30 Kasım 2014 Pazar

hafta sonu aktiviteleri


Bu senenin başında Gülce'nin öğretmeni veli toplantısında bize yine bir proje ödevi verdi. Seçenekler fazlaydı ben de geçen yıllardaki gibi artık malzemelerden bir ürün yapma seçeneğini tercih ettim. Bu konuda sanırım uzmanlaştım. Bu sefer kalın çöp torbasından cübbe yaptım. Malzemeler: dikdörtgen şeklinde kesilmiş kalın karton, siyah çöp torbası, kırmızı kalın kurdele, yapıştırıcı. Önce gövde kısmını yaptım, kolları kesip yapıştırdım sonra dikdörtgen şeklindeki yakayı çöp poşeti ile kapladım, onu da gövdeye yapıştırdım. Kollara, yakaya ve gövde kısmına kırmızı kurdeleleri yapıştırdım. Kuruduktan sonra ev haliyle, eşofmanlı halde Nazımıza cübbeyi giydirdim, fotoğrafını çektim. Giydirirken kol kısmı biraz açıldı, bir daha yapıştırdım o yüzden tutkal gibi çok kuvvetli bir yapıştırıcı kullanın, ola ki siz de çocuğunuza bu tarz proje ödevi olarak yapmak isterseniz :)

Alış veriş aktivitelerimizden :)


Kış hazırlığı :)


Barbie tutkusu fincanlarda da devam ediyor :)
Bu fincanlarla kahve çay yapıyor bana.


Bu da Anne topuklu çizmemi çek Arzu teyzem görsün pozu. 
Topuklu ayakkabılara çok meraklı :)


Alışverişte yorulup yemek beklerken anne beni şöyle de böyle de çek pozlarından biri :)


kimsenin İran kedilerinden haberi yok


İranlı yönetmen Bahman Ghobadi'nin İran’da indie-rock yapan bir grup müzisyen gencin karşılaştıkları zorlukları kurgu-belgesel türünde gösterdiği Kimsenin İran Kedilerinden Haberi Yok isimli filmi 2009 yapımı, orijinal adı, Kasi az Gorbehaye Irani Khabar Nadareh..

Negar ve Ashkan, İran’da rock müzik icra ettikleri için hapiste yatıp serbest kalmış iki müzisyendir. Buna rağmen müzikten vazgeçmek istemeyen iki arkadaş, yer altında çalışma yapacak bir müzik grubu kurmaya karar verirler. Kendilerine eşlik edecek müzisyenler aramaya başlayan Negar ve Ashkan, bir taraftan da daha özgür olabilecekleri bir ülkeye, İngiltere’ye gidebilmek için yollar aramaktadır. Fakat gerekli belgeleri toparlamaya çalışan iki arkadaş, kendilerini hiç akıllarına gelmeyen tehlikelerin içinde bulacaktır..


Ödülü bol, müzikleri güzel, öyküleri sürükleyici, müziğe baş koymuş gençlerin enerjisiyle dolu bir film. Peki niye ismi, kimsenin İran kedilerinden haberi yok? Çünkü İran'da köpek ya da kedi ile dışarıda gezmek yasakmış, ama birçok insanın evinde kedi ya da köpek bulunuyormuş. Gençler de evlerde saklanarak, yer altlarında müziklerini yaptıkları için yönetmen böyle bir kapalı istiare yapmış..



Filmin sonunda yönetmen underground müzik tarzı gibi farklı tarzlarda müzik yapan gençlere destek verin, yani kedileri unutmayın diyor..

Mutlu pazarlar, sevgiler..

diyorlar


"Mutlu olmak için içinde bulunduğumuz andan daha iyi bir zaman olduğuna karar vermek için beklemekten vazgeçin. Mutluluk bir varış değil, bir yolculuktur aslında. Pek çokları mutluluğu insandan daha yüksekte ararlar, bazıları ise daha alçakta arayıp durur. Oysa mutluluk, insanın boyu hizasındadır." 
- Alfred D. Souza

"Düşünmeye vakit ayır. Düşünce güç için kaynaktır. Okumaya vakit ayır. Okuma bilginin pınarıdır. Duaya vakit ayır. Dua, güç anlarda direnmenin desteğidir. Sevmeye vakit ayır. Sevme hayatı tatlı kılan şeydir. Vermeye vakit ayır. Verme günün aydınlığıdır. Teşekküre vakit ayır. Teşekkür, hayat pastasının kremasıdır."  
- Charles Lever

"Acı çekmek iyidir. İnsanı alçak gönüllü ve merhametli yapar. Hala düne bağlıysanız, bugün hiç bir yere gidemezsiniz. Karanlığın ortasında durup sanki tamamen aydınlıktaymış gibi davranmak zaferdir.
(....)
İnatçı terslikler bazı kimselerin kaçmasına bazılarının ise rekorlar kırmasına neden olur.Duaların kanatlarıyla sıkıntılarımız uçup gider. Tünelin karanlığından şikayet etmeden önce, dağlardan geçen kestirme bir yol olduğunu hatırlayın.
Hayat varken ümit de vardır.." 
- G. Marquez

29 Kasım 2014 Cumartesi

anış


Tabiatın geliştireceği sevgi içinde büyümek,
çocukluğun saklı odalarında kalan biricikliğimi, masumluğumu toplamak..
Uzaktan bakan düş kalelerinden, lirik özleyişlerden uçuk pembe düşler çalmak
ve yeniden başlamak.. 
Büyük gücün tuvalinde bambaşka bir desen olmak, 
ona sarılmak, onunla bütünleşmek..

