5 Kasım 2026 Perşembe
Maviye İz Süren'e Dair XXV
11 Ekim 2026 Pazar
Ruhların Kaçışı, 2001
Spirited Away, dünyaca ünlü yönetmen Hayao Miyazaki'nin Oscar ödüllü eseridir. Babasının işi nedeniyle başka bir yere taşınmak zorunda kalan Chihiro ve ailesi. Taşınma yolculuğundayken yolda bir tünelin önünde dururlar. Bu ürkütücü tünelin içinden bambaşka bir alem-i misala varırlar...
Japonların dini inancı olan Şintoizme göre doğada bulunan her maddenin bir ruhu vardır. Bu ruha saygı duymak esastır. O yüzden Kintsugi gibi sanatları gelişmiştir. Eşyayı önemserler ve ondaki çatlakları onarırlar. Aynı zamanda bir eşya yüz yaşına girdiğinde onun canlandığını düşünürler. Ruhların Kaçışı izleyene bu inanç esaslarıyla oluşturulan bir başka dünyadan seslenmeye çalışır. Bu mitolojik desenli alem bahsettiğim dini temsil eden tanrıların hükmündedir. Miyazaki bu filmi kendi kızının dünyasından esinlenerek oluşturmuş. Onun hayal dünyasını farklı ve yaratıcı buluyorum. Bir çocuğun büyüme yolculuğunu acımasız bir dünyanın kurallarıyla anlatmış. Büyüme hikayesi olan filmleri, kitapları önemsiyorum. Çünkü insan yetişkinliğinde de kendi içindeki çocuğu yeniden büyütmek ister. Yeni olgunluğuyla onunla yürüyebilmek için.
Tüketim çılgınlığı, çevre kirliliği, aç gözlülük, korkular, iyilik, sevgi ve cesaret işlenen ana konulardan. Filmde en çok hoşuma giden kısım, o dünyada yer alan herkes adını unutuyor. Cadı onlara başka bir isim veriyor. Adını hatırlamak demek, geçmişini sevdiklerini unutmamak demek. Miyazaki'nin her filminde hissettirdiği sevginin, hatırlamak olduğu gibi. Bir araştırmaya göre Miyazaki filmleri insanı iyi hissettiriyormuş.
Bir replik:
"Umarım bir gün seni mutsuz eden her şeyden kaçmak için cesaretin olur."
**
İzlediğim diğer filmler:
- İstanbul Hatırası/ Köprüyü Geçmek, belgesel, müzikal, 2005
- The Social Network, 2010
- Get Out, 2017
- Sevgili Öğretmenim 2, 1996
***
Sevgiler.
25 Eylül 2026 Cuma
Mahcubiyet ve Haysiyet - Dag Solstad
Kitap modern dramanın kurucusu sayılan oyun yazarı Henrik Ibsen'in Yaban Ördeği adlı eserindeki şu pasajla başlar:
"Bir insanın elinden hayatı boyunca kendisini kandırdığı şeyi aldığınız anda mutluluğunu da bitirirsiniz."
Bu pasaj kitabın ana izleğini oluşturur. Kitabın ilk otuz sayfasına değin bu eserden bahsedilir. Bir lisede yıllardır edebiyat öğretmenliği yapan, sıradan bir hayat süren Elias Rukla okulda tatsız bir olay yaşar. Olayın sonrasında onun geçmişinde yaşadığı olaylar uzun cümleler ve yoğun betimlemeler halinde aktarılır. Yazar burada bireysel bir kesit üzerinden, toplumsal sorunları da ele alır. Sistem eleştirisi, evlilik kurumu, kimlik arayışı, yabancılaşma. Hızla değişen bir toplumda kaybedilen itibar, kendi aleminde yitirilen anlam. Kitabı bu yaz okuduğum en iyi kitap olarak belirledim. Çünkü Elias'ın entelektüel yalnızlığı bana çok tanıdık geldi. Norveç edebiyatının kıymetli ismi Dag Solstad başka eserlerini de merak ettiğim bir yazar oldu.
*
"Açlıktan mideleri kazınsa da televizyonda gösterilenlerle aynı çağda yaşıyor olmak insanlara bunu unutturuyor. Hayaller susuzluğu gideriyor. Hayaller tatmin ediyor!"
"Yoksa hayata karşı en çok iştah duyanlar mı seçiyor felsefeyi?"
"Söyleşmeye teşebbüs bile etmiyordu insanlar. Karşılıklı konuşmayı, kişisel ya da toplumsal bir konu üzerine yoğunlaşarak tartışmayı, hiç değilse bir şeyin iç yüzünü kavramanın getireceği anlık parıltıyı yaşamayı istemiyorlardı. "
"Hiç fark ettin mi, bazen insan kendini o kadar uzun süre kandırır ki, bir gün gerçeği gördüğünde sadece hayal kırıklığını değil, mutluluğunu da kaybeder."
**
Okuduğum diğer kitaplar:
- İnce Memed 2, Yaşar Kemal
- Derdini Anlatamayanlar için Ansiklopedi: Paradoks Diyalektika, Haydar Ergülen (Kitabın ismi epey uzun:)
- Çaylak Kesiği, Eren Buğdaycı
- Mark Zuckerberg, Ahmet Seyrek
Dinlediğim tiyatro eseri, Nora, Bir Bebek Evi, Henrik Ibsen (Radyo Tiyatrosu)
***
Kitaplarla kalın.
