30 Aralık 2012 Pazar

F. Scott Fitzgerald'ın Kızına Öğütleri

- 16 yorum
Önemsemen gereken şeyler:

Cesaretin
Titizliğin
Verimliliğin
At sürme yeteneğin

Kafana takmaman gereken şeyler:
İnsanların ne düşündüğüne aldırma
Oyuncak bebeklere kafanı takma
Geçmişi dert etme
Gelecek için kaygılanma
Büyümeyi kafana takma
Birinin seni geçmesini dert etme
Zafer kazanmaya kafanı takma
Senin hatan yüzünden değilse başarısızlığı da dert etme
Sivrisineklere aldırma
Sineklere aldırma
Genel olarak böceklere aldırma
Ebeveynlerini kafana takma
Oğlanları kafana takma
Hayal kırıklıklarını dert etme
Zevklere kafanı takma
Tatmin olmaya kafanı takma

Düşünmen gereken şeyler:
Neyi amaçlıyorum?

Çağdaşlarıma kıyasla şu konularda ne kadar iyiyim:
(a) İlim irfan
(b) İnsanları anlayabiliyor ve onlarla anlaşabiliyor muyum?
(c) Vücudumu bir ensturman gibi kullanabiliyor muyum yoksa ihmal mi ediyorum?

 Sonsuz sevgilere,

Babacığın
                                                                           F. Scott Fitzgerald
                                                                          "A Life İn Letters" adlı kitabından
Devamı >>

29 Aralık 2012 Cumartesi

Hafta sonu teması:Kar,yeni yıl,kış

- 12 yorum
Bugün seninle yılbaşı temalı çalışmalar yaptık.Noel babanın çıktısını aldım,dilediğince boyadın sonra onun ucuna ip geçirip avizeye astık.Çam ağacını da aynı şekilde boyadın sonra Buz Devri'nin kahramanlarından en çok sevdiğin Sid'e yılbaşında Barbie istediğini söyledin.Beraber "haydi gelin çocuklar kardan adam yapalım" şarkısını dinledik ve söyledik.
Devamı >>

27 Aralık 2012 Perşembe

Bu bir Nurturia Kıpraşmasıdır:)

- 20 yorum

İnsanlar vardır hayatın karmaşık sahnesinde size enerji katmak için güzelliklerle anlarınızı kamaştırırlar,hayat onlarla anlamlıdır,sevimlidir ve katlanılır bir oyundur.Size güzellikler sunarlar"Yılbaşı için kura çektim birbirimize çıktık"diyip sizi küçük mutluluklarla ödüllendirirler.Sarılmak istersiniz ve bırakmamak onları...Bugün de öyle içten,güzel bir gündü canım arkadaşım Nur,annesi ve Seymen,güzel dakikalar paylaştık.Gülce ve Seymen her zamanki gibi tam yemeliklerdi.


Bu alttaki çok güzel çerçeve ve çanta Nurcuğumun Gülce ve bana yeni yıl hediyesi,çok teşekkür ediyorum.Böylelikle ilk hediyemi de çok sevdiğim arkadaşımdan aldım,sevindim.



Bir de Yalıncığım bana çok güzel bir şarkı yazmış:)Onu da bu keyifli posta uygun gördüm.
Sen ne tatlı bir şarkısın böyle....


Devamı >>

23 Aralık 2012 Pazar

Süslü Kutu

- 24 yorum
         Cuma günü öğretmeni Gülce'ye içinde malzemelerle dolu bir yoğurt kutusu ve küçük bir not gönderdi.Notta yoğurt kutusunu gönderilen artık malzemelerle süslememiz ve içini mavi kapakla doldurup okula göndermemiz gerektiği yazıyordu.Okulda engelliler için bu tür bir çalışmaya ailece dahil olmamız güzel gerçekten.Akşam yemeğinden sonra Gülce ile malzemelerimizi hazır edip bu kutuyu yaptık.Bu tür aktivitelere bayılıyor Gülce.Defalarca teşekkür ediyor mutlulukla ve benim onu sevdiğim gibi o da beni seviyor,sırnaşıyor beraber şımarıyoruz,seviyorum bu anları...
Sonra sepet gibi koluna takıp yumurta satıyor,kalem satıyor,mavi kapakla doldurup okula verinceye kadar inşallah sağlam kalır bu kutu:)Ya da durmadan damacana değil de küçük pet şişelerle su almalıyız ki ancak dolduralım.
Bir de bugün kendime güzel bir kitap aldım.Elimdeki kitabı hemen bitirmeye çalışıyorum ki bu kitaba başlayayım.O yüzden evde şu sıralar aşağıdaki kadın modundayım:)
Herkese güzel bir hafta sonu diliyorum...


Devamı >>

16 Aralık 2012 Pazar

Günüm günüm güzel günüm:)

- 16 yorum
          
       Okul arkadaşlarımla ayda bir gün yapıyoruz.Çocuklar için oyun grubu,bizim için de okul dedikodu grubu oluşuyor bu durum hepimizin hoşuna gidiyor.Okuldaki olayların,öğrencilerin,ev hallerimizin kritiğini bu gün aracılığıyla gerçekleştiriyoruz.Bu ayda sıra bendeydi.Sevgili arkadaşım vanilins'in katkılarıyla güzel bir menü hazırladım herkes çok beğendi,standartları niye bu kadar yükseltiyosun diye sıradakiler ince bir sitemde bulundular.Güne katılanların dışında sevdiğim arkadaşlarım da gelince bayağı  kalabalık olduk.Çok yoruldum dün,bugün öyle evde dinlendim.Günümü alnımın akı ile geçirmiş olmanın haklı gurur ve onuru ile hepinize güzel pazarlar diliyorum...
Devamı >>

Yola çıkmak yitirmek ülkeleri!

- 4 yorum


"Yola çıkmak,yitirmek ülkeleri!
Bir başkası olmak süresiz,
Yalnız görmek için yaşamaktır,
Köksüz bir ruhu olmak!

Kimseye ait olmamak kendime bile!
Durmadan gitmek sonu olmayan
bir yokluğun peşinde
ve ona ulaşma isteği içinde!

Böyle yola çıkmaktır yolculuk.
Ama ben açık bir yol düşünden öte,
bir şeye gerek duymuyorum yolculuğumda.
Gerisi sadece gök ve toprak."
                                                     Fernando PESSOA
Devamı >>

12 Aralık 2012 Çarşamba

Okul-ev git gelleri

- 23 yorum


Okulda:

-Öğretmenim dün uzaya gitmiştim oradaki arkadaşlarım bana uzay arabası verdiler.Uzayda arabamla ve minik arkadaşlarımla gezdim,bu el fenerini de onlar hatıra olsun diye verdiler.(Elinde el feneri ile sınıfa gelen astronot olmayı düşünen Muhammed)
-Öğretmenim ne zaman kırmızı ayakkabı giyeceksiniz?(Her gün kıyafetlerimi inceleyen moda meraklısı Berivan)
-Öğretmenim bugün yazmadınız,okumadınız,ingilizce çalışmadınız?(Sınıfın başkanı,sorumluluk delisi Saliha)
-Öğretmenim Osman çok saçmalıyor onu görmezden gelelim.(Bilmiş Mustafa)
-Öğretmenim masal perilerinin yolculukları ile ilgili bir masal yazalım.(Hayal kurmayı çok seven Emine)
-Öğretmenim mutluyken bir kelebek gibisiniz.(Her tepkime yorumlar yapan duygusal Özlem)

Evde:
Gülce oyunları ve masalları..

