2 Ocak 2026 Cuma

Dalmışsam Uyandırma'ya Dair II




 Sevgili arkadaşım İnci Öztürk, yeni öykü kitabım Dalmışsam Uyandırma'yı okuyup yorumladı. Teşekkür ediyorum. 

"Değerli yazarımızdan okuduğum ikinci öykü kitabı. Kitap on dört kısa öyküden oluşuyor. Kitap içerisinde deprem, pandemi, içsel yolculuklar, varoluşsal sorgulama ve yolculuklar, insanın iç dünyası ve dış dünyası arasındaki bağ, ne yaşanmış olursa olsun umudunu ve azmini yitirmemeyi okuyoruz. Okurken sorguluyor, toplumun, insanların, hayvanların hareketlerinden dersler çıkarabiliyoruz. Her öykü ayrı bir dünya ile karşılıyor bizi. Ben çok severek ve içindeki karakterlerle beraber yol alarak okudum. Hani bazen içinizde çalkalanan tüm duyguları dışa vuramaz ama yazıya dökeriz ya işte öyle bir kitap. Tüm kitap severlere fikir olması dileğiyle...
-Hayatta en çok kırılanlar, incinmeye kalbinde yer açanlardır unutma. Acı çekmeye açık olduğunu hissettirirsen, bu kim olursa olsun seni hırpalamaktan çekinmez.(s.9)"
*
Sevgiler.



24 Aralık 2025 Çarşamba

Büyük Defter, Kanıt, Üçüncü Yalan- Agota Kristof

 


Bir üçleme. Zaman yok. Herhangi bir zaman. Yer adı yok. Herhangi bir yer. Burada ademiyetin izleri bile yok. Savaşın, yoksulluğun, felaketin içinde anormal bir hayat süren anneanneye bırakılan ikizler. Bırakıldıkları yerde kötülük, kıyım adına ne ararsan var. Böyle bir ortamda insan çabuk büyür, büyümek zorunda kalır. Büyürler. Hayata, kötülüğün bin bir haline birlikte karşı koyarken, ikizlerin yolları ayrılır. Sınırların sertliğini, savaşın geçmeyen kalıntılarını, kimlikleri üzerine düşen gölgeleri aşabilirler mi? Yeniden bir arada hayatın olağan akışında yürüyebilirler mi?

"İyi edebiyat, okurun bel kemiğindeki ürpertidir." demiş Nabokov. O ürpertiyi hissettim. Taş oldum, duvar oldum dayandım onca olumsuzluğa. Dayanırım diyorsan, okuyabilirsin:)

*

" Şimdi neredeler? Ölüler hiçbir yerde ve her yerdedir." (s. 192)

"Var olmayan biri geri dönemez." (s. 220)

"Ona gerçek hikayeler yazmak istediğimi söylüyorum ama bir an geliyor, hikaye gerçekliği yüzünden katlanılmaz oluyor, bunun üzerine hikayeyi değiştirmek zorunda kalıyorum. Kendi hikayemi anlatmak istediğimi söylüyorum, cesaretim yok, hikayem çok canımı acıtıyor. Bunun üzerine her şeyi güzelleştiriyorum, olayları oldukları gibi değil, olmasını istediğim gibi anlatıyorum. Kadın: Evet. En hüzünlü kitaplardan bile daha hüzünlü kitaplar vardır. Evet öyle. Bir kitap ne kadar hüzünlü olursa olsun bir hayat kadar hüzünlü olamaz." (s.267)

**

Okuma yolculuğuma eklediğim diğer kitaplar:

- Köpek Kalbi, Mihail Bulgakov, 108 sayfa

- Harizmi ve Uçmaktan Korkan Tırtıl, Didem Demirel, 49 sayfa

- Hayatımın Rolü, Maite Carranza, 196 sayfa

-Kış Masalları, Şermin Yaşar, 128 sayfa

***

Sevgiler.