12 Eylül 2026 Cumartesi
Frances Ha, 2012
Yirmili yaşlarının sonlarında dans stajyerliği yapan Frances. Henüz hayatının nereye doğru şekilleneceğinin farkında değildir. Arkadaşlıklar, aşk, iş ve yetişkinlik arasında kendi kimliğini bulmaya çalışır.
Bu filmi bir olgunlaşma hikayesi olarak görebilirim. Bilirsiniz, olgunlaşma olayı biraz sancılı olur. Kahramanımızın ev arkadaşı Sophie, kendi hayatıyla ilgili yeni kararlar alır. Haliyle Frances'in düzeni de bu farklı durumdan doğrudan etkilenir. Evden eve, işten işe savrulurken aslında kaybettiği şeyin bir arkadaşlık, bir düzen değil de, hayalleri olduğunu ayrımsar. Olgunlaşmak, istediğin hayata ulaşmak olmayabilir. Bazen sana ait olmayanı bırakarak kendi hayatını yeniden gözden geçirmek ve onu farklı yönde inşa etme cesaretini göstermek olabilir. Her zaman aynı kişi olarak kalmayız. Her yıl, yeni bir yaş aldığımızda bile eski kişilik versiyonumuzun aksayan yönleriyle vedalaşabiliriz. Tabii bu kişisel yolculukta görebilen yanımızın da açık olması gerekir.
*
Gelelim izlediğim diğer filmlere:
- Black, 2005
- Kuzey Kutbuna Yolculuk,Animasyon, 2015
- Piyano Kazası, 2025
- Good Will Hunting, 1997
**
Sevgiler.
9 Eylül 2026 Çarşamba
coconut tatlı
- İki tane karabuğday patlağı
- İki yemek kaşığı yoğurt
- Bir yemek kaşığı bal
- İki yemek kaşığı Hindistan cevizi tozu
- Bitter çikolata
- Filtre kahve
Önce bir kasede yoğurdu, balı, Hindistan cevizi tozunu iyice çırp. Daha sonra karabuğday patlağının birisini filtre kahveyle ıslat. Üzerine yoğurtlu karışımı sür. Onun üstüne diğer karabuğday patlağını da kahveyle ıslatıp ekle. Üstüne kalan yoğurtlu karışımın hepsini dök. Bitter çikolatayla süsle. Kahve ya da çay yanında tüketebileceğin hafif tatlın hazır:)
*
Sevgiler.
28 Ağustos 2026 Cuma
Bir Ömür Nasıl Yaşanır? İlber Ortaylı
Hayatı bilinçli ve anlamlı yaşamayı amaçlayan bir söyleşi kitabı. Eser, gazeteci Yenal Bilgici'nin soruları üzerinden ilerliyor. Bu kitabında kıymetli akademisyen, tarihçi ve yazar İlber Ortaylı okurlara kültür, eğitim, seyahat, ilişkiler, çalışma, kitaplar ve kişisel gelişim konusunda tavsiyeler veriyor.
İlber Hoca'nın temel yaklaşımı şunlar: İyi yaşamak, uzun yaşamak değildir. Zamanımızı ve imkanlarımızı doğru kullanarak, kendimizi geliştirerek dünyayı tanımalıyız. Ona göre, sanat ve kültürle ilgilen, iyi eserleri oku ve asla merakını kaybetme. Kitaptan çıkarılacak ana fikirlere bakacak olursak, dünyayı gez ve tanı. Yabancı dil öğren. Bir meslek edinmekle kalma, kendini geliştirmek için farklı disiplinlerden faydalan. 'Ben artık öğrenemem, benden geçti' deme. Ömrünü gezerek, okuyarak, keşfederek anlamlandır. Bu doğrultuda hocamızın tavsiye ettiği müzeler, yabancı filmler, klasik müzik albümleri, kitaplar, görülmesi gereken eserler bölüm sonlarında listeler halinde sunulmuş. Dil, tarih ve kültür konusunda oldukça birikimli kıymetli hocamızı minnet ve rahmetle anıyorum.
*
"Bir şehrin nasıl bir yer olduğunu öğrenmek için küçük insanın nelerle mutlu olduğuna bakın. Onlar şehirden istifade edebiliyorsa orası iyi bir şehirdir. Burjuvazi yolunu her yerde bulur ama küçük insan bulamaz."
"Çocuklarınızı hayatın zorluklarına realist bir şekilde hazırlayın. Türkiye'de dayanıksız, hayata hazırlıksız, en küçük güçlükte tökezlemeye meyilli çocuklar yetiştiriliyor."
"Öğretmenler artık rol modeli, kanaat önderi olarak aramızda değil. Acilen ve de bir lider olarak geri dönmeleri gerekiyor."
"Kabiliyetleri tespit eden, çocukları ona göre yetiştiren bir sistem kurmamız gerekiyor. Hiçbir toplum yetenekli çocuklarını harcayacak lükse sahip değildir."
"Görmeden ölmemek gereken çok şehir var. Semerkand, Buhara, Kudüs, İsfahan, Kahire, Şam, Roma, Floransa, Londra.."
**
Okuduğum diğer kitaplar:
- İnce Memed 1, Yaşar Kemal
- Kaçırdıklarımız/ Yaşanmamış Hayata Övgü, Adam Phillips
- Deniz Olsun Adı, Adil İzci
- Otel Paranoya, Hakan Bıçakçı
***
Kitaplarla kalın.






