2. Geçen sabah gün ağarmamışken uyandığımda Nina'nın öldüğünü gördüm. Nina, küçük kızıma aldığım gözleri pörtlek bir Japon balığı. Okulumuzda yapılan akvaryumunu oluştur atölyesinden alıp sürpriz yapmıştım ona. Canlılar doğar, büyür, gelişir ve ölür. Japon balıkları çok uzun süre yaşamazlar. Öyle söyleyerek bu gerçeğe onu hazırlamıştım. Nina'ya iyi bakıyordu. Yemini saatli veriyordu. Parmağını suya daldırıyor aklınca parmak ucunu ona öptürüyordu. Halı dokuma setinden yaptığı ufak kilimi onun akvaryumunun altına sermişti. Onunla suyunu değiştirirken konuşurdum. Hareketlerini izlemek hoşuma gidiyordu. Çocukken uzun yaşayan bir balığım vardı. Tecrübeliydim. Ama artık Nina yok. Tecrübelerim de, özenli bakımım da onu hayatta tutamadı. Arkadaşıma anlattığımda, Japon balıkları uzun süre yaşamaz, dedi. Biliyordum ama yine de bizimle biraz daha kalmasını istiyordum. Bazen istediğinle yaşadığın arasında bir boşluk kalabiliyordu. Kızıma onun öldüğünü söylemek beni epey zorladı. Onu sitenin bahçesine gömdük. Kızım ona su verecek ve onun için dua edecek. Bu gerçeği değiştiremeyiz, dedim. Çünkü o değiştiremediğim gerçekliklerle yaşıyordum. Mezarına ismini de yazdı. Aşağıya indiğinde mezarına su döküyor.
2 Aralık 2025 Salı
serazad* yazıları
2. Geçen sabah gün ağarmamışken uyandığımda Nina'nın öldüğünü gördüm. Nina, küçük kızıma aldığım gözleri pörtlek bir Japon balığı. Okulumuzda yapılan akvaryumunu oluştur atölyesinden alıp sürpriz yapmıştım ona. Canlılar doğar, büyür, gelişir ve ölür. Japon balıkları çok uzun süre yaşamazlar. Öyle söyleyerek bu gerçeğe onu hazırlamıştım. Nina'ya iyi bakıyordu. Yemini saatli veriyordu. Parmağını suya daldırıyor aklınca parmak ucunu ona öptürüyordu. Halı dokuma setinden yaptığı ufak kilimi onun akvaryumunun altına sermişti. Onunla suyunu değiştirirken konuşurdum. Hareketlerini izlemek hoşuma gidiyordu. Çocukken uzun yaşayan bir balığım vardı. Tecrübeliydim. Ama artık Nina yok. Tecrübelerim de, özenli bakımım da onu hayatta tutamadı. Arkadaşıma anlattığımda, Japon balıkları uzun süre yaşamaz, dedi. Biliyordum ama yine de bizimle biraz daha kalmasını istiyordum. Bazen istediğinle yaşadığın arasında bir boşluk kalabiliyordu. Kızıma onun öldüğünü söylemek beni epey zorladı. Onu sitenin bahçesine gömdük. Kızım ona su verecek ve onun için dua edecek. Bu gerçeği değiştiremeyiz, dedim. Çünkü o değiştiremediğim gerçekliklerle yaşıyordum. Mezarına ismini de yazdı. Aşağıya indiğinde mezarına su döküyor.
14 Ekim 2023 Cumartesi
çember
Fon/ Zemin: Laciverte çalan bir mavi, turkuaz. Mavinin her tonundan bir tutam.
Şekil: Hayatın seni içine attığı çemberler. Çember içinde başka başka çemberler. Onların içinde nefes alan kendimi görüyorum. O masum kızı çok seviyorum. Öyle güzel, öyle güçlü ve inançlı ki....
