tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Temmuz 2026 Pazartesi

gezmece III


On yıl önce yurt dışı seyahati yapmıştık. Bu sene de farklı yerleri görmeye niyetlendik. Önce İstanbul. Ardından uçakla İsviçre/Basel. Oradan Fransa/Strasbourg'a geçtik. Otelimize yerleştik. Strasbourg'da ve Almanya/Kehl'de gezdik. Yemek yedik, alışveriş yaptık. Üç ülke köprüsünden istediğin zaman istediğin ülkeye gidebiliyorsun. İsviçre, Almanya, Fransa. İnsanlar bisikletleriyle ülkeler arası seyahat edebiliyorlar. Bizim gezi rotamızda bu üç ülke arasında oldu. 

Strasbourg çok beğendiğim bir şehir oldu. Yollar düzenli, bisiklet yolu ayrı, insanlar kibar ve yeşil alanları fazla. The Orangerie Parkı görülesi bir yer. Her çeşit bitkinin yer aldığı, içinde göletlerin, kuğuların ve leyleklerin yaşadığı kocaman bir park. Karşısında AİHM yer alıyordu. Sokak isimlerini sevdim. Thomas Mann, Bergson, Austen vs. Merkezde akşam yediden sonra her yer kapalı. Dinlenme saatlerine oldukça özen gösteriyorlar. Pazar günü dinlenme ve ayin günü yine hiçbir yer açık değil. Akşam çok geç oluyor, bu durum bana zamanın yavaşladığını hissettirdi. 


Daha masalsı bir yer diyorsan evet Fransa/Colmar tam o atmosferde bir yer. Çok şirin. Noel'de daha güzelmiş. Leylek ve kanallardan oluşan küçük Venedik önemli sembolleri. Gotik edebiyatı arada okurum ama gotik mimariyi daha çok  sevdiğimi söylemiş miydim? Fransız kahvaltısı olan kruvasan ve kahve ikilisi favorimdi. Fransızların fırıncılığı ve pastacılığı meşhur. Onun dışında yemek kültürü farklı, o yüzden akşamları fırsat buldukça oteldeki Bolulu aşçımızdan Türk yemekleri yedik.


İsviçre. Suyu, havası ve tabiatındaki doğal manzaralar büyüleyici. Tabii çikolatalarını da unutmamalı. Bern, Ayı Çukuru ve tarihi Zytglogge saati; Luzern Şapel Köprüsü, Su Kulesi, Aslan Anıtı; Zürih, Grossmünster yani Büyük Manastır kilisesinin ikiz kuleleri önemli sembolleri. Bern, Luzern ve Zürich'i aynı günde gezdik. Gezimizi genelde arabayla yaptık. Buna rağmen telefondaki adım sayarım ortalamaların üstünde gezindiğimi hatırlattı.  Bern'in kalbinde yer alan Aare Nehri ve Ayı Çukuru çok ilginçti. Nehrin kenarında serinlemek için bizde ayaklarımızı suya soktuk. Burada yüzenler de vardı.


Alsas şarap yolunda yer alan üzüm bağlarındaki asmalar bizim bağlardan biraz daha büyüktü. Obernai ve köyleri Riquewihr, Eguisheim üzüm bağları, küçük dış mekanlarıyla ve şaraplarıyla ünlüymüş.



Freiburg im Breisgau, Baden-Baden, Karlsruhe ve Stuttgart. Gezdiğimiz son yerler oldu. Freiburg im Breisgau'daki kanalların etrafındaki tatlı kafelerde insanlar kanaldan geçen suya ayaklarını koyuyor ve içeceklerini yudumluyorlardı. Sahaf festivalleri, konserler, kiliseler, heykeller, tarihi çeşmeler, katedraller, köprüler, kanallar, kuleler ve işlek caddeler. Bir süre sonra bu saydıklarım bir örüntüye dönüşebiliyor buralarda. Stuttgart'tan İstanbul'a, İstanbul'dan Ankara'ya dolu dolu anılarla dönüş. Çok şükür:)

*

Sevgiler.



