20 Mart 2013 Çarşamba
Çilekli
İki çilek çılgını..
bir anne bir çocuk
bir çocuk bir anne
ağzımızda çilek kokusu
penceremizde deli bir bahar yeli..
18 Mart 2013 Pazartesi
10 Mart 2013 Pazar
Kalburabastı ya da hurma tatlısı
Akşama yemeğe arkadaşları davet ettim.Ana yemek adana kebap,tavuk ızgara,yanına zeytin yağlı fasulye,mercimek çorba,çoban salata,tatlı olarak da kalburabastı.Kebabın ana merkezlerinden biri haline gelen bir şehirde yaşayınca ben de buradaki imkanları kullanıyorum.Burada evden kebapçılara kıymayı,tavuğu götürüyorsunuz onlarda bir güzel pişirip veriyorlar size.Ana yemeği böyle halledince diğer menüdekileri de yavaş yavaş yaptım.Bu tatlı da hem pratik hem de çok lezzetli,denemenizi tavsiye ederim.
Herkese iyi pazarlar...
Malzemeler
* 1 paket yumuşak margarin
* 1 yumurta
* Yarım çay bardağı su
* Bir çay kaşığı kabartma tozu
* Bir tutam tuz
* Dövülmüş ceviz içi
* Alabildiği kadar un
Yapılışı:
Bir paket yumuşak margarin ve bir yumurta alabildiği kadar unla karıştırılır.Ve diğer malzemeler eklenip hamur yoğrulur.Hazırlanan hamur bir parmak kalınlığında uzun uzun ayrılır.Her bir parça rende üzerinde yassı şekilde gezdirilir.Rulo şekillenir,içi derinleşir.İçine ceviz parçaları katılır ve kapatılır.180 derecelik fırında pişirilir.Sıcakken üzerin önceden hazırlanıp soğutulmuş şerbet dökülür.Afiyet olsun..
Şerbeti:
* 3 su bardağı toz şeker
* 2,5 bardak su
* 2-3 damla limon suyu
6 Mart 2013 Çarşamba
Güne vuran şiir..
|
Ormanların Gümbürtüsü artık hiçbir şeye karşı değilmiş gibi kayıtsızım yolculuğun sonunda ormanda duyduğum sesi öldürdüm amacım yoktu sesi öldürürken, ses öldüğü için de hala amaçsız sayılırım ormana karşı değilmiş gibi kayıtsızdım ormandan çıkınca şehrin ışıkları ve ışıkların suda işaret ettiği anlamların adı olan dünya ile karşılaştım dünyaya karşı da kayıtsızım "anlamıyorum seni" diyen birine kendimi anlatmak üzere uzattığım kitap hala okunmadığı için, bir gecenin sonunda anlatılmamak için yaşanmış gönderilmemek üzere yazılmış bir mektuba koyarak... mantıklı olan her şeyin nedenini aradım nedenini aramadığım için artık yalnızca ölümü ve aşkı seviyorum konuşma haline gelmeyen şeyleri susmalı ve sonra ormanın güzelliğinden söz etmeli: "kış henüz gelmişti, kar tertemiz ve her yer bembeyazdı" biz de mutluyduk kimimizin sevgilisi vardı sevgilisi olanların üstüne bir taş duvar yıkılıyordu taş duvar üstümüze sessizce yıkılıyordu ses ölmüştü çünkü nedenini aramadan sevgilim sensiz olabilmek için sokaklarda yürüyorum sevgilim pencereden bakıyor ve yanıma şemsiye almaya karar veriyorum sevgilim sensiz olabilmek için durmadan "yağmur yağıyordu" diye bir cümle tekrarlıyorum sevgilim sokağa çıkarken şemsiyemi almayı unutuyorum sevgilim son vapuru kaçırıyorum ve iskelenin aynasında seni ve yağmuru görüyorum hava soğuk sevgilim, bütün gün sobayla sevişiyorum iskelenin aynası ve aynadakilerin işaret ettiği anlamların adı olan dünya ki ona