Oraya gülümseyerek, karanlığın içindeyken bile görebildiğim ışık huzmelerini kuşanarak bakıyorum. Feri sönen gözlerime aldırmadan bakıyorum. Hayatta hiç bir şeye şaşırmıyorum. Her an her şey olabilir, herkes her şeyi yapabilir. Başıma gelenleri tekamül yolculuğuma ekleyerek duruyorum. Orada. Cumhuriyet Senfoni Orkestrası'nın yeni binasında geziyorum. Kızımla, yol arkadaşımla, sevdiceğimle, ışığımla...
Güç seninle olsun, Yodaaa kalp kalp💓
3 Ağustos 2023 Perşembe
20 Ağustos 2022 Cumartesi
anti lirik
20 Haziran 2022 Pazartesi
babama
gün gibi açık, onurlu yaşardı,
karıncaları incitmezdi.
her sabah ekmeğinin,
peşine düşerdi.
ellerinde nasır tutardı emeğin izi,
gözlerinde büyürdü umudun feri.
babam...
merhametli kalbim,
daima güzel günlere... "
23 Ocak 2022 Pazar
oui
Kış
çiy damlaları
yok olmuş bir kırlangıcın şarkısını
söylüyor
masum kar kristalleri valste
Elmalı Turta
radyoda eski bir Fransız şarkısı çalarken
buğusu tütüyor fincandaki kış çayının
tabaktaki bir dilim elmalı turta
anıların ellerini tutuyor
çocukluk arkadaşınla bölüştüğün bir dilim elmalı
turtayı hatırlatıyor
Ay
geceleyin gözü yaşlı bakmıyorum ona
bana gülümsüyor
ışığından bir bade sunuyor
Kitaplarım
-Neden bu kadar çok kitap okuyorsun?
-Yaşamı daha iyi okuyabilmek için. Dünyayı daha anlaşılır ve dayanılır kılmak için. Bir de..
-Bir de ne?
-Mutluluğu görünür kılmak için.
24 Eylül 2021 Cuma
enerji patlaması:)
Zaman mı geçmiş onlardan, onlar mı zamanı ezmiş geçmiş? Belli değil.
Eskitmişler her şeyi. Eskitmişiz kendimizi.
Tıpalanmış enerji. Bekletilmiş, yönünü kaybetmiş, savruk enerji.
Belirsiz bekleme salonu karmaşasından kopmuş devasa bir devinim.
O tünelde beklerken, akıtılmayan enerji artık duramıyor hiç bir yerde.
Çocuklar, onlar, anlar, yüzler, sesler.
Okulda her gün çocuklarımın yaşadığı büyük enerji patlamasından sonra bir enkaz gibi eve dönüyorum.
Benim için ağlama günlük:)) Çünkü bu da geçecek, öyle diye diye somuruyoruz yavanlaşan bir ömrü..
Keyifli bir hafta sonu olsunnnn💙
30 Ocak 2021 Cumartesi
kar ve haiku
kar melekleri ısrarcıdır
içerideki karanlığı siler
kuyuların dipsiz karanlığını
masumiyete bırakır
kar melekleri buğuludur
kalbinle bakabildiğin her göz
bakar sana saflıkla
görebilirsen bu yeter benliğine
kar melekleri uçucudur
durmayan zaman gibi
tutamazsın onları
yalnızca hissedersin
hisset
4 Aralık 2020 Cuma
uçmak
Otel odalarını çoğu kişi sevmez ama o seviyor. Dünya ile arasındaki bütün aitlik hissini o küçücük odanın dışında bırakıyor. Bıraktığını zannediyor. Öyle zamanlarda Shakespeare'in sonelerini okuyor. Bağımlı olduğu kitapları da kapı dışında bırakıyor. İş için uğradığı böyle yerlerde, lobideki adamda Zebercet'ten izler arıyor. Ama Zebercet, bir kitabın eskimiş sayfaları arasında, yaşadığı zamanda unutulan, silik bir kahraman olarak küflendi. Biliyor. Zebercet yok ama onun hayata dair arayışı taze, burada, sıcacık, hiç eskimiyor. Lobideki adamın yüzüne tuhaf tuhaf bakıyor. Onun yüzünde arayış, onun yüzünde terkediliş, onun yüzünde bu dünyada bulamadığı hayali sabit bir noktanın gölgesi. Görüyor.
