23 Aralık 2023 Cumartesi

Kuru Otlar Üstüne, 2023

 


Yıllar sonra kendimi Büyülü Fener Sineması'nda film izlemeye götürdüm. En son sinema salonunda hangi filmi izlediğimi hatırlamıyordum. O yüzden biraz heyecanlandım... 

Kuru Otlar Üstüne, doğuda görev yapan bir öğretmenin sınırlanan, taşrada başkalaşan dünyasına odaklanıyordu. İlk görev yerim Muş'u, ilk öğrencilerimi, yaşadığım zorlukları hatırladım. Genel olarak tema: taşranın politik gerçekleri, oraya hakim olan alt kültürün zihniyetleri, yoksulluk, gelişime gösterilen direnç şeklinde uzayıp gidiyordu. Merkez ve taşra arasındaki görüş ayrılıkları, görmezden gelinen çaresizlikleri, mücadele etmek yerine kaçmayı düşünen, kendini geliştirmeye çalışan ama gelişimini tamamlayamayan yarı aydın insanların hayatları, çarpık ilişkileri... 

Filmdeki fotoğraf kareleri, ören yeri olarak memleketimden Nemrut'un seçilmesi, Nuray karakteriyle Samet öğretmenin yemek masasındaki konuşmaları hoşuma gitti...

*

“Kramer Kramer’e Karşı” adlı filmi de izledim.

**

Tatlı dizim “Seinfeld” dokuzuncu sezona geçtim.


 

20 Aralık 2023 Çarşamba

Cıs - Hakan Sarıpolat


Gerçeküstü bir alemle, gerçek bir alem arasındaki keskin sınırları ortadan kaldıran, kendine yeni olasılıklar düzlemi açan tılsımlı öyküler. Büyülü gerçeklik izinde yürüyen kahramanlar...

Güvercinler, hakiki kokular, korkular, ölümler, kalanlara gözüken rengarenk kelebekler, bir sırrı hatırlatan gözler, sorumluluklar sarkacında ufalanan hayaller, atlı karıncalar, her şeye rağmen canlanan, diri kalan umutlar. Akıcı ve açık bir üslup...

Kitabın giriş bölümünde yad edilen Gabriel Garcia Marquez, bir demeçte: "Sürrealizm sokaklarda geziyor." demiş. Bana kalırsa Hakan Sarıpolat, Gabo'nun bahsettiği  sokaklarda gezinen sürrealizmi özgün öykü atmosferiyle çok iyi bütünleştirmiş👍💙

***

"Bir yanıp bir sönen ışık eşliğinde karanlığı izlemeye koyuluyorum. İnsan bazen görmediği bir şeyi de izlemek istiyor. Boşluğu. Aslında boş olmadığını bildiği. İşte en korkuncu da bu." (s. 66)

"Sevgiyi göstermek için sözcüklere gerek olmadığını anladım o an." (s. 74)

"Dünyanın bütün çocukları aynı renk." (s. 86)



19 Aralık 2023 Salı

KE ÇOCUK, 10. Sayı

 


KE ÇOCUK Kasım-Aralık onuncu sayısında "Fırfır'ın Bağcıkları" adlı çocuk hikayem yer aldı...




16 Aralık 2023 Cumartesi

avokadoyu sevme çabaları

 


Kahvaltı için ballı cevizli avokadoyu denedim, sevemedim...

Limon suyu, maydanoz ve nane ile yapılan mezesini denedim, sevemedim...

Avokadoyu dilimleyip tere yağında arkalı önlü pişirdikten sonra içine hindi füme, en üste kaşar ekledim. Bu tarifi az da olsa yiyebildim...

Farklı denemelerim sonrasında beğendiğim tarif şu oldu:

-Yarım avokado, labne peynir, karabiber, tuz. 

Hepsini karıştırdıktan sonra dilimlenmiş tam buğday ekmeğine sürüp yiyince aradığım tarif bu dedim...

