24 Nisan 2026 Cuma

Transit, 2018


Eline geçen bir liste var. Bu listenin nereden eline ulaştığına dair hiçbir fikri yok. O kadar çok birikmiş listeleri var ki, o da bunlardan biridir diyerek o listedeki filmleri sırayla izlemeye başlar. Tuttuğu listelere güvenir. Sıra Christian Petzold'un 2018 yapımı drama filmine gelir. Alman yönetmenden izlediği ikinci filmdir. Bahsi geçen film, Undine. Petzold aynı oyuncuları bu filmde de tercih etmiş. Bazı yönetmenlerin farklı filmlerinde tercih ettiği müdavim oyuncuları vardır. Mesela Bergman'ın. Bu da onlardan biri diye düşünür. 

Film, İkinci Dünya Savaşı sırasında Fransa'da Nazi işgalinden kaçan bir adamın hayatıyla başlar. Adam intihar eden bir yazarın kimliğiyle hayatını sürdürmeye çalışır. Bir yanda kendi bireysel geçmişi bir yanda yazarın süregelen hayatından peşine takılanlar onu büyük bir belirsizliğe sürükler. Bu sürüklenmede savaşın bireye yansımalarına, kimlik arayışına, göç ve kaçışa adım adım tanık olur. 

Listedeki öteki filmleri izlemek için uygun zamanı kollamaya devam eder. Bu arada dizi olarak Friends'in altıncı sezonunu bitirmiştir.

İzlediği diğer filmler:

- Burning, Şüphe, 2018 (Murakami öykü uyarlaması) 

- The Karate Kid, Karateci Çocuk, 1984

- Ash Is Purest White, Kül En Saf Beyazdır, 2018

- Cold War, Soğuk Savaş, 2018 

*

Sevgiler.


6 Nisan 2026 Pazartesi

Yüksek Gerilim- Adalet Ağaoğlu


Gerilim denilince insan kendini geri çeker. Sahafta Adalet Ağaoğlu'nun bu kitabına rastlayınca ben kendimi geri çekemedim. Anlatı geleneğini incelemem gerekiyordu. Onun öykülerine yakın perspektiften bakabilmek için bu öykü kitabını aldım. Nihayetinde gerilimden ne kadar kaçarsak kaçalım ya da kaçtığımızı zannedelim hep bir yerlerde yüksek gerilim hattına bağlanabileceğimiz ihtimali de vardır. Öyle sürükleyici bir solukta okunan öyküler değildi karşıma çıkanlar. Demlene demlene okuma istiyordu okurundan, sorgulamalara bırakıyordu onu. Bir yerde bakış açılarımızı zenginleştirmek değil miydi farklı okumalar yapmak? İşte buraya varabiliyorsak ilerleyebiliriz.

Dokuz ayrı öykü çoğunlukla birey toplum çatışması yaşayan kahramanların yaşadığı olaylar üzerine kurulmuş. Zengin anlatımda yer yer bilinç akışı tekniğine başvurulmuş. O kısımda bir dakika biz neredeydik, ne yapıyorduk diyerek zaman zaman geri dönüşler yapmış olduğumu ifade etmeliyim. Merkezini, olaydan çok iç dünya, bireyin var olma çabası, toplumun bireyi kabullenmeme direnci olarak nitelendirebilirim.

"Sokağa çıkıyoruz. Ağır aksak yürüyoruz. Adımlarımızda bir yanlışlık. Hızlanıyoruz. Hızlı yürüyüşümüzdeki uçarılığa yakışmıyoruz. Bir tanıdığa rastlamak istemiyoruz. Rastlanan her tanıdığın yanlış bir tanıdık olacağını sanıyoruz. Kimseleri sevmiyoruz. Kimselersiz edemiyoruz."

"Attığım her adımın, söylediğim her sözün hesabını vermek zorunda kalıyorum. Özgürlük mü bu?"

"Durmadan azalan her şeyin yerini durmadan artarak alan bir şey var: Her gün biraz daha suçlu olmak."

"İnsan şurasında sürekli büyüyen bir ağrıyla baş başa kalınca o ağrıyı büsbütün taşıyamaz olur, bilirsin."

**

Geçip giden zaman içerisinde okuduğum diğer kitaplar:

- Çılgın Babam, Zeynep Cemali

- Hikayeler, Anton Çehov

- Tilki Tili'nin Yolculuğu, Hanzade Servi

-Rüzgara Bırakılan Dilekler, Lois Sepahban

***

Sevgiler.


