7 Haziran 2020 Pazar

Franval Trajik Bir Öykü- Marquis De Sade



Bir şeyin suç ya da erdem olduğunu belirlemek için burada iyi olanın belirli bir mesafe ötesinde durmak gerekir. Suçu gözler önüne sermek mi; suçu olabildiğince gizli tutmak mı, onun getireceği sonuçları ortaya çıkarır?

Franval Trajik Bir Öykü bu minvalde ezberleri bozar. Tabulara ve toplumsal değerlere karşı bir başkaldırı hikaye olma özelliğini on dokuzuncu yüzyılda korur. Marquis De Sade,  bireyin bilinçaltına ittiği her şeyin makul bir insanı bile ele geçirebileceğini gözler önüne serer bu hikayeyle. Soylu bir babanın kızını kendi yaşam biçimine göre yetiştirmeye çalıştığı trajik bir öykü. Yasak ilişkiler, aykırı tutkular ve toplumsal iklimin sözleşmelerine meydan okurken kaybolan benlikler...

Okuduğum ikinci Sade kitabı... Döneminin aykırı olma özelliği taşıyan düşünürleri okuyup, ne demek istediklerini anlamak gerekiyor diye düşünüyorum. Genelde bu tarz yazarlara ön yargıyla yaklaşılıyor fakat okuduğumuz her yazarla uzlaşmak zorunda değiliz. Çünkü bazı yazarlar uzlaşmacı olmayı reddedebiliyor...

Biz yalnızca gerçekleri ortaya koyacağız diyor Sade; tiksindirici suçun korkunç ayrıntıları için affedin bizi... Çırılçıplak bu ahlak safsatalarını ortaya koymazsanız her türlü sapkınlıktan insanları nasıl tiksindirebilirsiniz, şeklinde düşünüyor...

***

" Bahtsızlar, aç gözlülükle tutunur safsatalara ve gerçeğin onlara vermeyi reddettiği bir hazzı elde edebilmek için her türlü hayali büyük bir beceriyle gerçeğin yerine koyar! "

2 Haziran 2020 Salı

Terabithia Köprüsü, 2007


Sınıfın içe kapanık, sessiz öğrencilerinden biri olan Jesse, sınıfa yeni gelen hayal gücü yüksek Leslie ile iyi arkadaş olur.
Okul çıkışında evlerinin yakınlarında uğradıkları ormanın derinliklerinde  Terabithia adı verilen bir dünya yaratırlar.
Bu dünyada gizemli periler, hayvanlar ve devler yaşamaktadır...
Katherine Patherson'un romanından uyarlanan film, gerçeğin acımasız soğukluğuna meydan okuyan hayal gücünün dünyasında bir yolculuk sunuyor izleyene...
Başlangıç kısmı güzeldi, özgürlüğe özgüvene uzanışı anlatıyordu fakat son kısmı travmatik geldi bana. Çocuklarla izlenmeli mi? sorusunu sordurdu..


Admiral, 2008

Bu filmi Trt 2'nin mayıs ayı sinema kuşağında izledim.
Birinci Dünya Savaşı yıllarını anlatan filmde baş kahramanlardan biri olan Amiral Kolchak; çevresinde sevilen iyi bir eş, baba ve azimli bir savaş kahramanıdır.
Bir gün yakın arkadaşlarından birinin eşi Anna ile tanışır aralarında yasak bir aşk başlar.
Rus savaş tarihi ve duygusal bir aşk serüveni anlatılıyor.
Anna'nın işine tutkun bir adamın peşinden sürüklenmesi ve kendini hiçe sayması çok fedakarca gözüküyor.
Ama iyi sevgi ya da tutkulu aşk bunu gerektirmeli mi?
Kadınlar hissettikleri aşka kendilerini teslim ettiklerinde karşı tarafın gözünde büyümüyorlar...
O yüzden çok tutku eşittir, çok görünmemezlik, bilinmemezlik...

1 Haziran 2020 Pazartesi

Kil-Tab-Let Öykü, 42


Kiltablet Öykü'nün 42. sayısının teması: Korona Günlükleri...
Bu sayıda, karantinada insanın doğaya yakınlaşma isteğini anlatan öyküm "Gölgeler İçinde" yer aldı...

