30 Haziran 2013 Pazar

Gülün gölgesinde


"Hiç bir şey, gerektiği gibi, hiçbir zaman olması gerektiği gibi değil, dedi insanlar.
Müziğin sesi, sözcüklerin yazılışı.
Hiçbir zaman olması gerektiği gibi değil, dedi, bütün bize öğretilenler, peşinden koştuğumuz aşklar, öldüğümüz bütün ölümler, yaşadığımız bütün hayatlar,
Hiçbir zaman olması gerektiği gibi değiller, yakın bile değiller.
Birbiri arkasında yaşadığımız bu hayatlar, tarih olarak yığılmış, türlerin israfı, ışığın ve yolun tıkanması, olması gerektiği gibi değil, hiç değil, dedi.
Bilmiyor muyum? Diye cevap verdim.
Uzaklaştım aynadan.
Sabahtı, öğlendi, akşamdı.

Hiçbir şey değişmiyordu.
Her şey yerli yerindeydi.
Bir şey patladı, bir şey kırıldı, bir şey kaldı. "

                                                               Charles Bukowski

29 Haziran 2013 Cumartesi

Blogumun ödülü:)



Bugün blogumun hediyesini kargodan almak beni tarifsiz bir mutluluğa sürükledi.
Çok teşekkür ediyorum emeği geçen herkese...
Sizleri çok seviyorum şeker parçalarım :)))


27 Haziran 2013 Perşembe

Anne bakışı




Anne demek her şey demektir.
Daha da ilerisi olmalı.
Arkadaş,dost,öğretmen,her şey…
Onu hiç yargılamayacağım.
Aynı yollardan geçtiğimizi,aynı hisleri soluduğumuzu unutmayacağım.
Okuldan kaçacak ve ben bunu ilk kez görmüş,duymuş gibi davranmayacağım.Çünkü bende yaptım.
Aşık olacak,bunalıma girecek.Özel hayatına saygı duyacağım.Acısını yaşamasına izin vereceğim.
Annelik,gardiyanlık demek değil.
Benim kavramım da değil.
Eskimeyeceğim ve bu yüzden aramızda uçurum olmayacak.
Ben onun sahibi değilim ki.
Anne vasfına layık görülenim,yetiştirenim.
Uçması gerektiğinde,uçacak…
Düştüğünde hep burada olacağım.
Her ne olursa olsun !

