15 Nisan 2014 Salı

Charles Baudelaire / Sanatçının Duası



Gün sonları ne kadar içe işleyici güzün! Ah! Can yakacak kadar işleyici! Çünkü öyle tatlı duyular vardır ki, dalgaları yoğunluklarını önlemez; Sonsuz’un ucundan daha keskin uç da yoktur.

Bakışı göğün ve denizin uçsuz bucaksızlığına daldırmak ne büyük haz! Yalnızlık, sessizlik, göğün benzersiz arılığı! Ufukta titreyen, küçüklüğüyle, yapayalnız kalmışlığıyla benim çaresiz yaşamıma öykünen bir küçük yelken, dalganın tekdüze şarkısı, tüm bu nesneler benim aracılığımla düşünüyor, ya da ben onların aracılığıyla düşünüyorum (çünkü ben düşlerin enginliğinde öyle çabuk yitip gidiyor ki!); düşünüyorlar, diyorum, ama dilbazlığa, karşılaştırmaya, sonuçlanmaya başvurmadan ezgimsi bir biçimde, çok güzel bir biçimde düşünüyorlar.

Gene de bu düşünceler, ister benden çıksın, ister nesnelerden fırlasın, fazlasıyla güçleniyor çabucak. Güç hazda bir huzursuzluk, olumlu bir acı yaratır. Fazlasıyla gerilmiş sinirlerim tiz ve sızılı titreşimlerden başka bir şey vermiyorlar artık.

Şimdi de göğün derinliği şaşkına döndürüyor beni, duruluğu çileden çıkarıyor. Denizin duyarsızlığı, gözlerimin önündeki görünümün değişmezliği ayaklandırıyor beni… Ah! Hep böyle acı mı çekmeli, yoksa hep kaçmalı mı güzelden? Doğa, acımak bilmez büyücü, her zaman üstün çıkan karşıt, bırak beni! İsteklerimi ve gururumu baştan çıkarmayı bırak artık! Bir düellodur güzeli incelemek, sanatçıyı yere sermeden önce dehşetten haykırtan bir düello.
                                                                                         

                                                                                                 Charles Baudelaire

                                                                                  Paris Sıkıntısı / III (Çev: Tahsin Yücel)

12 Nisan 2014 Cumartesi

İYİLİKLER GAZELİ

aşkın yerini iyilik aldığı zaman
inanırım beni sahiden sevdiğine
yağmurun yerini kuşlar doldurduğu zaman
az kuşlar onlar iyi kuşlar
kanatlarından büyük merhametleri var
şiirin yerini sakinlik aldığı zaman
ayrı ayrı daha mı çok yakışıyoruz birbirimize
siyah-beyaz resimlerde ahşap avuntu
sözlerin sokaklar gibi kavuştuğu zaman
soğuk devlet, soğuk gece, arkadaşlarım nerde
ah, ölüme mi indiler henüz hayata çıkmadan
Ömer’in adı Ali diye söylendiği zaman
yaprakların evi var, Allah’la komşu
rüyasız çıkıyoruz çok katlı mağaralardan
aynada bir çocuk, bir daha, ne zaman ne zaman

Haydar ERGÜLEN

7 Nisan 2014 Pazartesi

meyveden yelkenliler


Dün Gülce ile Meraklı Minik dergisindeki etkinlikleri yaptık. En çok hoşumuza giden de meyvelerden yaptığımız yelkenli tekneler etkinliği oldu.

Herkese mutlu bir hafta dileğiyle..

30 Mart 2014 Pazar

Handan ve İnsanyavrusu için çikolatalı krep :)



Sabah  Gülce ile uyandıktan sonra hemen evin yakınında oy kullanacağımız okula güle oynaya gittik. Eşim seçimde görevli olduğu için sabah beş buçukta çıkmıştı. Dışarıda hem güneşli hem de rüzgarlı bir hava vardı. Gülce ile rüzgar estikçe kollarımızı açıp uçar gibi yapmak özellikle yokuşlarda beraber koşmak çok heyecanlıydı. Güneşin vurduğu yerlerde de birbirimizin gölgesini yakalamaya çalıştık. Okula vardık kapıda bile seçim için kağıt dağıtıyorlardı, hiç birini almadan oyumu vereceğim sınıfa girdim ve kullandım. Vatana, millete hayırlı olsun :)


Eve geldikten sonra dünkü yazımda bahsettiğim nutellalı krebi bugün şeker ve sevilesi blog arkadaşlarım Handan ve İnsanyavrusu için yaptım. Krepleriniz hazır sizi bekliyorum :)

Malzemeler:

-1 yumurta
-1 bardak süt
-1 yemek kaşığı zeytin yağı
-1 bardak un
-az tuz,az karbonat
-1 yemek kaşığı pekmez


