30 Eylül 2023 Cumartesi

İç Kitabı- Ece Temelkuran


(......)

"Bir taş sabreder yalnızca. Zamanı dilenir zamandan. Taşın silahı sabretmektir. Taşın silahı, acıyı gövdesinden hakkıyla geçirebilme becerisidir. Çünkü nasıl bir taş kendi ağırlığındaysa, tutuluşların acısı da ancak kendi kadardır. Fazlası var sanılacaktır; ancak, bilin ki, tutuluşun acısı sadece kendi kadardır. Katlanmak için zamandan zaman dilenmek gerekir. Tutulmuşlara verilecek ilk tavsiye budur.

Yine de tutulmakla ilgili, cümle mahlukattan saklanan bilgi, bir talihsizliktir ki, sadece taşa bahşedilmiştir. O da, tutuluştan çabucak ve sağ salim kurtulma bilgisidir. Zamandan zaman dilenmeden, beklemeden, sabretmeden kurtulmayı tutuluştan sadece taşlar bilir. Elbette açık edemem bu bilgiyi. Lanetler yoksa beni bilge zaman. Ama yine de şu kadarını söylemeden geçemeyeceğim, acısını düşündükçe tutuluşun, söylemeden edemeyeceğim.

Kırılmaktır sır.

Kırılmak sır. Tutulmuş yanını olduğun yerde bırakıp, tutulmayı bırakıp, bir başka taş olmaktır artık. "Ben", başkaları olur artık o zaman. Ama elbette bir taşın gücü yeter bu sabırsızlığın bedelini ödemeye. Artık hiç tutulmayacak olmanın lanetli katılığını, küçülmüş ve katılaşmış gövdesini sonsuzluğa doğru sürükleyip götürmeyi ancak bir taş becerebilir. 

Taş başlangıçta katı değildir. Fakat taş öğrenir. Ve taş, işte taş olmayı, böyle tutulup kırılarak öğrenir."

(s.92-93-94)

(.....)

22 Eylül 2023 Cuma

Yürümenin Felsefesi- Frederic Gros



Yürümeyi, tinsel, fiziksel, mistik ve felsefi açıdan ele alan bir eser.
Yaratma cesaretini yürümekle özdeşleştiren Nietzsche, Rimbaud, Kant, Thoreau, Nerval gibi düşünürlerden, günümüz meta saltanatına karşı koyan yıkıcı, kentli flaneur-a dönüşen gezginlerin hayatlarına uzanan bir yolculuğu bölümler halinde sunar.

Kitaptaki konular:
“Yürümek Spor Değildir, Özgürlükler, Niçin bu kadar iyi bir yürüyüşçüyüm?(Nietzsche), Dışarısı, Yavaşlık, Kaçma Arzusu(Rimbaud), Yalnızlıklar, Sessizlikler, Yürüyenin Gündüz Düşleri(Rousseau), Sonsuzluklar, Yabanın Fethi(Thoreau), Enerji, Hac Yolculuğu, Yenilenme ve Mevcudiyet, Kinik Yaklaşım, İyi Olma Halleri, Melankolik Aylaklık(Nerval), Gündelik Gezinti(Kant), Gezintiler, Parklar ve Bahçeler, kenti Flaneur, Yer Çekimi, Temel Şeyler, Mistik Siyasetçi(Gandi), Tekrar” şeklinde başlıklandırılır...

***

“Thoreau, ‘Sanki sonsuzluğu yaralamadan zamanı öldürebilirmişiz gibi,’ diye yazmıştı. Zamanı öldürmek için değil, bağrımıza basmak, yapraklarını, çiçeklerini teker teker, saniye saniye koparmak için yürürüz. Zaman öldürmeye, sıkıntıyı alt etmeye, bedeni ve zihni eğlendirmeye yarayan her şey çok ağırdır. Götüreceklerimizle, bırakacaklarımızı seçerken, ne pimpiriklenmek, ne görünüşü, rahatlığı ve tarzı düşünmek, ne de toplumsal hesaplamalar yapmak gerekir. Önemli olan tek şey, ağırlık ile verim arasında kurulacak sıkı bir ilişkidir. Yürürken yalnızca zaruri olana ihtiyacınız vardır.”