     Üniversiteyi okurken bir hocamız,yabancı bir ülkede mahkemelerde sınıf öğretmenlerini şahit olarak kabul etmediklerini söylemişti.Çok kızmıştık o zaman,şimdi çocukların dünyalarında kovalamaca oynaya oynaya onlar gibi düşünmeye mi başlıyorum ne?

Devamı >>

9 Aralık 2012 Pazar

Kar Bekleyişi

- 14 yorum

-Ne zaman kar yağacak anne?
    
-Sıcaklık çok düştüğünde yani hava çok soğuk olduğunda.

-ıııı,ııııı,ıııı, bak çok soğuk,çok üşüyorum ben.
    
-Şu anki havadan daha soğuk olduğunda yağacak tatlım.
 Hem sen,neden bu kadar yağmasını istiyorsun?

-Kar beni seviyor,ben de onu seviyorum,onda kardan adam var,kar topu var..
 Hadi ama ne zaman yağacak kar anne?
Devamı >>

2 Aralık 2012 Pazar

Pazar aktivitelerinden

- 19 yorum


    
       Güzel bir Pazar kahvaltısı sonrasında Gülce ile el baskısından,yılbaşı kapı süsü yaptık ve keyifle kapımıza taktık.Yılbaşına daha var ama aktivite yapma duygularımız kabarınca dayanamadık.
      Şu aralar Nazımız babasının galaksi telefonu ile bozmuş durumda,sürekli oradan çizim yapmak istiyor.”Güzel bir annem varmış,beni okuldan alırmış” şeklinde bana şarkı bestelemiş sürekli onu söylüyor.Uyanmadan önce “Anne bak  uyanacağım,bana günaydın de”Jdiye direktifler vermekten hoşlanıyor.Beni üzdüğünde Türk filmlerindeki artistler gibi yaptığım ağlama taklidime dayanamıyor her dediğimi  yapıyor. Yemek bile yiyebiliyor böylelikle.Heyooo yeni  bir metot keşfettim kendiliğindenJKuaför,market ikilisi ziyaretlerimizi de bitirince eve attık kendimizi.Uyuduktan sonra kulaklıklarımı takıp müzik dinleyerek temizliğe giriştim resmen yerleri kazıdım her tarafı pırıl pırıl yaptım sonra her şeyin bir sürede olsa böyle kalmasını diledim öyle izledim,bir güzel kahvemi yaptım,akşam yemeğini de babamızın üstüne attım.
Sevgili pazartesi,biz seni güzel karşılamaya hazırız sen de hazır ol ama.
Son zamanlardaki Gülce,arkadaşı Roza ile beraber.


Devamı >>

28 Kasım 2012 Çarşamba

Ertelenenler

- 8 yorum
      
    En son neyi,niye ertelemiştin kendin için?Haftalardır sevdiğin bir arkadaşınla gidemediğin sinema filmini mi?
Önceliklerini belirlemede isteklerini es geçen bir hayat vardı dışarıda,içeride.Sadece varlığını sürdürmek için çalışmak,fiziksel ihtiyaçlarını gidermekten uzakta yaşamı anlamlı kılacak alanlar olmalıydı insanın dünyasında.
     En son kendin için ne yapmıştın?Yalnız başına sevdiğin bir cafede bir kahve ısmarlasaydın insanlardan uzak tuttuğun ıssızlığına.Ya da bir çiçek gönderseydin kendine.Geçen gün eski bir öğrencinin çiçekli sürprizi ne de mutlu etmişti seni.Akşam yapılacak yemeği düşünmesen bir gün,hiç tanımadığın bir insanın zorlu yaşamı için kaygılansan ve onun için birşeyler yapabilsen,onun için kaygılansan.
Arada gittiğim veli ziyaretlerinden kendi halime şükretmekten ve onlara öğüt vermekten çok daha öte yardımlar yapabilsem.
    Sırt çantamı takıp sırtıma görmek istediğim yerleri görsem,kimse meraklanmasa benim için,kaygılanmasa.Sting'in konserine yetişsem,o atmosferi solusam.Sürrealist bir aşık olsam,sürrealist şairlerimle Aragon'la,Eluard'la buluşup şiirleri üzerine konuşsam,şiirlerini okusam bir akşam vakti.Rutin hayatımdan bir süre uzaklaşıp kaybolsam ve kimse farkına varmasa.Sonra gelip kaldığım yerden devam etsem benim olmayan hayatıma.
     Biçilen rolleri,görevleri,sorumlulukları,gereklilik kipinde şekil alan gündeliği aşamamak ve kendin için hiç bir şey yapamamak.Bunları düşünmenin bile aykırı olduğunu,bencillik olduğunu düşünmek bazen bir kıskaca sıkıştırılıp kaldığını düşünmek.Ertelediklerini yaşamanın normale dönüştüğü bir hayat hayal etmek,gövdesi tükenişlerle değil de doğuşlarla genişleyen bir hayat ağacının dallarına erişmek uzak olmasa.Gözlerimi kapatınca bu erişilen dallardan çiçek kokuları alsam ve çirkin seslere kulaklarımı tıkasam,güneşten ödünç ışıklar alıp stoklasam,...
     Küçükken tüm kağıdı kurşun kalemle boyayıp sonra silgi ile onun üzerinde şekiller oluştururduk.Evrende böyleydi karanlıktı,sen bakış açınla,çıkarımlarınla karanlıkları silip,cilalayabildiğin ölçüde onu doğru algılayabiliyordun,onun gerçek yüzünü görebiliyordun ve sevmeye çalışıyordun.Bunun için de enerjiye ihitiyacın vardı ve enerjisiz hayat,hayat değildi.
Devamı >>

27 Kasım 2012 Salı

Demlenme vakti

- 8 yorum



Dünyayı durdurup,bir fanusta kıvranan benliğini azad et ve en sevdiğin şehirlere sal.
Bedeninin arzularından sıyrıl,ruhunun kanatları ile uç,
sonbahar demlenirken akşamlarında,
kahverengiye dönüşen öykülerin ayaklanırsa başka yönlere doğru,durdur onları.
Zincirlere vururlar o öyküleri,bütün heveslerini kursağında bırakırlar o öykülerin.
Uğruna hep yandığın,bir kez bile seni görmeyen eksantrik  krallıklardan uzak dur.
Kendini saldığın o gizemli şehirlerin sahillerinden gör dünyayı.
Kalbine en kalbi hislerle sarılanlara şükran duy,
Ateşlerden geçip vardığım ey yüce yaratıcı ,soyut bir dokunuşla kutsa beni,
Acıdan iniltilerimi,yolculuklarımı bir sınav olarak gör,parıldıyan bir dünya ver bana
Zaferlerinden ,doygunluklarından,yılgınlıklarından uzakta çok uzakta çok uzakta bir duruş!....