12 Mart 2026 Perşembe

Hamnet ve diğerleri

 


“Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu!
Düşüncemizin katlanması mı güzel
Zalim kaderin yumruklarına, oklarına
Yoksa diretip bela denizlerine karşı
Dur, yeter demesi mi?
Ölmek, uyumak sadece!
Düşünün ki uyumakla yalnız
Bitebilir bütün acıları yüreğin,
Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun.
Uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü.
Çünkü, o ölüm uykularında
Sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından
Ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu.
Bu düşüncedir felaketleri yaşanır yapan.
Yoksa kim dayanabilir zamanın kırbacına?
Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine
Sevgisinin kepaze edilmesine
Kanunların bu kadar yavaş
Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine
Kötülere kul olmasına iyi insanın
Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken?
Kim ister bütün bunlara katlanmak
Ağır bir hayatın altında inleyip terlemek
Ölümden sonraki bir şeyden korkmasa
O kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya
Ürkütmese yüreğini?
Bilmediğimiz belalara atılmaktansa
Çektiklerine razı etmese insanları?
Bilinç böyle korkak ediyor hepimizi:
Düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor
Yürekten gelenin doğal rengini.
Ve nice büyük, yiğitçe atılışlar
Yollarını değiştirip bu yüzden
Bir iş, bir eylem olma gücünü yitiriyorlar.
W. Shakespeare / Hamlet”

Son zamanlarda izlediğim en iyi kitap uyarlaması filmi.

İzlediğim diğer filmler:

- Vertigo, 1958
- 2001 Uzay Yolu Macerası, 1968
- The Godfather, 1972
- Yurttaş Kane, 1941

*
Sevgiler.




8 Mart 2026 Pazar

Dalmışsam Uyandırma'ya Dair III

 


Yeni öykü kitabımla ilgili kıymetli arkadaşlarımın yorumlarını güncemde paylaşmaya devam ediyorum. Her insan farklı bir dünyadır. O dünyalarda farklı yansımalar bulmanın sevincini en çok böylesi anlamlı paylaşımlarda hissediyorum.

İlk güzel yorum kıymetli arkadaşım Buraneros'tan.

https://laparagas.blogspot.com/2025/11/dalmssam-uyandr.html

Kıymetli öğretmenim Makbule Abalı'nın yorumu:

https://ucunkuslar.blogspot.com/2025/12/bir-kitap-dalmissam-uyandirma.html


Kıymetli arkadaşım Duygu'nun yorumu:

https://duyguemanet.blogspot.com/2026/02/dalmssam-uyandrma-uyu-ay-orman-tanrs.html

Yürekten teşekkürlerimle...

*

Sevgiler.

16 Şubat 2026 Pazartesi

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu- Peyami Safa


Türk edebiyatı psikolojik romanlarının güçlü örneklerinden biri kabul edilir. Lisede edebiyat dersi kitaplarında karşımıza çıkmışlığı vardır. 

1930'lu yıllarda bacağındaki kemik hastalığından ötürü tedavi gören bir gencin hastanede çektiği sıkıntılar, hayal kırıklıkları, aşk acısı işlenen ana temalardan. Peyami Safa'nın çocukluğundan izler taşır. Derin psikolojik çözümlemeler mevcuttur.

*

"Müthiş ağırlığı altında ruhumu deviren korkudan kurtulmak için felaketin üstüne yürümek istiyorum. Istıraptan korkamamanın tek ilacı, ıstıraptır. Bu ateşi o söndürür."

"Hakikati seviniz, o da sizi sever; hakikati arayınız o da sizi arar ve üstüne yalan Çin setleri gibi kalın duvarlar örsün, altında kalan hakikat ince iniltiyle, bir hafif rüzgar dalgasıyla, herhangi bir küçük işaretle mevcudiyetini bildirir. "Buradayım" der." 

"İçimde hep ne olduklarını bilmediğim gizli ve meçhul ümitlere sarılmıştım; onlar olmasa bir saniye nefes alamazdım."

**

Okuduğum ve dinlediğim diğer kitaplar:

- Eyvah Annem Matematik Öğretmeni, Aysen Eser, Oğuz Saraçoğlu

-Nohut Adam, Anıl Basılı

-Amak-ı Hayal, Filibeli Ahmet Hilmi (Sesli Kitap)

- Tatar Çölü, Dino Buzzati (Sesli Kitap)

***

Sevgiler.



30 Ocak 2026 Cuma

Yulaflı ekmek

 


Yarıyıl tatilinin son demlerine girdik. Tatilde ya da vaktim varsa farklı ekmekler yapmayı seviyorum. Kahvaltıyı ekmeksiz yapamıyorum. Bazen zamanım olmadığında mısır gevreği en sevdiğim kahvaltı öğünü olabiliyor. Bu sefer de yulaflı ekmeği denedim ancak uzun sürdü bitirmem. Ekmeği az yemek için farklı tarifler denediğimi düşünmeye başladım:) Bu tarifi ayıla bayıla yemesem de arada yaparım. 

Tarifim:

Bir bardak ince öğütülmüş  yulafı bir buçuk bardak ılık su içinde beklet. Yarım bardak mısır unu ve öğütülmüş keten tohumunu bu karışıma ekle. Biraz karbonat, biraz tuz, biraz zeytinyağı, biraz pekmezle iyice çırp. 180 derecede yarım saat airfryer ya da fırında pişir. Dilimleyip öğünlerine ekle.

*

Sevgiler.