28 Ağustos 2026 Cuma

Bir Ömür Nasıl Yaşanır? İlber Ortaylı


Hayatı bilinçli ve anlamlı yaşamayı amaçlayan bir söyleşi kitabı. Eser, gazeteci Yenal Bilgici'nin soruları üzerinden ilerliyor. Bu kitabında kıymetli akademisyen, tarihçi ve yazar İlber Ortaylı okurlara kültür, eğitim, seyahat, ilişkiler, çalışma, kitaplar ve kişisel gelişim konusunda tavsiyeler veriyor.

İlber Hoca'nın temel yaklaşımı şunlar: İyi yaşamak, uzun yaşamak değildir. Zamanımızı ve imkanlarımızı doğru kullanarak, kendimizi geliştirerek dünyayı tanımalıyız. Ona göre, sanat ve kültürle ilgilen, iyi eserleri oku ve asla merakını kaybetme. Kitaptan çıkarılacak ana fikirlere bakacak olursak, dünyayı gez ve tanı. Yabancı dil öğren. Bir meslek edinmekle kalma, kendini geliştirmek için farklı disiplinlerden faydalan. 'Ben artık öğrenemem, benden geçti' deme. Ömrünü gezerek, okuyarak, keşfederek anlamlandır. Bu doğrultuda hocamızın tavsiye ettiği müzeler, yabancı filmler, klasik müzik albümleri, kitaplar, görülmesi gereken eserler bölüm sonlarında listeler halinde sunulmuş. Dil, tarih ve kültür konusunda oldukça birikimli kıymetli hocamızı minnet ve rahmetle anıyorum.

*

"Bir şehrin nasıl bir yer olduğunu öğrenmek için küçük insanın nelerle mutlu olduğuna bakın. Onlar şehirden istifade edebiliyorsa orası iyi bir şehirdir. Burjuvazi yolunu her yerde bulur ama küçük insan bulamaz."

"Çocuklarınızı hayatın zorluklarına realist bir şekilde hazırlayın. Türkiye'de dayanıksız, hayata hazırlıksız, en küçük güçlükte tökezlemeye meyilli çocuklar yetiştiriliyor."

"Öğretmenler artık rol modeli, kanaat önderi olarak aramızda değil. Acilen ve de bir lider olarak geri dönmeleri gerekiyor."

"Kabiliyetleri tespit eden, çocukları ona göre yetiştiren bir sistem kurmamız gerekiyor. Hiçbir toplum yetenekli çocuklarını harcayacak lükse sahip değildir."

"Görmeden ölmemek gereken çok şehir var. Semerkand, Buhara, Kudüs, İsfahan, Kahire, Şam, Roma, Floransa, Londra.."

**

Okuduğum diğer kitaplar:

- İnce Memed 1, Yaşar Kemal

- Kaçırdıklarımız/ Yaşanmamış Hayata Övgü, Adam Phillips

- Deniz Olsun Adı, Adil İzci

- Otel Paranoya, Hakan Bıçakçı

***

Kitaplarla kalın.





21 Ağustos 2026 Cuma

The Ron Clark Story, 2006


Öğretmenlerin izlemesi gereken filmler listesinde yer alan yapımlardan biri. Başrolde Matthew Perry var. Öğretmen Ron Clark Newyork'a taşınır. Harlem'deki problemli, akademik başarısı düşük bir sınıfta öğretmenlik yapmaya başlar. Sınıfın ciddi davranış sorunları vardır, Ron'u öğrenciler önemsemez. Ron, alışılmadık ve yaratıcı yöntemlerle öncelikle öğrencilerinin kendi kendilerine inanmasını sağlar. Öğretmenlik yalnızca bilgi aktarımı değildir. Hitap ettiğin kitlede özgüven ve saygı oluşturmaktır. Öğretmen "sen yapabilirsin" duygusunu veren kişidir. Bu hikaye, sınıf yönetimi ve öğrenci motivasyonu açısından iyi bir örnek diyebilirim. 

Ron Clark'tan sınıfta uygulanabilecek on yöntem:

1. Önce doğru iletişim sonra akademik başarı.

2. Öğrencinin potansiyeli yönündeki beklentiyi bitirmemek. 

3. Kuralları öğrencilerle birlikte oluşturmak. Onları dinlemek, fikirlerini dikkate almak. Ron sınıfı bir aile gibi görüyor.