26 Temmuz 2024 Cuma

gezmece II


Bu sene leyleği havada görmedim ama niyet defterime fazlaca gezmeyi, yeni yerler keşfetmeyi yazdım.


Bodrum'u daha önce görmüştüm ama bu sene, orada daha fazla keşfettiğimiz yeni yerler oldu.  Nereleri gezdik? Yalı çiftliği, Turgutreis, Bitez, Gümbet, Gümüşlük, Akyarlar-Aspat Meydanı, Türkbükü ve Yunan Adaları'ndan Kos'a feribotla geçiş. 


"Yolcu, bir gün yolunu yitirirsen, artık eski yolunu bulmaya çalışma, yeni bir yol ara kendine..."-Ferit Edgü

Sevgiler.


25 Haziran 2024 Salı

gezmece

Okullar kapanınca başlayan bayram tatilini bir geziye dönüştürme fikri, sevgili eşimden geldi. Bu sene hepimiz için yoğun ve yorucu bir yıl oldu. Hazırlıkların ardından, ver elini uzaklar, dedik. Tebdili mekanda ferahlık vardır, sözünü canım ailemle doğruladık. Önce Ankara'ya en yakın denizi olan, Akçakoca. Karadeniz'le ilk karşılaşma. Kayaları döven hırçın Karadeniz dalgaları denize girmeye fırsat vermese de sabahlara o dalgaların sesiyle gözlerini açmak çok kıymetli anlardan biriydi benim için. Dalga sesi eşliğinde meditasyon yapmayı daha önce deneyimlememiştim. Ancak denizde müsilaj çok fazlaydı. Serin havada kordonda yürüyüşler, canlı müzik, balık ve kalamar ikilisi, Roma dondurmacısında dinlenme... 

Akçakoca'da iki gece konakladıktan sonra kahvaltımızı yaptık. Ağva'ya doğru yol aldık. Otelimiz meyve ağaçlarının içinde, yemyeşil bir manzara içinde karşıladı bizi. Hemen havuza girdik. Ağva sahilinde dolaştık, ertesi gün kalabalık Ağva plajında deniz keyfi. Buranın denizi çok sakindi. 

Ağva sonrası Şile'ye uğradık. İstanbul'a doğru yola çıktık. Önce Fatih'teki otelimize yerleştik. Daha sonra İstanbul'a her geldiğimizde uğradığımız Sultan Ahmet Camii, Ayasofya Cami, Topkapı Sarayı, Dede Efendi'nin evi gibi mekanlarda gezdik. Dinlenmenin ardından vapurla Üsküdar, Kuzguncuk, Kadıköy ve Taksim'deki yeni otele varmaca. Ağva'daki otel sahibimiz İlker Bey'in önerisiyle Kuzguncuk Dilim Pastanesi’nde meyveli dondurma yedik. Ertesi gün çocuklar yoruldu ve biraz dinlenmek istediler. 

Masumiyet Müzesi'ne gitmek için hazırlandım. Çünkü kaldığımız otele yakın gözüküyordu. Navigasyonla geze geze müzeyi aradım. Cihangir'i, antikacılar çarşısını gezdim. Sonunda müzeleştirilen masumiyetin pembe konağını buldum. Baştan söyleyeyim kitabı okumayanlar için bu müzeyi gezmenin bir anlamı olmuyor. Geçen yaz okumuştum bu kitabı. Her bölümü kitaptaki duyguları hissederek gezdim. Zincirlenmiş kitapların arasında  oturdum. Yerli yabancı bir çok kişi müzeyi ilgiyle geziyordu. Orada epey dinlendim sonrasında ailemle İstiklal 'de buluştum. Oradaki kiliseyi, Galata Kulesi'ni, Türkiye İş Bankası Resim müzesini gezdik. Sokak lezzetlerini de tattık. Evimize sağ salim döndük. Şükür moment.