“Yalnız yürü.
Çağrına kulak vermiyorlarsa eğer, yalnız yürü;
Korkar da dehşet içinde duvara dönerlerse yüzlerini,
Ah sen, kara bahtlı,
Aç zihnini ve yalnız konuş.
Yoldan cayar da bırakırlarsa yabanda seni,
Ah sen, kara bahtlı,
Yolun üstündeki dikenleri çiğne ve kana bulanmış o yolda yalnız yürü.”

3 Eylül 2023 Pazar

Fanny and Alexander, 1982


Ingmar Bergman'ın "bir film yapımcısı olarak hayatımın toplamı" diye tanımladığı film, 1970'li yıllarda İsveç'in Uppsala kentinde sakin bir hayat yaşayan, geniş bir ailenin hikayesiyle başlar. Fanny ve Alexander, iki kardeştir ve babalarını kaybederler. Kısa bir zaman sonra anneleri bir rahiple evlenir. Annelerinin bu kararıyla çocukların hayatı bambaşka bir yere doğru sürüklenir...

Bana kalırsa, Bergman'ın bilindik hikayeler içinde kendi hayal gücünü konuşturması onun özgünlüğünü oluşturuyor. Filme salt bir din eleştirisi demek sığ bir tanım olur. Aile, inanç, şiddet, hayaller, mutluluk arayışı, beklentiler, korkular, değerler, din ve dindarlık kavramlarının sorgulanması gibi konuları da eklemek yerinde olur. Bazı sahnelerin Bergman'ın çocukluk döneminde baskıcı figürlerle yaşadığı travmaların yansımaları olduğunu düşündüm. Üç saatlik filmi üç part halinde ancak izleyebildim. Orijinal hali daha uzunmuş onu düşünemiyorum.

Bir replik:

"Her şey olabilir, her şey mümkün ve olası. Zaman ve mekan yok aslında. Gerçekliğin nahif tezgahında, hayaller şekilleniyor yeni yeni motiflerle."

28 Ağustos 2023 Pazartesi

O yaz - Işıl Şenol


O yaz, 'Herkesin ansızın büyüdüğü bir yaz vardır.' cümlesiyle başlayan bir hikaye. Çocukluktan, gençlik yıllarına kadar tüm yazlarını beraber geçiren bir grup arkadaşın, yıllar sonra bir araya gelmesini ve geçmişleriyle yüzleşmelerini anlatır. İki farklı zaman diliminde yani geçmişle şimdi arasında gidip gelen bir anlatımla yaşananlar aktarılır. Okuru, romantik bir aşk masalından ziyade sürükleyici bir yolculuk beklemektedir...

*

"Zamanın geri dönüşsüzlüğü ne kadar acımasızdı."(s.176)

"Çünkü kitap okurken gerçek hayattan soyutlanıyor, o insanların dertlerini dert ediniyordu; bu onun için geçici bir mola oluyor, göğsündeki o ağır his sadece o zaman birkaç saatliğine kalkıyordu. Kitabı kapatıp da gerçek dünyaya dönünce hızla tekrar içine saplanıyordu."(s.172)

"Sanki her şey hep öyle güzel gidecek gibiydi, gençken insana hep öyle gelirdi."(s.64)

**

"Kayıp öncesi Yas" ve "Zorlayıcı Duyguları Anlamak" adlı e-kitapları da, Zeynep Selvili'nin sayesinde okudum. Teşekkürler...






25 Ağustos 2023 Cuma

Kaspar- Peter Handke


Kaspar, Almanca'da palyaço demektir. Ama o sahneye çıktığında bir komedyene benzememeli. Bir cümlenin sahibi olmalı ve o cümleyle bir şeyler yapabilmeli. Sahnedeyken suflörlerin söylediklerine karşı kendine ait olanı korumalı. Diğer cümleler onu kışkırttığı halde sessiz kalabilmeyi öğrenmeli. Nesnelere karşı, düzene karşı, buyurgan cümlelere karşı kendini bir yere koyabilmeli. Sonra seri cümleler üretebilmeli, tanınır hale gelmeli, kendine soru sorabilmeli. Alt üst olmuş dünyasını tersine çevirebilmeli, doğruluğun sahte görünümünden kaçabilmeli. Kaspar sahnede bir cümleyi üst üste tekrarlar: ”Başka birinin bir zamanlar olduğu gibi biri olmak istiyorum.” 