Çünkü o, hep doyuran ve bağışlayandır..




25 Kasım 2014 Salı

Noksan - Enis Batur


"Yazı acı giderici, ağrı sökücü, ağrı akıtıcı, sağaltıcı değil-hiç biri değil. Yeni edindiğim bir bilgi, bir deneyim sayamam bunu;yılların içinde kaç kez doğruluğunu sınama olanağı bulduğum durum. Gene de, ben ki susuyorum çoğu zaman acı karşısında, midye gibi kapanıyorum sık sık, sözden ve yazıdan medet ummaktan vazgeçmiyorum bugün, şu koşullarda. Kelimeler yardım edebilmeliydi-edemiyorlar. Şeytan çıkarma ayinlerindeki delisaçması tekerlemeler türünden anlamsız bir cümle bulabilmeliydim-bulamıyorum. Artaud'nun, 1943'de Paulhan'a gönderdiği, ben henüz yeryüzüne gelmenin çok uzağındayken kurduğu kilitli cümlede geçiyor adım: Kabhar Enis- Kathar Esti."

"Geçmiş ile gelecek arasında kaygan bir zamansa şimdi, ben ille de ayakta kalmaya çalışan biri olarak görmüyorum kendimi: yaşam, bizi nasıl olsa düşeceğimiz bir an'a hazırlar ve düşmek sanıldığı kadar komik bir koşul değildir. Bizi sarıp sarmalayan trajik bir pelerini de vardır."


Yaşam düzenini her şeyden önce korumaya çalışan bir yazar Enis Batur. Noksan adını verdiği kitabı, hayatımızda hep yarım kalmışlığımızı imliyor aslında. Paris sokaklarında gezen, sigarasını tüttüren bazen aylak, bazen çoğullaşan geniş bir duyumun izlerini, izlenimlerini taşıyor. Kimi zaman bir deneme, kimi zaman bir mektubu canlandırıyor sayfalarında..

Batur'un Paris günlerinde aldığı kitaplar, izlediği filmler, dolaştığı sergiler ve bunların onun dünyasında başkalaşarak bize yansımayı, kalbimize, zihnimize oturmayı bilen tecrübeleri.. Fotoğraf makinesiyle çektiği fotoğraflara senaryo yazan, kimi zaman odasına çekilerek yalnızlığın düzleminde hislerini sözcüklerle çizmeye çalışan, yürürken yazmayı düşünen, düşünürken yazıda yürüyen, ruhu bu noktada ortadan ikiye bölünmüş bir adamın otoportresi..

Yazarken sanat eserleri ve imgelerle söyleşiyor Batur. Onlar da hayatı kendini tartıyor, ulaşıp dokunabildiklerini, elinden uçup gidenleri, iç içe geçen her şeyi yorumluyor, gözlemliyor..
Bu kitap, bir yazarın dünyasına girip onun söyleşisine, solo yürüyüşlerine dahil olmak gibi, onun algılayışı ile hayata dokunmayı denemek gibi..


Akşam Türküsü


Kimse öldüremez bu boşunalık duygusunu
Soğan doğra, kıyma koy, ateşi kıs
Ateşi kıs pirinçler diri kalsın.
Salçalı pilavlar votkalar kahkahalar

Ödemez arkadaşsızlığımı

Zor günler yaşadım
Utanmam anmaktan
Çirkindim yoksuldum arkadaşsızdım
Kocaman sözler iri göğüsler hantallıktı simgem
Utanmam
Ama akşamları
Bu boşunalık duygusu kapıyı çalmadan
Usulca ilişiverir yanıma
Çocuğu giydir parklara çık
İşten dönenleri gözle
Köfte güzel olmuş saçın yakışmış
Orhan ağbi ölmüş... 

Artık yazmıyor musun?
Kirazlar erken çiçeklendi bu yıl
Kirazlar aldandı.
Ben aldanmadım
Ayşeyi büyüttüm
Büyüttüm öfkemi… 

Arkadaşsızlığı
Çirkinliği
Hadi saçlarını kes ninniler söyle:

 Kızımın da adı Ayşe
 Yiğit atılır ateşe
 Bu ışık böyle büyüsün
 İş düşmez bir gün güneşe


Hadi çamaşırları yıka, ölülere ağla
Ninni söyle:

Kızımın da adı Bengi
Dünyaya saldığım türkü
Sular aktıkça durulur

Bozuk yapılar yıkılır
Çürür sarı yaprak gibi

Hadi kendini yen hadi kendini...

                                      Sennur Sezen