24 Haziran 2013 Pazartesi

-Murphy Kanunları-



-Aileniz sizin ders çalıştığınız zamanlarınızı değil, sadece çalışmadığınız zamanlarınızı görür.
-Bir şeyin istenme olasılığı ile gerçekleşme olasılığı ters orantılıdır.
-Trafikte bulunduğun şeritten ilerleyen şerite doğru geçtiğin zaman yeni geçtiğin şerit durur.
-İnsanların hayalleri hayallerde kalır.
-İstenilen şey hiçbir zaman gerçekleşmez.
-Sakınılan göze çöp batar.
-İnsanlar birbirini hak eder.
-Ekmek tereyağlı yüzü ile düşer.
-Hangi yüzüne tereyağı süreceğinize önceden karar veremezsiniz.
-Gülümseyin, ne düşündüğünüzü bilmesinler.
-Sizi izleyenlerin sayısı yaptığınız işin saçmalığı ile doğru orantılıdır.
-İyilik cezasız kalmaz.
-Her çözümün doğurduğu yeni problemler var.
-Bir şey yapmanız gerektiği zaman, öncelikle başka bir şey yapmanız gerekir.
-Her şey düşünce hızından daha yavaştır.
-Aptallığın gücünü göz ardı etmeyin.
-Bir işi ne kadar önceden planlarsanız, ters gitme olasılığı o kadar artar.
-Bozuk bir alet tamire geldiğinde çalışır.
-Murphy kanunları Ohm kanunundan daha geçerlidir.
-Diş ağrısı gece ve tatil gününde başlar.
-Borç alabilmek için, borca ihtiyacınız olmadığını ispatlamalısınız.
-Kimse başkasının yaptığı iş ile ilgilenmez.
-Yeni aldığınız donanım eskisini sattığınız an bozulur.
-Yanlış anlaşılmayacak kadar basit bir şey yoktur.
-Hiç bir şey göründüğü kadar iyi değildir.
-Sigaradan alınan zevk çevrede bulanan içmeyenlerin sayısı ile doğru orantılıdır.
-Sigara dumanı içmeyene doğru ilerler.
-Yemeğe oturduğunuz zaman izlediğiniz TV programı reklama girer.
-Karar verme anlarında eldeki bilgi miktarı kararın önemi ile ters orantılıdır.
-Önünüzde bulanan araç sizden yavaş gider.
-Kasislerin etkisi yavaş giden arabalaradır.
-Yarının işini asla bugün yapma.
-Ayakkabı ağırlığı yürüyüş mesafesine göre artar.
-Ayakkabıdaki kum tanesi basınca karşı en fazla basıncın olduğu noktaya doğru ilerler.
-Basit teoriler en anlaşılmaz şekilde izah edilir.
-Deney başarılıysa bir şeyler yanlış demektir.
-Anlamıyorsanız çok açıktır.
-Çok hızlı yükseliyorsanız bir yerde bir şeyler yanlış demektir.
-“Yaşam” siz başka planlar yaparken olan şeydir.
-Murphy’nin altın kuralı: Altını olan kuralı koyar.
-Değiştirilebilir parçalar değişince sorun çıkar.
-Olmuyorsa zorlayın, kırılırsa zaten değişmesi gerekirdi!
-Zorlamayın, daha büyük bir çekiç getirin!
-İhtiyacı olanlara yardım edin, onlar sizi hatırlar, tekrar ihtiyaçları olunca.
-Kendi işini yapmayanlar için hiç bir iş imkansız değildir.
-Diğer tüm seçenekler tükendikten sonra insanlar mantıklı davranırlar.
-Gezegendeki toplam zeka bir sabittir; nüfus artmaktadır.
-Tüm genellemeler yanlıştır.
-Gizli hata gizli kalmaz.
-Duruma göre!
-Aptalsa ve çalışıyorsa, aptal değildir.
-Asla, asla deme!
-Bekleyin, hasar verdikten sonra geçer, hasar fazla ise bekleyin, tekrar gelir.
-Şans en şanssız zamanda kapıyı çalar.
-Eşsiz şeyler birbirinin eşidir.
-Yağmur yağsın diye araba yıkadıysanız işe yaramaz.
-Tırnaklarınızı kestikten bir saat sonra tırnakla yapılacak bir iş çıkar.
-Her kurumda işlerin nasıl yürüğünü detayları ile bilen biri var. Bu kişi hemen işten atılmalıdır.
-Özür dilemek, izin almaktan daha kolaydır.
-Sıcak tencere ve soğuk tencere aynı görünür.
-Salamı seven ve yasaya saygı duyanlar bunların nasıl yapıldığını asla izlememelidir.
-Problemlerden kurtulma konusunda usta olan doktorlardan uzak durun!
-Bağışla ama unutma.
-Kendi fikrinizi önemli birinin fikri imiş gibi sunarsanız kabul edilme şansı daha fazladır!
-Hareketli nesneler yanlış yöne doğru hareket ederler, durağan nesneler yanlış yerde dururlar.
-İşler şansa bırakılsaydı daha iyi olurdu.
-Herkes sinirlerini kaybetmişken sakinliğinizi koruyorsanız belki de durumu anlamıyorsunuz.
-Size bir iyilik yapmak için yaklaşan birini görürseniz, kaçın.
-Tüm garantiler ve para iadesi taahutleri, ödemeyi yapmak suretiyle bozulur.
-Önemli olan olaylara takmayı başardığınız isimdir, olayların kendisi değil.
-Anlattığın birşeyin dinlenme ihtimali, anlatma isteğinle ters orantılıdır.
-Aşık olduğun kişi hep başkasına aşıktır.Zaten sen de hiçbir zaman sana aşık olan kişiye aşık olmazsın.

21 Haziran 2013 Cuma

Adamımdan


Büyük hayaller kuralım sevgilim! 
Ben şimdi böyle yapıyorum.
Tertemiz bir şehirde, asfalt caddeler üstünde, dibinden metrolar geçen, üstünden kolosal otobüsler uçan, muazzam, eğlenceli bir şehirde, seninle yaşamak istiyorum.
Yazılarım bize yaşamak için lazım olanı getiriyor. Büyük kahvelerde çay içiyor, temiz lokantalarda kolalı peşkirlerle yemek yiyor, latif rayihalı şaraplar içiyor, tertemiz bir yatakta seni kollarımın arasına alıyor, sana:


- Bütün mesut şehir uyudu, uyuyalım sevgilim, diyorum.



