29 Eylül 2021 Çarşamba

4.sınıf hikaye kitabı önerileri

 


Selamm:)

Bu günlerde arkadaşlarımla öğretmenler odası gündemimiz, 4.sınıf öğrencilerimize hangi kitapları okutalım? 
Evdeki çocuk edebiyatı eserlerinden derlediğim küçük bir liste:

- Küçük Prens, Antoine de Saint-exupery
- Alice Harikalar Diyarında, Lewis Carroll
- Süper Gazeteciler, Aytül Akal
- Küçük Kara Balık, Samed Behrengi
- Küçük Koşucular, David Almond
- Çilekli Dondurma, Sevim Ak
- Sakız Kızın Günleri, Sevim Ak
- Dilek Meclisi, Selahattin Saygı
- Uçan Sınıf, Erich Kastner
- Çatıdaki Gezgen, Behiç Ak
- Sihirli Kaykay, Fatih Erdoğan
- Yaşasın Ç harfi Kardeşliği, Behiç Ak
- Hayaletten Mektuplar, Mavisel Yener
- Gizli Bahçe, Frances Hodgson Burnett
- Bisiklet Yarışçıları, Ferda İzbudak Akıncı
- Işığın Çocuğu Arel, Koray Avcı Sakman
- Bunun Adı Findel, Andrew Clements
- Gizemli Anahtar, Andrew Clements
- Charlie'nin Çikolata Fabrikası, Roald Dahl
-Zaman Bisikleti, Bilgin Adalı

Bu listeye Türkiye İş Bankası Yayınları'nın Dünya Çocuk Edebiyatı çocuk eserlerini de ekliyorum.


25 Eylül 2021 Cumartesi

Barut Ağacındaki Kırlangıç Ne Söylüyor?- August Strindberg


 İlk modern İsveç romanı kabul edilen Kırmızı Oda adlı romanın yazarı, August Strindberg tiyatroya ilgi duyarak yazmaya başlamış. Küçük yaşta mutsuz çocukluğundan ötürü intihara kalkışmış. Yazdığı çeşitli oyunları sahnelenmiş.

Öyküler, anlatılan zamanın ruhunu aktaran güçlü kültür taşıyıcılarıdır. Alakarga Yayınları’ndan okuduğum bu öykülerin İsveç’in geleneklerini, geçmiş hafızasını anlatan masalsı bir tadı vardı. Bu öykülerde, taş ocağında çalışan mahkumlar, özgürlük, doğanın cömertliği ve erdemi, pişmanlık, geçmiş hesaplaşmaları, tembellik gibi konular işlenmişti💙

***
“Herkes gibi onunda hataları ve zayıf yönleri vardı ama onları dizginlemesini biliyordu.”(s.69)

24 Eylül 2021 Cuma

enerji patlaması:)


Çocuklar, sesler, yüzler. 
Karanlık bir tünelde oturmuş da beklemişler zamanın geçişini.

Zaman mı geçmiş onlardan, onlar mı zamanı ezmiş geçmiş? Belli değil.

Eskitmişler her şeyi. Eskitmişiz kendimizi. 
Tıpalanmış enerji. Bekletilmiş, yönünü kaybetmiş, savruk enerji. 
Belirsiz bekleme salonu karmaşasından kopmuş devasa bir devinim. 
O tünelde beklerken, akıtılmayan enerji artık duramıyor hiç bir yerde. 
Çocuklar, onlar, anlar, yüzler, sesler.
Okulda her gün çocuklarımın yaşadığı büyük enerji patlamasından sonra bir enkaz gibi eve dönüyorum.

Benim için ağlama günlük:)) Çünkü bu da geçecek, öyle diye diye somuruyoruz yavanlaşan bir ömrü..