*

Namaste!


14 Ağustos 2023 Pazartesi

yaz günü


 


"Dünyayı yapan kim?
Kuğu kuşunu ve siyah ayıyı yapan kim?
Çekirgeyi yapan kim?
Şu baktığım çekirgeyi demek istiyorum –
Otlardan hoplayıp çıkan
Elimden şeker yiyen
Aşağı yukarı oynatacak yerde
Çenesini ileri geri oynatan
Kocaman gözleriyle etrafını kolaçan eden
O solgun ön ayaklarıyla yüzünü temizleyen
Şimdi kanatlarını açıp uçup giden
Şu çekirgeyi.

Duanın gerçekten ne demek olduğunu bilmiyorum.
Nelere dikkat edeceğimi,
Otların üstüne kendimi nasıl atacağımı,
Nasıl diz çöküp bakacağımı,
Nasıl kendimi bırakıvererek
Yaşamımın kutsanacağını,
Ve kırlarda gezinmeyi
Biliyorum.
Bütün gün kendimi tümüyle buna verdim, zaten.
Söyler misiniz,
Başka ne yapmalıydım?
Her şey sonunda ölmüyor mu,
Çok kısa bir yaşamdan sonra?
Söyler misiniz,
Ne yapmayı düşünüyorsunuz
Sizin o vahşi ve biricik
Yaşamınızla?"

Mary Oliver, House of Light adlı kitabından

26 Temmuz 2022 Salı

Tek Bacaklı Yolcu- Herta Müller


Side'den döndüm. Ankara'da asırlar süren bir kıştan sonra deniz, kum ve güneş üçlüsüyle hasret giderdim. Her yaz kendime okuma challenge başlatıyorum. Bu kapsamda Nobel ödüllü yazarları okumaya devam ediyorum. Tek Bacaklı Yolcu, diktatör bir rejimden kaçarak yabancı bir ülkede sığınmacı olarak yaşamaya başlayan bir kadının büyük yalnızlığını, yabancılığını, arayışlarını ve memleket özlemini yansıtıyor. Yazarı ilk kez okudum ve üslubu çok farklı geldi. Okurunu zorlayan kitaplardan:)

***

“Yolcular diye düşündü İrene, uyuyan kentlere heyecanla bakan yolcular. Artık geçerliliği olmayan arzulara. Kent sakinlerinin ardından bakan. Tek bacaklı ve kayıp bacaklı yolcular. Yolcular çok geç geliyor.” (S.86)
.
“İnsan değiştirir bu cümleleri, kendine benzetir dedi İrene. Gözü pek oldukları için, bu cümleler sayesinde yaşayabileceğini sanır insan.”(s.87)










22 Temmuz 2020 Çarşamba

mavi iz


Normalde pandemiden dolayı tatil fikrimiz yokken Gülce'nin ısrarıyla ve eşimin sürpriziyle kısa bir tatile çıktık. 
Okulların erken tatile girmesi nedeniyle evde onu, derslerindeki açığı kapatması için kaynak kitaplara çalıştırıyordum. Yavrucak bu durumdan sıkıldı, biraz değişiklik olsun dedik:) Öykü'nün de kreş kitapları yarım kaldı, onları da bu süreçte bitirdik.
Bodrum'u daha önce görmemiştim, Ege'ye doğru düştük yollara...


Gülce yüzmeyi çok seviyor, Öykü de kolluklarla sürekli yetişkinlerin havuzunda kalmak istedi. 
Ben denizi daha çok seviyorum, çocuklar havuz sevdalısı :) E gittiğimiz Duja Otel'in her şeyi iyiydi, güzeldi de, denizi çok taşlıydı, onu bahane edip sürekli havuzda vakit geçirdi su kuşlarım:)


Her yıl gittiğimiz yerlerden çakıl taşı toplama geleneğimiz Bodrum'da da değişmedi :)


“Yoluma ışık tutan her şey nerdeyse, ben de oradayım...” 
Elimde Corto Bir Martı Yüzünden adlı çizgi romanımla, okuyarak tek bir hayatı reddedenler kulübü üyesi olarak yine dolaşıyordum...