Sabahleyin bitlilerle dolu, kimsenin kimseye hürmet etmediği, kimsenin kimseyi hürmete layık bulmadığı, istismar edenin, çalanın zengin ve bahtiyar  olduğu; esnafının azgın, zengininin deli, haris, egoist, gaddar, fakirinin kayıtsız, sersem olduğu bir şehirde, işin kötüsü sensiz, oldukça kirli bir yatakta uyanıyorum."





                                                                                                        Sait Faik Abasıyanık,
                                                                                                    Büyük Hülyalar Kuralım’dan.

19 Haziran 2013 Çarşamba

Başucumda Müzik, Kürşat Başar


Kürşat Başar'ın okuduğum ikinci romanı. Roman küçük yaşta kendi isteğiyle aniden evlenmeye karar veren bir kadın kahramanın ağzından anlatılıyor. Başlarda durağan bir evliliğin aksi yansırken kitaba, ortalarda yeni filizlenen yasak bir aşkın hareketliliği, ruhu yansıyor. Bir erkek yazarın bir kadının dilinden, ruhundan sözcükleri ustalıkla aktarması insanı gerçekten şaşırtıyor. Kitap hüzünlü bir aşk yolculuğunun yanında hayata dair pek çok öğretiyi de hatırlatmaktan geri kalmıyor.

"Hatırlamak yorucudur. Ama başarabilirseniz, hiç unutmazsanız, kaybettiklerinizi, resimleri, ayrıntıları, yüzleri,kokuları, sesleri hep yanınızda taşırsanız artık onları hatırlamanız gerekmez, çünkü onlar hep sizinle kalır.

    Eğer günün birinde, gerçekten de bir başkasına, “her şey silindi ve artık yalnız sen varsın.” diyebildiyseniz ya da bunu gerçekten hissettiyseniz, bunun yalnız ayaklarınızı yerden kesen değil, aynı zamanda ne korkunç bir duygu olduğunu da bilirsiniz.

  Hepimiz kalbimize saplanan gizli bir okla sokaklarda yürüyüp giden şu insanlardan çok farklı olduğumuzu, bulutların üzerine çıktığımızı sanmaz mıyız? Okun acısını duyana kadar tabi…

       İsterdim ki o hayatın içinde, ikimizin arasında gizli kalan hiçbir şey olmasın. Birbirimize, kızacağımız, duymaktan korkacağımız, kişinin belki kendisine bile asla itiraf edemeyeceği şeyleri bile anlatalım.O kadar çıplak kalalım,bütün o yıllarca kurmaya çalıştığımız benliğimizi öylesine unutalım ki artık ayrı insanlar olmaktan çıkalım. Karşımızda sürekli açılan kapılardan hiç korkmadan, sonunun ne olacağını düşünmeden geçip o gizli dehlizlere girelim.

İçimde hiç nedensiz bir his vardı. Sanki onunla öyle bir şey bulacaktık ki yalnızca ikimize ait, ikimizi buluşturan,bizim farkında bile olmadığımız, yalnızca bize verilmiş ve ancak bir araya geldiğinde hayatın coşkusunu ortaya çıkartacak iki ayrı parça…
   
Yazık ki insan, hayatın, hızla ileriye sarılan bir görüntüler kuşağı, bir an sonra geriye bir kez daha bakmasına bile izin vermeden bitebilecek bir oyun olduğunu, ona verilmiş bu bilinmez zaman parçasında karşısına çıkan rastlantıların içinde onu en çok mutlu edenleri bulduğu an geriye kalan herşeyi boşvermek gerektiğini bilse de, yapamıyor. 

      Erkeklerin ne yapacağı belli olmaz, belki de onlardan bir şey beklemekle hata ediyoruz, sürekli bir şeyler yapmalarını bekleyerek asıl güzel olan anları da bozuyoruz.

Keşke, yaşamdan sonra sonsuz bir hayat bekleyen eski firavunların geleneğini izlemek yerine, onun burada, yepyeni bir ülkenin umutlarını taşıdığı günlerdeki alçak gönüllü, sıcak evini korusaydık, ölümü değil de hayatı bu kentin simgesi yapabilseydik. Keşke, bütün evlerden onun gibi pek çok insan çıkabileceğine inansaydık. " 
                                                                                                                      Kitaptan



15 Haziran 2013 Cumartesi

The wall 2


"Babam derdi ki bizim zamanımızda bir insanın efendiliği kitaplarından anlaşılırdı; oysa bugün geri vermediği kitaplardan anlaşılıyor."
                                                                  Faulkner