Dışardaki sis dağılmış, amaçsızca arşınlıyor kaldırımları, uzun paltosuna sarınıyor. Soğuk içine işliyor. Başka alemlerin seyrindeyken, başka bir yüz düşüyor aklına. Çok tanıdık bir yüz ama uzak. Burada değil. Öldü. Halbuki dün, güneş ışığının vurduğu o yalnız odaya girdiğinde bütün bağlılıklarını bir yerlerde bırakmıştı. Öylece, doğdukları yerde. Siyah beyaz bir fotoğrafı bile yok o yüzün. Kaybolmuş boşluklarda. Hayal gücü, yorgun. Özlemek, yanında olma isteğinden daha güçlü bir duygu. Kaçmak istiyor o duygudan, kaçmak. Kuleye çıkıyor. Yukarılardan baktığında ufacık kalan her şeye bakıyor. Hayatında ufalan her şey dökülüyor üstüne. Yaraları, özlemleri, çok istediği halde olmayan her şey, bambaşka bir kimlik olmuş kendine, fark etmiyor. Şu vapur nereye gidiyor? Ya martılar? Bir martı olmak istiyor. Yüreğinde geçmeyen bir kanat ağrısı.
Bir.
Martı.
Uçmak.
25 Kasım 2019 Pazartesi
h a y a l
söyle bana
17 Kasım 2019 Pazar
tükenmez kalem
24 Ekim 2019 Perşembe
yaprakların romantizmi
19 Ekim 2019 Cumartesi
yağmura
20 Eylül 2019 Cuma
işaretler
18 Eylül 2019 Çarşamba
ışık
Bin ışık hüzmesine çağıran sözcükler denizindeyim şimdi. Sessiz bir ışığı bile ürkütebilir karanlığım...
7 Aralık 2017 Perşembe
Öykü zamanı
Merhabalar sevgili blog dostlarım,
Kil-tablet öykü fanzini aylık çıkan bir fanzin.
Fanzinde çıkan öyküler Kil-tablet'in sitesinde de yayımlanıyor.
Kadrosu edebiyata gönül vermiş değerli yazarlardan oluşuyor.
Her ayın bir teması ve farklı bir editörü var.
Aralık ayının teması: yolculuk, gitmek istediğim yer.
Ben de bu ayın temasına uygun bir öykü yazdım ve öyküm yayımlandı.
Fanzin henüz elime geçmedi.
Sizler de belki bu yolculuk temasına uygun öykümü okumak istersiniz ☺
http://kiltabletoyku.com/yolculuk-gitmek-istedigim-yer/kirpik-ruya/
Yorumlarınızı ve desteklerinizi beklerim,
Sevgim üzerinize olsun 💓
1 Kasım 2016 Salı
baştan
Soğuk içine işlemeye başlamıştır, değişik şekilli dökülen
yapraklar birbirine karışmıştır. Asit yağmurları yağmaya başlamıştır toprağına, üstüne, çatına. Kışlık elbiseler, kışlık ayakkabılar yerini almıştır.
Atılacaklar atılacak, eksik olanlar ihtiyaç kisvesi altında yeniden alınacak.
Bir oluş, bir tükeniş, evrenin kanunu yine sonbaharın içinde olacak.
