17 Ocak 2026 Cumartesi

Tokyo Story,1953 ve diğerleri


Tokyo Hikayesi, yaşlı bir çiftin çocuklarını görmek için çıktıkları Tokyo seyahatini anlatır. Konu itibariyle, nesil geçişini, düşünce farklılıklarını, modern topluma ayak uyduramayan eski nesillerin yalnızlığına odaklanır. Bu hikayede belirgin bir düğüm veya sarsıcı bir gerilim yok. Ama izleyenin duygularına nazikçe bir göz kırpma var.

Jeanne Dielman 23 quai du commerce, 1080 bruxelles, 1975

Oğluyla beraber yaşayan dul bir kadının üç günü tüm ayrıntılarıyla yansıtılır. Rutin ev işleri, bastırılmış duygular ve hayatta kalma hileleri. Yavaş yavaş bu rutin parçalanır, bireysel bir çöküşle trajedik bir hal alır. İsmi epey uzun olan bu film, feminist filmler kategorisinde yer alıyormuş. Ağır ilerliyor ve minimal diyaloglar mevcut. 

Soul, 2020

2021 yılının en iyi animasyon ödülünü alan bir film. Müzik öğretmeni Joe, hayalini kurduğu caz konserine çıkmadan önce beklenmedik bir şekilde hayatını kaybeder. Kendini bambaşka bir yolculuğun içinde bulur. Hayata dönebilmek için küçük ruh yirmi iki ile kurduğu bağ, ona yaşamın anlamını sorgulatır. Çok sevdim:)

*

Friends dizisinin beşinci sezonuna geçtim.

**

Sevgiler.


12 Ocak 2026 Pazartesi

Hayalet Melodi- Eren Özeren



Kimi melodiler, tınılar sizi bazen yüreğinizden yakalamayı çok iyi bilir. Yaşanmış, üstünden çok sular akmış bir anıya ya da yaşamadığımız, bilmediğimiz tuhaf bir diyara bırakır. Müziğin evrensel dilini insan, ruhuyla konuşur. Bu konuda hemfikir olduğumuzu düşünüyorum. 

Hayalet Melodi, hayatın zorlu ve ışıltılı geçitlerinden süzülmüş bir piyano sanatçısının beklenmedik ölümüyle sırlı bir perdeyi aralar. Yaratıcı yazarlık dersleri vermek üzere bir üniversiteye gelen Filiz, yeni taşındığı evde bir günlük bulur. Bilirsiniz yazarlar her karşılaşmadan bir kıvılcım yaratma eğiliminde olurlar. Bir yanda gizli, özel bir yaşama duyulan karşı konulamaz merak, bir yandan ilham arayışı onu bu sanatçının çalkantılı hayatının izlerine doğru sürükler. İnsanın içinde iyi ruh ve kötü ruh durmadan mücadele eder. İyi ruhun teslimiyetiyle, kötü ruhun ihtiraslı esaretindeki buluşma, sürükleyici ve gizemli bir yolculuk yaratır. Nitekim Hayalet Melodi benim için de öyle oldu. Değerli blog arkadaşım Eren'i bu güzel eseri için kutluyorum, nice kitaplarda buluşmayı diliyorum:) 
*
"Bazı günler vardır, uzayıp giden yollarda umutsuzca sürüklenirken size cennetin perdesini araladığınızı hissettiren kısa bir mola gibi günler. Asla unutulmayacak böylesi incilerden beş altı tanesi geçerse elinize kendinizi şanslı sayın. İşte o gün benim için pürüzsüz, göz alıcıydı bir inciydi."(s. 70)

"Dibe vurmadan yukarı çıkamıyorsun herhalde."(s.113)

"Piyano çalmanın onun için ilahi bir tarafı, bir kutsiyeti olmuştu her zaman; bu bağı kirletmek istemezdi asla."(s. 227)

**

Okuduğum diğer kitaplar:

- Usta ve Çocuk, Valentina Rodini, 115 sayfa
-Noa, Susano Cardosa Ferreira, 128 sayfa
- Altın Avcıları Plajda, Miyase Sertbarut, 118 sayfa
- Kahraman Köpek Balto, 112 sayfa

*** 
Sevgiler.

2 Ocak 2026 Cuma

Dalmışsam Uyandırma'ya Dair II




 Sevgili arkadaşım İnci Öztürk, yeni öykü kitabım Dalmışsam Uyandırma'yı okuyup yorumladı. Teşekkür ediyorum. 

