8 Ağustos 2017 Salı
"hoşnut özveri"
Günlük.1.
Kelimeleri yıkamıştım, kurutmuştum sonra. Ütülemeye çalışıp kullanacaktım son öykümde ama sıra gelmedi. Yazdım, yazdım bir daha yazdım. Yazmak beni terbiye eden bir eylemdi, yazmak beni ehlileştirip, düştüğümü yüzüme çarpıp yeniden kalkıp; devam etmemi hatırlatan bir sinyal gibiydi. Onları kimseye göstermedim, söylemedim de.
Sıra gelmedi çünkü yaşadım çünkü yalnızca yaşamak oldum. Yine yazamadım, kelimeler yine tozlandı, yine küstü bana. Kitaplar okudum, bedenimi kaplayan yaralara merhem aradım, yalnız yattım odalarda, efkarımı ördüğüm örgülere verdim. Yırtıp attığım defterlere ve yakıp tekrar söndürdüğüm mumlara. Onlar konuşmadan, anlar gibi yaptılar. Sevindim.
Bir büyük okyanus düşledim çölün içinde. Düşün düşünde düştüm. Çöle alıştım, çölü kabullendim, çölü sevdim. Benim payıma düşen buydu. Bildim. Soğuk bir kış gününde bir kızım daha oldu. Öykü koyduk adını. Güzel bir öykü gibi olsun diye hayatı. Happy end olan hikayeler gibi. Sevdiğim kadın yazarlardan Leyla Erbil, anneliğin insana zengin duygular kazandırdığını söylemiş bir söyleşisinde ve bu duruma "hoşnut özveri" adını vermiş. İşte ben bugünlerde hoşnut özverili vakitlerle dokunuyorum hayata. Bebek eve farklı güzel bir enerji getiriyor. Özlemişiz bebek kokusunu, masumiyetini, gülüşünü. Gülce kardeşini çok seviyor Allah'ım onlara güzel yazılar yazsın.
Sizleri özledim umarım sizler de iyisinizdir ❤
2 Ağustos 2017 Çarşamba
İkinci El Zaman - Svetlana Aleksiyeviç
"Bize kimse özgürlüğü öğretmemişti.
Sadece özgürlük adına ölmeyi öğretmişlerdi."
Bizim bütün sıkıntımız celladın da kurbanın da bizim içimizden çıkmış olması; bunların bir ve aynı kişiler olması.
Fikirler narkozdan ağır ağır çıkıyordu. Eğer pişmanlıktan bahsetmeye kalksam , yanıt olarak şöyle deniyordu : "Neden pişman olmalıyım?" Herkes kendini kurban sayıyordu , suç ortağı saymıyordu.
Vatansız insan bahçesiz kalmış bülbüldür.
Balta olduğu yerde duruyor.... Balta , sahibinden uzun yaşar çünkü....
Deli gömleğiyle de yaşanabilir, yalnızca küçülmek , sıkışmak ve alışmak gerekir.
"Beni çocukken çok sevdiler." Bizi aldığımız sevginin miktarı kurtarıyor, bu bizim dayanıklılık stokumuz. İşte... sadece sevgi kurtarır bizi.
'Kurban ve cellat aynı derecede iğrençtir ve biz kamptan şu dersi aldık: Bayağılıkta ikisi kardeştir.'
Sovyetler Birliği'nin dağılma süreci ve oluşan yeni Rusya.
Bu süreçte yaşananlar değişik kişilerce anlatılmış, kitaba tarihi bir döküman da diyebiliriz.
Keyifli okumalar❤
11 Temmuz 2017 Salı
Beyaz Gemi - Cengiz Aytmatov
Doğru demişler: "Kendisini saydırmasını bilmeyeni saymazlar".
Sen ona iyilik edersin, o sana kötülük. Utanmak, arlanmak da bilmiyorlar. Sanki kural bu imiş. Hep kendilerini haklı görürler. Herkes onlara kul-köle olsun. Kul-köle olmazsan zorla yaptırırlar bunu.
Belki birbirine gördükleri düşleri anlatır çiçekler!
"Çocuk kalbinin, çocuk ruhunun bağdaşamadığı her şeyi reddettin. İşte beni teselli eden de budur. Bir şimşek gibi yaşadın sen. Bir defa çaktın ve söndün. Şimşeği çaktıran göktür. Ve gök ebedîdir.İşte budur beni teselli eden. Bir başka tesellim daha var:
İnsandaki çocuk vicdanı, tohumdaki öz gibidir. Ve o öz olmadan tohum filizlenmez, gelişmez. Yeryüzünde bizi neler beklerse beklesin, insanoğlu doğdukça ve öldükçe, insanoğlu yaşadıkça, hak ve doğruluk denen şey de var olacaktır."
9 Temmuz 2017 Pazar
Üzümlü Kek - Aşkım Kapışmak
"Ben her şeyi karıştırıp bambaşka bir şey yapabilmeye aşığım. Tek başına hiçbir işe yaramayan malzemeleri düşünün, oysa çoğunu bir araya getirdiğinizde bir işe yarıyorlar, ki bence bu mucizenin ta kendisi."
"İnsan sürekli mutlu olur mu deme; çünkü sürekli mutsuz olabiliyorsanız, bunun tersi de mümkün olmalı..."
"İnsanları birbirine en sağlam şekilde acılar bağlar. Acıyı birlikte göğüslerken vicdan, merhamet ve güven daha sağlam işlenir, çünkü insanlar sonrasında ne kadar zorlanırlarsa zorlansınlar vicdan ve merhamet tüm problemleri çözer. Sevgi, içinde merhamet ve vicdan yoksa öksüz kalır."
