Okuma rotamı yine okuduklarım oluşturur. Edebiyat Nöbeti dergisinin eski sayılarından birinde dosya konusu Vedat Türkali seçilmişti. Onu yakından inceleme fırsatına erişmişken elim kitaplığımda yer alan Güven adlı romana uzandı. Bu kitabın ikinci cildini okumamıştım. Kitabı okumaya yeniden başladım
Güven, Vedat Türkali'nin tarihi romanlarından biri. Bin küsur sayfalık kitabın hacmi geniş, yazıların puntosu küçük ve sık. İki büyük ciltlik roman, kendi içinde farklı isimlendirilen kitaplardan oluşur. Birinci kitap, savaş yılları. İkinci kitap, kara duvarın gölgesinde. Üçüncü kitap, daldaki kiraz. Dördüncü kitap, savaş bitiyor. Beşinci kitap, savaş başladı. 1940'lı yılların Türkiye'si. II. Dünya Savaşı'nın yarattığı ortam ve o dönemde faaliyet gösteren Türkiye Komünist Partisi'nin iç yapısı yer alır. İstanbul Üniversitesi'nde okuyan gençlerin, aydınların, devlet görevlilerinin, işçilerin ve farklı toplumsal sınıflardan insan yaşamları aktarılır. Siyasi mücadele kadar dostluk, aşk, korku, ihanet ve hep yinelenen, aranan güven duygusunun bu insanlar arasındaki etkileşimi yansıtılır.
Yoğun karakter kadrosu, tarihi olaylarla kurmacanın harmanlanması artı siyasi gelişmelerin aktarılması yönlerinden dikkat isteyen bir okuma bekliyor bu roman. Yazarın anlatım gücündeki ustalığı kullandığı teknikler, özellikle iç monologlar beğendiğim kısımlar oldu. Uzun soluklu tarihi yolculukları sevenlere...
"Biz yazmazsak, başkaları yazar bizim yazgımızı." (s.290 2.cilt)
"Ben kurtuldum! Yaşamak niye bu kadar kötü? Yılgınlıkla bir yere varılmaz. Yeniden başlayacağız! Sinir bozan bin bir bela içerisinde hem de!"
"Nedret'e duyduğu tutku da, o arayıp da bulamadığını onda düşlemesindendi belki. Yaşam kökenli değil, salt edebiyat kaynaklı bir düştü belki de." (s.482 2. cilt)
*
Okuduğum diğer kitaplar:
- Şu Bizim Hortlak, Oscar Wilde
- Shakespeare'in Seçilmiş Sonelerine Farklı Bir Yaklaşım, Merih Tangün
- Denizağaçları, Kemikyüzleri, Feyza Ay
-Yuan Huan'ın Kulübesi, Miyase Sertbarut
**
Kitaplarla kalın.