"Doğru sözcüğü bulamayacak kadar yorgunum artık."
                                                                   Samuel Beckett

"Biz o kadar korkunç bir şey yapabilseydik de kimse kalmasaydı cehennemde bizden başka."
                                                                              Faulkner
"Aşk, gerçekliğin ilk ışığında yok olacak bir sistir."
                                                                                    Charles Bukowski

“Gerçek hayat, tamamıyla buluşmadan ibarettir’. Buluşmak, karşılaşmak. İnsan ötekiyle karşılaşarak var olur. Ötekinin bakışıyla, ötekinin yüzünü bana çevirmesi, beni dinlemesiyle. İlişkiyle. Sadece ilişkiler vasıtasıyla kendimizi dünyaya ve başkalarına tamamen açarız. Başka bir insana bağlanabilmek için ona açık olmam gerekir. Olmamızı gerektiğini düşündüğümüz kişi olmak arzusundan sıyrılarak, gerçekten olduğumuz kişi olmaya izin vererek. Gerçekte kimim ben? Gerçekte olduğum kişi olmak, yani olduğum gibi görünmekle sahiciliğe adım atarım. İncinmeyi göze alarak.”
                                           Kemal Sayar - Biraz Yağmur Kimseyi İncitmez
“İnsanları kendilerine rağmen sevebilirdim. Benim sevgimden ancak insanlıklarından vazgeçerek kurtulabildiler. Ve işte sonunda istedikleri gibi, benim için bu kez yabancı, bu kez hiç olup çıktılar

Herşeyden kopartılmış olan ben, ben kendim neyim?”
                                                                 Jean Jacques Rousseau - Yalnız Gezenin Düşleri
“Seni görmek istiyordum kısacası. İnsan görmekle bile bazı şeylerin ağırlığına dayanabilir, avunabilir, hayal kurmağa devam edebilir. Sen anlamazsın tabii. Anlamak için, insanın bazı eksik yönleri olmalı.”
                                                                                       Oğuz Atay, Tehlikeli Oyunlar 
“Benimle yarına gelecek olsaydın; Seni dünde bırakmazdım.”
                                                                                Tom Robbins

“Karşına çıkan kişiler her kimse, doğru kişilerdir. Bunun anlamı şudur, hayatımızda kimse tesadüfen karşımıza çıkmaz. Karşımıza çıkan, etrafımızda olan herkesin bir nedeni vardır, ya bizi bir yere götürürler ya da bize bir şey öğretirler…”

                                                                                                    Hint Felsefesi


"Sevgi; iki insanın birbirlerine varlıklarının özünden bağlanması, dolayısıyla her birinin de kendisini varlığının özünden tanıması durumunda doğabilir ancak. İnsan gerçekliği de, canlılığı da, sevgisinin temeli de işte bu “özden tanıma” yaşantısında yatar. Böyle yaşanan sevgi sürekli bir meydan okumadır; bir dinlenme yeri değil, tersine, birlikte oluşma, büyüme ve çalışmadır; uyum ya da çatışma, neşe ya da üzüntü olup olmaması bile önemsizdir artık; temel gerçek şudur: İki insan birbirlerini varlıklarının özünden tanırlar, kendilerinden kaçmak şöyle dursun, kendilerini buldukları için bir olurlar. Sevginin varolduğuna bir tek kanıt vardır ancak; bağlılığın derinliği, seven kimselerin canlılığı ve güçlülüğü; Budur sevginin bulunduğunu gösteren meyve."

                                                          Erich Fromm, Sevme Sanatı

"Yaşamını bir şey beklemeden yaşayacaksın.
ne çok şey beklediğini biliyorsun;
gene, bekleyeceksin onları (elinde değil bu);
ama beklentilerinin ne ifade ettiklerini,
ne anlama geldiklerini -beklediğin, beklediklerin de, birgün tutup gelirlerse, onların da ne ifade edeceklerini, ne anlama geleceklerini- bilerek yaşayacaksın."
                                                          Oruç Aruoba


14 Haziran 2013 Cuma

Kopuk uçurtma


"-Günahlarımın ağırlığına dayanamıyorum Olric. Neden beni uyarmadın?

-Buna hakkım yoktu efendimiz. Öyle güzel gürlüyordunuz ki. Size kapılmamaya imkan yoktu. Çevrenizdeki bütün sahtelikleri öyle güzel aydınlatıyordunuz ki. Bir daha göremeyecekler sizin gibi bir devi efendimiz.