Aşkım Kapışmak, kişisel gelişim ve iletişim üzerine eğitim almış medyada da sık sık karşımıza çıkan meşhur isimlerden biri.
Okuduğum ilk kitabı oldu Üzümlü Kek.
Üzümlü Kek de, Enes adında otizm hastası genç bir adamın dünyasından bakıyoruz her şeye. Otizmi yakından tanıyoruz. Enes'in en büyük tutkusu, üzümlü kek yapmak. Duymuşsunuzdur belki, bu hastaların çok farklı yetenekleri olabiliyor.
Aşkım Kapışmak, Enes'in aleminden, hissiyatından yürütüyor okuyucusunu ve çok etkili yaşam dersleri vermeyi de ihmal etmiyor.
29 Mayıs 2017 Pazartesi
Yabani Manolyalar - Ahmet Altan
"Bazen geçmişte, bazen gelecekte kaybolmak istiyorum.
Hayatı, son bir beş dakika gibi, her bir dakikanın kıymetini bilerek yaşamak istediğimizde, saklamaya çalıştığımız, bastırdığımız bütün duygular ayaklanır. “Geniş zamanlarda” gizli yerlere kapatılmaya razı olsalar da, duygular bu kadar “dar ve kıymetli” bir zamanda yaşanmak, hissedilmek isterler. Hayatı o son beş dakika gibi yaşadığımızda, hayatın “son beş dakika” olduğuna karar verdiğimizde anlarız aslında kiminle olmak istediğimizi. Gerçek duygularımız, gerçek isteklerimiz, gerçek özlemlerimiz, gerçek ihtiraslarımız ortaya çıkar.
O son beş dakikada kendinize ihanet edemezsiniz çünkü.
Kendinize yalan söyleyemezsiniz orada.
Ama hayatı son beş dakika gibi yaşayamazsınız.
Bunu biliyorum.
Ama ya öyle yaşasaydınız?"
Yabani Manolyalar, Ahmet Altan'ın 2017 yılının ilk ayında Everest Yayınları'ndan çıkardığı bir deneme kitabı.
Bu denemeler şiirsel bir dille yazılmış, betimlemelerle süslenmiş ve gerçek hayata dönük örneklerle zenginleştirilmiş.
Kadın erkek ilişkileri, mutluluk, mutsuzluk, ölüm, yalnızlık, politika, aşk, aldatılmak, aldanış gibi konulara değiniyor.
Kitabın bölüm başlıkları şunlar:
Huzursuz Ruhlar;Sonsuz Beş Dakika;Tehlikeli İlişkiler;Ihlamur Ağaçları ve Öfke;Aynadaki Yüz;Yabani Manolyalar;Erkek Aldatıldığını Anladığında;Sana Benzemeyeni Seveceksin;Mutsuzluk Nehrinde;Bir Dahi, Bir Çılgın ve Çocuklar;Sıradan Pencereler;Sessiz Bir İstasyonda;Onları Dinleme, Yapabilirsin;Sevişmekten Bile Daha Zevkli;Seni Görmeden Öleceğim;Ey Düşmanlar;Birlikte Mahvolmak İsteyeceğiniz Biri;Ölümün Kapısından Geçenler;Esrarengiz Vaatler;Seks Ve Politika,Peki, O Ne? Kızıl Bir Sisin İçinde;Sol Yanaktaki Ben;Aşk, Seks Ve Merak;Şahane Bir Hayat;Karlı Bir Gecede Unutuş;Öldüğünü Herkes Biliyor, Bir Ben Bilmiyorum
11 Mayıs 2017 Perşembe
Sakız Sardunya - Elif Şafak
"Önce sen kendini sevmelisin. Sen kendinle barışık olursan arkadaşların çoğalır.
Unutma kitapseverler her yerde. Zengin-fakir, köylü-şehirli, kadın-erkek, genç-yaşlı fark etmez. Onları hemen tanırsın. Biraz içine kapanıktırlar. Hayal güçleri çok geniştir. Etraflarındaki insanlar onları her zaman anlayamaz. O yüzden biraz yalnızdırlar. En güzel hikayeleri onlar anlatır.
Bakan göze göre her şey değişmekte. Kimine dev görünen, ötekine cüce.
Gerçek dostluk böyle olmazdı. İnsan sırf başkalarına ayak uydurmak için arkadaşıyla alay etmemeliydi."Yalandan dostum olacağına kendi kendime oynarım daha iyi" diyordu sakız sardunya. Yalnızdı. Bazen ona öyle geliyordu ki yeryüzünde tek başınaydı."
******
İsmini sevmeyen Sakız Sardunya, İstanbul'un kendi halinde bir mahallesinde yaşamaktadır.
Hemen hemen her çocuk gibi çok meraklı, çok soru soran, sınıftaki arkadaşlarının ismiyle dalga geçmesine içerlenen bir kız.
Bir gün okulun kütüphanesinde kitapların arasında ışıldayan bir küre görür.
Bu küreyi herkesten gizler ve apansız yeni, farklı arkadaşları olur.
Masallar, efsaneler ülkesi Efhima nerelerdedir?
Düşünce okuyan periler, limonata satan ejderhalar ve çocukların hayal gücünü destekleyecek nice olay...
Masalsı havanın oluşturulmaya çalışıldığı bir Elif Şafak kitabı olan Sakız Sardunya, büyüklere küçüklerin naif dünyasını hatırlatırcasına yazılmış...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)