Devamı >>

26 Kasım 2012 Pazartesi

Aşure yaptımmm:))

- 25 yorum
Bugün güzel bir müzik eşliğinde ve Gülce Naz'ın yardımları ile anne kız aşure aktivitesi yaptık.Tarif kitabıma baka baka yaptım ama kendim yaptım diye demiyorum,güzel oldu:)Sonra yeni komşularımıza beraber dağıttık.Gülce yardım ederken defalarca anne bana "Annesine de  yardım edermiş" cümlesini kurdurdu.Yakınlarda oturan arkadaşlara da götürdük az yapmıştım ama dağıt dağıt bitmedi hakikaten bereketli oluyor.Yarın okula da götürürüm.Gülce ile iyi bir  poz yakalamak güç oldu.
Herkesin bu mübarek ayda güzel isteklerinin gerçekleşmesini diliyorum.
Devamı >>

66.SONE

- 5 yorum



"Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni
Değmez bu yangın yeri,avuç açmaya değmez
Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini
Değil mi ki  yoksullar mutluluktan habersiz
Değil mi ki ayaklar altında insan onuru
O kız oğlan kız erdem dağlara kaldırılmış
Ezilmiş,hor görülmüş el emeği göz nuru
Ödlekler geçmiş başa,mertlik bozulmuş
Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın
Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene
Doğruya doğru derken,eğriye çıkmış adın,
Değil mi ki kötüler kadı olmuş Yemen'e
Vazgeçtim dünyadan,dünyamdan geçtim ama
Seni yalnız komak var,o koyuyor adama
Vazgeçtim bu dünyadan...."

                                  Wiliam SHAKESPEARE







Devamı >>

23 Kasım 2012 Cuma

En son okuduklarım

- 8 yorum
   Hakan Günday'ın okuduğum 2. kitabı.Zargana Berlin'de dört kişinin tecavüzüne uğradıktan sonra kendini insanlardan koparır hiçliğe aşık olur.Parçalanmış benliğini ortaya koymak için hayat oyunu kurgular ve sahneler.Kitaptan:

"Bir insan ya gitmek ister ya da kalmak.Gidenler üzüntüyü çarşaf yapıp üzerine yatar ve o çarşafın üzerinde bin bir zevk içinde hayatla sevişir.Kalanlarsa vasat hayatlarını,bir ürünün taban ve tavan fiyatlarına benzeyen taban ve tavan duygular içinde yaşayarak yerleşik düzenin sokak lambaları haline gelir.."

"Hayat, magmanın tabanları yakmaya başlayacağı güne kadar var.Daha sonrası yok.Küllerin aşkları, dostları olmaz.El ele bile tutuşamazlar.Rüzgâr izin vermez.Savrulurlar. İnsanlar gibi.Bronzlaşmış tatilcilerin tanımadıkları denizlerin akıntılarına kapılmaları gibi.Yanık kokan bir dünya. Tüten insanlar. Dumanlı bir hayat. Cehennemden biraz daha serin bir dünya."

 "Bibloları,fırının düğmelerini,kapı kollarını teker teker temizliyordu.Temizliği yaparken hep aynı şeyi düşünerek eğlendirirdi kendini.Elindeki bulaşık eldivenlerini.Dünya üzerindeki bulaşık eldiveni takan kendi halinde bütün ev kadınlarının potansiyel birer katil olabileceğini düşünerek gülerdi kendi kendine.Bulaşık eldiveni takmış bir kadını kızdırmanın ölümcül olacağına inanırdı.Üzerinde “Ailemi seviyorum!” yazan önlükleriyle,yeni yıkanmış gömleklerine çilek reçeli döktükleri için sekiz yaşındaki ikizlerini boğan,üstelik geride parmak izi bırakmayan kadınları düşünürdü saatler süren temizlikleri boyunca.”

“Dünya üzerinde iki tür insan vardır:
trafikte sarı ışığı görünce frene dokunanlar ve aynı sarı ışık karşısında gazı kökleyenler"

"İnsanlari anlamak zor degil.Hepsinin de doğum izleri gibi karakter izleri var sağlarında sollarında. Biraz dikkatli bakmak yeter.Haritalara benzerler.Ölçeklerinin nerede yazıldığını bulana kadar korurlar esrarlarını. Sonra bir güneş kadar bilinir hayatları.Sarışınlara benzeyen hayatları.Güzel ama aptal hayatları."


 

     Dizüstü edebiyatından Sami Hazinses rumuzlu blog sahibinin kitabı.Kahramanımız Hüsnü'nün bir dolu kadınla olan münasebeti komik,argolu bir şekilde anlatılmış.Erkeklerin ilişkilerdeki tutumları,beklentileri eğlenceli bir şekilde aktarılmış.Havai ilişkilerden sonra gerçekten aşık olan Hüsnü'nün hikayesi.Kitaptan:

" İnsan neyle yaşar sorusunun cevabıydı:kadın"

"Babama desem ki"baba,sen bana adam olamazsın derdin ama bak ben süperman oldum"kuvvetle muhtemel bana diyeceği şey,"sigortası var mı"olur.

"Usulca uzandım,çünkü "beni öper misin?diye soran kadın,yarın,"beni niye aramıyorsun?diye trip atan kadın olacaktı."


Cezmi Ersöz'ün 27 denemeden oluşan akıcı kitaplarından biri.Kitaptan:

"Kaptan bir ara:"Biliyor musun dünyaya başka bir açıdan,hiç bilmediğimiz başka bir yerden bakıyor o;biz o yeri bilmiyoruz,ya da bir zamanlar biliyorduk,sonra da kaybettik,bütün umutsuzluğumuz bu yüzden belki de..."
"Artık yorulmadın mı sürekli oynamaktan?diye sordum sahici bir merak duygusu ile.Derin bir nefes aldı"evet çok yoruldum oynamaktan.Artık insan içine çıkacak halim kalmadı.Belki ancak evimde dört duvar arasında oynayabileceğim bir rolü sürdürebilirim artık.Mesela?işten atılmış,ardından yakınları ve dostları tarafından ihanete uğrayıp terk edilmiş ve artık evinden dışarı çıkmayan bir insan rolü olabilir bu."

"Biliyor musun,fotokopiyle çoğaltılmış gibisiniz.Duygularınız hep önceden kurgulanmış.Bana benzer şeyleri söyleyip sonra da benimle sevişmek isteyen ama göğsümdeki semenderi görünce hemen hemen aynı tepkileri gösteren o kadar çok erkek oldu ki,artık her şeyden ve herkesten umudumu kestim..Gece aldıkları alkolün etkisiyle benim için ölmek istediklerini söylerler  buradan giderken de cüzdanlarını kontrol ederler,yerinde duruyor mu diye..."



Devamı >>

20 Kasım 2012 Salı

Acı tatlı sözlük

- 17 yorum

Annelik?
  
1.Sürekli sınanan her anından yeni şeyler öğrendiğin sonu olmayan bir okul.2.yeterliliğini kontrol eden sürekli kendini yetersiz hissettiğin,onun her olumsuz etkileşiminden ya da her öğrendiği tepkisel davranışlarından kendini sorumlu tutma özelliğini kendinde barındıran deli ruh hali.3.Boşa kürek çektiğini hissetmek yer yer ektiğin tohumların hiç bir işe yaramadığını düşünmek gibi bütün yelkenleri suya indirebilitesi olan kırılmalar sirkülasyonu.4.Sürekli sorgulama,denenme,mevcut durumlardan çıkarımlardan bulunma hali.5.Onların davranışlarını örnek alıp çoğu zaman da hayata onların penceresinden bakıp,olayları düz mantıkla algılayıp her şeyi sallamama,oyunlaştırma rolüne girme durumu.6.Aynı zaman dilimine birçok işi sığdırma yarışı.7.Ruhu saflıkla duş aldırma.8.Emekliliği olmayan tek iş.9.Günün parlaklığını hep görme ve bir yıldızı tutma,kollama durumu.10.Kendi anneni anlama ve takdir etme.11.Defalarca ben sana söylemiştimli cümleler kurmak istememe ama çoğu zaman böyle cümleler kurma,buna benzer çelişkiler kulvarında koşma.13.Bitkin ve çaresiz bir durumdan onun komiklikleri ile çıkma.14.Uzantısı olarak gördüğü o minik varlık için olağanüstü sabır ve hoşgörü egzersizleri yapma.

