Strasbourg çok beğendiğim bir şehir oldu. Yollar düzenli, bisiklet yolu ayrı, insanlar kibar ve yeşil alanları fazla. The Orangerie Parkı görülesi bir yer. Her çeşit bitkinin yer aldığı, içinde göletlerin, kuğuların ve leyleklerin yaşadığı kocaman bir park. Karşısında AİHM yer alıyordu. Sokak isimlerini sevdim. Thomas Mann, Bergson, Austen vs. Merkezde akşam yediden sonra her yer kapalı. Dinlenme saatlerine oldukça özen gösteriyorlar. Pazar günü dinlenme ve ayin günü yine hiçbir yer açık değil. Akşam çok geç oluyor, bu durum bana zamanın yavaşladığını hissettirdi.
13 Temmuz 2026 Pazartesi
gezmece III
26 Temmuz 2024 Cuma
gezmece II
Bu sene leyleği havada görmedim ama niyet defterime fazlaca gezmeyi, yeni yerler keşfetmeyi yazdım.
Bodrum'u daha önce görmüştüm ama bu sene, orada daha fazla keşfettiğimiz yeni yerler oldu. Nereleri gezdik? Yalı çiftliği, Turgutreis, Bitez, Gümbet, Gümüşlük, Akyarlar-Aspat Meydanı, Türkbükü ve Yunan Adaları'ndan Kos'a feribotla geçiş.
"Yolcu, bir gün yolunu yitirirsen, artık eski yolunu bulmaya çalışma, yeni bir yol ara kendine..."-Ferit Edgü
Sevgiler.
25 Haziran 2024 Salı
gezmece
Okullar kapanınca başlayan bayram tatilini bir geziye dönüştürme fikri, sevgili eşimden geldi. Bu sene hepimiz için yoğun ve yorucu bir yıl oldu. Hazırlıkların ardından, ver elini uzaklar, dedik. Tebdili mekanda ferahlık vardır, sözünü canım ailemle doğruladık. Önce Ankara'ya en yakın denizi olan, Akçakoca. Karadeniz'le ilk karşılaşma. Kayaları döven hırçın Karadeniz dalgaları denize girmeye fırsat vermese de sabahlara o dalgaların sesiyle gözlerini açmak çok kıymetli anlardan biriydi benim için. Dalga sesi eşliğinde meditasyon yapmayı daha önce deneyimlememiştim. Ancak denizde müsilaj çok fazlaydı. Serin havada kordonda yürüyüşler, canlı müzik, balık ve kalamar ikilisi, Roma dondurmacısında dinlenme...
Akçakoca'da iki gece konakladıktan sonra kahvaltımızı yaptık. Ağva'ya doğru yol aldık. Otelimiz meyve ağaçlarının içinde, yemyeşil bir manzara içinde karşıladı bizi. Hemen havuza girdik. Ağva sahilinde dolaştık, ertesi gün kalabalık Ağva plajında deniz keyfi. Buranın denizi çok sakindi.
Ağva sonrası Şile'ye uğradık. İstanbul'a doğru yola çıktık. Önce Fatih'teki otelimize yerleştik. Daha sonra İstanbul'a her geldiğimizde uğradığımız Sultan Ahmet Camii, Ayasofya Cami, Topkapı Sarayı, Dede Efendi'nin evi gibi mekanlarda gezdik. Dinlenmenin ardından vapurla Üsküdar, Kuzguncuk, Kadıköy ve Taksim'deki yeni otele varmaca. Ağva'daki otel sahibimiz İlker Bey'in önerisiyle Kuzguncuk Dilim Pastanesi’nde meyveli dondurma yedik. Ertesi gün çocuklar yoruldu ve biraz dinlenmek istediler.
