31 Ağustos 2021 Salı

uğuldayan kulak

 


"Halbuki korkulacak hiçbir şey yoktu ortalıkta
   Her şey naylondandı o kadar..."

diyordu Turgut Uyar "Geyikli Gece" şiirinde...

Her şey naylondan, o kadar.. 
İnsanların kalpleri bile yok artık.. 
Ne diyebilirsin ki? 
Her şey çürüyor, yazık...

29 Ağustos 2021 Pazar

Maviye İz Süren'e Dair XVII


İnstagram'da bir arkadaşım, üniversiteden hocamız öğrencilerine sizin kitabınızı tavsiye etmiş diye haber verdi... 


Mavi, Bodrum'da... Benim ışık elçim Anılcan'ın kitabıyla aynı karede... 

Hatırla!

Teşekkür ederim 💙





 

28 Ağustos 2021 Cumartesi

Bird Box- 2018


Apokaliptik metinler, bugünden yarının dünyasına projektör tutmak için yazılır. Gelmekte olan sancılı dünyaya ilişkin kaygıları ve umutları aynı anda duyumsatan içeriklerden oluşur. Kelimenin Türkçe karşılığı: anlaşılmaz, kapalı, örtük ya da karanlık söz. Büyük felaketlerde, kıyamet sonrası yapımlarda  hayatta kalma çabası için kullanılıyor. Bu konuyla ilgili Akira animasyon filmi her yerde karşıma çıkıyordu. Onu da izledim ama pek sevmedim. Bird Box filmi de apokaliptik bir dünyaya yerleştirilmiş, psiko-gerilim, bilim-kurgu türünde olduğu için bu kavramdan bahsettim. Kitabını okumadım, filmin adı ve başrolde Sandra'nın olması beni izlemeye teşvik etti.

Orada bir şeyler var, görülmemesi gereken korkunç bir şey. Bir bakışınla insanı ölümcül bir şiddete sürüklüyor. Bir kadın ve iki çocuk. Büyük bir nehirdeki azgın dalgalarla mücadele ederek, kayıkta gözleri bağlı bir şekilde hayatta kalmaya çalışıyorlar. Malorie'nin bakış açısıyla, zamanın iki çizgisinde gidip geliyoruz. Geçmiş ve şimdi. Kuşların sesiyle menzile varacağız, gözlerimiz bağlı bir şekilde ve görülmeyen korkunç şeylerin gürültüsüyle. Ardımızda doğa üstü yaratıklar, kan, korku ve ölümün vahşetini sürükleyerek...

Filmden etkilendiğimi söylemeliyim:) 











26 Ağustos 2021 Perşembe

Karganın Elyazması- Max Aub


J
acobo bir karga. Meraklı, zeki ve gözlemci. Bir karganın gözünden insanların tuhaf yaşama biçimleri, dilleri, fiziksel özellikleri, konuştukları, savaşlar, mitler, mantık, estetik, hayal gücü, şiir gibi  konulara dair gözlemleri, çıkarımları okuyoruz. Bu sarsıcı konuşmalar Fransa’nın toprakları içinde yer alan bir toplama kampında geçiyor.

Bu bilgiç karganın, çarpıcı bir şekilde kendini sakınmadan, dile getirdikleriyle sarsılmamak ne mümkün:)

Küçük bir örnek paylaşayım:

Arkadaşlar, tanıdıklar, düşmanlar hakkında

“Arkadaş: İnsanın düşündüklerini söylediği insan.
Tanıdık: İnsanın düşündüklerini söylemediği insan.
Düşman: İnsanın düşündüklerini ve düşünmediklerini söylediği insan.”


Büyük yazar hakkında

Büyük yazarları: Shakespeare adında bir İngiliz- çünkü tüm insanların bu bey efendi tarafından uydurulan bir karakter olan III. Richard’a benzer bir yanı var- ve Cervantes adında bir İspanyol - çünkü kimsenin bu bey efendi tarafından uydurulan bir karakter olan Quijote’a benzer bir yanı yok. (Dışarıdaki bir sakallıdan duyduğum bir tanım)

Güzel bir gün olsunnn 💙




24 Ağustos 2021 Salı

Hanımların Dikkatine- Seray Şahiner

 