Her zamanki sonbahardır görünürde herhangi bir mevsimden
daha fazlasıdır. Ama sanki huzursuz bir yanı vardır. Bütüne erişemeyen eksik
kalan bir tarafı. Gelecek kaygısı, savaş sathı. Yakınsındır en yakın, orada, kuşların kafile kafile kaçtığı bir göğün
altındasındır, hani o ilk tehlike arz eden bir yerde. Herkesin kaçmak istediği, kaçmak için yollar aradığı bir yerde. Hatlar kesik, yarının hesabı, resmi yok. İnsanın bu çorak yerde, bir zamanlar sahibi gibi hissettiği her şeyin kocaman bir hiç
olduğunu görmesi, sahiplik diye bir şeyin olmadığını görmesi aslında iyi. Buralarda tadamadığı farklı bir özgürlük duygusu gibi.
Dünyanın sakin kent diye seçtiği bir yerde leopar desenli
şalını boynuna daha sıkı dolarsın. Yürürsün yol boyu. Fırat’ın kenarında bir
nehrin altında kalan medeniyetin kalıntılarını sorgularsın. Daha önce
yaşayanları, daha önceki dünyaları, daha önce geçip gidenleri merak edersin. Sen karanlık bir çağda kaybolurken. Kimliğin
yok olurken. Bölünürken her şey, bölünmezken feryatların, dinmezken acıların ve
hala canlı rengini yitirmemişken.
Her zamanki sonbahardır görünürde herhangi bir mevsimden daha fazlasıdır. Ama sanki huzursuz bir yanı vardır. Bütüne erişemeyen eksik kalan bir tarafı. Gelecek kaygısı, savaş sathı. Yakınsındır en yakın, orada, kuşların kafile kafile kaçtığı bir göğün altındasındır, hani o ilk tehlike arz eden bir yerde. Herkesin kaçmak istediği, kaçmak için yollar aradığı bir yerde. Hatlar kesik, yarının hesabı, resmi yok. İnsanın bu çorak yerde, bir zamanlar sahibi gibi hissettiği her şeyin kocaman bir hiç olduğunu görmesi, sahiplik diye bir şeyin olmadığını görmesi aslında iyi. Buralarda tadamadığı farklı bir özgürlük duygusu gibi.
Dünyanın sakin kent diye seçtiği bir yerde leopar desenli şalını boynuna daha sıkı dolarsın. Yürürsün yol boyu. Fırat’ın kenarında bir nehrin altında kalan medeniyetin kalıntılarını sorgularsın. Daha önce yaşayanları, daha önceki dünyaları, daha önce geçip gidenleri merak edersin. Sen karanlık bir çağda kaybolurken. Kimliğin yok olurken. Bölünürken her şey, bölünmezken feryatların, dinmezken acıların ve hala canlı rengini yitirmemişken.
21 Temmuz 2016 Perşembe
yelken
usul usul ilerliyor yelkenin
pamuk gibi bir buluttan gülümseyen güneş
yakıyor tenini
kırılmış bir kalbin şarkılarından kaçıyor
martılar
göz yaşların karışıyor maviye
ufkun en uzağında kalıyor özlediklerin
bir yok oluşa sürükleniyor geçmiş
dünyanın her yerinde
tek ve gerçek olan yalnızlığın
biliyor yelkenin
23 Mart 2016 Çarşamba
yağmura
ne kaldı yağmurdan?
avurtlarıma düşen bir yorgunluk,
içinde kederi kalmış bir yalnızlık.
duraklar hep bir sonrakine varır,
hayat hep tadılmamış acılara döner.
dün geçmiştim,
bugün geleceğim olur.
6 Şubat 2016 Cumartesi
balıklarım
Dünyanın bu cam fanus kadar olduğunu sanan balıklarım... Sahi o cam fanusun içinde, bir ileri bir geri giderken dünyanın o kadar olduğunu düşünüyorsunuz değil mi? Oysa ırmaklar var, denizler var, okyanuslar var.. Sizi bir fanusa hapsetmemeli belki de koca bir akvaryum almalı. Belki de bir nehrin sularına bırakmalı... Öğrenmelisiniz gerçek yaşamı...
