Tarkovski, "Sürekli anlam ararsan gerçekleşmekte olan her şeyi ıskalayacaksın." diyor...
Bazen sadece anlamsızca bakarsın, dinginliğin ruhuna yayılmasına izin verirsin....


Gülce ve orada tanıştığı arkadaşları Emrecan isimli bir Youtuber'ın da otelimizde kaldığını söylüyorlardı.
Ben de kızım çok bahsedince, Emrecan Abi ile fotoğrafınızı çekeyim bir anı olsun dedim:)))


Dönüşte Marmaris ve Datça'ya uğradık... 
Datça'ya bayıldım. Can Yücel'in evine gittik, evi ziyarete açık değildi. Dışarıdan baktık :)

"Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin.."
Can Yücel

28 Temmuz 2016 Perşembe

yurt dışı gezimiz II


Brüksel'den sonra Almanya Münih hava alanına vardık. Buradan konaklayacağımız yerin bulunduğu Ulm şehrine geldik. Kapalı bir hava vardı. Ulm'de yerleşme işlemlerinin ardından hızımızı kesmeden geziye devam ettik. Burada Ulm Büyük Kilise'yi gezdik. Dünya'nın en yüksek kilisesi ünvanına sahip ve 768 basamaktan oluşuyor. Şehrin her yanından gözüküyor. Sabahtan öğlene kadar Ulm şehrinde öğrenci merkezli yaklaşım adına eğitimimiz, sonrasında da kültür gezilerimiz oluyordu.


Gittiğimiz sırada çocuklar için lunapark festivali vardı. Gülce de bu festivalde eğlendi, çok yağmur yağmasaydı burası daha eğlenceli olabilirdi.


Ulm Botanik Bahçe'de değişik türlerde bitkilere rastlamak mümkündü. Kaldığımız hafta sonu gezi planımızda Fransa vardı. Fakat orada gerçekleşen saldırı nedeniyle giriş çıkışlar sorunlu olduğu için bu geziyi iptal etmek zorunda kaldık. Prag'da geziyi sürdürmeye karar verdik. Prag tarihi dokusu bozulmamış gerçekten görülmesi gereken bir şehir.


Astromik saat'teki figürler her saat başı hareketleniyor ve her figürün bir anlamı var. Örneğin, iskelet figürü ölümü, elinde para kesesini tutan figür cimriliği simgeliyor. Çarls Köprüsü'de şehrin en eski köprülerinden ve en çok ziyaret edilen yerlerden biri. Kafka'nın şehrinde onun müzesi de vardı tabii. Ama yaşadığı evi göremedim.


Prag sonrası yeniden Ulm'e döndük. Bodensee Gölü'ne gittik. Orta Avrupa'nın en büyük ikinci gölü olan bu gölden tekne ile karşıdaki Mainau Adası'na geçtik. Bu adaya cennet adası da diyorlarmış. Milyonlarca çiçek ve ağacın içinde gezince insan fazla oksijenden sarhoş gibi oluyor. Bu adadaki limandan İsveç'e geçilebiliyor fakat zamanımız olmadığı için oraya gidemedik. Adanın içinde Kelebek Evi'ni gezdik. Tekneyle karşıya geçip yeniden Ulm'e yol aldık. Başka bir gün de Almanya'nın Stuttgart şehrini gezdik burada Mercedes Benz Müzesi'ni gezdik.