"Hanımların Dikkatine! Overlok makinesi ayağınıza geldi..." şeklinde devam eden sesi, mahalle aralarından geçen kamyonetten çoğunuz duymuşsunuzdur. Bu ve buna benzer seslerle bütünleştirilmiş birbiriyle bağlantılı öykülerden oluşuyor kitap. 2012 yılında Yunus Nadi Öykü Ödülü'nü almış ve yazarla ilk tanışma kitabım. Sosyal medyanın, reklamların ve eski Türk filmlerinin, bilinçaltımıza kodlamaya çalıştığı subliminal mesajlarla kadınların içsel dünyası yansıtılmış. Erkeklerin mizaçlarına göre yürüttüğü farklı ilişki biçimlerinden, kendilerine çıkış yolu arayan kadınlar... Nükteli bir anlatımla iç ve dış ses bir arada verilmiş. Yazarın ilişkileri çözümleme biçimi ve yaratılan duygu ortaklığı beni kitaba bağladı:)

***

“Gelecek korkularını isteklerinin önüne geçirme, sonra istediğinle değil korktuğunla karşılaşırsın.”(s.50)

“Bilirdi, ısrar eder görünmek, istediğini elde edememenin en kestirme yoluydu.”(s.66)

“Zulüm gören merhameti öğrenmeliydi. Ama öyle olmuyordu. Zulüm gören gördüğünü uyguluyordu.”(s.127)







 

22 Ağustos 2021 Pazar

ölü deniz



parçası değilim hırçın denizin,
büyük bir kara girdi aramıza.
sönük, ölü deniz sanıyorlar beni!
durgun, akıntısı seyrek.
tükenerek bir kopuşun sefaletinden,
doğurdum yeniden kendimi.
alacalı gün batımlarında
bu kaçıncı doğuşumdu?
anımsamıyorum.

ıssız, ölü bir deniz değilim,
bütün hisli yarımların kucağıyım.
derinliklerimde sakinlik,
mercan yeşili bir masal krallığından kalan
eski bir lahit.
yıkılışın içli tragedyasını 
okuyacaksın orada.
güneş tenini yaktıkça,
kabuklu teselliler yaratacaksın kendine.
bu uzun kumsala aynı acıyı gömenlerin,
ayak izlerinde yürüyeceksin.

dalgalarımın kıyıya vurduğu vakitlerde,
suya üflenen sözcükler gibi,
kalbinin boşa dillendiğini anlayacaksın.
rüzgar apansız dudağını öptüğünde,
engin bir denizden figanla kopuşun,
ürkek yalnızlığını göreceksin sarı ufukta.

buradayım, o umarsız akışta,
yosun kokuyor, tuzlu tanelerim.
nice ölümler, hevesli yaşamlar,
acı sırlar saklıyorum en içlerimde.
ölü de olsa adım, tenhalaşsa da gecelerim,
kendi olabilmenin tutkusuna varıyorum,
dünya evrildikçe başka bir yüze...









20 Ağustos 2021 Cuma

Yaşam bir düştür, uyanmak bizi öldürür- Virginia Woolf

 


Fethiye’de değerli profesör hocamın kitaplığından okuduğum bir kitapla geldim bugün.
Destek Felsefe grubunun 43. Sayısı; “Bitimsiz bir neşeyle çökkünlük arasında duyarlılık ve aykırılık” alt başlığıyla yayımlanmıştır.

Bu kitapla  Virginia’nın felsefesine, onun felsefesini kavrayabilmek adına yaşamındaki detaylara, kırılma noktalarına, ardında bıraktığı eserlere eğilmeden önce onun karmaşık içsel dünyasını tanıyoruz.

Sınırda olmanın zorlayıcılığını, yazıyla olan ilişkisini, kendini çökkünlüğün içinden kurtarıp yeniden inşa etmesini, bilincinin sınırını keşfetmesini, düşünsel yolculuğunda cinsiyetçiliği sorgulamasını ve umudunu kaybettiğinde bu dünyadan çekip gitmeye iten şeyin nedenini bu kitapta kısa ve öz bir şekilde okuyoruz.

Virginia Woolf okumaya başlamadan önce bu kitap, okurlara rehber olabilir, bir nevi onun dünyasına hazırlık kitabı. Onun kitabından pasajlar da yer alıyor. Bana ilk okunacak ve anlaşılır kitabı hangisidir diye sorarsanız, Kendine Ait Bir Oda diye yanıtlarım.