Masumiyet Müzesi'ne gitmek için hazırlandım. Çünkü kaldığımız otele yakın gözüküyordu. Navigasyonla geze geze müzeyi aradım. Cihangir'i, antikacılar çarşısını gezdim. Sonunda müzeleştirilen masumiyetin pembe konağını buldum. Baştan söyleyeyim kitabı okumayanlar için bu müzeyi gezmenin bir anlamı olmuyor. Geçen yaz okumuştum bu kitabı. Her bölümü kitaptaki duyguları hissederek gezdim. Zincirlenmiş kitapların arasında oturdum. Yerli yabancı bir çok kişi müzeyi ilgiyle geziyordu. Orada epey dinlendim sonrasında ailemle İstiklal 'de buluştum. Oradaki kiliseyi, Galata Kulesi'ni, Türkiye İş Bankası Resim müzesini gezdik. Sokak lezzetlerini de tattık. Evimize sağ salim döndük. Şükür moment.
*
Namaste!
14 Ağustos 2023 Pazartesi
yaz günü
"Dünyayı yapan kim?
Kuğu kuşunu ve siyah ayıyı yapan kim?
Çekirgeyi yapan kim?
Şu baktığım çekirgeyi demek istiyorum –
Otlardan hoplayıp çıkan
Elimden şeker yiyen
Aşağı yukarı oynatacak yerde
Çenesini ileri geri oynatan
Kocaman gözleriyle etrafını kolaçan eden
O solgun ön ayaklarıyla yüzünü temizleyen
Şimdi kanatlarını açıp uçup giden
Şu çekirgeyi.
Duanın gerçekten ne demek olduğunu bilmiyorum.
Nelere dikkat edeceğimi,
Otların üstüne kendimi nasıl atacağımı,
Nasıl diz çöküp bakacağımı,
Nasıl kendimi bırakıvererek
Yaşamımın kutsanacağını,
Ve kırlarda gezinmeyi
Biliyorum.
Bütün gün kendimi tümüyle buna verdim, zaten.
Söyler misiniz,
Başka ne yapmalıydım?
Çok kısa bir yaşamdan sonra?
Söyler misiniz,
Ne yapmayı düşünüyorsunuz
Sizin o vahşi ve biricik
Yaşamınızla?"
26 Temmuz 2022 Salı
Tek Bacaklı Yolcu- Herta Müller
22 Temmuz 2020 Çarşamba
mavi iz
“Yoluma ışık tutan her şey nerdeyse, ben de oradayım...”
Elimde Corto Bir Martı Yüzünden adlı çizgi romanımla, okuyarak tek bir hayatı reddedenler kulübü üyesi olarak yine dolaşıyordum...
Tarkovski, "Sürekli anlam ararsan gerçekleşmekte olan her şeyi ıskalayacaksın." diyor...
Bazen sadece anlamsızca bakarsın, dinginliğin ruhuna yayılmasına izin verirsin....
Gülce ve orada tanıştığı arkadaşları Emrecan isimli bir Youtuber'ın da otelimizde kaldığını söylüyorlardı.
Ben de kızım çok bahsedince, Emrecan Abi ile fotoğrafınızı çekeyim bir anı olsun dedim:)))
Dönüşte Marmaris ve Datça'ya uğradık...
Datça'ya bayıldım. Can Yücel'in evine gittik, evi ziyarete açık değildi. Dışarıdan baktık :)
"Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin.."
Can Yücel
28 Temmuz 2016 Perşembe
yurt dışı gezimiz II
Brüksel'den sonra Almanya Münih hava alanına vardık. Buradan konaklayacağımız yerin bulunduğu Ulm şehrine geldik. Kapalı bir hava vardı. Ulm'de yerleşme işlemlerinin ardından hızımızı kesmeden geziye devam ettik. Burada Ulm Büyük Kilise'yi gezdik. Dünya'nın en yüksek kilisesi ünvanına sahip ve 768 basamaktan oluşuyor. Şehrin her yanından gözüküyor. Sabahtan öğlene kadar Ulm şehrinde öğrenci merkezli yaklaşım adına eğitimimiz, sonrasında da kültür gezilerimiz oluyordu.
Gittiğimiz sırada çocuklar için lunapark festivali vardı. Gülce de bu festivalde eğlendi, çok yağmur yağmasaydı burası daha eğlenceli olabilirdi.
Ulm Botanik Bahçe'de değişik türlerde bitkilere rastlamak mümkündü. Kaldığımız hafta sonu gezi planımızda Fransa vardı. Fakat orada gerçekleşen saldırı nedeniyle giriş çıkışlar sorunlu olduğu için bu geziyi iptal etmek zorunda kaldık. Prag'da geziyi sürdürmeye karar verdik. Prag tarihi dokusu bozulmamış gerçekten görülmesi gereken bir şehir.
