SİMURG MİTOSU
"Günün birinde kuşlar toplanır, hükümdarlarını seçmek isterler. Aralarından biri, Hüthüt kuşu "Sizin zaten bir hükümdarınız var ama haberiniz yok. O bize, bizden yakın da biz ondan uzağız. Hükümdar hep odur. Adı da Simurg'dur. Kaf Dağın'nda oturur. Gelin onu arayıp bulalım" der. Kuşlar bin bir özür getirip yolun çetin olduğunu, bu yolu uçmaya güçlerinin yetmeyeceğini söyleyip bağışlanmayı dileseler de, Hüthüt onları inandırır, yüreklendirir.
Binlerce kuş Hüthüt'ü kılavuz edip yola koyulur. Yolda hepsi yorgun, bitkin düşer, yolun sonunda hükümdarı görebileceklerinden umutlarını keser, birer birer itiraza kalkışırlar. Hüthüt, onların kuşkularını gidermeye çalışır ama yol çetin, uzun yoldur; aşılacak yedi vadi vardır daha önlerinde. Yorgunluğa, açlığa dayanmayanlar bırakırlar yolculuğu; sonunda geriye yalnızca otuz kuş kalır. Bu otuz kuş, yedinci vadiyi aşınca, karşılarında kocaman bir kapı görürler. Kapıda duran çavuş onları içeri almak istemez. Hüthüt diretince açar kapıyı. Kuşlar büyük bir odaya girerler, her biri odadaki tahtlardan birine oturunca, çavuş önlerine birer kağıt koyar. Okuyunca bütün yaptıklarının kağıtlarda yazılı olduğunu görür, şaşakalırlar. Kuşların şaşkınlığı sürerken, "Simurg geliyor" diye bir ses duyulur. Otuz kuş başlarını kaldırıp baktıklarında, her biri karşısındaki aynada kendi yüzünü görür. Artık ne yol kalır, ne yolcu, ne de kılavuz.
Burada serüveni anlatılan kuşlar hakikat yolunun yolcularıdır; Hüthüt de kılavuzları, yani diyalektikçi yahut filozof. Hakikat ise insanın kendindedir, Kaf Dağı'nda değil. Ne ki o uzun yolculuğu yapmadan hakikate, yani felsefi bilgiye ulaşılmaz." (Sayfa, 14-15)
***
Konu ile alakalı olarak incelemeye aldığım diğer kitaplar:
- Felsefeye Giriş- Süleyman Hayri Bolay
- Felsefeye Giriş- Takiyettin Mengüşoğlu