4. Dersi eğlenceli hale getirmek.

5.Öğrencinin adını kullanmak, onu görmek.

6. Başarıyı görünür hale getirmek. Çabasını takdir etmek.

7. Hatanın cezalandırılmadığı bir sınıf oluşturmak. Yanlış cevap başarısızlık değil, öğrenmenin bir parçası.

8. Dersleri öğrencinin gündelik hayatıyla bağlantı kurarak işlemek.

9. Disiplin, korkutmak değil, sınır koymak. Bu davranışının bir sonucu var ve birlikte düzelteceğiz. Öğrenciyi kaybetme odaklı değil kazanma odaklı ol.

10. Öğrencinin geleceğine inanmak.

5 R Modeli:

1. Respect, saygı.

2. Responsibility, sorumluluk

3. Relationship, ilişki

4. Resilience, pes etmeme

5. Recognition, fark edilme.

*

İzlediğim diğer filmler:

- Mona Lisa Gülüşü, 2003

- Cam perde, 2023

- Düet, belgesel 2022

- Kırık Bir Aşk Hikayesi, 1981

**

Sevgiler.



17 Ağustos 2026 Pazartesi

dünya güzeldir hala, Bejan Matur



"dünya güzeldir hala

ve müzik doludur.


büyük koroların tanrısallığı ile 

böceklerin basit serzenişi arasında

sızlayan kalptir dünya.


o sesleri duymuş olmak 

cennet mi?

o sınırda kalmış olmak peki?


güzellikle gerçek arasında 

unutkan ve yabancı.


büyüdüm evet

artık bunu bir veda sayabilirim.


büyüdüm dikenlerin şarkısıyla

cırcır böceğinin

yaz uğultusu karışan masalında.


iğde kokuları

ve tepelerin arasında

gizlice büyüdüm."

                                  Bejan Matur




14 Ağustos 2026 Cuma

Düş Bahçelerinde Gezinti- Gamze Ece

 


"Düş Bahçelerinde Gezinti" sevgili blog arkadaşım Gamze Ece'nin yayımladığı ilk kitabı. Bu kitapta içindeki çocuğu yitirmemiş hassas bir kalbin, dünyayı, insanları, ilişkileri, yaşamı, ölümü anlamlandırırken karşılaştığı duygusal güçlükleri kısa öyküler halinde okudum.  

İnsan, içindeki masum çocuğu büyütmek istemez çünkü hayat zorlayıcıdır. Yetişkin yanımız bu yanı kabul etmeyi çoğunlukla reddeder. Ama içimizdeki çocuk farklı duyguları tanımak ister. Er ya da geç duygular, tecrübeyi de yanına alarak düşünsel yollarla birleşir. O nedenle duyguların renkli dünyasından kimse kaçamaz. Yalın bir dille aktarılmış öyküler de o duygu deryasının her tonunu içtenlikle yansıtmış. Okurunun kendi dünyasından başka izlerle karşılaşabileceği akıcı bir yolculuk.

*

" Lotus çiçekleri her zaman tertemiz kalır, asla kirlenmezler." (s.18)

"Her şey güzel olacak. Bu cümle tamamen yalan. İnsanların kendini kandırması. Bir şeylerin güzel olması ve yolunda gitmesi için çaba harcaman gerekiyor. İşte o zaman her şey güzel olur. Hiçbir şey yapmadan şu cümleyi kurup hayatın sana sürprizler sunmasını beklemek büyük saçmalık." (s. 36)

"Demek ki bu kadar çabuk kırıldığıma göre hala bir yerlerde ufak parçalar var, gözle görülmeyen parçalar. O parçalar içinde kaldıkça canın daha çok yanıyor." (s.69)

**

Tatilde okuyup bitirdiğim diğer kitaplar:

- Aklından Neler Geçiyor? Şefik Karakoç

- Tren Hikayeleri, Oya Özgür

- Çalınan Dikkat, Neden Odaklanamıyoruz? Johann Hari

-  Bir Dilek Tut, Miyase Sertbarut

***

Sevgiler.



1 Ağustos 2026 Cumartesi

Things to come, 2016


Fransa ve Almanya ortak yapımı "Gelecek Günler" adlı film, Paris'te yaşayan ellili yaşlardaki felsefe öğretmeni Nathalie'nin hayatını anlatır. 