Devamı >>

19 Kasım 2012 Pazartesi

Gülce'nin okul çalışmaları

- 13 yorum



     Bugün okulda yaptığın çalışmaları büyük bir coşkuyla getirdin eve.Hepsini tek tek anlattın.O minik ellerinle yaptığın çalışmalar çok güzeldi kızım.Sonra mutfağa geçerek saklama kabından sevdiğin ıslak keki çıkararak yemeye başladın.Sen "ıımmmhhh ımmhh çok lezzetli olmuş,çok güzel olmuş,en sevdiğimden yapmışsın"diyerek kendinden geçercesine yerken ıslak kekini,ben gözlerine baktım ve hayattan öyle tatlı,lezzet alacağın anlar diledim sana.O minik ellerin hayatın en estetik yanlarına değerek büyümesini geçirdim içimden.
Devamı >>

17 Kasım 2012 Cumartesi

DÜN DAĞLARDA DOLAŞTIM EVDE YOKTUM

- 6 yorum
Güneş cebimde bir bulut peydahladı.Taş, kördür diye yazdım. Ölüm, geleceksiz.
Şeylerin yalnız adı var. Ve: 'Ad evdir.'  (Kim söyledi bunu?) Dün dağlarda dolaştım,  evde
yoktum.  Bir uçurum  bize bakmıştı, uçurumun konuştuğu usumda.Buydu  bizim kendine
sonsuz  olanı  duyduğumuz.Nesneler  ki  zamanda   vardır.Terziler  çıracısı  Hermüsül
Heramise'nin  pöstekisi  her  bahar   ayaklanırdı.Yağmur  yağmamazlık   edemez.Taş,
düşmemezlik.

 Ne diyordum, dünyanın düşünceleri yoktur.Otların canı sıkılmaz.Kurşunkalem
kendini ağaç sanır. Ufuk, hüthüt kuşu. Seni bilmem,bir söylene dönüşmek içindir dünya.
Onun için başka bir son yok. Bir söylene dönüşmek, bir söylen olmak! Sonsuzluk dediğimiz
budur.
Nerden başlasam yine oraya geliyorum. Ben gidiyorum.Ölüme, o büyük tümceye,
çalışacağım.




                                                dün dağlarda dolaştım evde yoktum
                                                                                    
                                                                                   İLHAN BERK
Devamı >>

13 Kasım 2012 Salı

Gülce'nin İrem'i

- 14 yorum

       Bugün  okuldan çok sevdiğim arkadaşım Özlemcim ve kızı İrem bize geldiler.Okul çıkışında,bugün geleceğim dedi,ben de hemen eve koşup etrafı toparlayıp,pratik,çocukların sevebileceği pasta,yemekleri hazır ettim.Gülce İrem'i çok özlemişti,ben hazırlık yaparken "anne nerde kaldılar?" diye sabırsızlıkla bekledi onları.Sonra onları görünce ben de,Gülce de çok mutlu olduk.
       İki tatlişko okul yorgunluğundan mı desem birbirlerini çok özlediklerinden mi desem bilmiyorum ama güzel güzel oynadılar.Biz de Özlemciğimle hayat dair pozitif sohbetler ettik.Pastayı yemeden önce gelenekselleşen mum üfle merasimimizi de çocuklar mutlu olsun diye,gerçekleştirmeden geçemedik.Mumları üflediler ve hemen parmakları ile yemeye başladılar.Güzel bir günü tarihin sonsuzluğuna bıraktık.İyi ki güzel dostlar ve onların güzel anlaşan kuzucukları var....
Devamı >>

2 Kasım 2012 Cuma

Okuduklarım

- 8 yorum
Hakan Günday'ın okuduğum ilk romanı "Azil".Azil,Türkçe'de "görevden almak"anlamına geliyor.Yazar bu kitapta sistemin bir parçası haline getirilmeye çalışılan topluma olan eleştirisini,insanın yüzeyselleşmesini,teknolojinin dayatmasını hayal,gerçek arasında yaşayan,delilik ile dehalık arasında gidip gelen ana karakter Asil'in yaşamı üzerinden anlatıyor.İnsanoğlunun ahlak,toplum kuralları,gelenekler gibi kalıplara sığınarak "ben"inden ve yalıtılmamış dünyasından saklayarak yaşadığı gerçekleri suratına çarpıyor.Fizik kanunlarının hayata yansıyan izdüşümünü ise felsefik açıdan değerlendiriyor.

      Dizüstü edebiyat serisinin 4. kitabı  "Sorun Ben de Değil,Sen de" Pink Freud rumuzlu bir blogcuya ait.Bu seri ile yeni tanıştım.İki üç günde kıkırdayarak çabucak okudum.Kitabın kahramanı Pelin dört yıllık sevgilisi Bora'dan ayrılıp bir yıl içerisinde farklı farklı erkeklerle kısa süreli beraberlikler yaşar.Bütün erkeklerde eski sevgilisini arar,düştüğü bu halleri onun omuzlarına bindirir.Sonunda yorulur kendini tam  anlamıyla veremediği bu ilişkilerden,kendi halinde yaşamaya başlama kararı alır.Gülerek okurken onun renkli dünyasını,kitabın sonunda duygusala bağlayabiliyorsunuz.
Muzip,argo içeren samimi bir dille yazılmış bu kitap aslında kadınların erkeklerden beklentilerini,onların hayal dünyalarını,fizyolojik,psikolojik alemlerinden kaynaklı aksak yanlarını aktarmakta çok net.

     Erich Kastner,  'Noktacık ile Anton' ise Can yayınlarından çıkmış bir kitap.Çocuk bakıcısıyla birlikte kılık değiştirip, dilenci giysilerine bürünerek sokaklarda kibrit satan Noktacık ve yoksul arkadaşı Anton'un macera dolu kısa yolculuğu anlatılmakta.Kastner çocuklara iyi ve güzel değerleri her bir bölümden sonra farklı başlıklar altında samimi bir dille anımsatmış.
Devamı >>

