1 Haziran 2024 Cumartesi

Close Up, 1990


Nema-ye Nazdik ( Yakın Plan)

Filmin hikayesi gerçek bir gazete haberine dayanır. İşsiz ve sinema meraklısı bir adamın, kendisini İranlı bir aileye, dönemin ünlü yönetmenlerinden biri olarak tanıtmasıyla başlar. Ana karakterin bir rastlantı sonucu tanıdığı bu varlıklı ailenin evinde film çekeceğini söylemesiyle olaylar akıp gider. Sinema mecnunu bu adamın, sahte bir kimlikle kabul görme arayışı ve bu konudaki bilgisini dışa vurmaya çalışması, toplumdaki sosyal ve psikolojik saptamaları hatırlattı bana. Oyunlarla yaşayanlar ve başka birçok personayla gerçek kendiliklerini unutanlar, hayata o şekilde dayananlar. Birçok kişiliğin altında ne çok dram var. Yüzümüzü kapattığımız maskelerin esirleriyiz, bize biçilen farklı rollerin...

Filmde özellikle şeriat mahkemesinde kahramanın kendini anlattığı yerler ve gerçek yönetmenle sahte yönetmenin motosiklete binerek mağdur aileye çiçek götürmeleri beni etkiledi. Genel itibariyle İranlı usta yönetmen Abbas Kiarostami filmlerini beğeniyorum:)

*

Namaste!

25 Mayıs 2024 Cumartesi

Sarı Sıcak- Yaşar Kemal

 


Anadolu'da özellikle Çukurova'da pamuk tarlalarında çalışan işçilerin yoklukla mücadelesini anlatan öykülerin ağırlıklı olarak işlendiği bir eser.

Yirmi iki adet öykü mevcut. Bu hikayelerin bir kısmı kısa, bir kısmı da görece daha uzun, roman tadında.

***

"Herkes kendindeki kazığa bakmadan saman çöpü arıyor elin gözünde."

"Yerler, evler, insanlar vardır. Şöyle bir bakarsan mutlulukla dolarsın."

"Ne kadarcık ömrümüz var, aşağılanmış insanların alçak hüneriyle, dedikodusuyla vakit geçirecek."

"Sabahlar karanlıklardan sonradır."

"Ve bizler umutla doluyduk. Sıkıntılardan acılardan sonra gelecek güzel günlerin daha güzel olacağına inanıyorduk. Bu umutlar, bu hayaller benimdi."

****

Namaste!


9 Mayıs 2024 Perşembe

Close, 2022

 


Leo ve Remi adlı iki çocuğun, sevgi ve şefkat dolu bir arkadaşlık bağı oluşturması. 

Farklı bir sosyal çevre içerisinde hissedilen toplumsal zorbalıkla, bu samimi arkadaşlığın kalp kırıklığına ve trajediye dönüşmesi. 

Hikayenin sert ama gerçek olması. 

Belden aşağı vurmadan görselliğin iyi kullanılması. 

 Aşırı açıklamalara başvurmadan, doğal diyaloglarla hikayenin akıp gitmesi. 

*

Namaste!


2 Mayıs 2024 Perşembe

Sonluluk Üzerine- Günter Grass


Yazarı Teneke Trampet'le tanırım. İkinci Dünya Savaşı'nın travmalarını üzerinden atmaya çalışan Alman edebiyatının üretken yazarlarındandır. Nobel ödüllü yazarları okuyorum ya, onun son demlerinde yazdığı kitabı da bitmeyen listeme eklemek istedim. Kütüphanede kitap araştırırken ciltli bu kitabı dikkatimi çekti, sayfalarda gezinirken aralara serpiştirilmiş, yazarın kendi çizdiği resimleri de görünce alıverdim. Son kısımları kütüphanede bitirdim. Orda kitap okumayı severim. O an kendimi raflarda dizili kitapların bir parçası hissederim, yaşadığımı derinden duyumsarım. Çünkü bana göre kütüphaneler, metropollerin ve diğer yerleşim yerlerinin güvenli, kurtarılmış alanlarıdır. 

Bir yazar, ölümünden önce ne anlatır? Oluşturduğu dünyayı, bu dünyanın izlerini, yitirdiği sağlığı, geçmişi, iç seslerini, monologlarını, sevdiği yazarları, değişen şartları, kokulardan, tatlardan uzaklaşmasını, ölümü, hazırlattığı tabutları, içinde yıldızçiçeği soğanı olan o tabutların çalınışını, kaybetme korkusunu, geçmiş ile şimdinin hesabını gerçeklik ekseninde yapmasını,  sonluluğun tüm uzantılarını kendi penceresinden ifade eder. Vedayı bu kitabında şiirlerle, anektodlarla ve kara kalem çizimleriyle yapar...

