17 Ağustos 2026 Pazartesi

dünya güzeldir hala, Bejan Matur



"dünya güzeldir hala

ve müzik doludur.


büyük koroların tanrısallığı ile 

böceklerin basit serzenişi arasında

sızlayan kalptir dünya.


o sesleri duymuş olmak 

cennet mi?

o sınırda kalmış olmak peki?


güzellikle gerçek arasında 

unutkan ve yabancı.


büyüdüm evet

artık bunu bir veda sayabilirim.


büyüdüm dikenlerin şarkısıyla

cırcır böceğinin

yaz uğultusu karışan masalında.


iğde kokuları

ve tepelerin arasında

gizlice büyüdüm."

                                  Bejan Matur




14 Ağustos 2026 Cuma

Düş Bahçelerinde Gezinti- Gamze Ece

 


"Düş Bahçelerinde Gezinti" sevgili blog arkadaşım Gamze Ece'nin yayımladığı ilk kitabı. Bu kitapta içindeki çocuğu yitirmemiş hassas bir kalbin, dünyayı, insanları, ilişkileri, yaşamı, ölümü anlamlandırırken karşılaştığı duygusal güçlükleri kısa öyküler halinde okudum.  

İnsan, içindeki masum çocuğu büyütmek istemez çünkü hayat zorlayıcıdır. Yetişkin yanımız bu yanı kabul etmeyi çoğunlukla reddeder. Ama içimizdeki çocuk farklı duyguları tanımak ister. Er ya da geç duygular, tecrübeyi de yanına alarak düşünsel yollarla birleşir. O nedenle duyguların renkli dünyasından kimse kaçamaz. Yalın bir dille aktarılmış öyküler de o duygu deryasının her tonunu içtenlikle yansıtmış. Okurunun kendi dünyasından başka izlerle karşılaşabileceği akıcı bir yolculuk.

*

" Lotus çiçekleri her zaman tertemiz kalır, asla kirlenmezler." (s.18)

"Her şey güzel olacak. Bu cümle tamamen yalan. İnsanların kendini kandırması. Bir şeylerin güzel olması ve yolunda gitmesi için çaba harcaman gerekiyor. İşte o zaman her şey güzel olur. Hiçbir şey yapmadan şu cümleyi kurup hayatın sana sürprizler sunmasını beklemek büyük saçmalık." (s. 36)

"Demek ki bu kadar çabuk kırıldığıma göre hala bir yerlerde ufak parçalar var, gözle görülmeyen parçalar. O parçalar içinde kaldıkça canın daha çok yanıyor." (s.69)

**

Tatilde okuyup bitirdiğim diğer kitaplar:

- Aklından Neler Geçiyor? Şefik Karakoç

- Tren Hikayeleri, Oya Özgür

- Çalınan Dikkat, Neden Odaklanamıyoruz? Johann Hari

-  Bir Dilek Tut, Miyase Sertbarut

***

Sevgiler.



1 Ağustos 2026 Cumartesi

Things to come, 2016


Fransa ve Almanya ortak yapımı "Gelecek Günler" adlı film, Paris'te yaşayan ellili yaşlardaki felsefe öğretmeni Nathalie'nin hayatını anlatır. 

İki çocuklu Nathalie'nin uzun yıllar süren evliliği sonlanır, annesinin sağlık sorunlarıyla ilgilenir. Bu farklı gelişmelerin ortasında benlik sorgulamasına girer. Geleceğinin inşası üzerine düşünür. Filmde işlenen ana temalar: orta yaşta yeniden başlamak, kadın rolü ve bağımsızlık, felsefe ile gündelik hayat bağlantısı vs. İnsan alıştığı hayat elinden gidince "kim" olarak kalır? Konfor alanından zorlayıcı sebeplerle çıkınca hangi yanı ağır basar?

Filmde birçok metafor vardı. Mesela, siyah kedinin adı, Pandora. Pandora, Yunan mitolojisindeki Pandora'nın kutusuna bir gönderme olabilir. Kutu açılır ve aşina olunan düzen değişir. Acı gerçekler ortaya çıkar. Ama en dipte umut kalır. Sığındığı kitaplar onu kurtarmaz, felsefe karşılaştığı acıyı yok etmez. Sadece yaşadığı imtihanı anlamlandırmada yardımcı olan araçlardır. Sonuçta, her ilişki kalıcı değil. Bilindik düzen bildiğin gibi devam etmeyebilir. İnsan her yaşta yeniden başlayabilir ya da başlamak zorunda kalabilir. Bazı dönüşümler ağır ve sessiz olabilir.

