7 Şubat 2021 Pazar

Nohut Oda- Melisa Kesmez



Gaston Dachelard’ın, “Yaşamın ilk çabası kabuk oluşturmaktır” sözüyle başlıyor Nohut Oda...

Kalanlar öyküsünde, başka yere gidenlerin ardından yaşanan ayrılık acısı, hatıralarda yaşayanların gösterdiği yaşamperver çabalar ve hissedilen yalnızlıklar;

Son Bir Çay öyküsünde, annesini kaybeden bir adamın eski sevgilisinde anne boşluğunu kapatma çabaları ve kendi kendini tüketen, tüm yolların bittiği bir ilişkinin ayrılıkla hizalanması;

Annemin Çadırı öyküsünde, apansız yaşanan bir depremin ardından parktaki bir çadırda kendi özerkliğini ilan eden bir annenin ailesine yabancılaşması;

Görüşürüz öyküsünde, ailesini terk eden bir babaya duyulan özlem;

Kız Kardeşim Handan öyküsünde, genç yaşta annelerini kaybeden iki kardeşin bu gerçeği farklı şekillerde kabullenmeleri anlatılıyor...

***
“Sonuçta her şeyin değil ama pek çok şeyin gerçekliği senin kendini neye inandırdığınla ilgiliydi.”

“İki yeniyetmeyiz şimdi. Çok sevmenin, ölüp bitmenin, birbirini zalimce hırpalamanın büyük yangınından uzakta, serin bir yerindeyiz artık hayatın. Aramızda birkaç santim var. Ama birimiz uzanıp diğerini öpüverecekmiş gibi bir yakınlık değil bu. Bilakis, artık hiç kısalmayacak bir mesafe aramızdaki. İkimizin de korumaya sessizce mutabık kaldığı bir mesafe.”




6 Şubat 2021 Cumartesi

Ana ve Oğul, 1997


Mother and Son, Rus yönetmen Alexander Sokurov'un meditatif bir filmi. 
Yaşama sevincini yitirmeyen bir oğul ile hayatının son gününde ağır hasta bir anne... 
Anne ve oğul arasındaki derin bağ işlenmiş filmde. 
Birbirleri dışında bu hayatta şefkatli, karşılıksız bir sevgi görebilecekleri kimseleri yok. 
Her karesi içsel bir gerilim ve sonsuz bir yaşam sevgisi içeriyor. 
Ölümler arınma hissiyle gerçekleşir ve bu hissi bütünleyen anne oğulun sevgisi normal sevginin üzerine yükseliyor bu filmde... 

5 Şubat 2021 Cuma

Oğuzcum Atay




 ".... Ama gene de ona yazmak, hep onun için yazmak, ona durmadan anlatmak, nerede olduğumu bildirmek istiyorum.

Ben buradayım sevgili okuyucum, sen neredesin acaba?"

-Oğuz Atay, Demiryolu Hikayecileri




3 Şubat 2021 Çarşamba

Kesişen Yazgılar Şatosu- Italo Calvino


İtalya edebiyatı okumalarıma, Italo Calvino ile devam ettim. Kesişen Yazgılar Şatosu, gece bastırdığı için yolculuklarına devam edemeyen yolcuların sığındığı ormanın ıssız yerlerinde zor fark edilen bir şato. Yolcular burada konaklıyor, hiç konuşmuyorlar ve masadaki tarot kartlarıyla her yolcu kendi öyküsünü anlatmaya çalışıyor... Mitolojik desenli bu öyküler birbirinden bazen ayrılıyor, bazen de yeniden bütünleşiyor, farklı bir kitaptı... Calvino’nun betimleme yeteneği ve akıcı bir anlatımı var, yine de bana sorarsanız onu tanımaya Görünmez Kentler kitabıyla başlayın derim...
***
“Zamanında durmasını bilmeyen güç, ister insan ister öküz ister akbaba olsun, çevresini çöle döndürür ve kendisi de orada geberip karıncalarla sineklere yem olmaktan kurtulamaz.”

“Biri, hep saldırganlığı, kestirip atmayı gerektiren tutkuların yolu; öteki ise düşünmeyi ve yavaş yavaş öğrenmeyi öneren aklın yolu.”

"Böyle bırakın beni. Dönüp dolaşıp sonunda anladım. Dünyayı tersinden okumak gerek. Keramet bunda!"

2 Şubat 2021 Salı

Kil-Tablet Öykü 48. sayı

 


Hoş geldin kısa şubat ayı... Güzelliklerle, bereketle ve maviliklerle gelll:) 

Kil-tablet Öykü şubat ayı 48. sayıda "Sterilize Dünyam" adlı öyküm yer aldı...

https://kiltabletoyku.com/oyku/sterilize-dunyam/

Bu ayın konusu: denge. Bende eski evimizde, çok sevdiğimiz Mişa'nın üzerinden sevgideki dengesizliği, bencilliği anlattım... 




1 Şubat 2021 Pazartesi

Huma Kuşları- Onur Çalı

 


Huma Kuşu, cennet kuşu olarak da adlandırılır. Bu kuş, ayakları yere değmeyen, çok yükseklerde uçan efsanevi kuş olarak bilinir. Onur Çalı'nın kaleme aldığı Huma Kuşları öyküleri ise, bir kuş misali başka başka yaşamlarda gezinen ve ayakları yere sağlam basan öykülerle selamlıyor okurunu. Menzilini arayanlar, korkularında hapsolanlar, karakterini öldüremeyen yazarlar, yolda olmanın hayatın gizemini asla bitiremeyeceğine inananlar... Yer yer gerçekçi, yer yer alegorik yaşam kesitleri; ironik ve sempatik bir anlatımla bütünleşiyor. Beğenerek okudum ✌🏻💛

“Biz hep yoldaydık. Dursak ölürdük. Arabamıza atlar, içkimizi alır, müziğimizi koyar ve birbirimizi severdik. En çirkin yanlarımızı severdik. Durursak ölürüz diye korkardık. Yine yollardaydık o gece...”
.
“Bazen bana da öyle geliyor, sanki hiç yaşanmamış gibi. Gerçekten izledik mi yoksa izlemedik mi sanıyoruz, belli değil. Belki izlemişizdir hakkaten ama birine anlatırken bazı yerlerini uydururuz ya da başka bir hikayeyle birleştiririz ya. Tam anlatamadım ama bunun gibi bir şey.”