Kimi melodiler, tınılar sizi bazen yüreğinizden yakalamayı çok iyi bilir. Yaşanmış, üstünden çok sular akmış bir anıya ya da yaşamadığımız, bilmediğimiz tuhaf bir diyara bırakır. Müziğin evrensel dilini insan, ruhuyla konuşur. Bu konuda hemfikir olduğumuzu düşünüyorum.
Hayalet Melodi, hayatın zorlu ve ışıltılı geçitlerinden süzülmüş bir piyano sanatçısının beklenmedik ölümüyle sırlı bir perdeyi aralar. Yaratıcı yazarlık dersleri vermek üzere bir üniversiteye gelen Filiz, yeni taşındığı evde bir günlük bulur. Bilirsiniz yazarlar her karşılaşmadan bir kıvılcım yaratma eğiliminde olurlar. Bir yanda gizli, özel bir yaşama duyulan karşı konulamaz merak, bir yandan ilham arayışı onu bu sanatçının çalkantılı hayatının izlerine doğru sürükler. İnsanın içinde iyi ruh ve kötü ruh durmadan mücadele eder. İyi ruhun teslimiyetiyle, kötü ruhun ihtiraslı esaretindeki buluşma, sürükleyici ve gizemli bir yolculuk yaratır. Nitekim
Hayalet Melodi benim için de öyle oldu. Değerli blog arkadaşım
Eren'i bu güzel eseri için kutluyorum, nice kitaplarda buluşmayı diliyorum:)
*
"Bazı günler vardır, uzayıp giden yollarda umutsuzca sürüklenirken size cennetin perdesini araladığınızı hissettiren kısa bir mola gibi günler. Asla unutulmayacak böylesi incilerden beş altı tanesi geçerse elinize kendinizi şanslı sayın. İşte o gün benim için pürüzsüz, göz alıcıydı bir inciydi."(s. 70)
"Dibe vurmadan yukarı çıkamıyorsun herhalde."(s.113)
"Piyano çalmanın onun için ilahi bir tarafı, bir kutsiyeti olmuştu her zaman; bu bağı kirletmek istemezdi asla."(s. 227)
**
Okuduğum diğer kitaplar:
- Usta ve Çocuk, Valentina Rodini, 115 sayfa
-Noa, Susano Cardosa Ferreira, 128 sayfa
- Altın Avcıları Plajda, Miyase Sertbarut, 118 sayfa
- Kahraman Köpek Balto, 112 sayfa
***
Sevgiler.