*

İzlediğim diğer filmler:

- The Chef,  2014

- Train Dreams, 2025

- The Station Agent, 2003

- Freedom Writers, 2007

**

Sevgiler.

24 Temmuz 2026 Cuma

Güven- Vedat Türkali


Okuma rotamı yine okuduklarım oluşturur. Edebiyat Nöbeti dergisinin eski sayılarından birinde dosya konusu Vedat Türkali seçilmişti. Onu yakından inceleme fırsatına erişmişken elim kitaplığımda yer alan Güven adlı romana uzandı. Bu kitabın ikinci cildini okumamıştım. Kitabı okumaya yeniden başladım

Güven, Vedat Türkali'nin tarihi romanlarından biri. Bin küsur sayfalık kitabın hacmi geniş, yazıların puntosu küçük ve sık. İki büyük ciltlik roman, kendi içinde farklı isimlendirilen kitaplardan oluşur. Birinci kitap, savaş yılları. İkinci kitap, kara duvarın gölgesinde. Üçüncü kitap, daldaki kiraz. Dördüncü kitap, savaş bitiyor. Beşinci kitap, savaş başladı. 1940'lı yılların Türkiye'si. II. Dünya Savaşı'nın yarattığı ortam ve o dönemde faaliyet gösteren Türkiye Komünist Partisi'nin iç yapısı yer alır. İstanbul Üniversitesi'nde okuyan gençlerin, aydınların, devlet görevlilerinin, işçilerin ve farklı toplumsal sınıflardan insan yaşamları aktarılır. Siyasi mücadele kadar dostluk, aşk, korku, ihanet ve hep yinelenen, aranan güven duygusunun bu insanlar arasındaki etkileşimi yansıtılır. 

Yoğun karakter kadrosu, tarihi olaylarla kurmacanın harmanlanması artı siyasi gelişmelerin aktarılması yönlerinden dikkat isteyen bir okuma bekliyor bu roman. Yazarın anlatım gücündeki ustalığı kullandığı teknikler, özellikle iç monologlar beğendiğim kısımlar oldu. Uzun soluklu tarihi yolculukları sevenlere...

"Biz yazmazsak, başkaları yazar bizim yazgımızı." (s.290 2.cilt)

"Ben kurtuldum! Yaşamak niye bu kadar kötü? Yılgınlıkla bir yere varılmaz. Yeniden başlayacağız! Sinir bozan bin bir bela içerisinde hem de!"

"Nedret'e duyduğu tutku da, o arayıp da bulamadığını onda düşlemesindendi belki. Yaşam kökenli değil, salt edebiyat kaynaklı bir düştü belki de." (s.482 2. cilt)

*

Okuduğum diğer kitaplar:

- Şu Bizim Hortlak, Oscar Wilde

- Shakespeare'in Seçilmiş Sonelerine Farklı Bir Yaklaşım, Merih Tangün

- Denizağaçları, Kemikyüzleri, Feyza Ay

-Yuan Huan'ın Kulübesi, Miyase Sertbarut

**

Kitaplarla kalın.




13 Temmuz 2026 Pazartesi

gezmece III


On yıl önce yurt dışı seyahati yapmıştık. Bu sene de farklı yerleri görmeye niyetlendik. Önce İstanbul. Ardından uçakla İsviçre/Basel. Oradan Fransa/Strasbourg'a geçtik. Otelimize yerleştik. Strasbourg'da ve Almanya/Kehl'de gezdik. Yemek yedik, alışveriş yaptık. Üç ülke köprüsünden istediğin zaman istediğin ülkeye gidebiliyorsun. İsviçre, Almanya, Fransa. İnsanlar bisikletleriyle ülkeler arası seyahat edebiliyorlar. Bizim gezi rotamızda bu üç ülke arasında oldu. 

