"Her şey olanaklı, aynı zamanda hiçbir
şey olanaklı değil; her şeye izin var, aynı zamanda hiçbir şeye izin yok.
Hangi yönü seçerseniz seçin, ötekilerden daha iyi olmayacak. İster bir
şey yapın ister hiçbir şey yapmayın, ister inanın ister inanmayın, hepsi bir
—tıpkı çığlık atmakla susmanın aynı kapıya çıkması gibi. Her şeye bir neden
bulunabilir, aynı zamanda hiçbir şeye bulunamaz. Her şey hem gerçektir hem
de gerçek dışı, hem mantıklıdır hem de saçma, hem görkemlidir hem de yavan.
Ne herhangi bir şey başka bir şeyden daha değerli, ne de herhangi bir
düşünce başka bir düşünceden daha iyidir. Neden üzüntümüze
üzülüp, sevincimize sevinelim? Hazdan ya da acıdan gözyaşı dökmemizin ne
önemi var? Mutsuzluğunuzu sevin, mutluluğunuzdan nefret edin, her şeyi
birbirine karıştırın, allak bullak edin her şeyi! Rüzgârın savurduğu bir
kar tanesi ya da dalgaların taşıdığı bir çiçek gibi olun. Gerekmediğinde
direnin, direnmek gerektiğinde ödlekleşin. Kim bilir, belki kazanan siz
olursunuz. Ayrıca yenilmenizin ne önemi var? Şu dünyada kazanılacak ya da
yitirilecek bir şey var mı ki? Her kazanç bir kayıp, tıpkı her kaybın bir
kazanç olması gibi. Neden sürekli kesin bir tutum, açık seçik
düşünceler, akla yatkın sözler bekliyoruz? Bana şimdiye dek sorulan -ya da
sorulmayan- tüm sorulara yanıt olarak ateş püskürtmem gerektiğini
düşünüyorum."
"Hayat doğumla ölüm arasında sıkışmış bir çember gibidir. Kalıplar, döngüler... Birisi gelir ve bu çemberi kırar ve dünyayı genişletir. Bozulma gerçekleşir..."
"Kendini tanı ve kendini takma!"
"Yeniden doğman için önce ölmen gerekiyor."
"İlk düşünce en iyi düşüncedir."
"Bütün iyi yazarlar siperlerin ardındadır."
Beat kuşağının doğuş hikayesini anlatan, tüm korumacı kalıplara karşı gelen cesur bir film. Kadrosu iyi. Jack Kerouc, William Burroughs ve Allen Ginsberg gibi yazarların geçtiği yollara çakılan bir selam. Allen'ın Howl ulumasını da üstüne dinlerseniz, uçuş modundan çıkmanız güçleşebilir :)
Bana bak dercesine geldiler ve iliştiler dünyamın bir köşesine. Kendi lokomotifinin mühendisi olan birinin, her zaman bir başkasının ray değiştireceğini unutmadan yazdığı hikayelerdi belleğimde büyüyenler. .
Kaybolanlar, dünyanın geçersiz kılma gücüne karşı koyamayanlar, dönüşenler ve demir yolunda durmadan hikaye yazanlar... Sekiz güzel öykü. Unutulmayacak olanlardan💙
"Bir yerde sevmeye devam edebilir miydim? Çünkü sevmek yarıda kalan bir kitaba devam etmek kadar kolay bir iş değildi."
.
"Her şey güzel olacak... Bu da geçecek... Sen güçlüsün..." diye diye yolu yarıladık bak. “
Herhangi bir zamanda, herhangi bir yerde. Orada. Dünyanın uzak bir noktasını nasıl unutuyorsan hayatında, kafanda yorumladığın her düşünce noktasının da aslında senden çok uzakta olduğunu bilmelisin...
Gün ağarırken, ağır ağır ışımaya başlarken bir sabah, içli bir ezan sesi duyarsın. O sesin seni çağırdığı bir beyaz duada olmalısın belki. Dünya'nın çok uzak bir noktasında acı çeken, inleyen hiç tanımadığın biri için dua etmenin işaretidir gözlerinde büyüyen. Hayat, işaretler toplamı... Bak ve gör! Okumayı bil, farklı kalemler kullan yazmak için, farklı duyuşlar süzülsün ruhunun ince göğünden... Işığı yokla.
Herkes uyurken, kuşlar için verdiğin buğday tanelerinin bir karşılığı bu netleşen işaretler. Uyandıran, silkeleyen, kalbinden geçenlerle bütünleşmek isteyen garip işaretler... Bahçesinde çam ağaçları yükselen, pansiyonlu lisenin yemekhanesinden yayılan baharatlı koku hayat devam ediyor, işte burada diyor. Sende devam et ve hep yeniden başla. Katıl bu sesler ve işaretler cümbüşüne.
Gün yürüyor, yokuşlu yoldan aşağıya inen eski bir otobüsle birlikte.