Okumakla kalın:)
***

“Bizi yaşlandıran ve öldüren şeyler; felaketler, cinayetler, ölümler, hastalıklar değildir; insanların bakma, gülme, otobüslerin basamaklarına koşuşturma biçimleridir. “




13 Ağustos 2021 Cuma

Uzak- Shaun Tan



2008 Angouleme Uluslararası Çizgi Roman Festivali En İyi Albüm Ödülü almış bir eser.

Oscar ödüllü Shaun Tan’in dört yıllık çalışmasının bir ürünü, Uzak.
Konusu: göç, mülteciler, zorunlu ayrılıklar, yabancılık, dışlanmışlık hissi, uzak kalmak, özlem ve tükenmeyen umut.
Kara kalem resimlerin bir araya getirilerek, sinematografik sahnelerin, farklı duyguların yansıtıldığı bir grafik roman.
Resimleri takip ederken ucu açık bırakılmış hikayeleri her okur kendine göre yazıyor. 
Büyüleyici!







11 Ağustos 2021 Çarşamba

Çocuğu Tanımak ve Anlamak- Haluk Yavuzer



Çocuk psikolojisi denilince aklıma gelen ilk isim, Haluk Yavuzer. 
Bu kitapta iletişim, ebeveyn davranışları, disiplin, sorumluluk, güven, sorulara yanıt verme, ilk temel ve sonraki alışkanlıklar, okul öncesi dönem, okul çağı, ergenlik ve cinsellik, alışkanlıklar konusunda kısa bilgiler verilmiş. Verilen bilgilerin ardından ebeveynlerin o konularla ilgili soruları yanıtlanmış.

Ben anne olarak merak ettiğim konu başlıklarını okudum. Genel olarak davranış kazandırma noktasında klasik eğitim sistemimiz gibi bireydeki benzerlikleri ortaya çıkarma amacından ziyade ondaki farklılıkları ortaya çıkarmaya odaklanın diyor. İyi bir model olmak, kaliteli vakit geçirmek, çocuğun dünyasına oyunla inmeye çalışmak, yargılayıcı bir tutumdan daha çok işbirlikçi yaklaşım içinde olmak, ilgi konusunda kardeşleri ayırt etmemek, her çocuğun farklı yeteneklerini desteklemek faydalı olacaktır. Çok kontrolcü olmak kişileri yorar doğallığı tercih etmek gerekiyor. Yetiştirildiğiniz anne-baba modellerinden kurtulmak için çocuğunuzu tanımak ona göre bir model çizmek en doğrusu.

Ruhsal rehberim Clarissa, bilge kadın manevi ortamını tertipli tutar. Bunu zihnini berrak tutarak, çalışmaları için temiz bir yer ayırarak, fikirlerini ve tasarılarını tamamlamaya çalışarak yapar diyor. Osho’da zihninin kölesi olma, kendi kendinin farkında ol, diyor. Klasik bir yöntemle yetiştirilmiş bir çocuktun, çocuklarını aynı yöntemlerle yetiştirme, ayna nöronlarının kopyaladıklarına kanma, manevi ortamını temiz tutarsan olumsuz tekrara düşmeyi de aza indirgersin. Elinden geleni yapmak için çabalıyorsun mükemmel olmak zorunda değilsin.







8 Ağustos 2021 Pazar

Yalıda Sabah- Haldun Taner

 


Birinci tekil ağızdan anlatılan buram buram İstanbul kokan öyküler. Bu öyküler kimi zaman doğa ile insanı bir araya getiren yaşanmışlıklara, kimi zaman yaşamın bir avuntu bırakan kırık aşklarına, kimi zamanda hayatın beyhudeliğine dem vuran dünyalara uzanıyor...


“İnsan içinde olumsuz duyguların oluşmasını önlemeli. Bu da en iyi ne ile olur? Derhal icraata geçmekle, kendine yeni bir çalışma alanı yaratmakla...”(s.32)
.
“İnsanlar insanı dinlemez ki... Yarım kulak dinler. Seni dinlerken kendi konuşacağını düşünür.”(s.90)
.
“Susmakta her zaman hayır vardır.”(s.89)




5 Ağustos 2021 Perşembe

aşı oldum, bekliyorum


Bugün aşının ikinci dozunu oldun. Kahveni yaptın bekliyorsun. Bir zombiye ya da bir vampire dönüşmeyi. Farklı bir dilde meramını anlatmayı. Bütün acıların dili aynıdır, unutuyorsun. Profesör Y yazdıklarının cilası olsun diye, sana argo sözlük hediye etmişti. Nerde o? Bul onu. Kaybolan fark edilir. Her zaman yanında olan fark edilmez ya da aranmaz. Her zaman kendini hatırlatma. Kaybol. Bu sözcüğü duydukça dalıyorsun. Kaybettiklerine hayıflanıyorsun. Kaybettiğini sandıkların belki hiç senin olmamıştır.  Dalma, çık. Ya batarsın, ya çıkarsın kural bu kadar basit. Çık. Bir zamanlar sana arkadaş olan bir ağacın ruhunu hissediyorsun. 

