27 Ekim 2021 Çarşamba

Boşversene sen- Edip Cansever




 "Yürek yalnız bir kez görür sonra gözler görür."

"Boşversene sen niye beklemeli

Sıktı artık bu kent beni
Çekip gitmeliyim hiç düşünmeden
Bulmalıyım aradığım o yeri
Şiirmiş, bilgelikmiş her neyse
Ne varsa benden kalsın geride
Kalsın o yalanlar, o yalan ilişkiler de
Ve ölümler ki sevdanın ikiz doğurduğu
Yetsin, taşımak istemiyorum hiçbirini yedeğimde
Nerdesin ey benim hergün yeniden doğan oğlum
Sevginin çoğul oğlu
Senin ülkende yalnız bütün özlemler
Bilirim yalnız orda, içtenlik, erinç, coşku
Bayrağındaki bir tek çiçekli dalla
Orda uçsuz bucaksız
Olanca görkemiyle bir erguvan imparatorluğu.

Öğrendim öğrenmesine, mutsuzluk da bir gelişmedir
Tanımadığım kentler, yüzler, hiç mi hiç tanımadığım
Oteller, genelevler, nar ağaçları
Dar sokaklar, eğri büğrü kaldırımlar
Satın alamadığım bir örtüye çeviren yalnızlığı
Ve bir yağmur öncesinde belli belirsiz
Üç beş çocuğun birbirini çağırdığı
Sopasını düşürdüğü bir dilencinin
Unutup gittiği sonra ses çıkarmadan
Anlaşılmaz mırıltılarla yokuş aşağı
İner gibi ben de
Örgüsünden başını kaldıran bir kadının
Gözlerinde
Nasıl binlerce rengin içinden sıyrılırsa dünya
Bulacağım elbette aradığım o yeri
Yıllar yılı tuttuğum aklımda
Hani salkımlar içinde bir ev vardı
Eski bir gemici feneri asılıydı kapısında
Duvarlarında uçan balıkların kurutulduğu
Yıkılmışsa ne yaparım bilmem ki
Eksilmiş gibi ağzımda bir dişim
Yerini dilimle oynaya oynaya
Dalar çıkarım elbet bambaşka sokaklara.

Geçerim kurduğum hayallerin altından
Bir gökkuşağının altından geçermiş gibi
Budakları kalın ellerimi andıran
Asmaların yanıbaşından
Yüzümde bir garajın tutulmaz akşamıyla
O geçimsiz akşamla
Ve mutlaka kayalardan doğmuş olan
Göğün mavi yapamadığı bir şahin
Başımın üstünde tek başına.

Kırmızı dallar, göğe uzanır çitler
Yıldızları birbirinden ayıran
Bilmez olur muyum hiç, mutluluk da bir gelişmedir
Yaşarken olsun, ölümle olsun, sonu ayrılığa varan
Ey gün batımı! benden duymuş olma bu yakınmayı
Bir gül bana kendini kopardı verdi
Daha dün akşam, daha dün akşam.

Yürek bir kez görür, sonra hep gözler görür
Ben onu yüreğimle görmüşüm anlaşılan
Çözüldü artık o büyü, yanımda
Sıcaklığı parmaklarımı acıtan bir haziran
Üstelik çoktan buldum aradığım o yeri

Tam yedi kez doğan güneşlerin altında
Bir yitip bir yükselen sıradağların ardından.

Yıkansam, yıkansam, hep o güneşlerle yıkansam
Dişleri tenime geçse yaz rüzgarlarının
İzine pek rastlamasam
Ama kalbini sert ve serin tutan bir denizciye
Bunu bir daha sorsam
Ne çıkar bir daha sorsam
Sonra hiç konuşmasam, sonra hiç konuşmasam
Ve bu yorgun, bu üzünçlü yüreği
Benim değilmiş gibi, benim değilmiş gibi
Kimse görmeden şöyle bir yol kenarına bıraksam."

-Edip Cansever

6 yorum:

  1. Edip Cansever, büyük bir şair ve ben şiiri anlamaya çalışırken bir türlü işin içinden çıkamayan zavallı. "Yüzümde bir garajın tutulmaz akşamıyla" ne demek şimdi:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. estağfurullah.. Edip Cansever yazdığı zamana göre farklı bir metafor denemiş olabilir, kendini bu kadar zorlamasına gerek yok diye düşünmedim değil.. bir garajdaki hareketliliği yani sabit kalmama durumunu yüzündeki değişkenlikle bağdaştırmış olabilir:)
      paylaştığım şiirleri daha çok bütününe yayılan duyguya göre belirliyorum, bu da öyleydi:)
      sevgiler..

      Sil
  2. Geçen hangi kitabı okuyordum ya, dur şeyi Tahsin Yücel'i okurken, "Edip'le iyi anlaşamıyoruz ama yine de oturduk anlattık" gibi bir şey yazmış günlüğüne, alttaki dipnot o Edip'in Cansever olduğunu yazmış, vay arkadaş dedim Edip Cansever için ne yazabilmiş , ben severim 2. Yenicileri, bir Garip kadar değilse de... Sevgiler canım, şiirle kal...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ikisini de çok severim, sevgiler benden de, teşekkür ederim:)

      Sil
  3. Çok güzel bir şiir, paylaşım için teşekkürler

    YanıtlaSil