Keyifli bir hafta sonu olsunnnn💙



19 Eylül 2021 Pazar

Eve Dönmeyen Hayvan- Murat Çelik


Sonsuza kadar konuşmamak zorunda olan iki kişi yerine konuşan öyküler.
İki kişi yerine söylenecekler derindir… Öyleydi😍

Eve dönmeyenler, var olupta görünmeyenler, yalnızlaştırılanlar, yabancılaştırılanlar ve yaşanamayanlar…

Düşündüren bu nitelikli öykülerde biçem olarak yazarın kendine özgü bir tarz oluşturduğunu düşünüyorum, tavsiyemdir 👍🏻💙

***

“Bütün mutlu ediciler biraz da yalancıdır.”(s.26)

“Hem uzağı görmek her zaman gözlerle mümkün değil, uzağı da yakınsar insan, mesafeler alt üst edilmişse bile yakınsar.”(s.103)

“Körleme bulgudur aşk, cebinde taşıyamazsın, denize düşüremezsin. İki konuşma bilmezin hikayesi bu.”(s.102)

“Bütün hikayelerde insanlar olmak zorunda değil. Konuşabildikleri için, anlatabildikleri için bütün hikayeleri insanlar yaşamıyor.”(s.58-59)

“Acı senin sahipliğine ihtiyaç duymazken onu biricik eyleme.”(s.25)




16 Eylül 2021 Perşembe

Kefernahum, 2018

 


Kefernahum filmi, konusuna dayanamam düşüncesiyle yarım bıraktığım bir filmdi. Yıllar önce bir psikolog arkadaşım bu filmden bahsedince izlerim demiştim. Ancak bu sonbaharda izleyebildim:)

Fransa-Lübnan ortak yapımı olan Capharnaüm, çok çocuklu ve yoksul bir ailenin oğlu olan Zain'in yaşam mücadelesini konu oluyor. Zain ve kardeşlerinin doğum belgeleri bile yok, zor koşullar altında hayata tutunmaya çalışıyorlar. Zain'in bu yaşam savaşında acı gerçeklere olan asi ve isyankar tutumu, kendisini dünyaya getiren ailesini mahkemeye vermesine zemin hazırlıyor. Mülteciler, insan kaçakçılığı ve dışlanmaya yazgılı olarak doğan çocuklar... Filmin ana mesajı, yetiştiremeyeceğiniz çocukları dünyaya getirmeyin... Konu çok geniş, söylenecek çok söz var ve gerçekten kendimi paramparça hissettim...

Psikolojideki sağlamlık, riske karşı kişinin baş etme becerilerini anlatır. Depremlerden sonra yıkılmayan, ayakta kalan binalara benzetirim bu kavramı. Bu kapasite yaşanan durumun zorluk derecesine göre değişkenlik gösterir. Zamanla bu sağlamlık geliştirilebilir. Fakat söz konusu olan, on bir yaşındaki bir çocuk ve yaşadığı birçok istismara karşın bahsettiğim bu psikolojik sağlamlığı ne kadar gösterebilir? Doğduğu ailenin, yaşadığı zorlu hayatın ona sunacağı kartlar belliyken ne kadar sağlam durabilir? Anne ve baba olmaya niyetlenen bireylerin, dünyaya çocuk getirmeden önce sosyal, psikolojik ve ekonomik yeterliliğe sahip olup olmadığını belirleyen ölçümler yapılması gerektiğini düşündüm. 

Filmin yönetmeni Nadin Labaki, sığınmacı olarak Suriye'den Lübnan'a gelmiş olan Zaid'i sokakta keşfetmiş. Yani çocuğun o kadar iyi bir performans sergilemesi tesadüf değil.

Bu ara yeni keşfettiğim arp sanatçısı Mary Lattimore müziklerinin dinginlikle bir ilgisi var...



13 Eylül 2021 Pazartesi

Bento'nun Eskiz Defteri- John Berger



Rasyonalist akımın önde gelen isimlerinden Hollandalı filozof Baruch(Bento) Spinoza, resim yapmaktan, yazmaktan çok hoşlanırmış. 
Yanında gördüklerini çizebileceği bir eskiz defteri mutlaka olurmuş. Ölümünün ardından yakın çevresi mektuplarını, elyazmalarını kurtarmışlar gelgelelim eskiz defteri bulunamamış.
Görme Biçimleri kitabını kütüphanede ararken bu kitabına rastladığım John Berger, içinde neler olduğunu bilmeden bu defteri hayal etmiş. 
Bento’yu yeniden okurken onun gözünden dünyaya bakmaya çalışmış. 
Bir gün süet ciltli bir eskiz defteri hediye gelince bu Bento’nun olmalı demiş. 
Çizme üzerine deneyimlerini, doğayı algılama şeklini, Arundhati Roy, Platonov gibi yazarlarla olan etkileşimini Spinoza’nın Ethica adlı eserinden pasajlarla bir araya getirmiş. Tam benlik bir kitap olmuş, beğendimmm:)


