23 Ağustos 2016 Salı

Yazar Olmak - Dorothea Brande

- 0 yorum

"En iyi kitaplar en sağlam inançlardan çıkar."

Yazarlık, insanın doğuştan sahip olduğu bir yetenek midir yoksa bir insan isterse sonradan yazar olabilir mi?

Hikaye ve roman yazmak isteyenlerin temel problemlerini ele alan bu kitap teknik konularla değil de daha temel konuları ele alıyor. Dorothea Brande, yaratıcılığın bir sırrı olduğunu ve bunun öğretilebilir olduğunu düşünüyor. Bu düşüncenin hakim olduğu kitap, yazıya meraklı okuruna en baştan güvenerek bir güç vermeyi amaçlıyor.

Yazarın içindeki enerji, bilinçaltındaki çeşitli güçler tarafından tutsak edilmektedir. Bu enerjiyi açığa çıkarmak gerekir. Kişi, özgür düşünebilme, kendine saygı, kendine güven gibi sorunlarını aşmaya çalışırsa yazmaya daha yatkın bir psikoloji edinebilir.

Kitabımız yazarların sorunlarıyla başlıyor; çift kişilikli olmaları, bilinçaltının dizginlenmesi, planlı yazmak, yazılanları eleştirel gözle okumak, bir yazar gibi okuyabilmek, yeniden görmeyi öğrenmek, özgünlüğün kaynağı, yazarın dinlenmesi, hikaye denemesi gibi konuları ayrıntılı bir şekilde kısa örneklemelerle ele alıyor.

 =  Sabahları yazı egzersizleri yapmalı ve bu bir düzene girmeli,

= Gözlem yapmalı,

Çift kişilikli olmalı yani bundan kasıt bir yazar mizacıyla yaklaşabilmeli,

=  Hayal kurmaya eğilimli olmalı,

= Biliçaltının ortaya çıkabildiği durumları içsel ve dışsal dünyada fark edebilmeli,

= Yazar mizacıyla eleştriel bir gözle okuma yapmalı gerekirse defalarca aynı yazıyı üst üste okumalı,

= Yazı konusunda yahut yazmadan önce bir fikir oluşturmalı.


Devamı >>

19 Ağustos 2016 Cuma

Bekleyiş Unutuş - Maurice Blanchot

- 20 yorum

“Bekleyiş her geleni geleceğinde bırakan sakin geride bırakıştır.” 

“-Beni unutacak mısınız?
  -Evet, sizi unutacağım.
  -Beni unuttuğunuzdan nasıl bu kadar emin olacaksınız?
  -Başka bir kadını hatırladığımda emin olacağım.
  -Fakat hatırladığınız yine ben olacağım; daha fazlasına ihtiyacım var.
  -Kendimi artık hatırlamadığımda daha fazlasına sahip olacaksınız.” 

“-Unutmak aynı zamanda iyi bir şey.
  -Evet, bu unutuş kelimeleriyle, varlığımı hep daha çok ortadan kaldırmak istiyorsunuz.
  -Çünkü unutuş her kelimede hâlâ sizin mevcudiyetinizdir.” 

“Bekleyiş her zaman, anın olmadığı acilliktir.”

“Ne kadar unutursan unut, unutuşun sınırlarını bulamayacaksın.” 

“Gizemli, örtüsünü kaldırmadan kendisini gözler önüne serendir.”
****** 

Eserlerinde Foucault, Sartre, Nietzsche, Kafka ve Rilke gibi isimlerle  edebi bir söylem içerisinde olan Maurice Blanchot’u tanıdığım ilk kitabı. 
Dilin sınırlarını zorlayan yazar çoğu yerde kelime oyunları yapıyor dipnotlarla dildeki bu oyunları açıklamaya çalışıyor çevirmen Ender Keskin.
Anlatımda öznenin varlığının giderek derinleştiği okuması zor kitaplardan. 
Bir otel odasında yalnız kalan bir adam ve kadının bekleyiş, unutuş temalı içsel duyumları diyaloglar halinde veriliyor. 
Dış ses kurguyu yapmış gibi araya da girebiliyor. 
İki karşı cinsin ilişkiye başladıkları zamandan geldikleri zamana değin öznelliklerinden kurtulup bir bütünlüğe erişebilme olasılığı sorgulanıyor.