Strasbourg çok beğendiğim bir şehir oldu. Yollar düzenli, bisiklet yolu ayrı, insanlar kibar ve yeşil alanları fazla. The Orangerie Parkı görülesi bir yer. Her çeşit bitkinin yer aldığı, içinde göletlerin, kuğuların ve leyleklerin yaşadığı kocaman bir park. Karşısında AİHM yer alıyordu. Sokak isimlerini sevdim. Thomas Mann, Bergson, Austen vs. Merkezde akşam yediden sonra her yer kapalı. Dinlenme saatlerine oldukça özen gösteriyorlar. Pazar günü dinlenme ve ayin günü yine hiçbir yer açık değil. Akşam çok geç oluyor, bu durum bana zamanın yavaşladığını hissettirdi. 


Daha masalsı bir yer diyorsan evet Fransa/Colmar tam o atmosferde bir yer. Çok şirin. Noel'de daha güzelmiş. Leylek ve kanallardan oluşan küçük Venedik önemli sembolleri. Gotik edebiyatı arada okurum ama gotik mimariyi daha çok  sevdiğimi söylemiş miydim? Fransız kahvaltısı olan kruvasan ve kahve ikilisi favorimdi. Fransızların fırıncılığı ve pastacılığı meşhur. Onun dışında yemek kültürü farklı, o yüzden akşamları fırsat buldukça oteldeki Bolulu aşçımızdan Türk yemekleri yedik.


İsviçre. Suyu, havası ve tabiatındaki doğal manzaralar büyüleyici. Tabii çikolatalarını da unutmamalı. Bern, Ayı Çukuru ve tarihi Zytglogge saati; Luzern Şapel Köprüsü, Su Kulesi, Aslan Anıtı; Zürih, Grossmünster yani Büyük Manastır kilisesinin ikiz kuleleri önemli sembolleri. Bern, Luzern ve Zürich'i aynı günde gezdik. Gezimizi genelde arabayla yaptık. Buna rağmen telefondaki adım sayarım ortalamaların üstünde gezindiğimi hatırlattı.  Bern'in kalbinde yer alan Aare Nehri ve Ayı Çukuru çok ilginçti. Nehrin kenarında serinlemek için bizde ayaklarımızı suya soktuk. Burada yüzenler de vardı.


Alsas şarap yolunda yer alan üzüm bağlarındaki asmalar bizim bağlardan biraz daha büyüktü. Obernai ve köyleri Riquewihr, Eguisheim üzüm bağları, küçük dış mekanlarıyla ve şaraplarıyla ünlüymüş.



Freiburg im Breisgau, Baden-Baden, Karlsruhe ve Stuttgart. Gezdiğimiz son yerler oldu. Freiburg im Breisgau'daki kanalların etrafındaki tatlı kafelerde insanlar kanaldan geçen suya ayaklarını koyuyor ve içeceklerini yudumluyorlardı. Sahaf festivalleri, konserler, kiliseler, heykeller, tarihi çeşmeler, katedraller, köprüler, kanallar, kuleler ve işlek caddeler. Bir süre sonra bu saydıklarım bir örüntüye dönüşebiliyor buralarda. Stuttgart'tan İstanbul'a, İstanbul'dan Ankara'ya dolu dolu anılarla dönüş. Çok şükür:)

*

Sevgiler.



23 Haziran 2026 Salı

Hiçbir Zaman Burada Değildin, 2017


Orijinal adı: You were never really here. 

Türü, psikolojik gerilim. 

Filmin hikayesi, çocukluğunda yaşadığı travmaların gölgesinde hayatını sürdürmeye çalışan Joe adında eski bir ajanın üzerine kurulur. 

Joe, istismara uğrayan kayıp çocukları kurtarmak için çalışan, içe dönük yalnız bir adamdır. Bir gün, siyasetçi kimliğiyle öne çıkan bir şahsın kaybolan kızını bulmak için görevlendirilir. Kayıp kızın izini sürerken kendini karmaşık olayların ortasında bulur...

Kayıp ruhlar, başka kayıpları gün ışığına çıkarmak isterken ödedikleri bedellerin farkına varabilirler mi?

*

İzlediğim diğer filmler:

- The Museo,  2018

- Lean on Pete, 2017

- Sylvia, 2003

-Phantom Thread, 2017

**

Sevgiler.






