9 Eylül 2014 Salı

Leylim Leylim..


Ne tuzsuz şeydi şu dünya be. Geldin, buldun, şenlendirdin, insan ettin beni. Yemeyip-içmeyip, yatmayıp-uyumayıp, seni anlatmalı bu yürek.” - Ahmet Arif

Kitap, büyük şair Ahmet Arif'in, Leyla Erbil'e gönderdiği mektuplardan oluşuyor. Bu mektupları, sürgündeyken körkütük bir aşkı kalbinde taşıyan Ahmet Arif, aşkına karşılık bulma umuduyla ya da o zor günlerde hayata tutunabilme güdüsüyle yazmıştır.
Leyla Hanım, bu mektuplaşmalarda dostluk sınırını çizmiş ve bu sınırı gün geçtikçe derinleştirmiştir. Ahmet Arif'in de bu konumu kabullendiği mektuplardan anlaşılıyor.

Önce bu mektupların yayınlanmasını istemiyor Leyla Hanım. Ancak belli bir vakit geçtikten sonra gerçeğe bağlılık amacı ve halkına inanmış, bunun için büyük bedeller ödemiş yeterince değeri bilinmemiş büyük şairin unutulmaması için yayınlanmasına karar veriyor.

Mektuplar, yazıldıkları dönemin entelektüel ve yayın ortamını, Ahmet Arif'in sürgün günlerini, yaşadığı siyasi baskıyı, içsel dünyasını ve en çok da yalnız kalan büyük aşkını tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor.


Mektuplardan:
15 Mayıs 1954
Ankara
Leylâ, Canım,
Kayb, berbat ve sessizim… Sessiz ve dolu: Allahtan ki sen varsın. Yoksa halim korkunçtu. 
Burası bir köy! Yakınlarımın bütün ısrar ve gayretine rağmen, hemen anneme gideceğim. Pazartesiye trendeyim. Eve gidince senin mektubunu bulmalıyım. Anneme ilk sorum o olacak zaten.
Sen nasılsın ömrüm? Son telefonda canını sıktım mı? Ben artık annenden korkmuyorum. Aksine onu, kendi annemmiş gibi seviyorum. Buna ne dersin?
Hınca hınç mısra doluyum. Kara ve yeşil fon, hepsinde hâkim. Biraz kendime geleyim, mendillerine, bluzlarına, yastığına mısralar serpeyim. Ha?
Fotoğrafındaki “halbuki…”yi hâlâ anlayabilmiş değilim. Anlatır mısın?
Bütün bunlar, beyhude biliyorum. Şaheser olan, benim uçakla oraya gelebilmemdir. Allah kahretsin, bu hastalık, bu rezaletler ve bu aile mecburiyetleri… Ne yapsam?
Gözlerinden öperim canım. En çok da burnundan. Gülme, ciddi söylüyorum. 
Yarı parçan.”

“Canım benim,
Bilir misin, ‘canım’ dediğimde içimden canımın çıkıp sana koştuğunu duyarım hep.”

“Öpüyorum ama doyamıyorum. Mutluluk ya da cehennem bu galiba. Sana doymak, korkunç ahmaklık olur. Hadi gel …”

“Seni cehennem bir hasretle öperim.”

16 yorum:

  1. Aşk güzel şey valhasılı :-) Güzel alıntı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. öyle güzel bir aşık ki arif, hayran kalmamak mümkün değil :)

      Sil
  2. Yanıtlar
    1. çok içten şiirsel aşk dolu mektuplar, çok sevdim ben :)

      Sil
  3. Çok güzel bir kitap Bahar. Uzaklardan sevmek ya başka güzel ya da Ahmet Arif'le sevmek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kesinlikle Serkan, onun yüreğinden sevmek çok başka :)

      Sil
  4. Başucu kitabıımm
    Ne güzel sevdalar varmis..
    "O masum sevdalar yaşanmıyor ki artik.."

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hep kitaplarda okuyoruz ya da filmlerde izliyoruz ne yazık ki..

      Sil
  5. Merhabaaa güzel dost :)

    Güzel yazılarına kavuşmak çok güzel :)

    Mektupları hep çok severim ben zaten. Büyülü bir dünyadır mektup dünyası.

    Çok çok öperim seni :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ahucumm hoş geldin :))
      senden bir merhaba duymak da çok güzel inan.
      mektuplar çok özeldir..
      ben de sevgiyle öperim canım..

      Sil
  6. Ben son cümleye takıldım kaldım "seni cehennem bir hasretle öperim" nasıl bir hasret ki şairi böylesine derinden etkiliyor ve böylesine içinin yangını dışarıya yansıtıyor. Çok güzel.

    YanıtlaSil
  7. Bu şiirleri hep yaşayasım geliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. içinde gerçek duygular var çünkü.

      Sil
  8. doyumsuz bir keyiftir üstadı okumak saf , arı diliyle anlatışı yok mudur dillere destan aşkını...
    neredesin koca yürekli insan diye çağırırım gecelerime kendi sesiyle okuduğu şiirleriyle konuverir bir anda..

    YanıtlaSil

 
Copyright © 2010-2014. maviye iz süren - Konular · Yorumlar
Düzenleme: Ferhat Bayram