31 Ekim 2012 Çarşamba

Büyümek

- 8 yorum
    
    Hafif bir yosun kokusu bir de deniz kenarında kısacık şortu ile çömelip yerden minik çakıl taşlarını denize fırlatan siyah saçlı bir kız çocuğu vardı.Yerden aldığı uzun saplı bir çöple denizin üzerinde şekiller çiziyordu.Çizdiği şekiller doğal olarak  her defasında kayboluyordu.Gözünün önüne iki gündür gelen bu kare hangi sayfayı açmak istiyordu?
  Antik bir kentin yapayalnız bir gezginiydi.Uluşurken bütün kurtlar ormanın derinliklerinde,baykuş sesleri ve gece ağır ağır türküsünü mırıldanırken en dipsiz kuytulukların en saykodelik yüzünde sanki şuursuzlaşmıştı.O eski zamanların uzun koridorlarından geçen büyük kapılarını araladığında,gözüne ilk ilişen salaş bir sokakta kelebeklerle yarışan,onları geçmeye çalışan zırcahil bir kız,küçük istekleri olmayınca annesine küsen en sevdiği çantasını,elbisesini eline alıp dama kaçan ve dünyanın tek derdinin bu olduğunu var sayan ak pak bir çocuk resmi.Rüzgar gibi geçen o çocukluk günlerinden anımsadığı yaraları ile oynamayı sevdiğiydi.O eski evde unuttuğu gitarı bir de hep gülen ışıyan gözleri vardı fotoğraflarda.Şimdi,şu anda gülümseyerek çektiği fotoğraflarda bile gri bir yüzün çıktığını görmesinin bir tanımı var mıydı?
    Yaşlanmak,büyümek bu muydu?Dünyadaki dertlerin ölçümünü veremeyecek kadar büyük bir değirmende öğütüldüğünü görmek miydi büyümek?Ne zaman büyümek denilen fiilin içine girerdi insan?Zehirli insanların fark etmeden zehirleyişlerine tedbir almaya başladığında ya da kendi olarak bir ilişkiye dokunmamayı öğrendiğinde mi büyürdü?Söylesene anne,sen bilirsin,büyümek denilen şey varılacak bir noktaysa ben neresindeyim,daha ne kadar yolum var?
    Neden susuyorsun anne?
Bak her gece olmasa da sütümü içiyorum,yalın ayak basmıyorum yere,yalın yürek basıyorum hayatın tuşlarına,üstüm açık uyumuyorum,her sabah senin sabahlığını giyerek sabahı karşılıyorum,çünkü çok soğuk sabahları burası ve içim üşüyor,hem önceden dinlemediğim bütün sözlerini de dinliyorum şimdi.
Devamı >>

18 Ekim 2012 Perşembe

Gülce'nin Seymen'i

- 14 yorum
  
  Dün Gülce ile sevgili arkadaşım Nur'a beş çayına gittik.Yalnız beş çayımız neredeyse gece saat dokuza kadar sürdü.Canım arkadaşım,bize çok güzel mamalar ve çocuklara yaş pasta sürprizi hazırlamıştı.Gülce ve Seymen çikolatalı pastalarını büyük bir sevinçle üflediler ardından afiyetle yediler.Seymen Gülce'nin iyi anlaştığı ve çok sevdiği bir arkadaşı,güzel güzel oynadılar,hasret giderdiler.Akşam boyunca Nurcuğum rahat rahat sohbet edelim diye çocuklara evde verilebilecek,onların mutlu olabileceği herşeyi sürpriz diye yutturmaya çalıştı.Ben de arada ebe oynadım,kitap okudum hem onları mutlu etmeye hem de iki lafın belini kırmaya çalıştık.İyi geldi ikimize.

Devamı >>

17 Ekim 2012 Çarşamba

Okul Günlükleri

- 4 yorum


   Bu hafta okula başladın minik kuşum.Akşamdan elbiselerini,çantanı  hazırladım.Erkenden uyuduk seninle,sabah erkenden okula gittim,seni baban okula bıraktı.
Dualar ettim sana,insaflı,merhametli,pozitif bir öğretmenin olsun,güzel,örnek arkadaşların olsun diye.Sonra okulda hep seni düşündüm.Okuldan çıkar çıkmaz senin okuluna doğru yol aldım.Okuluna varmadan seninle kavuşacağımız kareyi defalarca kafamda canlandırdım.Okuluna geldiğimde,çantana sıkı sıkı tutunmuş beni bekliyordun.O halin çok duygulandırdı beni hemen sana seslendim.Koşarak yanıma geldin oradaki herkese büyük bir sevinçle "Annem geldi,bu benim annem,bu benim annem!..."diyerek sarıldın bana.
Şimdilik okula alışma sürecinde sorun çıkarmadın,öğretmenin hakkında hep olumlu,güzel şeyler söyledi.
Güzel kızım,dilerim ki ,ısrarla insanın içindeki iyi değerleri yok etmeye çalışan haset insanların türediği,kötü enerjiler yaymaktan usanmayan bir evrenin kollarında inatla güzelliğini koruyarak büyürsün...
Devamı >>

9 Ekim 2012 Salı

Ta-şın-mak

- 14 yorum
  
    İstiflenmiş eşyalar,cilalanmış anılar,başlangıçlar bitişler.Sonunda toparlandık,kendi evimize taşınıyoruz.Yaklaşık bir aydır toplanıyorum,eskileri atıyorum,yenileri alıyorum.Oturduğum bu evin merkeze çok yakın olması,burada komşularla ilişkilerin sıcak olması güzeldi.Yeni evin bulunduğu semt,daha sakin ve daha nezih.Bol bol temiz havada yürüyüş yapma,sevdiğim arkadaşlarımla daha sık görüşme hayalleri kuruyorum.Taşınma mevzu bahis olduktan sonra,tabiri caizse göçebe gibi yaşıyorduk,bir düzen yoktu,bazen bu durum beni oldukça gevşetiyordu bazen de oldukça sıkıyordu.Sonuçta klasik bir oğlak kadınıyım ve düzeni seviyorum.Nihayet bu günler sona eriyor,hazırlıklar bitti,evimize geçiyoruz.Nazımız da okuluna başlayacak haftaya.Yeni ev,yeni düzen,yeni güzel günleri beraberinde getirir de hep yenileriz içimizdekileri,çevremizdekileri...
Devamı >>

5 Ekim 2012 Cuma

Okuduklarım,İzlediklerim

- 4 yorum
Küçük Charlie, çok yoksul bir çocuktur. Annesi, babası, iki ninesi, iki de dedesiyle birlikte, kentin dışında, tahta bir barakada yaşamaktadır. Çikolatayı çok seven Charlie, sonunda çikolataya kavuşur, hem de fabrikasıyla birlikte. Charlie'nin çikolata fabrikası kitabına kadar olaylar bu şekildedir,fabrikaya kavuştuktan sonra fabrikanın sahibi Bay Wonka, bizim küçük Charlie ile kalabalık ailesini, büyük cam asansöre bindirip bir yolculuğa çıkarır. İşte ilk kitabın devamı olan bu kitapta, Charlie’nin Büyük Cam Asansörü’nde, yaşadığı ilginç yolculuğun öyküsü anlatılıyor.Bu kitapta 20 yaş gençleştiren wonka-vita'nın bileşenlerini,eksiler ülkesini,kemiksiz uzay yaratıkları olan congolozları,Umpa Lumpaları,güzel çizimler eşliğinde bulabilirsiniz.Kıkırdayarak okuyacağınız bu kitap,uzayda,çikolata fabrikasında sonra da beyaz saray da geçiyor.Dalh,başkan ve çevresindekileri de çocukların diliyle üstü kapalı bir şekilde eleştiriyor.İlaç kullanırken dikkatli olunması gerektiği,açgözlülüğün insanı kötüye sürüklemesi gibi vurgulanacak yerler çocuk argosu ile çok güzel harmanlanmış.