18 Haziran 2026 Perşembe

Kurmaca Kimden Yana- Abdullah Harmancı

 


Günümüz öyküsünün ritim ve dinamiklerini anlamak adına okuduğum kitaplar:

- Dört Mevsim Gazozu, Segah Gümüş

- Ne Acayip, Ceyhun Balcı

- Senin Hikayen, Fatma Barabarosoğlu

- Kristal Sapan, Merve Büyükçapar

- Kurmaca Kimden Yana, Abdullah Harmancı

- Hayatı Keşfetmek İsteyen Penguen, Jill Tomlinson

*

Sevgiler.

6 Haziran 2026 Cumartesi

Tarkan konseri


 05.06.2026 Cuma

Okuldan geldim. Nöbet günüm olduğu için yorgundum. Biraz dinlendim. Yemeğimizi yedikten sonra sandalyelerimizi arabaya attık, hazırlandık. Yağmur, rüzgar, kalabalık demeden yollara düştük. Tarkan'ın konserine maaile gittik. "Güzel anılar" listeme bir tane daha eklemek sevindirici. Tarkan, parlayan yıldızımız ışığın bize iyi geldi. Teşekkür ederiz:)

*

Sevgiler.

20 Mayıs 2026 Çarşamba

bir söyleşi


Bugün Emine Işınsu Anadolu Lisesi'nde gençlerle buluştuk. Yazma süreci ve hikayeler üzerine söyleştik. 

Emeği geçen değerli okul idarecilerine, öğretmenlerine ve geleceğin ümidi olan gençlere yürekten teşekkür ediyorum. Çok güzel bir gündü.



Sevgiler.

24 Nisan 2026 Cuma

Transit, 2018


Eline geçen bir liste var. Bu listenin nereden eline ulaştığına dair hiçbir fikri yok. O kadar çok birikmiş listeleri var ki, o da bunlardan biridir diyerek o listedeki filmleri sırayla izlemeye başlar. Tuttuğu listelere güvenir. Sıra Christian Petzold'un 2018 yapımı drama filmine gelir. Alman yönetmenden izlediği ikinci filmdir. Bahsi geçen film, Undine. Petzold aynı oyuncuları bu filmde de tercih etmiş. Bazı yönetmenlerin farklı filmlerinde tercih ettiği müdavim oyuncuları vardır. Mesela Bergman'ın. Bu da onlardan biri diye düşünür. 

Film, İkinci Dünya Savaşı sırasında Fransa'da Nazi işgalinden kaçan bir adamın hayatıyla başlar. Adam intihar eden bir yazarın kimliğiyle hayatını sürdürmeye çalışır. Bir yanda kendi bireysel geçmişi bir yanda yazarın süregelen hayatından peşine takılanlar onu büyük bir belirsizliğe sürükler. Bu sürüklenmede savaşın bireye yansımalarına, kimlik arayışına, göç ve kaçışa adım adım tanık olur. 

Listedeki öteki filmleri izlemek için uygun zamanı kollamaya devam eder. Bu arada dizi olarak Friends'in altıncı sezonunu bitirmiştir.

İzlediği diğer filmler:

- Burning, Şüphe, 2018 (Murakami öykü uyarlaması) 

- The Karate Kid, Karateci Çocuk, 1984

- Ash Is Purest White, Kül En Saf Beyazdır, 2018

- Cold War, Soğuk Savaş, 2018 

*

Sevgiler.


6 Nisan 2026 Pazartesi

Yüksek Gerilim- Adalet Ağaoğlu


Gerilim denilince insan kendini geri çeker. Sahafta Adalet Ağaoğlu'nun bu kitabına rastlayınca ben kendimi geri çekemedim. Anlatı geleneğini incelemem gerekiyordu. Onun öykülerine yakın perspektiften bakabilmek için bu öykü kitabını aldım. Nihayetinde gerilimden ne kadar kaçarsak kaçalım ya da kaçtığımızı zannedelim hep bir yerlerde yüksek gerilim hattına bağlanabileceğimiz ihtimali de vardır. Öyle sürükleyici bir solukta okunan öyküler değildi karşıma çıkanlar. Demlene demlene okuma istiyordu okurundan, sorgulamalara bırakıyordu onu. Bir yerde bakış açılarımızı zenginleştirmek değil miydi farklı okumalar yapmak? İşte buraya varabiliyorsak ilerleyebiliriz.