"İnsanların kaderi nasıl adlandırılabilir? Çoğu zaman geometrik şekillerin düzenine sahiptirler ama onları tanımlayacak adlar yoktur. Bir çizim ad yerine geçebilir mi? Bu sabah bunun mümkün olduğunu düşündüm ama şimdi o kadar emin değilim."(s.73)


"Resim yapmak bir tür sondajdır. Bir şey çizmek için duyulan ilk dürtüde insanın araştırma, haritada yer gösterme bazı şeylerin yerini belirleme ve kendi yerini bulma ihtiyacındadır, Damasio'yu bir kez daha alıntılarsak; "...bilinçli zihinler, organizmayla araştırılacak nesne arasında bir ilişki kurulmasıyla oluşur."(s.158)

5 Eylül 2021 Pazar

Sen, Ben ve 36 soru- Vicki Grant



Bir üniversitenin para karşılığı açmış olduğu psikoloji deneyine katılan Hildy ve Paul... Deneyin içeriği şu: ”Sevgi planlı bir şekilde yaratılabilir mi?” İki ergen kahramanımızın otuz altı soruyu karşılıklı yanıtlamaları gerekiyor.

Sahiden bu sorular birbirlerini tanımayan bu ikili arasında kuvvetli bir çekim gücü oluşturacak mıdır?
İtiraf ediyorum, bu kitabı diyalog yazma yönümü geliştirmek için bir de tatil mooduna uyabilecek soft bir okuma yapayım düşüncesiyle seçtim amaaa çok tatlıydıı.

İkilinin safiyane, içten ve komik yanıtları beni masum duygulara yakınlaştırdı. Tamam bir araya gelmeleri suni ama kurdukları ilişkide strateji, manipülasyon, vur-kaç, yüksek ego ve duygusal istismar yok, tamamen içten. 

Soruların ilk üçünü ve kısa bir alıntıyı bırakıp kaçıyorum:)

Soru1: Dünyadaki herhangi birini seçme şansınız olsa, kimi akşam yemeğine davet ederdiniz?
Soru2: Ünlü olmak ister miydiniz? Eğer cevabınız evetse, ne şekilde?
Soru3: Birine telefon açmadan önce kafanızda söyleyeceğinizin bir provasını yapar mısınız?
.
.

***
“Belki de çok fazla Disney filmi izliyorumdur Hildy. Ama senin gerçeği kendi içinde bulman gerektiğini düşünmeden edemiyorum. Çünkü kendine inanmanın tek yolu bu ve gökyüzündeki kendi buzdan kaleni inşa edebilmek için gereken gücü kendi başına keşfetmen lazım.”(s.137)

2 Eylül 2021 Perşembe

Zihinde Bir Dalga- Ursula K. Le Guin

 


"Hepimizin hayatlarımızı icat etmeyi, yapmayı, hayal etmeyi öğrenmemiz gerekir. Bize bu becerilerin öğretilmesi gerekir; bunun nasıl yapılacağını gösterecek rehberler gerekir. Bunu yapmazsak, hayatlarımızı başkaları bizim için yaparlar." diyor Ursulacım. 

Zihinde Bir Dalga kitabı, onu dünyasından dökülen denemelerden oluşuyor. Bu denemelerde şu temalar öne çıkıyor: süreç ve ritim, kadın olmak, yaşlı olmak, okur yazar olmak, granit insanlar, Kızılderili amcalar, sözlük teyzeler, kütüphaneler, Tolstoy, Dickens, Borges, Twain, masallar, toplumsal cinsiyet, ayaklar, güzellik, ölüm, sorgulanmayan varsayımlar...

***

"Kurmaca dışı yazıda kusursuzluk; yazarın olguları, gerçekleri gözlemleme, düzenleme, anlatma ve yorumlama becerilerinden gelir ki bütünüyle hayal gücüne, uydurmak için değil gözlemleri birbirine bağlayıp aydınlatmak için kullanılan hayal gücüne bağlı becerilerdir bunlar."(s.117)