22 Ağustos 2023 Salı

Dünyanın En Kötü İnsanı, 2021

The Worst Person in the World.

Joachim Trier'in yönettiği ve Renate Reinsve'nin ödüllü performansıyla karşıma çıkan bir Norveç draması. Julie, çok değişken bir genç kadın, istediği her şeyi yapmaktan çekinmez ancak ne istediğini kendisi de tam olarak bilmemektedir. Tıp, psikoloji ve fotoğrafçılık eğitimi alır. Toplumda bir yer edinme çabası seçtiği işlerin çeşitliliğinde de su yüzüne çıkar. Erkek arkadaşı onu çok sever ve bir çocuk yapmak ister. Fakat Julie de anne olma arzusu henüz ortaya çıkmamıştır. Bu durum onu kötü hissettirmektedir. Cesarete, motive edilmeye, yaşadığını hissettirilmeye ihtiyacı vardır. Karşısındaki adam çok anlayışlıdır, onu çok sever ama kadın, onun sosyal emirlerin etkisinde kalmasını onaylayamaz. Farklı bir arayışa girer...

Baktığımızda burada, kendi hayatını çözmekte zorlanan bir insanı sevmenin zorluklarını, en rasyonel ve özgüvenli gözüken insanların bile aşık olduktan sonra belirsiz olduklarını, romantiklerin de karmaşık bir hale dönüştüklerini görebiliriz. İnsanlar sevdiklerine zarar verdiklerini görseler de içgüdüleriyle hareket etmekten çekinmeyebilirler. Kırılganlık, şüphe, belirsizlik, sosyal emirlere itaat etmemek, onlara aykırı bir tutum içinde olmak, hep daha fazlasını istemek, bencillik ve uyum sağlayamama hissi insanı, dünyanın en kötü insanı gibi hissettirebilir..

*

Not: Star Wars 3 ve 4 izlendi. Seinfeld altıncı sezona geçildi. 

17 Ağustos 2023 Perşembe

Gün Işığının Tadı- Ewald Arenz



Sally ve Liss… Anlaşılamadıkları yerlerin en uzağında sakince yaşamak isterler. Özgürce ve kayıtsızca. Öyle bir yer var mı? Uzak bir dağ başı ya da bir çiftlik. Mesela toprakla uğraşmak...  
Sally, kurallardan örülmüş hayatından kaçar ve büyük bir çiftlikte yalnız yaşayan Liss ile yaşamaya başlar. Üzüm bağlarında çalışır, arıcılık yapar ve eski armut çeşitlerini tadar. Doğanın bir parçası olurken, kendi hikayelerini birbirlerine fısıldarlar. Böylelikle bir kaçış hikayesi, kalbi ısıtan dostluğa doğru uzanır. Onlarla bir yaz sonu mutluluğuna erişmek anlamlıydı. Bu sabah, kitabı bitirdikten sonra kitabın ayracındaki fesleğen tohumunu küçük saksıma ektim. Bakalım yeşerecek mi? Gün ışığının kokusunu da alırım belki. Fesleğenli. 

***

"Ama insanlar makine değildir. İçlerinde bir şey bozulduğunda, bazen o şeyin tekrar yeşermesi için sadece zaman vermek gerekir. Sen bunu yaptın. Bana bunu yaptın." (s.204)

"Hiçbir şey söyleyemiyordu, o bilindik beylik lafları edemiyordu.  Ve böylesi daha iyiydi. Öyle olsun. Hiç de fena değil. O hep duyduğu ama hiçbiri gerçek olmayan sözler. Onlar fenaydı işte. Onlar hiç iyi değildi."(s.202)

"Çünkü insan her zaman en kolayı değil de en dolambaçlı şeyi düşünürdü."(s.198)

"İnsanın her daim bir şeyler söylediğini anlayamıyorlardı. Ama her zaman sözcüklerle değil."(s.181)

14 Ağustos 2023 Pazartesi

yaz günü


 


"Dünyayı yapan kim?
Kuğu kuşunu ve siyah ayıyı yapan kim?
Çekirgeyi yapan kim?
Şu baktığım çekirgeyi demek istiyorum –
Otlardan hoplayıp çıkan
Elimden şeker yiyen
Aşağı yukarı oynatacak yerde
Çenesini ileri geri oynatan
Kocaman gözleriyle etrafını kolaçan eden
O solgun ön ayaklarıyla yüzünü temizleyen
Şimdi kanatlarını açıp uçup giden
Şu çekirgeyi.