Dokuz ayrı öykü çoğunlukla birey toplum çatışması yaşayan kahramanların yaşadığı olaylar üzerine kurulmuş. Zengin anlatımda yer yer bilinç akışı tekniğine başvurulmuş. O kısımda bir dakika biz neredeydik, ne yapıyorduk diyerek zaman zaman geri dönüşler yapmış olduğumu ifade etmeliyim. Merkezini, olaydan çok iç dünya, bireyin var olma çabası, toplumun bireyi kabullenmeme direnci olarak nitelendirebilirim.

"Sokağa çıkıyoruz. Ağır aksak yürüyoruz. Adımlarımızda bir yanlışlık. Hızlanıyoruz. Hızlı yürüyüşümüzdeki uçarılığa yakışmıyoruz. Bir tanıdığa rastlamak istemiyoruz. Rastlanan her tanıdığın yanlış bir tanıdık olacağını sanıyoruz. Kimseleri sevmiyoruz. Kimselersiz edemiyoruz."

"Attığım her adımın, söylediğim her sözün hesabını vermek zorunda kalıyorum. Özgürlük mü bu?"

"Durmadan azalan her şeyin yerini durmadan artarak alan bir şey var: Her gün biraz daha suçlu olmak."

"İnsan şurasında sürekli büyüyen bir ağrıyla baş başa kalınca o ağrıyı büsbütün taşıyamaz olur, bilirsin."

**

Geçip giden zaman içerisinde okuduğum diğer kitaplar:

- Çılgın Babam, Zeynep Cemali

- Hikayeler, Anton Çehov

- Tilki Tili'nin Yolculuğu, Hanzade Servi

-Rüzgara Bırakılan Dilekler, Lois Sepahban

***

Sevgiler.


12 Mart 2026 Perşembe

Hamnet ve diğerleri

 


“Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu!
Düşüncemizin katlanması mı güzel
Zalim kaderin yumruklarına, oklarına
Yoksa diretip bela denizlerine karşı
Dur, yeter demesi mi?
Ölmek, uyumak sadece!
Düşünün ki uyumakla yalnız
Bitebilir bütün acıları yüreğin,
Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun.
Uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü.
Çünkü, o ölüm uykularında
Sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından
Ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu.
Bu düşüncedir felaketleri yaşanır yapan.
Yoksa kim dayanabilir zamanın kırbacına?
Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine
Sevgisinin kepaze edilmesine
Kanunların bu kadar yavaş
Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine
Kötülere kul olmasına iyi insanın
Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken?
Kim ister bütün bunlara katlanmak
Ağır bir hayatın altında inleyip terlemek
Ölümden sonraki bir şeyden korkmasa
O kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya
Ürkütmese yüreğini?
Bilmediğimiz belalara atılmaktansa
Çektiklerine razı etmese insanları?
Bilinç böyle korkak ediyor hepimizi:
Düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor
Yürekten gelenin doğal rengini.
Ve nice büyük, yiğitçe atılışlar
Yollarını değiştirip bu yüzden
Bir iş, bir eylem olma gücünü yitiriyorlar.
W. Shakespeare / Hamlet”

Son zamanlarda izlediğim en iyi kitap uyarlaması filmi.

İzlediğim diğer filmler:

- Vertigo, 1958
- 2001 Uzay Yolu Macerası, 1968
- The Godfather, 1972
- Yurttaş Kane, 1941

*
Sevgiler.




8 Mart 2026 Pazar

Dalmışsam Uyandırma'ya Dair III

 


Yeni öykü kitabımla ilgili kıymetli arkadaşlarımın yorumlarını güncemde paylaşmaya devam ediyorum. Her insan farklı bir dünyadır. O dünyalarda farklı yansımalar bulmanın sevincini en çok böylesi anlamlı paylaşımlarda hissediyorum.

İlk güzel yorum kıymetli arkadaşım Buraneros'tan.

https://laparagas.blogspot.com/2025/11/dalmssam-uyandr.html

Kıymetli öğretmenim Makbule Abalı'nın yorumu:

https://ucunkuslar.blogspot.com/2025/12/bir-kitap-dalmissam-uyandirma.html


Kıymetli arkadaşım Duygu'nun yorumu:

https://duyguemanet.blogspot.com/2026/02/dalmssam-uyandrma-uyu-ay-orman-tanrs.html

Yürekten teşekkürlerimle...