BİLANÇO

Yan yana kitaplar, sıkıştırılmış,

Sırtlarında yazar adı ve başlık,

Hala geçerli olan kimliğim,

Gerçi yıpranmış, kullanım süresi dolmuş.

Artık bilmiyorum hangi Ben

Doldurdu bunca sayfayı sözcüklerle,

Ve nereden geldi bu,

Somut elle tutulur şeyleri

Uzun ya da kısa cümlelere

Dönüştürme dürtüsü.

Yalnızca yazmak zorunda olduğumu biliyorum,

Orada duran sözcükleri,

-beyaz tebeşirle, tahtaya-

Bana ne üzerine, kime karşı, neden

Ve ne amaçla yazacağımı söyleyen.

Yan yana dizilmiş kitaplar.

Ahşap bir raf, sağında solunda duvar,

Zamana karşı koruyorlar onları,

Yeni okurlar gelir diye.

Uzun zamandır bana ait değiller,

Ve yine de hala ağır bir yükler.

Hepsi bu. Var mı eksik,

Hesaba eklenecek?




Namaste!


26 Nisan 2024 Cuma

Martıların Efendisi, 2017


Film, hapishanede gördüğü ağır işkenceler sonucu öz benliğini kaybeden Şenol adlı karakterin kendine yeni bir dünya yaratmasıyla başlar. Bu dünyada karakter, kendini martıların efendisi olarak görür. Martılarla konuşur, kıyıda bekler, burada ütopik özgürlükler ülkesine birlikte gideceği bir yardımcı bekler. Bir zaman sonra tesadüfi olarak beklenen biri belirir kıyıda. Ama bu kişinin bir kurtarıcı mı yoksa bir yıkıcı mı olduğu müphemdir. Yaşanan bu durumla beraber olaylar hareketlenir ve başkaca bir seyre dönüşür... 

"Dünya kötülüklerle doludur. İnsanların bazıları iyicil, bazıları da kötücüldür." diye bir replik geçer. Filmde ifade edilen bu iyicil ve kötücüllerin yollarının kesişmesi bir çok konuda düşünmeye sevk eder izleyeni. Genel olarak baktığımda gözüme çarpan bazı mantıksal hatalar olsa da, sıkılmadan sonuna kadar izledim:)

🍀

Namaste!




21 Nisan 2024 Pazar

Öldüğünü Google'dan Öğrenen Adam ve Diğer Tuhaf Hikayeler- Doğu Yücel

 


"İnsan buna hayıflanmaz mı şimdi? Biliyorum, hayattayken en büyük korkumuz hayatın bir gün sona ereceği gerçeğidir ama yine de herkes, en derininde ölümüne şahit olmak ister. Son nefesimizi verirken dudaklarımıza değen rüzgarı hissetmeyi, bitiş çizgisindeki kalp atışımıza kulak vermeyi, dünyaya son bir bakış atmayı, bu asla tekrarlanmayacak tek, eşsiz ve nihai anların tümünü tecrübe etmeyi illaki isteriz. Sizi bilmem ama ben bu anları kaçırmak istemezdim. Nerden baksanız haksızlık bu. Düşünsenize onca yıl hayata tutundum, hayat cümlemim öznesi oldum, cümlenin sonunda noktanın atılmasından mahrum kaldım."(s.14)

"Zaten hayat denen bilmece için yapılan en gerçeğe yakın tasvirin kum saati olduğunu düşünmüşümdür hep. Varlığımız bir avuç kum tanesi. Her geçen saniye eksiliyoruz. Hatıralarımız, rutinlerimiz, attığımız adımlar, yaptıklarımız, hepsi aşağıda birikiyor. En başta herkeste eşit oranda kum var ve kumların dökülme hızı da aynı. Fakat o hız hastalıklar, hava kirliliği, küresel ısınma, organik olmayan yiyecekler falan eklenince kişiden kişiye değişmeye başlıyor, bir bakıyorsunuz kum saatinin dar boğazı genişliyor ve kumların akış hızı hızlanıyor. Bir de benim gibi vakalar var; bir motosiklet ya da başka bir şey çat diye kırıyor o boğazı. Evet, çat diye."(s.17)

"Derken her şey karanlığa karıştı, uyandığınızda hatıranızda tutamadığınız rüyalar, ayrıldığınızda anlamını kaybeden tüm o hatıralar gibi."(s.41)

Tür: Öykü

Sayfa sayısı: 198

Can Yayınları

*

Namaste!