Öykü linkini aşağıya bırakıyorum:


"Ayın sonlarında ölürdün sen. Yaşayamadıkların boğardı, kesinliklerin keskin çizgisinde donuklaşırdın, kalırdın öyle.
Yirmi yedi- yirmi sekiz- yirmi dokuz- otuz… Takvim yaprakları, ayın son günlerinin ıslığını çalardı. Karantinada ritmi bozulmuş uyku düzeninin, akrebi yelkovanı bozuk eski bir saatten farkı yoktu... "




31 Mayıs 2020 Pazar

Oruç Aruoba


"...ölüm,
anımsanamayacak
tek yaşantıdır-
çünkü, ölüm yaşanır:
hem de sürekli yaşanır..."




26 Mayıs 2020 Salı

Caro Diario/ Sevgili Günlüğüm, 1993


İtalyan yönetmen Nanni Moretti'nin yarı biyografik, yarı belgesel tarzı olan bir filmi.
Vespamda, Adalar ve Hekimler isimli üç bölümden oluşuyor.
İlk bölümde farklı müziklerle vespasında dolaşan Moretti ile onun iç monologlarına ve insanın inşa ettiği betonlaşmış yapılara selam veriyoruz.
Kafasındaki soruları yolda tanımadığı insanlara yöneltmesi çok tatlıydı :)
İkinci bölümde, Moretti Joyce'un Ulysses'ini araştıran bir arkadaşını ziyarete gider.
Bu kısımda da farklı aileler ve insan profilleriyle insana uzanan bir gezintide buluruz kendimizi. Ailelerin çocuk yetiştirme tarzı, düşündüğüyle yaptığı çelişen insanlar ve maddenin, eşyanın boyunduruğundan kaçmış/kaçamamış insanlara rastlarız.
Üçüncü bölümde, hekimler arası bir arayışa varıyoruz.
Geçmeyen bir kaşıntıyla doktor doktor gezen Moretti bir çok farklı hekimin tedavisini uygular sonra da kendini dağ gibi biriken reçeteler ve ilaç kutularının içinde bulur...
Şifanın kaynağı neresidir?
Bu günlük sahibinin, yaşadıkları ve aklından geçirdikleri düşündürücü ve çok sevimliydi...:)



Oğul Odası/ La Stanza del figlio, 2001

Bu filmde yönetmen Nanni Moretti, oğullarını kaybeden bir ailenin hikayesine odaklanıyor.
Terapist bir babanın, oğlunu kaybetmesi sonucu yaşadığı karmaşık hisler aktarılıyor.
Anne, baba ve diğer kız kardeşin bir ölümün ardından hayatı sorgulamaları...
Irvin Yalom'un dediği gibi, çocuk kaybı anne babanın da geleceğinin kaybıdır...



Caos Calmo/ Sessiz Kaos, 2008

Pietro çekirdek ailesiyle yaşamını sürdüren bir iş adamıdır.
Bir gün kardeşiyle, denizde yüzerken bir kadını boğulmaktan kurtarır.
Bu kurtarma olayından sonra eve geldiğinde karısının öldüğünü görür.
Yaşam ve ölüm zıtlığını aynı zaman diliminde iki farklı olayla yaşar.
Kızını okula bırakır ve onu çıkış saatine kadar bekleyeceğini söyler.
Bundan sonraki günlerde de bu bekleyişi sürdürür.
Okul çevresinin bir parçası olur ve acısını bu şekilde yaşar...


23 Mayıs 2020 Cumartesi

Kuyu ve Sarkaç -Edgar Allan Poe



Psikolojik gerilimi kusursuzlaştıran ve olağanüstü öyküler, şiirler yazan Edgar Allan Poe külliyatından farklı öyküler içeren derleme bir kitap, Kuyu ve Sarkaç...

Bu seçkideki hikayeler; gizemli bir yolculuğun içinde dehşetin, delilik nöbetlerinin, korku çığlıklarının, tuhaf cinayetlerdeki bulgu ve ipuçlarının peşindeki izleri takip ediyor... Çoğu öyküyü daha önce okuduğum Poe kitaplarından hatırladım...


***
“Alışılmamış ve anlaşılmazı birbirine karıştırmak gibi büyük ama sık rastlanan bir yanılgıya düştüler. Oysa akıl gerçeği ararken, alışılmış biçimlerin dışına çıkarsa yolunu bulur.”

"Gerçek her zaman bir kuyunun dibinde değildir... Biz onu vadilerin derinliklerinde ararken, o dağların doruklarında durmaktadır."


“En vurdumduymaz görünen insanlar bile yüreklerinde sıcak hisler taşırlar. Yaşamak ile ölmek arasında fark göremeyecek kadar kaybetmiş olanların bile ciddiye aldığı konular vardır.”