Mitolojik öyküleri sevenlerin sıkılmadan okuyacağı  güzel bir kitap.Masallardaki kahramanlar,olaylar günümüzle ilişkilendirilerek anlatılmış.8 öyküden oluşmakta:"Meraklı Pandora ve Konuşan Sandık"ta, kötülüklerin ve umudun dünyaya yayılışı; Asklepios ve Devacı Yılanları'nda ünü dört bir yana yayılan hekim Asklepios'un yaşamöyküsü; "Phaethon ve Güneş Arabası'nın Atları"nda güneşin dünyayı gerçekte nasıl etkilediği anlatılıyor. "Yankı ile Nergis", biri için çaresizliğin, biri için kendine hayranlığın öyküsü. "Midas'ın Altınları", servet düşkünlüğünün yol açtığı acıları; "İnsanlığa Aydınlığı Getiren Ölümsüz: Prometheus" bilginin, uğruna her şeyin göze alınabileceği bir aydınlık oluşunu; "Apollon'un Liri mi, Marsyas'ın Kavalı mı?" hırsı ve egoyu dillendiriyor. Son öykü "Yeryüzünün İlk Güzellik Yarışması" ise, iç güzelliğin dış güzelliği nasıl alt ettiğini anlatıyor.


   Kendine oldukça fazla güvenen bu yazarımızın okuduğum ilk kitabı idi.Adını "Sadece  aptallar 8 saat uyur" kitabından duymuştum.Kitapta güzel tespitler,çıkarımlar var ama bazı yerleri sevmedim.Kitap 3 bölümden oluşuyor,aşk hakkında her şey,evlilik hakkında her şey,cehennem hakkında bazı şeyler.Aşk konusunda ilahi aşkı reddediyor.Evlilik konusunda büyük filozofların gaflarına tepki veriyor,aşkı sınıflandırıp küçük yaşanmış öykülerle onu tanımlamaya çalışıyor.En sonda da canını sıkan her kişiyi,her durumu zihinde oluşturulan cehenneme yolluyor.Ben de bu kitaptan sonra canımı sıkan her şeyi cehennemin dibine gönderiyor ve rahatlıyorum.Bir de kitapla verilen bağır taşını da kaybettim.Yazarımız bu taşı nasıl  kullanmanız gerektiğini kitabın sonunda anlatıyor.
İZLEDİKLERİM:
    Değerli arkadaşım SADE VE DERİN 'in önerileriyle güzel filmler izledim.Kendisine teşekkür ediyorum.Sizler de onun film ve kitap önerilerini değerlendirebilirsiniz.

1.Kaplumbağalar da uçar
2.Siyah Kuğu
3.Paranoya
4.Genç yetişkin
5.Paris'te Geceyarısı
6.Çok Gürültülü ve Çok Yakın
7.Tatil Kitabı
8.Fanaa
9.Üç idiots
  
      
Devamı >>

29 Eylül 2012 Cumartesi

Onlara

- 16 yorum


   Yarım kalmış hikayeleri vardı.Hiç bir zaman sonunu getiremediği,getirse de hep bir şeylerin noksan kaldığını düşündüğü,ayrıntılar gizli hikayeleri...

   Depresif,anormal adamları dinleyip hayatı şekillendiriyordu penceresinde.Onlara rağmen,bilincinin kollarına deli gömleği giydirmezdi,özgürce şekiller,çizgiler ondan ayrı dört nala uçuşarak karanlık bir noktada buluşurdu.Atölyesinde nöbetleri,feryatları kalırdı.Bir seferinde duvarını boyadığı neon rengi tutup,kopkoyu ebruliye çeviren ondan başkası değildi.
Sevgiye saygılıydı ancak sevgili diye belledikleri saygıyı terminolojik olarak algılamaktan öteye gidemiyorlardı.Yaşamdaki iyi,kutsal saydığı her şeyi tek tek örmeye çalışırken,habersizce başında çoraplar örülüyordu.Ne yazık ki ölümlülerin oyunlarına zemin hazırlayan naif bir yapısı vardı.Ödünç aldığı her şeyi geri verirdi muhakkak.Kalbine dayatmazdı emanet sevgileri...
Kainatın muhteşem yaratıcısının bazı insanlara cömert,bazı insanlara ne kadar kıt yollar çizdiğini ayrımsamak ürpertiyordu içini.İnsanlara biçilmiş görevler,biçilmiş roller vermişti.Ancak çoğu mutluluğu arayan,çoğu elindekini göremeyen insancıklar haline dönüşmüşlerdi.Estetik olmaya çalışırken kişisellikten çıkamayan,öykünen,yavan hayatlar yaşamaktan bir adım öteye gidemeyen,tükenmiş,yorulmuş insan kervanları vardı.Bu kervanlara bakarken yalnızlıkla örterdi ruhunu.İki zaman arasında,bir tutam düş ısmarlardı kendine,yanına da olmazsa olmazı  kahve.Uyuşturmazdı bedenini morfinli ilişkilerle.Semptom baş gösterdiği anda ıraklaşırdı.
Kırmızı ruj,siyah göz kalemi en sevdiklerindendi.Büyülü gözleri vardı,insanları etkilerdi,çok güzel bakardı.
Hayatta belirlediği hedefe koşmaktan başka bir şey öğretmedi benliğine.Hedefi vardı,donanımı vardı,şansı yoktu...Bu bir yazgı,bu bir sınavdı..
Sınavların iyi kötü bir sonucu olurdu,bir de sonuçlanamayan zorlu sınavlar vardı.Onları görürdü,onlara üzülürdü,onları çizerdi.Dışarıdan bakıldığında ankastre ocaklarında sıcak yemekler pişirip,dünyadaki olayları kapı ardında bırakmış,egolarını büyüten,mutlu gibi gözüken ama özünde gürültünün merkezi haline gelen dünyalıların gri evlerinden korkardı.Sabaha kadar ışığı açık bırakıp uyurdu,korkardı karanlıktan.
Okur,yazar durmadan çizerdi.Okuduklarını,izlediklerini küçük şirin etiketli defterlerine yazardı,kritik yapardı.Uykuluğunun içinde akreple yelkovanın anlaşılmayan savaşını hiçe sayarak,uyaklı düşler biriktirirdi ve onları uğur böcekli kutusunda saklardı.Bazen boyarken o dünyayı,acıdan,göz yaşından o boyaların kabuk kabuk olduğunu görürdü.Tıpkı duvardaki boyaların nemden kabuklanıp kalkması gibi.Bunu hissettiğinde farklı bir renkle boyuyordu o dünyayı ve o sıra hep o renk ağırlıklı giyiniyordu.Her şeyin bir lisanı vardı,her lahzanın,her rengin,her bakışın...
Bir sabah uyandığında o kurak şehirde,ansızın güneşin kendi yönünden doğduğunu düşündü.Bir zarf ,her şeyin şeklini değiştirdi,yalpalamadan durmaya çalıştı,dik tuttu başını.Şaşırdı,dili tutuldu.Kendisine uzanan bir fırsat,hayatının çehresini değiştirdi.
Hazırlandı titizlikle,kahverengi evin bütün kapılarını,pencerelerini kapattı.Büyük bir bavula eşyalarını doldurdu.Kırmızı rujunu,siyah göz kalemini ustalıkla,bir çırpıda sürdü.Topuklu ayakkabılarını giydi,not,mektup bırakmadı.Törenli vedaları oldum olası sevmezdi zaten.Öyle,anahtarını almadan çekti kapıyı.Pasaportu,kimliği her şeyi tamdı,bir taksi çağırıp hava alanına doğru yollandı,o dar sokağın tortullaşmış anılarınca...
O,küçükken kırmızı rugan ayakkabıları ile koşan,saçları bukle bukle,annemin ısrarla elini sıkı  tut dediği kişiydi.
O,hep elini tuttuğum ama ona çizilen yolu tutamadığım,o yola hiç bir sokak açamadığım kişiydi.



