4 Aralık 2022 Pazar

Bulantı- Jean-Paul Sartre


Bulantı, varoluşçuluk akımının en önemli temsilcilerinden Jean-Paul Sartre’ın ilk romanıdır. Kitabın kahramanı Antoine Roquentin araştırma yapan bir yazardır. Günlerinin çoğunu Fransa’nın Bouville kentinde geçirir. Sevgilisi Anny’i bekler. Günlük tarzında yazdığı tekdüze hayatında var oluşu, yok oluşu, var olanların diğer var olanlarını tamamladığını düşünür. Dünyaya hatta kendi bedenine yabancılaşmayla tezahür eden bir bulantıyla bunu derinden hisseder. Otodidakt ile yaptığı sohbetler Sartre’ın filizlenmeye başlayan varoluşçu düşüncelerini; sevgilisi Anny ile yaptığı sohbetleri duygularla ilgili yolculuğunu anlattığını düşünüyorum. Bana göre kitabın özü şu: insan vardır; varoluşunu, özünü kendi bulur ve onu anlamlı kılan ise yaşantısı ve yaşattıklarıdır. Muazzam bir edebiyat şöleni, okunmalı👍🏻💙
Bu enerji, bu kafayı seviyor...

***
“Var olmak demek kütlemizin dünya üzerinde yer kaplaması demek değil, düşüncelerimiz ve verdiğimiz eserlerle varız.”
.

"Yeryüzünde, serüven duygusu kadar bağlı olduğum başka bir şey yok belki. Ama bu duygu istediği zaman geliyor, sonra hemen kaçıp gidiyor. Gittiği zaman nasıl bomboş kalıyorum! Yoksa hayatımı yok yere harcadığımı anlatmak için mi bana bu kısa ve alaycı ziyaretlerde bulunuyor?"
.
“Bana tutku verecek herhangi bir şeye ya da kimseye artık rastlamayacağımı biliyorum. Birisini sevmeye kalkışmak, önemli bir işe girişmek gibidir, bilirsin. Enerji, kendini veriş, körlük ister. Hatta başlangıçta bir uçurumun üzerinden sıçramanın gerektiği bir an vardır. Düşünmeye kalkarsa anlayamaz insan. Bundan böyle artık bu gerekli sıçrayışı yapamayacağımı biliyorum.”(s.214)

2 Aralık 2022 Cuma

teşekkür


Blog Mahallesi Maviye İz Süren'e yer vermiş, mutlu oldum, çok teşekkür ederim:)

Blog Mahallesi, blogları destekleyen değerli bir oluşum.


2010 yılında blog yazmaya başladım. Çocukluğumdan bu yana yazmak benim en sevdiğim eylemlerden biri. Bu blogun Gülce kızımla ilgili güzel bir hatırat olmasını istedim. 2013 yılında Bloglar Mahallesi blogumu en duygusal blog star seçmişti. Zamanla yazdıklarım kitap eleştirmenliğine, öykü yazarlığına evrildi. Blogumun ismini çok seviyorum. Kıymetli bir arkadaşım öykü dosyamı okurken, kitabının adı da Maviye İz Süren olsun diye fikir verdi. Bu ismi çok anlamlı bulduğunu ifade etmişti. Bu şekilde kitabımın adını da belirlemiş olduk. Bir ara blogu, zaman ayıramadığım için tamamen kaldırmayı düşündüm. Sonra bazı geçmiş yaşantıların tüm doğallıyla burada yer alması bu düşünceme engel oldu.  Eskisi kadar paylaşım konusunda aktif olamasam da, buradaki dostlarımı ve kaliteli paylaşımları özel buluyorum. Kendi kişisel tarihimin bir kısmını, fırsat buldukça  buraya kaydediyorum. Ara ara sosyal medyadan uzaklaşma özgürlüğümü kullanıyorum, o zamanlarda en çok blogumu özlüyorum:)



 

25 Kasım 2022 Cuma

The Lost Daughter, 2021


 Modüler bir hayatta yaşadığım günlerin birinde izlemiştim bu filmi. O zamanlar, kendimi bir ayraç içine alarak dünyaya baktığım için yazmayı ertelemişim...