İki çocuklu Nathalie'nin uzun yıllar süren evliliği sonlanır, annesinin sağlık sorunlarıyla ilgilenir. Bu farklı gelişmelerin ortasında benlik sorgulamasına girer. Geleceğinin inşası üzerine düşünür. Filmde işlenen ana temalar: orta yaşta yeniden başlamak, kadın rolü ve bağımsızlık, felsefe ile gündelik hayat bağlantısı vs. İnsan alıştığı hayat elinden gidince "kim" olarak kalır? Konfor alanından zorlayıcı sebeplerle çıkınca hangi yanı ağır basar?

Filmde birçok metafor vardı. Mesela, siyah kedinin adı, Pandora. Pandora, Yunan mitolojisindeki Pandora'nın kutusuna bir gönderme olabilir. Kutu açılır ve aşina olunan düzen değişir. Acı gerçekler ortaya çıkar. Ama en dipte umut kalır. Sığındığı kitaplar onu kurtarmaz, felsefe karşılaştığı acıyı yok etmez. Sadece yaşadığı imtihanı anlamlandırmada yardımcı olan araçlardır. Sonuçta, her ilişki kalıcı değil. Bilindik düzen bildiğin gibi devam etmeyebilir. İnsan her yaşta yeniden başlayabilir ya da başlamak zorunda kalabilir. Bazı dönüşümler ağır ve sessiz olabilir.

*

İzlediğim diğer filmler:

- The Chef,  2014

- Train Dreams, 2025

- The Station Agent, 2003

- Freedom Writers, 2007

**

Sevgiler.

24 Temmuz 2026 Cuma

Güven- Vedat Türkali


Okuma rotamı yine okuduklarım oluşturur. Edebiyat Nöbeti dergisinin eski sayılarından birinde dosya konusu Vedat Türkali seçilmişti. Onu yakından inceleme fırsatına erişmişken elim kitaplığımda yer alan Güven adlı romana uzandı. Bu kitabın ikinci cildini okumamıştım. Kitabı okumaya yeniden başladım

Güven, Vedat Türkali'nin tarihi romanlarından biri. Bin küsur sayfalık kitabın hacmi geniş, yazıların puntosu küçük ve sık. İki büyük ciltlik roman, kendi içinde farklı isimlendirilen kitaplardan oluşur. Birinci kitap, savaş yılları. İkinci kitap, kara duvarın gölgesinde. Üçüncü kitap, daldaki kiraz. Dördüncü kitap, savaş bitiyor. Beşinci kitap, savaş başladı. 1940'lı yılların Türkiye'si. II. Dünya Savaşı'nın yarattığı ortam ve o dönemde faaliyet gösteren Türkiye Komünist Partisi'nin iç yapısı yer alır. İstanbul Üniversitesi'nde okuyan gençlerin, aydınların, devlet görevlilerinin, işçilerin ve farklı toplumsal sınıflardan insan yaşamları aktarılır. Siyasi mücadele kadar dostluk, aşk, korku, ihanet ve hep yinelenen, aranan güven duygusunun bu insanlar arasındaki etkileşimi yansıtılır. 

Yoğun karakter kadrosu, tarihi olaylarla kurmacanın harmanlanması artı siyasi gelişmelerin aktarılması yönlerinden dikkat isteyen bir okuma bekliyor bu roman. Yazarın anlatım gücündeki ustalığı kullandığı teknikler, özellikle iç monologlar beğendiğim kısımlar oldu. Uzun soluklu tarihi yolculukları sevenlere...

"Biz yazmazsak, başkaları yazar bizim yazgımızı." (s.290 2.cilt)

"Ben kurtuldum! Yaşamak niye bu kadar kötü? Yılgınlıkla bir yere varılmaz. Yeniden başlayacağız! Sinir bozan bin bir bela içerisinde hem de!"

"Nedret'e duyduğu tutku da, o arayıp da bulamadığını onda düşlemesindendi belki. Yaşam kökenli değil, salt edebiyat kaynaklı bir düştü belki de." (s.482 2. cilt)

*

Okuduğum diğer kitaplar:

- Şu Bizim Hortlak, Oscar Wilde

- Shakespeare'in Seçilmiş Sonelerine Farklı Bir Yaklaşım, Merih Tangün

- Denizağaçları, Kemikyüzleri, Feyza Ay

-Yuan Huan'ın Kulübesi, Miyase Sertbarut

**

Kitaplarla kalın.