-Onların küçük yaşantılarının içinde bende küçülmedim mi Olric? Ucuzluk bana da bulaşmadı mı?

-Hayır, efendimiz. Öyle içten yaşadınız ki. Bu kısa süren aydınlıktan yararlanamayacaklar ne yazık ki. Acıtmayan karanlıklarına dönecekler. Onların, hissedemedikleri acılarını da siz içinizde taşıyacaksınız. Güzel bir rüyadan uyanmanın tatlı şaşkınlığını yaşayacaklar bir süre. Sonra unutacaklar. Unuttukları için de unutulacaklardır. Kendi güzelliklerini de -eğer güzellik varsa- unutacaklardır. Yalnız sizin içinizde yaşayacaklardır: bunu bilmedikleri için de, yaşadıklarını da bilmeyeceklerdir. Alışkanlıktan başka bir şey bilmedikleri için, sizin yokluğunuza alışacaklardır.

-Anlıyorum Olric. Neden daha önce söylemedin bana?

-O zaman yaşayamazdınız. Siz her şeyi yaşamalısınız efendimiz. Bütün güzellikleri görmelisiniz. İçinde en küçük güzellik olan bir şeyi bile tanımalısınız."
                                                                                      Oğuz Atay - Tutunamayanlar

3 Haziran 2013 Pazartesi

AKDENİZ ŞİİRLERİ


"Sen Deniz Gök, 

Bir an dursanız uykuda

Büyür bir yosun geceye karşı.

Tedirgin olur ölüler

Bir an yaslansanız karanlığa,
Sen Deniz Gök. 

---------------------

Dalarım engine
Ki yaşadığım
Anladığımdır.

Roma'yla Kartaca'nın arasında

Yüzer, sevgi sevgi
İstanbul.

Böler bir kuş düşüncemi ikiye

Maviden
Yarıda kalır içki.
---------------------
Dersin ki
Ellerimize değecek
Yıldızlar
Büyüyecek büyüyecek de.

Dersin ki

Bir aydınlığı var
Sevgililer için,
Karanlık sessiz de.

Dersin ki

Uyuyamıyorum
Yalnızız
Gece, mavi de.
---------------------
Sessizdi yeryüzü
Yeryüzünde biricik Akdeniz vardı
Akdenizde
Yalnız ikimiz.

Beni seviyor musun dedim,

Yumdu gözlerini uzaklığa,
Tam sorulacak an, diye gülümsedi,
Tam sorulacak yer.
---------------------
Bir kocaman yeşil bir kocaman boz
Yellerde
Çarpar birbirine çarpar enginlere dek.

Dalgaların ucunda yıldızların ucu

Her köpük bir fırtına
Her köpük bir evren.

Su deniz su gök gizlenebilir

Seni sevdiğim
Gizlenemez.
---------------------
Havaya da yalıma da ağaca da benzer ama
En çok suya benzer
Sevgimiz.

Morluğun acısı var sonu yok

Karışır yaşamımıza
Kendiliğinden.

Herkes ölünce toprak olurmuş

Hayır hayır
Bizim su olacağımız besbelli.
---------------------
Akdeniz enginlerde kararmaktadır
Ama
Ben
Öyle maviyim ki.

Akdeniz bir gitmişlikle eski, uzak,

Ama
Ben
Sahibi gibiyim yıldızların.

Akdeniz seni bir daha yaratamaz

Ama
Ben
Seni bir daha sevebilirim.
---------------------
Deli gibi bir gürültü, ansızın,
Yırtılırcasına yarılır sessizlik,
Düşünür Akdeniz.

İşte uçaklar geçer havalarından

Kalır mavilik üstünde apak izleri,
Akdeniz anlar ve sever.
---------------------
Denizdir,
Her akşam üstü
Bütün düşüncelerde
Gelip gider.

Seninle

Acısı
Uzunluğu
Aksi.

Ve gece yarısıdır bu masmavi şey,

Senin
Uzaklarda
Unuttuğun sessizlik.
---------------------
Duymuştun
Bu türküyü
Çok eskiden de.

Bu türküyle anlarsın yelden

Yeşilden
Kadırgaların dibindeki sessiz yosunları.

Bu Akdeniz dalgalarında bu türküde sen

Varsın ışıl ışıl
Ve yoksun biraz.
---------------------
İyice düşün bu bütün yaşamamızdır."
                                                
Fazıl Hüsnü Dağlarca