*

Sevgiler.

16 Şubat 2026 Pazartesi

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu- Peyami Safa


Türk edebiyatı psikolojik romanlarının güçlü örneklerinden biri kabul edilir. Lisede edebiyat dersi kitaplarında karşımıza çıkmışlığı vardır. 

1930'lu yıllarda bacağındaki kemik hastalığından ötürü tedavi gören bir gencin hastanede çektiği sıkıntılar, hayal kırıklıkları, aşk acısı işlenen ana temalardan. Peyami Safa'nın çocukluğundan izler taşır. Derin psikolojik çözümlemeler mevcuttur.

*

"Müthiş ağırlığı altında ruhumu deviren korkudan kurtulmak için felaketin üstüne yürümek istiyorum. Istıraptan korkamamanın tek ilacı, ıstıraptır. Bu ateşi o söndürür."

"Hakikati seviniz, o da sizi sever; hakikati arayınız o da sizi arar ve üstüne yalan Çin setleri gibi kalın duvarlar örsün, altında kalan hakikat ince iniltiyle, bir hafif rüzgar dalgasıyla, herhangi bir küçük işaretle mevcudiyetini bildirir. "Buradayım" der." 

"İçimde hep ne olduklarını bilmediğim gizli ve meçhul ümitlere sarılmıştım; onlar olmasa bir saniye nefes alamazdım."

**

Okuduğum ve dinlediğim diğer kitaplar:

- Eyvah Annem Matematik Öğretmeni, Aysen Eser, Oğuz Saraçoğlu

-Nohut Adam, Anıl Basılı

-Amak-ı Hayal, Filibeli Ahmet Hilmi (Sesli Kitap)

- Tatar Çölü, Dino Buzzati (Sesli Kitap)

***

Sevgiler.



30 Ocak 2026 Cuma

Yulaflı ekmek

 


Yarıyıl tatilinin son demlerine girdik. Tatilde ya da vaktim varsa farklı ekmekler yapmayı seviyorum. Kahvaltıyı ekmeksiz yapamıyorum. Bazen zamanım olmadığında mısır gevreği en sevdiğim kahvaltı öğünü olabiliyor. Bu sefer de yulaflı ekmeği denedim ancak uzun sürdü bitirmem. Ekmeği az yemek için farklı tarifler denediğimi düşünmeye başladım:) Bu tarifi ayıla bayıla yemesem de arada yaparım. 

Tarifim:

Bir bardak ince öğütülmüş  yulafı bir buçuk bardak ılık su içinde beklet. Yarım bardak mısır unu ve öğütülmüş keten tohumunu bu karışıma ekle. Biraz karbonat, biraz tuz, biraz zeytinyağı, biraz pekmezle iyice çırp. 180 derecede yarım saat airfryer ya da fırında pişir. Dilimleyip öğünlerine ekle.

*

Sevgiler.

17 Ocak 2026 Cumartesi

Tokyo Story,1953 ve diğerleri


Tokyo Hikayesi, yaşlı bir çiftin çocuklarını görmek için çıktıkları Tokyo seyahatini anlatır. Konu itibariyle, nesil geçişini, düşünce farklılıklarını, modern topluma ayak uyduramayan eski nesillerin yalnızlığına odaklanır. Bu hikayede belirgin bir düğüm veya sarsıcı bir gerilim yok. Ama izleyenin duygularına nazikçe bir göz kırpma var.

Jeanne Dielman 23 quai du commerce, 1080 bruxelles, 1975

Oğluyla beraber yaşayan dul bir kadının üç günü tüm ayrıntılarıyla yansıtılır. Rutin ev işleri, bastırılmış duygular ve hayatta kalma hileleri. Yavaş yavaş bu rutin parçalanır, bireysel bir çöküşle trajedik bir hal alır. İsmi epey uzun olan bu film, feminist filmler kategorisinde yer alıyormuş. Ağır ilerliyor ve minimal diyaloglar mevcut. 