Boyut olarak küçük olan kitap, sayfaları ortadan ikiye bölünerek farklı bir anlatımla karşılıyor okurunu. Birinci kısım olamayan Kaspar; ikinci kısım olması gereken Kaspar’a dayatılan ona miras kalan bilgileri içeriyor, diye düşündüm. Çarpıcı ve bir o kadar düşündürücü.

***

“İşini sevdiğini dostça bir gülümsemeyle söyle. Yaşam tarzını bir anda değiştiremezsin. Herkes kendini işine vermelidir. Her adım sana tamamen doğal gelmeli. Bağımsızca hareket edebilmelisin. Dışardan görünen içerdeki değerin yoksul vekili. Özgünlük yenilik değil samimiyettir. Yaşamın altın kuralı her şeyde ılımlılıktır. Bu dünyada değişkenlik kadar değişmeyen hiçbir şey yoktur. Kötü bir başlangıç kötü bir bitiş getirir. Şartlar insanın kontrolü dışındadır fakat kendi yönetimi kendi ellerindedir. Düzenli bir oda da ruh da düzenli bir hale gelir. İkinci kere gördüğün her şeyi kendinin sayabilirsin. Araçların ilişkisi temel prensibindir. Bir oda resim kitabı gibi olmalıdır. İşine güven göstermelisin. Elde ettiklerinden gurur duyabilmelisin. Elde ettiklerin refahını tayin eder. Sen sahip olduklarınsın. Karanlık bir odada yaşamak sadece gereksiz düşünceler getirir.”(43-44)


**
Nazlı Karabıyıkoğlu'nun İskele adlı öykü kitabını da bitirdim. ( 122 sayfa)

22 Ağustos 2023 Salı

Dünyanın En Kötü İnsanı, 2021

The Worst Person in the World.

Joachim Trier'in yönettiği ve Renate Reinsve'nin ödüllü performansıyla karşıma çıkan bir Norveç draması. Julie, çok değişken bir genç kadın, istediği her şeyi yapmaktan çekinmez ancak ne istediğini kendisi de tam olarak bilmemektedir. Tıp, psikoloji ve fotoğrafçılık eğitimi alır. Toplumda bir yer edinme çabası seçtiği işlerin çeşitliliğinde de su yüzüne çıkar. Erkek arkadaşı onu çok sever ve bir çocuk yapmak ister. Fakat Julie de anne olma arzusu henüz ortaya çıkmamıştır. Bu durum onu kötü hissettirmektedir. Cesarete, motive edilmeye, yaşadığını hissettirilmeye ihtiyacı vardır. Karşısındaki adam çok anlayışlıdır, onu çok sever ama kadın, onun sosyal emirlerin etkisinde kalmasını onaylayamaz. Farklı bir arayışa girer...

Baktığımızda burada, kendi hayatını çözmekte zorlanan bir insanı sevmenin zorluklarını, en rasyonel ve özgüvenli gözüken insanların bile aşık olduktan sonra belirsiz olduklarını, romantiklerin de karmaşık bir hale dönüştüklerini görebiliriz. İnsanlar sevdiklerine zarar verdiklerini görseler de içgüdüleriyle hareket etmekten çekinmeyebilirler. Kırılganlık, şüphe, belirsizlik, sosyal emirlere itaat etmemek, onlara aykırı bir tutum içinde olmak, hep daha fazlasını istemek, bencillik ve uyum sağlayamama hissi insanı, dünyanın en kötü insanı gibi hissettirebilir..

*

Not: Star Wars 3 ve 4 izlendi. Seinfeld altıncı sezona geçildi.