Devamı >>

23 Eylül 2012 Pazar

Bir Kelimeee

- 8 yorum
  
   Bitmez sanırsın her şey,süresiz,uzun...Öyle yaşarsın ya da öyle dünyanın sınırlarını bilmeden,boylu boyunca,sere serpe yaşayacağını sanırsın.Oysa herşeyin biçilmiş bir süresi vardır.
İpekböceği kendi kozasını kendi örer ve her tırtıl kendine koza denilen bir ev yapar,iki hafta sonra çıkar,harika bir kelebek olur.Bizim gibi takvim yapraklarından günleri saymaz,anları yaşar.Hesap yoktur onların hayatında,aynı şekilde köyde yaşayanlar da yaşlarını dahi bilmezler,uğraştıkları işten güçten oturup kendilerinin seceresini tutacak zamanları yoktur.O yüzdendir ki uzun yaşarlar,kendilerini çok dinlemezler.
   Feryat,figanla uyandı bütün apartman dün.Komşumuz hastaydı ve dün onu kaybettik.Çatkapı gelip herşeyini bütün doğallığıyla  paylaşan Nahide abla yok artık.En son hastayken Gülce'ye sarılıp ona dua etmesini istemişti,Gülce'ye küçük kalpli bir yastık hediye etmişti.
Bugün Gülce'ye ilk defa ölümü açıklamaya çalışırken afalladım.Canlılar doğarlar,büyürler,yaşarlar ve ölürler dedim,dikkatini hemen başka yöne çekerek.Oysa ne kadar kolay söylemiştim,peki o kadar kolay mıydı biz insan denilen kompleks kavram için.Kolay değildi ama öyle olmalıydı...
Düz bir mantıkla,hiçbir şeyi sahiplenmeden,ruhumuzu bir kavanoza hapsetmeden algılamalıydık yaşamı.Anları fütursuzca yaşamalı,içimizde bitmek tükenmek bilmeyen enerjiyi doğru yerlerde kullanmayı öğretmeliydik kendimize.
  Doğru kullandığımız enerjinin er ya da geç bize farklı yüzlerle döneceğini tasavvur etmeli,semptom baş gösteren yolculuklardan sıyırmalıydık herşeyimizi.
Bir kağıda büyük bir kare,bu kareye yatay on çizgi,dikey on çizgi çizerseniz yüz kare elde edersiniz.Bu karelerin bütünü hayattır,siz doldurduğunuz karelerle hayatı değerlendirirsiniz.Oysa doldurulmamış kareleriniz var,onları hayatta yaşamadığınız güzelliklerle doldurmalı ve tepeye çıkıp,kuş bakışı ile değerlendirmeli her yaşanmışlığı.
Her şeye inat hayat devam ediyor ve hiç bir ertelemeyi kabul etmiyor.
Kalkıp kahvemi yapıp,hazırlanayım,sınavda görevliyim.Hayat bekletmeye gelmez:)
İyi pazarlar......
Devamı >>

19 Eylül 2012 Çarşamba

32 aylık Gülce Replikleri,

- 13 yorum



-Anne baksana bu etkinlikten yapalım,çok eğlenceli,
(Dergide gördüğü her aktiviteyi yapma girişimleri oluyor,sonunda çocuğu aktivite manyağı yaptım,ders verdiğim öğrencim öyle diyordu:))
-Beni sinir ediyosun anne,
(İstediği birşeyi yapmasına izin vermediğim zamanlardaki Gülce halleri)
-Uyku moduna girmek istemiyorum anne,
(Uyumak istemeyen Gülce hali)
-Çok sesini açmışsın rahatsız oluyorum anne,
(Ergen ruhlu annesinin bağırık şarkılarına isyan eden Gülce halleri)
-Ayşe hadi büyük annene gidelim,büyük annesi baksanaaa
(En sevmediğim hali beni büyük anne yapıyor yaaa:)))
-Doktor kızımı muayene eder misin,iğne yazar mısın?
(Doktorculuk favori oyunlarından)
-Anne elbisemi,eteğimi giydir bale yapıcam,
(Sanırsın her gün özel bale dersine gidiyor,çok seviyor dansı,müziği)
-Bak anne senin gibi dans ediyorum,
(Dansına bizi ortak etme durumları)
-Anne indilizce öğret bana,
(İngilizce şarkı,alfabeyi aç demek istiyor)
-Canım anneciğim seni çok özledim,
(Favori cümlem)
Devamı >>

18 Eylül 2012 Salı

Teyzesinden Gülce'ye..

- 2 yorum



"Defterimizin her sayfasına farklı yüzlerimizi çiz küçük kız..
Yaptığımız yapıştırmalar gibi minik ellerini,
yüzümden ayırma...
Kenetlensin elin yüzüme...
Zeytin gözlerinle umut aşıladın bana en ağlamaklı halimde
kahkalarla güldürdün  Gülce Nazımız...."
                                                                     Gamzece

"Ağlayış gözlerdedir... cennetim dillerdedirBeni biriktiren ömrün... bağlılığımın gücündendir"

Devamı >>

16 Eylül 2012 Pazar

Transformal Nefes

- 4 yorum
  
     Geçen gün okuduğum bir sağlık dergisinde transformal nefes tekniği ile karşılaştım.Bu teknik insanların hayatlarında değişim ve dönüşüm sağlayan kişisel gelişim tekniğiymiş.
     Yaşam mucizesini mümkün kılan sadece nefestir.Nefes ile alınan oksijen hücrelerimizin en önemli besinidir.Doğduğumuz andan itibaren olumsuz olaylarda hep nefesimizi tutuyoruz.Nefesle birlikte o olumsuz duyguyu ve olumsuzlukları vücudumuzda hapsediyoruz ve bunlar solunum sistemimizde blokajlar oluşturup oralara nefesin yayılmamasına neden olup,hastalıklara davet ediyormuş.Herkesin nefes alış şekli parmak izi gibi farklı olup,en doğru nefes diyafram nefesiymiş.
    Transformal nefes,bilinçaltımızda ve hücrelerde kayıtlı negatif kodları ve bilgileri temizliyormuş.Bunu uygulama şekline gelince:Kişi meditatif bir müzik eşliğinde derin ve uzun bir şekilde nefes alıp,kısa ve derinden nefesi veriyor."Ben değerliyim,nefes almak güvenli"gibi sözcüklerle belli zaman dilimlerinde bunu yaparak vücudunda kalıcı ve köklü değişiklikler meydana gelmesine ortam sağlıyormuş.Bazı kentlerde bunun eğitimi verilip seanslar şeklinde bireylere bu teknik uygulanıyormuş.
     Bizim için son derece önemli olan nefesi doğru alıp,bedenimize ve ruhumuza güzel mesajlar gönderip her türlü olumsuz blokajları yıkıp,hayata güzel enerji yaymak dileğiyle...İyi pazarlar..
                                                                                                       
                                                                                                    
   