Doğayı katledenlerin, binlerce canlıya yuva olan ormanları yakanların kuyruklarını titretmek ve nallarını havaya dikmek istiyorsun. İçindeki şeytanları salmak ve geçmişte kötülüklerle savaşan mitolojik kahramanların ruhlarını hortlatmak istiyorsun. Yeniden yeşertilen umutlarla o kadar yanan yer nasıl eski haline dönebilir? diye soruyorsun. Haberler, haberler, sosyal medyadaki vatandaş gazeteciliği, içindeki aktivisti  öldüren büyük iklim krizleri. Salgını, seli, yangını, bitmeyen kadın katliamları. İçin yanıyor. Bir korku filminde gibisin. Devamlı uzun yazılar akıyor. 

Aşı oldun bekliyorsun. Beynine, new world dedikleri yeni dünyanın dinmeyen felaketlerine dayanabilecek bir format atılsın istiyorsun. Pandemiden sonra okuldan, okumaktan kopan öğrencilerini ve kendi çocuklarını toparlamakta güçlük çeken bir anneye deva olacak güncel bilgiler istiyorsun. Eski bilgilerin yeniye uymuyor, okuduğun onlarca kitabın sarı kağıtlarını sıksan mürekkebinden doğru okunacak, işe yarayacak rafine edilmiş çok az cümle çıkıyor. Yetememenin kaygısını hissediyorsun. Yakılan, kaybolan her şey karşısındaki acizliğini görüyorsun. Bir vampir gibi şeytan ruhluların kanını içmek istiyorsun. Hayır hayır bunu yazarken bile tiksiniyorsun. Kötü insanların kanını içme düşüncesi bile mideni bulandırıyor. Bu ara çok mu korku-gerilim izledin kuzum? Hayat başlı başına bir gerilim zaten biraz romantik komedi izle. Romantik akşamlarda buhurdanlığını yak, kan içemezsin sen, meditasyon yap. Yağmura uyumlan. Yağmur yağsın diye dua et. 

Bekliyorsun, belki ağrıyan sol kolundan, sağ kolundan kanatlar çıkar ve uçarsın uzaklara. Sıyrılırsın kötü izlerden, küllerden. Belki de hiçbir şey olmaz yine akşam olur, gökyüzünün göğsünden yıldızlar fışkırır. Yanık kokularının içinde oksijen tüpüyle dolaşan insanları yazmaya devam edersin. Kendine kavuşmak için yine kitaplarla kurduğun düşsel bir evrende yatıp kalkarsın. Çünkü iflah olmaz bir düşçüsün sen. Hayata karşı geliştirdiğin bir refleks bu.








1 Ağustos 2021 Pazar

Yıldızları Yeniden Yakmanın Vakti Geldi- Virginie Grimaldi




Bekar bir anne ve iki kızı; ödenemeyen borçları yüzünden zor durumdadır. Anna, içindeki boşluğu yanlış ilişkilerle doldurmaya çalışan ergen kızı Chloe ve hayvanları çok seven on iki yaşındaki kızı Lily ile aralarındaki bağı güçlendirmeye çalışmaktadır.

Tazminat alarak işten çıkarılan Anna, menzili kuzey ışıkları olan bir karavan yolculuğuyla, karmaşık hayatını toparlayacak mıdır?
***

Hayatımız boyunca başımıza gelenleri yargılıyoruz, onlara seviniyoruz veya sızlanıyoruz. Oysa sevinmek mi yoksa sızlanmak mı gerektiğini son ana kadar bilemeyiz. Hiçbir şey durağan değil, her şey değişip gelişiyor. Bugün başına gelen şeye hiç üzülme, zira böyle olması belki büyük bir mutluluktur.”
“Kahkaha, gözyaşının en iyi dublörüydü.”

“Bugüne kadar hayat rakibin oldu ama artık onu kendine müttefik et.”