bakarken hayatımıza bakardık ya da şöyle söyleyeyim: hayatımıza bakarken sanki ona bakardık yansıttığı görüntü bakırı altın yapmıyor artık daha neler yapmadım seni unutmak için, neler yapmadım aşk filmleri seyredip sonra aşksız bir dünyada yürümek istemediğim için aşk filmlerine gitmedim kırmızı bir fular taktım bileğime şeytan kovmak için arabamı bütün barların önünde park edilmiş görebilirdin barda peşimden gelen o adama, şeytan kovmak için senden ve hemingway'den söz ettim: "çehov da bir amerikalıdır aslında" neler yapmadım seni unutmak için, neler yapmadım üstünde dünya haritası olan bir uyku tulumunda uyudum iyi şeyler gördüm rüyalarımda sonra bir gecenin sonunda seni öldürdüğüm için kayıtsızca ve artık vazgeçtiğim için omuzlarımı tutan o ellerden uzun süre yaşayıp uzun süre öldüğüm ve mezar taşıma "ernest ve scott" yazdırdığım için kremalı çorbalar, et yemekleri ve şaraptan bıktığım ve durulamalık konyak da çevirmediği için sessizliği altına "yağmur kayıtsızca yağıyordu" cümlesinin yerini "yağmur yağıyordu" cümlesi aldı sesi, yaralı bir kaplan gibi bağırırken bıraktım "yağmur yağıyor" dedikçe "kış henüz gelmişti, kar tertemiz ve her yer bembeyazdı" diyen hemingway ki boks yaparken yazardı ya da şöyle söyleyeyim: yazarken boks yapardı durmadan sesleniyor şimdi bana: dünya güzel mi? sen soylu musun? sevgilin var mı? mutlu musun? eve dönünce kahve, yemekten sonra konyak içiyor musun? yoksa hepten mi unuttun şarabın simyasını? yağmur hiç yağmadı ben dünyaya baktığım sürece bakır altına dönüşünceye dek hiç de yağmayacak zaten kayıtsızım,korkarak ormanların başıma vuran gürültüsünden |
|
Ahmet Güntan |
1 Mart 2013 Cuma
Minik Şef Gülce
Her sabah kışa atarlanarak gidiyorum okula 'ya bi gitsene artıkkk' diyorum içimden..Sabahın erken saatlerinde hakikaten çok soğuk oluyor ama.
Bugün cuma diye mutluydum,bir an önce eve gitme hayalleri kurarken teneffüste durmadan Yaşar Kurt'un "Beynimi yiyorlar anne,beynimi yiyorlar" şarkısını söylettirdi çocuklar.Eve gidince güzel bir kahvaltı sonrası uyuma hayalleri kurarken,Gülce'nin öğretmeninin kafasına taktığı aşçı şapkası aktiviteli bir gün sinyalini vermişti bile.
Dün de okulla beraber sivil savunma günü münasebetiyle itfaiyeye gezi düzenlediler.Evde itfaiyeci dedi durdu.İtfaiyeci değil çocuğum itfaiye..
Eve geldik 'Anne aşçıya söyle pizza yapsın,kurabiye yapsın' dedi durdu.Ben hiç bir şeye karışmadan her şeyi yapsa ya aşçı.Nerdee...Yapılabilecek en kolay tarçınlı kurabiye tarifi gözüme çarptı.
Minik şefimize Arzu teyzemizin aldığı küçük mutfak önlüğünü giydirdim,şapkasını da taktım.Beraber bu şarkı eşliğinde kurabiyemizi yaptık.Kurabiyelerin resmini çekemedim.
Geçen gün kısa bir dizi kesiti izledim bir yerlerde.Adam sevgilisinden ayrılırken "Hayatın içinde çok kaybolma" demişti,çok hoşuma gitti.
Siz de hayatın içinde çok kaybolmayın,güzel geceler...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