Devamı >>

13 Eylül 2012 Perşembe

Gariban Soframız:)

- 12 yorum

   Dün gece bir yandan  ev taşıma hazırlıklarına start verdik,bir yandan da yorulduktan sonra kuzenimle birbirimizi ağırladık.O,güzel yemekleri yaptı,ben de sofrayı kurdum,Gülce'de bize yardım etti.Fasıl eşliğinde,"Tahir'le Zühre Meselesi"ni okuyarak güzel gecemizi -Gülşenciğim olmadan- bir kahve ile taçlandırdık.Bu soframızdaki lezzet ve muhabbeti kırk yıl hatırlayacağımızı ümit ederek:))
Sevgiyle...
Devamı >>

11 Eylül 2012 Salı

Temiz Hava

- 4 yorum

         Otururken bile ayaklarımı yere basmadığımı ve olmayan göbeğimden rahatsız olarak oturduğumu fark ettim.Geç uyuyup erken uyanıp,dört saatlik uykuyla  en sevdiklerinden birine verdiğin sözü tutmuş olmanın dayanılmaz hafifliğini yaşamak daha mutlu kılıyordu öteki benimi.Öteki benim yani herkesi memnun,mutlu kılmak isteyen benim,asi yanım,başka hayatların başka kahramanlarını düşleyen,çıkarımlarda bulunduğunu sanan girift yanım,Promises'i belki yüz defa dinleyip uçmasına ramak kalan yanım...
         Bugünlerde kapıyı açtığımda iyi haberler bırakılmıyor kapıma.Hayır diyorum sıkmayacağım kendimi.Soruyorum postacıya iyi haber yok mu diyorum,yüzüme bakıp "Yok abla keşke olsa da getirsem" diyor,imzalıyorum kağıtları çıkıp gidiyor.Sanki vaktim gelmiş,bu evde atılacaklar arasındayım.Neyse ki güzel gülüşler var çevremde.Kalkıp bana söylemeden mutfağa girip beni düşünen birileri var...Sarılıyorum onlara...
Sonra sarsıyorum kendimi,hep almayı bekleyenlerden uzaklaştırarak benliğimi,onların sancılarından,sanrılarından  uzaklaşarak sarsıyorum...Bütün birikmişleri atıyorum çöpe,sadeleştiriyorum evi,eşyaları yerli yerine koyup,kalbimdeki taşların yerlerini değiştirerek sağlam basıyorum yere.Sandalyede otururken,hayata karışırken,kaybettiklerimden kazandıklarıma varırken,yara kabuklarımı kaldırdıktan sonra daha sağlam basıyorum yere...Pencereyi açıyorum temiz hava girmeli odaya,beynime,ruhuma...Açık bırak pencereleri açık bırak..
Devamı >>

9 Eylül 2012 Pazar

Eşler Arası İletişim Analizi

- 4 yorum

Örnek Olay:

      "Sabah uyanır uyanmaz Aynur Hanım çok sevdiği porselen demlikte bir tutam nane,bir ince dilim limon eşliğinde yeşil çayını demledi.Bugün onun detoks günüydü.Çocukların dolap detoksu,kendi elbise dolabının  ve eşinin dolabının detoksu vardı.Çocukların dolabından başladı.Her şeye onlarla başlardı zaten.Küçülenleri bir poşete koydu,yaz mevsimi kıyafetlerini çıkardı,çocukların eksikliklerinin listesini yaptı.Çocukların dolabını bitirince biraz rahatladı.
     Mutfağa geçip buzdolabında bulduğu bütün yeşillikleri düdüklü tencereye koyup  yeşil çorba yaptı kendine.Kızlara da tavuk çıkarıp nugget yaptı yanına da patates kızarttı.Kızlar nuggetı çok seviyordu.
Sonra kendi dolabının detoksu için kolları sıvazladı.Çok giyip eskittiği,hiç giymeden öylece dolapta duran elbiseleri ayırdı.Kapıya sürekli gelen birileri oluyordu,onlara veririm diye geçirdi içinden.Dolabı da kendi de hafifledi ohhh...
    Yeşil çorbasını içti,kızlarda afiyetle yediler yemeklerini.Aşağıya inip sitenin parkında oynamaya başladılar.Sonra Aynur Hanım eşinin dolabına geçti.Orayı da kafasına göre düzenledi,sonra kendi bakıp ayıracaklarını ayırır düşüncesiyle çok da karıştırmadı.
Yukarı kattaki komşu tak tak tavandan vurmaya başladı.Bu hadi gel kahve içelim demekti.Üstüne başına çekidüzen verip yukarı çıktı hem evde kalsa bişeyler yiyebilirdi oysa yememesi gerekiyordu,hemen yukarı çıktı.
Devamı >>

4 Eylül 2012 Salı

32.Ay Profili

- 2 yorum

    32.Aya girmiş bebekler artık her duyguyu anlar kıvama gelmişlerdir.Her yaptığı davranışta bir beklenti içine girerler.Banyodan çıktıktan sonra "Sıhhatler olsun de anne" gibi ayrıntıları hatırlatmaktan hoşlanırlar.Her duruma muhalefet davranışlar sergilemeleri olasıdır.
    Farklı rollere girmeyi,karşısındakinin kendi belirlediği rollere girmesini çok isterler."Bana anne de" ya da "anne ben bebek oldum" diyerek bebekçe konuşmaca,bebeklerine yemek yedirmece,ona masal okumaca,telefonda konuşmaca,evcilik oynamaca,hamurlarından yemekler yapıp yedirmeye çalışmaca bu ay kız bebeklerinde görülecek özelliklerdendir.
    Kendi kendine uyutmaya bıraktığınızda yanınızda su,süt,masada hazırlanmış bir tabak yemek sizin şartellerinizin atmasını engelleyebilir.Şöyle ki bu tipler uyumamak için "acıktım anne","çişim geldi anne","susadım anne","bir tane daha kitap oku anne","bana süt hazırlar mısın anne?"mazeretlerini uydurmaktan hiç bıkmazlar.
     Çizgi film kahramanlarının anneleri gibi "hayır tatlım odanı toplayıp öyle oynamalısın havuzunda" söylemlerini çok zor dikkate alırlar.Onlarda "anne önce havuzda oynayayım sonra odamı toplarım"diyerek anneyi uyutma sinyallerini verirler.
      Peki bu durumdaki bebeklerin hem gelişimlerini ilerletme hem de yorulmalarını sağlama adına neler yapabilirsiniz?Öncelikle değişik sticker alıp yapıştırmaca,dezenfekte edilmiş bir lavaboda az açılmış su ile sabunla oynamaca,havuzunda  oyuncaklarına bıcı bıcı yaptırmaca,çiçekleri sulatma,oyuncak bıçak ile meyve dilimletme,toprakla oynamaca,şarkılar eşliğinde dans izletme,hayali oyunlarla zıplatmaca,toz aldırma,boncuktan kolye yapma,gömlekleri ilikletme gibi montessorik faaliyetleri çeşitlendirebilirsiniz.
      Herşeyden önemlisi her duruma güzel tepkiler veren mutlu anne modeli çizmeye çalışın.Çünkü en yakınındakileri model alıp aynı tepkiyi veriyor bu kuzucuklar...
Devamı >>
 
Copyright © 2010-2014. maviye iz süren - Konular · Yorumlar
Düzenleme: Ferhat Bayram