Ve ülkemize uzun yollardan sonra döndük. Gezdiğimiz yerlerde hissedilen ferahlığın, rahatlığın ülkemizde hissedildiği huzur dolu günler dileğiyle....:)

27 Temmuz 2016 Çarşamba

yurt dışı gezimiz I


Merhabalar :)

On beş günlük yurt dışı gezimizin ilk durağı Hollanda. Hava alanından rehberimiz eşliğinde Rotterdam'a geçtik. Çünkü konaklayacağımız yer oradaydı. Rotterdam merkezde gezdik oradaki kalem bina, kübik evler ilgi çekiciydi. Rotterdam, Amsterdam'a göre daha sakin ve kendi halinde bir yer.



Rotterdam sonrası Amsterdam'a geçtik, şehrin ortasından geçen kanal kenarındaki yüzen evler ve dans eden evler vardı. Kanal turu yaptık şehrin merkezi çok güzeldi. Buraya bisikletli şehir adını verdim her yere ulaşım bisikletle sağlanıyor. Çocuklu anneler bile çocuklarını bisikletin arkasındaki ya da önündeki sepete yerleştirip ulaşımlarını sağlıyorlar. Bisikletler için park yerleri, trafik ışıkları ve yolları her tarafta var. Şehirde yol, ulaşım adına hiç bir sıkıntı yok. Her taraf yemyeşil hava ise bu mevsimde bile oldukça serin. Lahey Adalet Divanı da gördüğümüz yerlerden biriydi.


Amsterdam'dan sonra Brüksel'e geçtik. Grand Meydanı oldukça büyük ve her tarafta gösteri yapan insanlar vardı. Bir tarafta müziğini çalan, bir tarafta çocuklara baloncuk yapan şehrin yerlileri çok sempatikti. Her köşe başında waffle dükkanları vardı. Bir de külahta patates kızartması satan yerler fazlaydı. Meydandan biraz ileride işeyen çocuk heykeli vardı. Orayı da gördükten sonra waffle yedik sokaklar pudra şekeri kokuyordu ve ılık bir hava hakimdi.


Şehrin meydanını gezdikten sonra Atomium adı verilen 1958 yılında Expo 58 fuarı için yapılan anıt binayı gezdik. Etrafında çok büyük bir bahçe ve içinde değişik yapay göletler vardı. Ormanın içinde canlı müzik yapılan yerler de dikkatimizi çekti.


Yarın devamını yazarım inşallah görüşmek üzere...:)

23 Ağustos 2015 Pazar

yolculuk


Güneyin sıcak sam yellerinden uzağa düşen kısa bir gezinin, belleğimde bıraktığı uzun ve anlamlı görüntüler..

Biraz bir kuş hürlüğünü yad eden, biraz suskunluğun billur çağıltısına bırakan, yeni yerlerin keşfedilmemiş kendine özgü şarkısını mırıldanan bir yolculuk esintisi..

Mavinin her tonunda yavaşlayan günlerin sakin akşamlarından topladığım hala ufalmamış anlar..

Denizinde kaybolduğum bir martı gibi, begonviller kokan sokaklarını karış karış dolaşan bir seyyah gibi gezdiğim, gecesinde belirdiğim bir yıldız gibi, uzaktan yakından  izledim o özgür kenti.. Kendimi dinlemeyi bıraktım bir süre, duygularımı paslanmış kancalarından kurtardım.. Olduğu gibi karşıladım her şeyi..

Ege Denizi’nin yumuşak, incitmeyen fısıltılarını dinledim; Şirince, Alaçatı, Çeşme, Urla havasının yaydığı huzuru doldurdum ruhuma.. Tarihi sokaklar, renkli çarşılar, kordonda akşama kendini teslim eden semanın gülümseyen bulutları, Hisarönü’nde içilen az şekerli kahve, sokak çalgıcılarının içli şarkıları, şile bezinden yapılmış elbiseler, gece pazarı, mavi ahşap bir masada deniz kıyısında yenilen balık ekmek, dalgalara meydan okuyan sörfçüler, mayhoş meyve şarapları, zeytinli sabunlar, uzakları yakın eden metro istasyonları, uzun bir kahvaltının tadı unutulmayan çiğ börekleri, kısa bir tren yolculuğu ve sokakları denize çıkan bir kentin kurdukça eksik kalan cümleleri…


Yolculuklar güzeldir..

