dört yanımız
Çöl! Kaldır kumunu duy halimiz:
-kaybolduk sende, nerde yolumuz? 

Birhan Keskin