21 Eylül 2022 Çarşamba

Çocuklukta İhmalin İzi: Boşluk Hissi- Dr. Jonice Webb



Kitap duygusal ihmal anketiyle başlıyor. Boşluk hissini tanımaya yönelik örnek olaylar üzerinden devam ediyor. Ardından boşluk hissine neden olan, on iki davranış şekli ebeveynlerin sınıflandırılmasıyla yine farklı örnek olaylar üzerinden projekte ediliyor. Bu aşamada ailenizin hangi sınıfta olduğu, çocukken nasıl bir programlama üzerinden yetiştirildiğinizi ayrımsıyorsunuz. İhmal edilen yetişkinlerin ortak özelliklerini, intihar duyguları ile ilgili özel sınırları, değişimin nasıl gerçekleşeceğini, duyguların neden önemli olduğunu ve onlarla ne yapmamız gerektiğini, öz bakımı(bu bölümde değişim tabloları ve listeler yer alıyor, okur interaktif bir şekilde sürece dahil ediliyor) döngüye son vermeyi ve çocuğunuza sizin alamadığınız bir şeyi vermeyi, son kısımda ise terapistler için ayrılan bölümü okuyoruz. Duygu farkındalığını geliştirmek adına kaynakçadan önce duygu kelime listesi de eklenmiş. 

Duygusal ihmalin neden olduğu hasar ve bu hasarı düzeltmek için yapılması gerekenler, çocukluğumuzda ebeveynlerimizden aldıklarımızın yetişkinlik döneminde duygusal ve sosyal anlamda bizleri nasıl etkilediği sıcak ve empati yüklü bir üslupla aktarıldığı için çok beğendim:)

***

"Sağlıklı bir gelişim için sadece çocuğunuzu sevmek yeterli değil. Çocuğuyla uyum içinde olan bir ebeveyn, genel olarak duyguları anlayan ve bu duyguların farkında olan biri olmalı. Çocuğunun gelişim aşamalarında onun ne yapabileceğini ve yapamayacağını gözlemlemeli ve çocuğunu gerçekten tanımak için gerekli olan çabayı ve enerjiyi vermeye istekli olmalı. Bu alanlardan herhangi birinde eksik olan iyi niyetli bir ebeveyn, çocuğunu duygusal anlamda yetiştirme konusunda risk altında olur." (s.103)

"Bizim çocukluk programlarımızın değişmesi o kadar da kolay değildir. Yetişkinliğe ulaştığımız zaman, sadece alışkanlık olmaktan daha öteye geçerler ve bizim yaşama biçimimiz haline gelirler. Bir yaşam biçimini değiştirmek zordur ama kesinlikle mümkündür. Sadece biraz zaman alır." (s.211)

20 Eylül 2022 Salı

uyumlan


Sevgi; büyüyendir, iyiyi çoğaltandır... Seni gerçekten sevenleri, kucakla...  Onların saf sevgisine sarıl...

Seni sen olduğun için sevenlerin ışığıyla yürü... 

Gerçek sevgiye uyumlan ve şükret...


5 Eylül 2022 Pazartesi

Kil-Tablet Öykü, eylül

Yıllar önce Rotterdam'da gezerken yalın ayak gezen bir adam görmüştüm. 
Uzun süre ardından bakakalmıştım.
Bir öykümün adsız bir kahramanı olacaktı bu adam. Oldu.
Hikaye içinde hikaye anlattım Robert Mckee, sözlerini tutuyorum bak:)
Hisset...

"Acemi Kuş ve Yaşlı Kayın" adlı öyküm Kil-Tablet Öykü'nün eylül sayısında...

Tema: Duymak

https://kiltabletoyku.com/temalar/eylul-2022-duymak/acemi-kus-ve-yasli-kayin/



 

4 Eylül 2022 Pazar

Sekiz Buçuk, 1963


 İtalyan yönetmen Fellini’nin, Sekiz buçuk adlı sürrealist izler taşıyan filmini izledim. 
Guido, bilim-kurgu filmi çekme hazırlığında olan kafası karışık bir yönetmen. 
Bu filmi çekerken gerçekleri sorgulamaya başlar. 
Bu minvalde geçmiş/şimdi/gelecek düşünceleri birbirine karışır. 
Rüyalar, hayaller ve bilinç akışıyla harmanlanan düşsel bir dünya Fellini’nin yaratıcılığından izler taşıyor. 
Hayata dair itirafları, gerçeklik sorgulamalarında fark ediliyor. 
Guido, Fellini’nin yansıma karakteri, dolayısıyla film otobiyografik özelliğe sahip.




2 Eylül 2022 Cuma

yüzümü yıkıyorum


"Yatmadan önce yüzümü yıkıyorum.
Bir ülke alevler içinde yanarken
ben yüzümü yıkıyorum.
Yüzümü yıkamak aptalca geliyor.
Yüzümü yıkamamak da aptalca geliyor.
Hiçbir zaman böyle olmamıştı...
Ve her zaman böyleydi aslında.
Birileri dünyanın bir yerinde
"Şerefe" diyerek bardak tokuştururken 
dünyanın başka bir yerinde birileri evlerinden
oldu.
Aynı binada biri aşık olurken
bir diğeri yas tuttu.

Istırabın, sıradanlığın ve 
güzelliğin hep bir arada olması
hem dayanılmaz hem de olağanüstü.

Aynı dakika içinde önce üstünü
başını gösterenlerin sonra da 
savaştan bahsedenlerin
gönderilerini "geçerken" yüz
yıkamak gibi sıradan, aşık olmak 
gibi de büyük şeyleri nasıl
yapacağız?

Derin derin iç çekiyorum...
Umutsuzluk... Sonra umutsuz 
olmayı reddediyorum. Bir nefes
alıyorum. Biraz daha
geziniyorum: yeni doğmuş bir bebek, 
yeni açmış bir çiçek, itfaiyeciler, evsizler...
Dünya ne çok şeye ev sahipliği yapıyor.

Umutsuzlukla enerji arasında bir
seçim yapmalıyım.
Enerjiyi seçiyorum.
Karanlığın içinde dimdik durup
"Enerjiyi seçiyorum!" demek nasıl olur?
Önce bunu düşünüyorum.

Yüzümü yıkamaya kaldığım yerden
devam ediyorum.
Sonra görmezden gelmek yerine 
bakmayı seçiyorum.
Güvenmeyi seçiyorum: Önce 
iyiliğe, sonra tanıdığım
kişilerin içindeki iyiliğe,
sonra da hiçbir zaman
tanımadıklarımın içindeki iyiliğe.
Kendime güvenmeyi seçiyorum.

Yeni yollar seçiyorum. 
Eski alışkanlıklarımı değiştirmeyi seçiyorum.
Nasıl yardım edebilirim diye araştıracağım önce.
Sonra da davetli olduğum doğum günü
kutlamasına gideceğim.
Çünkü biliyorum, yas ve kutlama aynı anda var olabilir."

-Mari Andrew

1 Eylül 2022 Perşembe

Edebiyatist, sayı 43


 "Yazma Eylemi" dosyasıyla yeni aya merhaba diyen Edebiyatist'in 43. sayısında "Olamayan" adlı öyküm yer aldı...

Eylül ayı hoş gel💙