Duanın gerçekten ne demek olduğunu bilmiyorum.
Nelere dikkat edeceğimi,
Otların üstüne kendimi nasıl atacağımı,
Nasıl diz çöküp bakacağımı,
Nasıl kendimi bırakıvererek
Yaşamımın kutsanacağını,
Ve kırlarda gezinmeyi
Biliyorum.
Bütün gün kendimi tümüyle buna verdim, zaten.
Söyler misiniz,
Başka ne yapmalıydım?
Her şey sonunda ölmüyor mu,
Çok kısa bir yaşamdan sonra?
Söyler misiniz,
Ne yapmayı düşünüyorsunuz
Sizin o vahşi ve biricik
Yaşamınızla?"

Mary Oliver, House of Light adlı kitabından

6 Ağustos 2023 Pazar

Bukowski'nin Oğlu- Bayram sarı



Bukowski'nin Oğlu, yer altı edebiyatının 'kirli yaşlı adam' lakaplı şahsiyeti Charles Bukowski'ye adıyla, içeriğiyle gönderme yapan bir eser.

Kitap, toplumun çoğunlukla görmezden gelinen işsizlerini, evsizlerini, bastırılmış ve eksik duyguların yarattığı bağımlılılarını; aykırı ve eleştirel bir dille yansıtan öykülerden oluşuyor. Hayalle gerçeğin ince çizgisinde gidip gelen bu öykülerde yansıtılan küçük yaşam kesitleri; hakim olan düzenin dayatmalarından çok ötede beliren var oluşların seslerine dönüşüyor. 'Beni Vur, Yazarın İnfazı' adlı öykü beğendiğim öykülerden biri oldu. Yazar bu öyküde, yazmak eylemiyle olan ilişkisini, farklı boyutlarla sorguluyor. Anlatılamayanı yazabilmenin hürlüğüne ehil olmak için yazarın da kendisine uzaktan bakması gerektiğini vurguluyor. Yer altı edebiyatını sevenlere...

***

"Asıl büyük suç kendi kendini tahrip etmek, yaşamını ve ruhunu öldürmek değil miydi?" (s.14)

"Yollarda kaldırımlarda önüme bakarak yürüyordum. Bir şeylere kırgın ve kızgındım ama ne olduğunu isimlendiremiyordum. Hayal ettiğim güzel şeyler bile hızlandırılmış film sahneleri gibi aklımdan hemen geçip çıkıyorlardı. Vakit akıyor, hiçbir şey olmuyordu."(s.40)

"Yalnızca bir el olsaydım, kalem tutan ve yazan kopuk bir el. Ama bu eli kim hareket ettirecekti? Adı sanı olmayan kitle mi? Zamanın ruhu denilen o anlaşılmaz kavram mı? Ortak bilinç dışı mı?"(s.66-67)

4 Ağustos 2023 Cuma

Ölmek- Arthur Schnitzler


 "Bilge bir insan gibi, sonsuzluğu sükunetle bekleyerek, son arzularını kaydedebilmek için her şeyden önce, hayata değer vermemeyi öğrenmesi icap ediyordu. Yapmak istediği buydu. Ölüme karşı duyduğu gizli korkuyu daima ele veren alelade bir insanın yazdığı vasiyet gibi değil. İnsan vasiyetinde elle tutulan, gözle görülen ve kendinden sonra günün birinde yok olup gitmeye mahkum olacak şeylerden söz etmemeliydi. Vasiyeti bir şiir olmalıydı: geçip gittiği dünyaya, sakin ve mütebessim bir veda."(s.26-27)


3 Ağustos 2023 Perşembe

kabuğuna


 sadece bir düşsün sen

düşler arası yolculuktasın

kendim dediğin 

yalnızca bir düşten ibaret