“Konuşmayı unuttuğumuzda sizi daha iyi göreceğim”

“Seni duymamı istiyorsan konuşmayı bırak”

Sessizliği beklemek, duymak için beklemek, ölümü beklemek, yarını beklemek, unutuşu beklemek ve hep beklemek...
Devamı >>

18 Ağustos 2016 Perşembe

filmler

- 20 yorum

La Famme Da Cote/Penceredeki Kadın-1981
Yönetmen: François Truffault
Oyuncular: Gerard Depardieu, Fanny Ardant, Henri Garcin..
Tür: Dram, romantik
Ülke: Fransa

Bernard karısı ve küçük oğluyla mutlu bir hayat sürmektedir. Bir gün evlerinin yan tarafına Mathilde ve Philippe çifti taşınır. Mathilde ve Bernard yıllar önce sevgilidir ve aralarındaki aşk yeniden alevlenir.



Domicile Congual/Ev Hali-1970
Yönetmen: François Truffaut
Oyuncular: Jean Pierre Leaud, Claude Jade..
Tür: Dram, romantik
Ülke: Fransa

Antoine Doinel serisinin evlilik, çocuk yapma ve ilk aldatmalar bölümünü oluşturan bir Truffaut filmi. Serinin ilk filmi Baisers Voles, Çalınan Buseler.


Devamı >>

14 Ağustos 2016 Pazar

Son Nefes - Michael Prescott

- 24 yorum

Michael Prescott, New Jersey’de büyümüş Los Angelas’ta senaristlik yapmış bir yazar. Sekiz adet polisiye gerilim kitabına imza atmış.

Son Nefes adlı romanı, yazarın okuduğum ilk romanı. Genel olarak felsefe ve düşünce merkezli kitapları sevsem de, arada yüksek gerilimli kitaplar okumaktan da keyif aldığım doğru. Bu tarz kitaplar bir film izlercesine yazılmış ve izleyiciyi ekrana bağlamak için heyecan dozu arttırılmış dizileri de andırıyor. Edebi anlamda sınırlı sayıda altı çizilesi yerleri de keşfettim. Teknik iyi, anlatım düz ve yorucu cinsten değil. Bu türün kitaplarında belli bir şablon oluşturuluyor ve o şablonun dışına çıkılmıyor.  Bu tarzda nam salmış çok fazla yazar var, Stephen King gibi. Günümüz modern dünyasında bu furyanın yazarları her zaman liste başı oluyor. Aksiyon, gerilim çok seviliyor sanırım.

Gelelim kitaba, Caitlin Osborn kabusu onu almaya geldiğinde evde tek başınadır. Gerilim türü kitapları genelde hep böyle başlar; kasvetli, puslu kimsesiz bir kasabada devam eder. Nedense böyle yerlerde herkes tatile ya da yaylaya çıkmışçasına çok az kişiye rastlanır(!) Her neyse :)

Caitlin, korku dolu bir gece geçirir ve ailesini gördükleri konusunda ikna edemez. Bilirsiniz çocuklara yetişkinler pek güvenmez bu konularda. Yıllar sonra bilinçaltını ve dışını ele geçiren korkusunu yenmek için başarılı bir polis olur. On altı yıl sonra evde onu ziyaret eden  kabusu ile yeniden karşılaşır. Olaylar karmaşık ve üstelik düşmanı yalnız kum saati katili değildir.

Arkadaşları arasında Ölüm Meleği olarak anılan Caitlin bu kez kabusunun, sayısı bilinmeyen kurbanlarından biri mi olacaktır? Heyecan ve korkunun tavan yaptığı bu polisiye, bu türün tutkunları için ideal bir kitap…


Devamı >>

1 Ağustos 2016 Pazartesi

son izlenceler

- 10 yorum


Le Dernier Metro/Son Metro-1980
Yönetmen: François Truffaut
Oyuncular: Catherine Deneuve, Gerard Depardieu, Jean Poiret...
Tür: Dram, romantik, savaş filmi
Ülke: Fransa

Marion II.Dünya Savaşı yıllarında Yahudi Lucas ile evli, başarılı bir oyuncudur. Savaş dönemi sanatla dolu hayatları bambaşka bir hal alır. Lucas için yaşam zorlaşır. Ülkeyi terk etmek isterken karısı değişik bir çözüm yolu bulur. Bu şekilde ikili, farklı bir hikayeye uzanır.