Astromik saat'teki figürler her saat başı hareketleniyor ve her figürün bir anlamı var. Örneğin, iskelet figürü ölümü, elinde para kesesini tutan figür cimriliği simgeliyor. Çarls Köprüsü'de şehrin en eski köprülerinden ve en çok ziyaret edilen yerlerden biri. Kafka'nın şehrinde onun müzesi de vardı tabii. Ama yaşadığı evi göremedim.
Prag sonrası yeniden Ulm'e döndük. Bodensee Gölü'ne gittik. Orta Avrupa'nın en büyük ikinci gölü olan bu gölden tekne ile karşıdaki Mainau Adası'na geçtik. Bu adaya cennet adası da diyorlarmış. Milyonlarca çiçek ve ağacın içinde gezince insan fazla oksijenden sarhoş gibi oluyor. Bu adadaki limandan İsveç'e geçilebiliyor fakat zamanımız olmadığı için oraya gidemedik. Adanın içinde Kelebek Evi'ni gezdik. Tekneyle karşıya geçip yeniden Ulm'e yol aldık. Başka bir gün de Almanya'nın Stuttgart şehrini gezdik burada Mercedes Benz Müzesi'ni gezdik.
Ve ülkemize uzun yollardan sonra döndük. Gezdiğimiz yerlerde hissedilen ferahlığın, rahatlığın ülkemizde hissedildiği huzur dolu günler dileğiyle....:)
27 Temmuz 2016 Çarşamba
yurt dışı gezimiz I
Merhabalar :)
On beş günlük yurt dışı gezimizin ilk durağı Hollanda. Hava alanından rehberimiz eşliğinde Rotterdam'a geçtik. Çünkü konaklayacağımız yer oradaydı. Rotterdam merkezde gezdik oradaki kalem bina, kübik evler ilgi çekiciydi. Rotterdam, Amsterdam'a göre daha sakin ve kendi halinde bir yer.
Rotterdam sonrası Amsterdam'a geçtik, şehrin ortasından geçen kanal kenarındaki yüzen evler ve dans eden evler vardı. Kanal turu yaptık şehrin merkezi çok güzeldi. Buraya bisikletli şehir adını verdim her yere ulaşım bisikletle sağlanıyor. Çocuklu anneler bile çocuklarını bisikletin arkasındaki ya da önündeki sepete yerleştirip ulaşımlarını sağlıyorlar. Bisikletler için park yerleri, trafik ışıkları ve yolları her tarafta var. Şehirde yol, ulaşım adına hiç bir sıkıntı yok. Her taraf yemyeşil hava ise bu mevsimde bile oldukça serin. Lahey Adalet Divanı da gördüğümüz yerlerden biriydi.
Amsterdam'dan sonra Brüksel'e geçtik. Grand Meydanı oldukça büyük ve her tarafta gösteri yapan insanlar vardı. Bir tarafta müziğini çalan, bir tarafta çocuklara baloncuk yapan şehrin yerlileri çok sempatikti. Her köşe başında waffle dükkanları vardı. Bir de külahta patates kızartması satan yerler fazlaydı. Meydandan biraz ileride işeyen çocuk heykeli vardı. Orayı da gördükten sonra waffle yedik sokaklar pudra şekeri kokuyordu ve ılık bir hava hakimdi.
Şehrin meydanını gezdikten sonra Atomium adı verilen 1958 yılında Expo 58 fuarı için yapılan anıt binayı gezdik. Etrafında çok büyük bir bahçe ve içinde değişik yapay göletler vardı. Ormanın içinde canlı müzik yapılan yerler de dikkatimizi çekti.
Yarın devamını yazarım inşallah görüşmek üzere...:)
23 Ağustos 2015 Pazar
yolculuk
9 Ağustos 2015 Pazar
biraz mola..
23 Ağustos 2014 Cumartesi
Tatilden döndümm :)
Hayat, hep böyle değil mi zaten?



