21 Aralık 2025 Pazar

Gone Girl(2014) ve diğerleri


Gidik kız mı desem, kayıp kız mı desem, tüm gidik kadınların atası olmuş falan filan. Bu kadın kahraman kim, hangi kişilik? Dışarıya dönük sahte bir benlik mi? Yoksa eksiklikleriyle kabul görmemiş biri mi? Üstelik ebeveynleri, psikolog bu kadın karakterin. Terzi kendi söküğünü dikemezmiş ya, o hesap. Kötülüğe bu kadar kafa çalıştırmayı nereden öğrendin? O anlamda kusursuzsun. Medusa'dan dersler mi aldın? Modern Medusa'nın dönüşü. Korkunç.

Beşinci evlilik yıldönümünde esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolan bir kadın Amy. Eşi Nick -o da ayrı gidik bir kafa- onu bulamayınca polise durumu bildirir. Sonrasında baş şüpheliye dönüşür. Gerçekler teker teker ortaya döküldüğünde, bu gizemli soruşturma derinleştiğinde, Nick ve Amy'nin ilişkisindeki tehlikeli, karanlık sırlar ortaya çıkar. Ya ben buna benzer yorumu daha öncede yapmıştım. Bakınız (sinema güncem etiketi) önceki film yorumları. Tekrara mı düşüyorsun kuzum, cık cık. Retro mu başladı yine, neler oluyor? Sanırım aynı tarz filmlerde dönüp dolaşıyorum. Neyse, hayat kısa, sanat uzun,tamam.

Bu filmin evlilik, kimlik arayışı ve manipülasyon hakkında tehlikeli, rahatsız edici bir hikaye olduğunu belirteyim. Pes dedim bazı yerlerde, bu kadar da olamaz dedim ama olmuştu işte. Bir roman uyarlaması kendileri.

Aralık ayı bitmeden, kasım sonunda izlediğim diğer filmleri de buraya ekleyeyim:

- There will be blood (Kan Dökülecek) 2007

- Syk Pike (İlgi Manyağı) 2022

- The name of the Rose (Gülün Adı) 1986

- Hemme'nin Öldüğü Günlerden Biri 2024

*

Friends dizisinin dördüncü sezonundayım.


**

Sevgiler.


4 Aralık 2025 Perşembe

öykü yazarına emir


" 1. Bir üstada -Poe, Maupassant, Kipling, Çehov-  gibi, inan.


2. Sanatını ulaşılmaz bir doruk olarak kabullen. Onu aşabileceğine dair hayaller besleme. Aşabilecek duruma geldiğinde, bunu zaten farkında olmadan başaracaksın.

3. Öykünmeye mümkün olduğunca diren, üzerindeki etki yeterince güçlüyse ancak o zaman öykün. Kişilik geliştirmek, her şeyden çok sabır isteyen bir iştir.

4. Körü körüne inan. Başarıya ulaşacak kadar yetenekli olduğuna değil, ama arzuladığın şey karşısında göstereceğin şevke. Sanatını yavuklun gibi sev, tüm kalbini ver ona.

5. İlk sözün nereye gideceğini bilmeden yazmaya başlama. İyi kotarılmış bir öyküde ilk üç satır, hemen hemen son üç satır kadar önemlidir.

6. Bu şartı kesinkes ifade etmek istiyorsun: "Nehirden doğru soğuk bir yel esiyordu." İnsanoğlunun konuştuğu dilde ifadeyi vermek için belirlenmiş sözcüklerden başka sözcük yoktur. Sözlerine sen hükmet, sesli harf gelmiş sessiz harf gelmiş, bunları kafana takma.

7. Gerekmedikçe sıfat kullanma. Zayıf bir ada tutturulmuş renk tayfı kadar faydasızdır bunlar. Değerli birine rast gelirsen, karşılaştırılamaz bir rengi olur. Ama önce onu bulmak gerekir.

8. Kahramanlarını elinde tut ve öykünün sonuna kadar tutarlı bir şekilde taşı. Kurguladığın yolda onları başka şekilde görmeye kalkma. Başkalarının göremediği ya da görse bile aldırmayacağı şeylerle yolunu saptırma. Okuru aldatma. Öykü, laf kalabalığından arınmış bir romandır. Öyle olmasa bile, bunu mutlak bir hakikat olarak kabullen.