9 Ağustos 2015 Pazar

biraz mola..


Rüzgarı severim en çok, 
bilmediğim bir kıyıda dururken deniz ile göğün birleştiği ufkun çizgisinin üzerinde gezdirmeyi hayallerimi..
Pamuk şekeri sevmem ama onun gibi yumuşak, tatlı düşlerim öylece kalır ayın yansıyan ışığında.. 
Her gecenin beliren o gri mehtabında büyümeye yeltenen güleç düşlerim..
Bir kırlangıç olmalı şimdi yola koyulmalı..

Haydi ruhum yolculuk vakti, çok okuduk bu kış biraz da gezelim,
görüşmek üzere sağlıcakla kalın gülücükler :)


23 Ağustos 2014 Cumartesi

Tatilden döndümm :)


Merhabalarrr :)

Bu tatil, bir yaprağa benzettim kendimi. Rüzgarın gücünü kontrol etmeyi unutup, ona kendini teslim eden bir yaprağın savruluşu misali doğan günleri karşıladım. Ege’nin büyüsüne kapıldım. Uzun bir yoldan sonra Çeşme'nin bitmeyen rüzgarında savruldum ve eve döndüm. Gezdiğim yerlerden küçük kareler:


Önce Konya'da Mevlana'nın türbesini gezdik ve oradaki uhrevi havayı soluduk..


Konya'nın meşhur etli ekmeğinden yedik.


Sonra Çeşme'ye vardık. 
Hava çok rüzgarlı, deniz çok dalgalı olunca Sheraton'ın açık, kapalı ve termal havuzunda daha çok vakit geçirdik.


Otelin plajından görüntülemeye çalıştığım bol mavi..

Akşam Çeşme'yi seyirlikten izlemek bir başka...


Çeşme Açık Hava Tiyatrosu'nda Anadolu Ateşi ile coştuk :)


Alaçatı güzellikleri.


Alaçatı'da nostaljik bir yer çok sevdimm :)


Bulduğumuz her tarihi köşeyi didik didik ettik :)


Her sergiye daldık. Sanat ruhlu Gülce ve tatil arkadaşı Arda :)


Kumru yemeden olmaz dedik :)


Çeşme Marina'daki ışıltılı kafesler çok hoştu..


Çeşme Kalesi'ni gezmece. 


İzmir'e dönüş vakti. 
Orada bir gecelik mola. 
Dostlarla görüşmenin, birlikte yemek yemenin ve kordonda gezmenin keyfi :)


Burdur Gölü'nde gün batımı. Buradaki dostları ziyaret ve eve dönmece.


Her anını güzelleştirmeye çalıştığımız ve doyamadığımız bir tatil oldu. Çok resim çektim. Hepsini bir posta sığdırmam güç olduğu için genel hatları ile anlatmaya çalıştım :)
Dostlarla rakı balıklı gecelerimiz... Kahkahalarımızla şenlendirdiğimiz; şiirlerle, fasıllarla hüzünlendiğimiz o anlar unutulmazdı. Çeşme'de saat bir deyince gece bitiyor. Çabuk kapatılıyor böyle mekanlar. Hep en son çıkan müşteri olduk. Hayatın başıboşluğunda kaybolduk.

Vee bugün döndük. Dönüş yolu bol hüzün koksa da..
Bir yere alışmak sonra dönmek yaşadığın yere ve oraya yeniden alışmaya çalışmak...
Hayat, hep böyle değil mi zaten?
 Daima bir şeylere alışmak, alışırken onu keyifli hale dönüştürmek..