Onu sevmek için bu kadar çabalamama gerek var mıydı? 

Bilmiyorum:)

29 Kasım 2023 Çarşamba

A Raisin in the Sun, 1961


Chicago'nun güneyinde yaşayan Afro-Amerikan bir ailenin yaşam mücadelesini konu edinen film,  Amerikalı yazar Lorraine Hansberry’nin Güneşte Bir Leke adlı tiyatro oyunundan uyarlanmış. Bu oyun, yazarın kendi ailesinin yaşadığı zorluklardan yola çıkılarak yazılmış. Diyaloglar uzun ve anlamlı olunca eserin bir tiyatro ya da kitapla bağlantısı olduğunu kestirebiliyorsunuz. Irkçılık, kuşak çatışması, aile değerleri üzerine gölge düşüren paranın gücü, ekonomik sıkıntılar, yoksulluk işlenen başlıca temalardı...

Evet hala siyah beyaz filmler izleyebiliyorum:) Robert McKee, kitabında bu filmin giriş sahnesini çok anlatmıştı o yüzden merak etmiştim. 

*

Seinfeld, sekizinci sezona geçildi.

26 Kasım 2023 Pazar

Gece Yarısı Kütüphanesi- Matt Haig



Yaklaş. Burada koca bir boşluk var. O boşlukta kök ağacın, otantik benliğine işleyen her şey var. Ondan uzanan onlarca dal. İhtimaller, varsayımlar, ...-olsaydı şeklinde yükselen dallar. İçinde kalan o ihtimalleri, seçemediğin hayatları mı yaşamak istiyorsun? O zaman hazırlan bebeğim, burada her şey mümkün. Gece Yarısı Kütüphanesi'ne gidiyoruz. Karanlığınla, sosyal maskelerini bir kenara bırakarak varacağız oraya. Yüzleşmediğin, kaçındığın, korktuğun gerçeklerinle... Raflara bak, orada seçemediğin hayatların kitapları dizilmiş. Haydi bir kitap seç ve oradaki kahraman ol. Hangi kitabı seçersen seç, kırgınlıkların, korkuların, endişelerin, heyecanların, sevinçlerin, aşkların, ayrılıkların, başarıların, başaramayışların, haksızlıklar, kaybedişlerin, ölümü yakından tanımaların, suçlamaların, suçlu arayışların, şikayetlerin, yoklukların, zenginliklerin vs. olacak.  Sıralasam bunları sayfalarca uzar gider... Her hayatın farklı bir bedeli olacak. Gözün ne geçmişte, ne olamayanda, ne de geleceğin kaygısında kalsın. Hangi hayatı seçersen seç, hepsinin mayasında eksiklikler, zıtlıklar olacak. Önünde uzayan tek bir hayat var, senden bir tane var. Belki de yanlış olan, pişmanlıklarının şu anki hayatına hükmetmesine izin vermendir...

***

"Direnme gücüne sahip olanlar başkalarından farklı değildir." (S.91)

"Hayatta kalıplar var. Ritimler. Bir hayatta kendimizi köşeye kısılmış hissettiğimizde, hüznün trajedinin başarısızlığın ya da korkunun, tek bir var oluşun ürünü olduğunu düşünmek çok kolay. Yalnızca yaşamanın değil, belli bir şekilde yaşamanın sonucu olduğunu düşünmek çok kolay. Demek istediğim acıya karşı bağışıklık kazanmamızı sağlayacak bir yaşam tarzı olmadığını anlasak, her şey çok daha kolay olurdu. Mutluluğun doğasında acının da olduğunu. Biri olmadan öbürünün olmayacağını. Tabii ki farklı düzeylerde ve miktarlarda. Ama hiçbir hayatta sonsuza kadar saf bir mutluluk içinde olamayız. Öyle bir hayat olabileceğini düşünmek ancak yaşadığımız hayattaki mutsuzluğumuzu büyütmeye yarar."(s.177-178)