"Değerli yazarımızdan okuduğum ikinci öykü kitabı. Kitap on dört kısa öyküden oluşuyor. Kitap içerisinde deprem, pandemi, içsel yolculuklar, varoluşsal sorgulama ve yolculuklar, insanın iç dünyası ve dış dünyası arasındaki bağ, ne yaşanmış olursa olsun umudunu ve azmini yitirmemeyi okuyoruz. Okurken sorguluyor, toplumun, insanların, hayvanların hareketlerinden dersler çıkarabiliyoruz. Her öykü ayrı bir dünya ile karşılıyor bizi. Ben çok severek ve içindeki karakterlerle beraber yol alarak okudum. Hani bazen içinizde çalkalanan tüm duyguları dışa vuramaz ama yazıya dökeriz ya işte öyle bir kitap. Tüm kitap severlere fikir olması dileğiyle...
-Hayatta en çok kırılanlar, incinmeye kalbinde yer açanlardır unutma. Acı çekmeye açık olduğunu hissettirirsen, bu kim olursa olsun seni hırpalamaktan çekinmez.(s.9)"
*
Sevgiler.



24 Aralık 2025 Çarşamba

Büyük Defter, Kanıt, Üçüncü Yalan- Agota Kristof

 


Bir üçleme. Zaman yok. Herhangi bir zaman. Yer adı yok. Herhangi bir yer. Burada ademiyetin izleri bile yok. Savaşın, yoksulluğun, felaketin içinde anormal bir hayat süren anneanneye bırakılan ikizler. Bırakıldıkları yerde kötülük, kıyım adına ne ararsan var. Böyle bir ortamda insan çabuk büyür, büyümek zorunda kalır. Büyürler. Hayata, kötülüğün bin bir haline birlikte karşı koyarken, ikizlerin yolları ayrılır. Sınırların sertliğini, savaşın geçmeyen kalıntılarını, kimlikleri üzerine düşen gölgeleri aşabilirler mi? Yeniden bir arada hayatın olağan akışında yürüyebilirler mi?

"İyi edebiyat, okurun bel kemiğindeki ürpertidir." demiş Nabokov. O ürpertiyi hissettim. Taş oldum, duvar oldum dayandım onca olumsuzluğa. Dayanırım diyorsan, okuyabilirsin:)

*

" Şimdi neredeler? Ölüler hiçbir yerde ve her yerdedir." (s. 192)

"Var olmayan biri geri dönemez." (s. 220)

"Ona gerçek hikayeler yazmak istediğimi söylüyorum ama bir an geliyor, hikaye gerçekliği yüzünden katlanılmaz oluyor, bunun üzerine hikayeyi değiştirmek zorunda kalıyorum. Kendi hikayemi anlatmak istediğimi söylüyorum, cesaretim yok, hikayem çok canımı acıtıyor. Bunun üzerine her şeyi güzelleştiriyorum, olayları oldukları gibi değil, olmasını istediğim gibi anlatıyorum. Kadın: Evet. En hüzünlü kitaplardan bile daha hüzünlü kitaplar vardır. Evet öyle. Bir kitap ne kadar hüzünlü olursa olsun bir hayat kadar hüzünlü olamaz." (s.267)

**

Okuma yolculuğuma eklediğim diğer kitaplar:

- Köpek Kalbi, Mihail Bulgakov, 108 sayfa

- Harizmi ve Uçmaktan Korkan Tırtıl, Didem Demirel, 49 sayfa

- Hayatımın Rolü, Maite Carranza, 196 sayfa

-Kış Masalları, Şermin Yaşar, 128 sayfa

***

Sevgiler.





21 Aralık 2025 Pazar

Gone Girl(2014) ve diğerleri


Gidik kız mı desem, kayıp kız mı desem, tüm gidik kadınların atası olmuş falan filan. Bu kadın kahraman kim, hangi kişilik? Dışarıya dönük sahte bir benlik mi? Yoksa eksiklikleriyle kabul görmemiş biri mi? Üstelik ebeveynleri, psikolog bu kadın karakterin. Terzi kendi söküğünü dikemezmiş ya, o hesap. Kötülüğe bu kadar kafa çalıştırmayı nereden öğrendin? O anlamda kusursuzsun. Medusa'dan dersler mi aldın? Modern Medusa'nın dönüşü. Korkunç.