9. Duyguların akışına kapılarak yazma. Bırak silinsinler, ama sonra hepsini aklına getir. Bundan sonra duyguları yeniden canlandırabilecek gücün kalmışsa, zaten yolu yarılamışsın demektir.

10. Yazarken ne arkadaşlarını düşün, ne de öykünün yaratacağı etkiyi. Bir araya getireceğin kahramanlarının içinde yaşadığı o küçücük ortamdan başka ilgini çeken hiçbir şey yokmuş gibi anlat öykünü. Öyküdeki yaşantıdan başka bir şey çıkmasın ortaya."

Horacio Quiroga




2 Aralık 2025 Salı

serazad* yazıları


1. Zamanın geçiş hızına çocukken hükmettiğimi düşünürdüm. Zaman benimmiş ve salt bana ait bir kavrammış gibi. Yaş aldıkça, yaşama uğraşıları, telaşları arttıkça zamanın her daim, her koşulda bana ait olmadığını gördüm. Ben kendi zamanımı, kendi alanımı, bakış açılarımı zenginleştirdikçe "benim zamanlarım" kavramına ancak gücümün yettiğine vardım. Onu şekillendirmek, onu yoğurmak sonsuz ihtimallerin geçidinde ondan sana ait bir şeyler yaratmak işte bahsettiğim yer orası. Bu başlıkta kendi zamanımdan geçen görüntüleri, anları, yansımaları ve yansıttıklarımı anlatacağım. 

2. Geçen sabah gün ağarmamışken uyandığımda Nina'nın öldüğünü gördüm. Nina, küçük kızıma aldığım gözleri pörtlek bir Japon balığı. Okulumuzda yapılan akvaryumunu oluştur atölyesinden alıp sürpriz yapmıştım ona. Canlılar doğar, büyür, gelişir ve ölür. Japon balıkları çok uzun süre yaşamazlar. Öyle söyleyerek bu gerçeğe onu hazırlamıştım. Nina'ya iyi bakıyordu. Yemini saatli veriyordu. Parmağını suya daldırıyor aklınca parmak ucunu ona öptürüyordu. Halı dokuma setinden yaptığı ufak kilimi onun akvaryumunun altına sermişti. Onunla suyunu değiştirirken konuşurdum. Hareketlerini izlemek hoşuma gidiyordu. Çocukken uzun yaşayan bir balığım vardı. Tecrübeliydim. Ama artık Nina yok. Tecrübelerim de, özenli bakımım da onu hayatta tutamadı. Arkadaşıma anlattığımda, Japon balıkları uzun süre yaşamaz, dedi. Biliyordum ama yine de bizimle biraz daha kalmasını istiyordum. Bazen istediğinle yaşadığın arasında bir boşluk kalabiliyordu. Kızıma onun öldüğünü söylemek beni epey zorladı. Onu sitenin bahçesine gömdük. Kızım ona su verecek ve onun için dua edecek. Bu gerçeği değiştiremeyiz, dedim. Çünkü o değiştiremediğim gerçekliklerle yaşıyordum. Mezarına ismini de yazdı. Aşağıya indiğinde mezarına su döküyor. 

3. Bu ara, hızlı okumalara ağırlık veriyorum. Yazı egzersizlerimi biraz daha disipline etmem gerekiyor. Öğretmenler için ustalarla tiyatro eğitimi vardı. Seçmelere katılamadım. Çünkü eğitimin saatleri çok geç saatlerde ve eve dönmem zor olacaktı. Üstelik eğitim, hafta içi oluyordu. Ona katılmayı düşündüm çünkü üniversite yıllarımdan kalan bir tiyatro geçmişim vardı. Mesela Deli Dumrul'un karısını oynamıştım sonra bir öğretmeni oynamıştım. Tiyatro heyecanı çok başkaydı, ekibimiz çok şekerdi. O zamanları hep sevgiyle anımsıyorum.

*

*serazad: Başıboş, hür, serbest, kafasına göre anlamında.

**
Sevgiler.

28 Kasım 2025 Cuma

Röportaj

 


Blogforum ailesinden Ece Gamze ile güzel bir röportaj gerçekleştirdik. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum.


*
Sevgiler.