Yumurta, süt, yağ, pekmez iyice çırpılır ardından un, tuz, karbonat eklenir.Kepçe yardımıyla az tere yağı ile yağlanmış tavada kısık ateşte arkalı önlü pişirilir. Arasına isteğe göre bal, nutella, reçel sürülür. Ben isimleri yazabilmek için çikolata sosu ile yaptım. Afiyet olsun :)

25 Mart 2014 Salı

Lüsyen'e dair


"Kısmetse seni tekrar görmekle bahtiyar olacağım demektir. Dehşetli korkuyorum; sevinçten ölmenin mümkün olacağına inanır mısın? Sen inanmasan bile ben kabul ediyorum: Istıraptan ölmektense, sevinçten ölmek yeğdir."    
Edebiyat derslerinde görmüştük, bir sürü dönem vardı. Tanzimat dönemi, Servet-i Fünun ve Milli Edebiyat dönemi gibi.
Her dönemde yetişmiş çok büyük yazar ve şairler vardı. Ama bunların içinde biri var ki, neredeyse asırlık bir adam, Osmanlı Devleti'nin yıkılışını, Dünya Savaşı’nı da görmüş, Cumhuriyet’in kuruluşunu da.


Atatürk ile tanışıp konuşmuş, Nazım Hikmet’i kendisinin artık eski tarz kaldığını ve önemli bir şair olmadığını söylediği halde evinde ağırlamış ve kendisine hayran bırakmış bir adam.
Mehmet Akif, Cenap Şahabettin, Ahmet Haşim, Samipaşazade Sezai, Süleyman Nazif, Mithat Cemal gibi birçok önemli yazar-şair ile yakın arkadaş olan, 60 yaşında iken Brüksel’de tanıştığı 18 yaşındaki Maria Lucienne Sacre ile ömrünün geri kalanını geçirip hayata veda eden Abdülhak Hamid Tarhan’ı anlatıyor bu kitap. Nam-ı diğer  Türk edebiyatının Şair-i Azam'ı..

Aralarındaki büyük yaş farkında rağmen ,hatta görenler onları baba kız sanıyormuş, büyük bir aşkla bağlanıyorlar birbirlerine. Hamid çapkın bir adam, içkiye-eğlenmeye çok düşkün ve zıtlıklarla dolu biri ama Lüsyen onun son aşkı olarak kalıyor.
25 senelik bir hayat geçiriyorlar beraber. Aralarında o kadar çok şey yaşanıyor ancak aşklarını yaşatmaktan hiç bir zaman yılmıyorlar.
Son yıllarında bile ölüme inat ediyor hep Abdülhak Hamid, hâlâ piyesler yazıyor titreyen elleriyle, unutulmaktan çok korkuyor.
Edebiyattan hoşlanan ve Abdülhak Hamid’in hayatını merak edenlere okumalarını öneririm, çok sıra dışı ve etkileyici bir hayatı var çünkü.


bir yangın şahane bir şehri küller vadisine dönüştürür
bir olay okyanus gibi bir kalbi ,gözyaşına dönüştürür
ölüm, görkemli bir beyni akrep yuvasına çevirir,
bir zelzele, dağları bir avuç toza indirger 
bütün bunların olması mümkündür.çünkü sen benden uzaksın
sonsuza kadar dönmezsen bunlar hep senin eserin olacak ; ceza gününde sorumlu olursun 
iyi etmiyorsun lüsyen,sana yakışmaz 
gel!

Hamid 1921

24 Mart 2014 Pazartesi

4. yaş diyalogları


Canı sıkılan Gülce halleri:

- Anneciğim  keyfim yerine gelmiyor..
  + Bugün keyfinin yerine gelmesi için her şeyi yaptım ama..
- Bir sürprizin yok mu anneciğim, sürpriz istiyorumm
   + Nasıl bir sürpriz bu?
- Adı kinder olan bir çikolata..
Bir de anne mısır çatlatır mısın?
   + Mısır çatlatılmaz patlatılır kızım.
- Ama anne mısır çatlayıp beyaz çiçek açıyor :D

Gülüş'ün şap dudaklı çim adamı :)

İlaç içmeden  önceki Gülce halleri:

- Haydi Gülcecim ilaç zamanı
  + Anne bak bu ilaç kalbimi acıtıyor içmek istemiyorum..

Elindeki havucu bitiremeyen ve iki dilimi annesine yedirmeye çalışan Gülce halleri:

- Anne bu havucu yersen çok güçlü olursun, süper kahraman olursun, sağlıklı olursun..
  + Kızım ben yemek istemiyorum sen yemelisin.
- Anne bak tavşan olmak istiyorsan yemelisin :D

Not: Gülce şunu da yaz dedi:
Ben çok güzel prenses dansları yapıyorum. Duyrulur :)