The Wild Child/Vahşi Çocuk-1969
Yönetmen: François Truffaut
Oyuncular: Jean-Pierre Cargol, François Truffaut, Jean Daste..
Tür: Dram
Ülke: Fransa

Truffaut'nun sağır ve dilsizler için kurulan bir enstitüde çalışan Doktor Itard'ı canlandırdığı filmde, ormanda bulunan ve konuşamayan Victor adlı çocuğun medeniyete dönüştürülme çabası anlatılıyor. Enstitü çocuğu uzaklaştırmayı ve çocuğun hiç bir eğitimi alamayacağını düşünürken, Doktor Itard onu evine almaya karar verir. Ümit kesilen çocuk herkesi şaşırtabilecek midir?
Devamı >>

31 Temmuz 2016 Pazar

Bilmemek - Milan Kundera

- 16 yorum

"Ama insanlar birbirlerini sık sık görünce tanıdıklarını sanıyorlar.

Zamanını yeni bir duvar saatine göre düzenlemeye koyuldu.

Adına sıla hasreti denen tamamen yeni bir duygu hissediyor.

Tutkunun, tanım olarak aşırılık olduğunu bildiğinden tutkusuna hayrandı.

Belleğinin kendisinden nefret ettiğini, onu sadece kötülediğini çok iyi biliyordu; bu yüzden ona inanmamaya ve kendi hayatına karşı daha hoşgörülü olmaya zorlamıştı kendini. Boşuna çaba: Geriye bakmaktan hiç hazzetmiyordu ve bunu mümkün olduğu kadar az yapıyordu.

Ardımızda bıraktığımız zaman daha geniştir, bizi geri dönmeye çağıran ses daha karşı konulmazdır. Bu deyişte keskin bir hava var, ama yanlış. İnsan yaşlanır, sonu yaklaşır, her an gitgide kıymetlenir ve anılarla kaybedecek zaman yoktur."

Prag Baharı… 5 Ocak 1968 tarihinde başlayan ve Çekoslovakya’nın politik olarak liberalleşmeye çalıştığı bir dönemdir. Haziran sonlarına doğru Sovyet ve Varşova Paktı’na bağlı müttefik devlet askerlerinin Çekoslovakya’ya girme hareketleri; ağustos ayında yapılan müzakerelerden bir sonuç alınamayınca Çekoslovakya’nın 20-21 Ağustos tarihinde işgal edilmesi ile sona erdi.

Bu işgalin sonucu yaklaşık üç yüz bin civarında insan Batı ülkelerine doğru göç etmek zorunda kaldı. Bu göçmenlerden biri de Bilmemek adlı romanımızın kahramanı Irena’dır. Prag’dan göç ederek Paris’e yerleşen Irena, kocasının ölümüyle yapayalnız kalır. Kendisini, içinde bulunduğu durumu anlayacak kimse yoktur yanında. İşgal sonrası ara ara memleketine ziyaretleri olur ama her ziyaretinde bir şeyler eksilir sanki kalbinde. Memleketinde yaşarken duyumsadıkları, sürekli büyüyen özlem yerini karmaşık duygulara bırakır. Memleketine ziyareti sırasında hava alanında kendi ile göçmenlik kaderini paylaşan Josef ile tanışır. Josef onun geçmişinden bir kesit gibidir. Sürgünlüğün ortak kaderini paylaşır onunla.


Yabancılaşma, memleket hasreti, yalnızlık, bellek, geçmiş, unutuş ve yurtsuzluk üzerine yazılmış bir roman, Bilmemek…. 
Devamı >>
 
Copyright © 2010-2014. maviye iz süren - Konular · Yorumlar
Düzenleme: Ferhat Bayram