Beşinci evlilik yıldönümünde esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolan bir kadın Amy. Eşi Nick -o da ayrı gidik bir kafa- onu bulamayınca polise durumu bildirir. Sonrasında baş şüpheliye dönüşür. Gerçekler teker teker ortaya döküldüğünde, bu gizemli soruşturma derinleştiğinde, Nick ve Amy'nin ilişkisindeki tehlikeli, karanlık sırlar ortaya çıkar. Ya ben buna benzer yorumu daha öncede yapmıştım. Bakınız (sinema güncem etiketi) önceki film yorumları. Tekrara mı düşüyorsun kuzum, cık cık. Retro mu başladı yine, neler oluyor? Sanırım aynı tarz filmlerde dönüp dolaşıyorum. Neyse, hayat kısa, sanat uzun,tamam.

Bu filmin evlilik, kimlik arayışı ve manipülasyon hakkında tehlikeli, rahatsız edici bir hikaye olduğunu belirteyim. Pes dedim bazı yerlerde, bu kadar da olamaz dedim ama olmuştu işte. Bir roman uyarlaması kendileri.

Aralık ayı bitmeden, kasım sonunda izlediğim diğer filmleri de buraya ekleyeyim:

- There will be blood (Kan Dökülecek) 2007

- Syk Pike (İlgi Manyağı) 2022

- The name of the Rose (Gülün Adı) 1986

- Hemme'nin Öldüğü Günlerden Biri 2024

*

Friends dizisinin dördüncü sezonundayım.


**

Sevgiler.


4 Aralık 2025 Perşembe

öykü yazarına emir


" 1. Bir üstada -Poe, Maupassant, Kipling, Çehov-  gibi, inan.


2. Sanatını ulaşılmaz bir doruk olarak kabullen. Onu aşabileceğine dair hayaller besleme. Aşabilecek duruma geldiğinde, bunu zaten farkında olmadan başaracaksın.

3. Öykünmeye mümkün olduğunca diren, üzerindeki etki yeterince güçlüyse ancak o zaman öykün. Kişilik geliştirmek, her şeyden çok sabır isteyen bir iştir.

4. Körü körüne inan. Başarıya ulaşacak kadar yetenekli olduğuna değil, ama arzuladığın şey karşısında göstereceğin şevke. Sanatını yavuklun gibi sev, tüm kalbini ver ona.

5. İlk sözün nereye gideceğini bilmeden yazmaya başlama. İyi kotarılmış bir öyküde ilk üç satır, hemen hemen son üç satır kadar önemlidir.

6. Bu şartı kesinkes ifade etmek istiyorsun: "Nehirden doğru soğuk bir yel esiyordu." İnsanoğlunun konuştuğu dilde ifadeyi vermek için belirlenmiş sözcüklerden başka sözcük yoktur. Sözlerine sen hükmet, sesli harf gelmiş sessiz harf gelmiş, bunları kafana takma.

7. Gerekmedikçe sıfat kullanma. Zayıf bir ada tutturulmuş renk tayfı kadar faydasızdır bunlar. Değerli birine rast gelirsen, karşılaştırılamaz bir rengi olur. Ama önce onu bulmak gerekir.

8. Kahramanlarını elinde tut ve öykünün sonuna kadar tutarlı bir şekilde taşı. Kurguladığın yolda onları başka şekilde görmeye kalkma. Başkalarının göremediği ya da görse bile aldırmayacağı şeylerle yolunu saptırma. Okuru aldatma. Öykü, laf kalabalığından arınmış bir romandır. Öyle olmasa bile, bunu mutlak bir hakikat olarak kabullen.

9. Duyguların akışına kapılarak yazma. Bırak silinsinler, ama sonra hepsini aklına getir. Bundan sonra duyguları yeniden canlandırabilecek gücün kalmışsa, zaten yolu yarılamışsın demektir.

10. Yazarken ne arkadaşlarını düşün, ne de öykünün yaratacağı etkiyi. Bir araya getireceğin kahramanlarının içinde yaşadığı o küçücük ortamdan başka ilgini çeken hiçbir şey yokmuş gibi anlat öykünü. Öyküdeki yaşantıdan başka bir şey çıkmasın ortaya."

Horacio Quiroga