Soul, 2020

2021 yılının en iyi animasyon ödülünü alan bir film. Müzik öğretmeni Joe, hayalini kurduğu caz konserine çıkmadan önce beklenmedik bir şekilde hayatını kaybeder. Kendini bambaşka bir yolculuğun içinde bulur. Hayata dönebilmek için küçük ruh yirmi iki ile kurduğu bağ, ona yaşamın anlamını sorgulatır. Çok sevdim:)

*

Friends dizisinin beşinci sezonuna geçtim.

**

Sevgiler.


12 Ocak 2026 Pazartesi

Hayalet Melodi- Eren Özeren



Kimi melodiler, tınılar sizi bazen yüreğinizden yakalamayı çok iyi bilir. Yaşanmış, üstünden çok sular akmış bir anıya ya da yaşamadığımız, bilmediğimiz tuhaf bir diyara bırakır. Müziğin evrensel dilini insan, ruhuyla konuşur. Bu konuda hemfikir olduğumuzu düşünüyorum. 

Hayalet Melodi, hayatın zorlu ve ışıltılı geçitlerinden süzülmüş bir piyano sanatçısının beklenmedik ölümüyle sırlı bir perdeyi aralar. Yaratıcı yazarlık dersleri vermek üzere bir üniversiteye gelen Filiz, yeni taşındığı evde bir günlük bulur. Bilirsiniz yazarlar her karşılaşmadan bir kıvılcım yaratma eğiliminde olurlar. Bir yanda gizli, özel bir yaşama duyulan karşı konulamaz merak, bir yandan ilham arayışı onu bu sanatçının çalkantılı hayatının izlerine doğru sürükler. İnsanın içinde iyi ruh ve kötü ruh durmadan mücadele eder. İyi ruhun teslimiyetiyle, kötü ruhun ihtiraslı esaretindeki buluşma, sürükleyici ve gizemli bir yolculuk yaratır. Nitekim Hayalet Melodi benim için de öyle oldu. Değerli blog arkadaşım Eren'i bu güzel eseri için kutluyorum, nice kitaplarda buluşmayı diliyorum:) 
*
"Bazı günler vardır, uzayıp giden yollarda umutsuzca sürüklenirken size cennetin perdesini araladığınızı hissettiren kısa bir mola gibi günler. Asla unutulmayacak böylesi incilerden beş altı tanesi geçerse elinize kendinizi şanslı sayın. İşte o gün benim için pürüzsüz, göz alıcıydı bir inciydi."(s. 70)

"Dibe vurmadan yukarı çıkamıyorsun herhalde."(s.113)

"Piyano çalmanın onun için ilahi bir tarafı, bir kutsiyeti olmuştu her zaman; bu bağı kirletmek istemezdi asla."(s. 227)

**

Okuduğum diğer kitaplar:

- Usta ve Çocuk, Valentina Rodini, 115 sayfa
-Noa, Susano Cardosa Ferreira, 128 sayfa
- Altın Avcıları Plajda, Miyase Sertbarut, 118 sayfa
- Kahraman Köpek Balto, 112 sayfa

*** 
Sevgiler.

2 Ocak 2026 Cuma

Dalmışsam Uyandırma'ya Dair II




 Sevgili arkadaşım İnci Öztürk, yeni öykü kitabım Dalmışsam Uyandırma'yı okuyup yorumladı. Teşekkür ediyorum. 

"Değerli yazarımızdan okuduğum ikinci öykü kitabı. Kitap on dört kısa öyküden oluşuyor. Kitap içerisinde deprem, pandemi, içsel yolculuklar, varoluşsal sorgulama ve yolculuklar, insanın iç dünyası ve dış dünyası arasındaki bağ, ne yaşanmış olursa olsun umudunu ve azmini yitirmemeyi okuyoruz. Okurken sorguluyor, toplumun, insanların, hayvanların hareketlerinden dersler çıkarabiliyoruz. Her öykü ayrı bir dünya ile karşılıyor bizi. Ben çok severek ve içindeki karakterlerle beraber yol alarak okudum. Hani bazen içinizde çalkalanan tüm duyguları dışa vuramaz ama yazıya dökeriz ya işte öyle bir kitap. Tüm kitap severlere fikir olması dileğiyle...
-Hayatta en çok kırılanlar, incinmeye kalbinde yer açanlardır unutma. Acı çekmeye açık olduğunu hissettirirsen, bu kim olursa olsun seni hırpalamaktan çekinmez.(s.9)"
*
Sevgiler.