Bir akademisyen olan Leda, üzerinde çalıştığı işe odaklanmak için soluğu bir Yunan adasında alır. Sakin plajda rastladığı bir ailenin fertlerinden olan Nina ve küçük kızı, işinden sonra odağında kalan başka bir dünya olur onun için. Çünkü bu ikilinin yaşadıkları, Leda'nın geçmişinde gençken yaşadığı ve kaçamadığı gerçeklerle yüzleşmesine neden olacaktır...

Karanlık Kız, toplumun kadınlara biçtiği zorlayıcı rolleri, özgürlükten vazgeçişi, anne olmanın ağır sorumluluklarını bir kez daha düşünmemi sağladı...


20 Kasım 2022 Pazar

Ben Bir Ağacım- Orhan Pamuk


Orhan Pamuk’un eserlerinde yer alan kahramanların hikayelerinden oluşuyor, Ben Bir Ağacım...

Tarihin çocuksu yanıyla, çocukluğun unutulamayan yanının kesiştiği bu hikayeler; Pamuk’un hayal dünyasından derin izler taşıyor…

***

Dünyayı korkulacak kadar şaşırtıcı yapan şey, âlemin sanki bir hikâye anlatmaya kalkmasıydı...

“Ben bir ağacın kendisi değil, manası olmak istiyorum.”

“Daha şaşırtıcı olan dünyaydı artık; yeniden keşfettiği, ilk defa fark ettiği yeni bir dünya.”

17 Kasım 2022 Perşembe

KE ÇOCUK Dergisi, sayı 4


 KE ÇOCUK Dergisi'nin 4. sayısında yer alan "Uçan Şemsiye" adlı hikayemle selamlıyorum çocuklarımı... 

Hikayemin illüstrasyonu çok tatlı ve dergi kapağında yer aldı..




15 Ekim 2022 Cumartesi

Kazananlar- Laetitia Colombani

 


Yazarın okuduğum ikinci kitabı. İlk kitabında üç kadın öyküsünü bir arada vermişti. Fransa'da çok satan bu romanında da farklı zamanlarda yaşayan iki kadın öyküsü var. Birinci kadın; günümüz Paris'inde kariyeri uğruna bir çok bağlılığından vazgeçmiş, günün sonunda kendi içsel dinamizmini yitirmiş bir avukat Solene. Psikiyatristi, yeniden ayağa kalkması için gönüllülük faaliyetlerinde yer almasını istiyor, o da saraya arzuhalci olarak katılıyor...

İkinci kadın; 1925'li yılların Paris'inde yaşamış, mücadeleci, hayatının anlamını bulan, haliyle her nasıla tahammül etmeyi bilen başka bir kadın, Blanche. İki kadının hikayesi sokaklarda yaşayan, yurdundan, evinden ayrılmak zorunda kalan bir çok kadının sığınma evi olan, Paris'in merkezinde yükselen Kadın Sarayı'nda birleşiyor. Bu kesişme durumu, başka hayatların zorluklarını da gözler önüne seriyor. Paylaşılmayan her duygu kayıptır. O yüzden paylaşmak, sadaka vermek, yardım etmek, dayanışma içinde olmak bizi başka göklerde koruyacak yüce erdemlerdir... 

***

"Sevilmek için kendisinden olması beklenilen kişi olmuştu. Başkalarının arzularına cevap vermek için kendi arzularını inkar etmişti." (S.73)

"Bir eylemin ardından bir başka eylem gelmeliydi, tıpkı bisiklet pedalı gibi. Acı bitiyor mu? Hayır. Bu yüzden biz de durmadan devam etmeliyiz." (S. 106)

"Çocukluğunuzda eksikliğini çektiğiniz şey, sonsuza dek eksik kalır: babasının masasından karnı doymayan bir kişi ömür boyu aç kalır." (S.119)

"Bir gün ormanda korkunç bir yangın çıkmış ve bütün hayvanlar çaresizlik içinde felakete bakıyormuş. Bir tek, küçük bir sinek kuşu, gagasıyla taşıdığı suyu alevlerin üzerine dökerek yangını söndürmeye çalışıyormuş. 'Zavallı kaçık' demiş armadillo, 'Yangını böyle söndüremezsin ki' 'Biliyorum' demiş sinek kuşu. 'Ama en azından payıma düşeni yapmış olurum.' (S.121)

"Bir acıya şahit olduğumda kendime şu iki soruyu sorarım: bu acının kaynağı nedir ve bu acıya çare olmak için ne yapabilirim?"(s.131)