30 Nisan 2016 Cumartesi

karahindiba

- 30 yorum

hüzne küs rüzgar
dağıtırdı akasya çiçeklerini
sen ellerinde karahindiba çiçekleriyle
sokulurdun yanıma

haydi üfle
bak nasıl da dağılıyor
tüylü çiçeği her yana
nereye gittiği meçhul
geziniyor yeryüzünde

haydi üfle
bak dün de dağıldı gitti
geçmişin tozlu alemine
sıcak bir dost sesi kaldı
o çiçekli bahçede

haydi gülümse
bak gün avuçlarında
yaşam takvimin kalmasın
tarumar edilmiş bahçelerde
Devamı >>

22 Nisan 2016 Cuma

12 Kızgın Adam, 1957

- 20 yorum

Yönetmen: Sidney Lumet
Oyuncular: Henry Fonda, Lee J. Cobb, Martin Balsam..
Tür: Dram
Ülke: ABD


"Bir hiç olmak çok üzücüdür beyler. İnsanlar hep aranmak ister, dinlenmek ister, hayatta bir kez de olsa önemli olmak ister."

"Olayı nereye çekerseniz çekin, ön yargı gerçeği hep saklar."

Film, bir cinayet davasındaki yargıcın karar için on iki kişilik bir jüriyi görevlendirmesiyle başlar. Amerikan yasalarına göre, karar jüride oy birliği ile alınmalıdır. Jürinin görevi, fakir bir semtte yaşayan çocuk zanlının babasını  öldürüp öldürmediğine karar vermektir. Başlangıçta bir kişi dışında tüm üyeler çocuk zanlıyı suçlu bulur. Konuştukça, farklı olasılıkları gözden geçirmeye başlayınca üyelerin çoğu, ön yargılarından arınıp olaya farklı bir şekilde bakmaya başlar. Ön yargının gerçeği gizlediğini kanıtlayan değişik bir film.
Devamı >>

20 Nisan 2016 Çarşamba

Spartacus, 2004

- 16 yorum


Yönetmen: Robert Dornhelm
Oyuncular: Rhona Mitra, Angus Macfadyen, Jacl Huston..
Tür: Aksiyon, dram, tarih
Ülke: ABD

İzlemeye geç kaldığım filmlerden olur kendileri. Tarih ile aksiyonu iç içe sevenler için ideal bir film. Eski bir yapımı aynı zamanda dizisi de varmış. Onlardan da yeni haberim oldu. Bu yapımdaki oyuncuların performansını beğendim.

Eski bir general olup, köle olarak satın alındıktan sonra gladyatör olarak kullanılan Spartaküs, arenalarda hakkı yenilen yüzlerce köleyi örgütleyerek Roma Cumhuriyeti'ne karşı büyük bir ayaklanma başlatır. 

Roma tarihindeki bir köle ayaklanmasının destansı öyküsü...
Devamı >>

19 Nisan 2016 Salı

akıllı boncuklar :)

- 22 yorum

Kızımın bu aralar en sevdiği oyuncak akıllı boncuklar. Babamızın hediyesi olan bu oyuncağın gelirinin,  bir engelsiz yaşam derneğine bağış olması gibi ulvi bir amacı var. Bir de okul öncesi çocukların zeka gelişimlerine, el becerilerini arttırmaya yönelik faydaları var. Kızımla yelkenliler, bayrak, ağaç, uğur böceği, çiçek gibi değişik şekiller yapıyoruz. Adını da yazmaya çalışıyor bu boncuklarla.

Aynı zamanda Gülce Naz'ımız hafta sonu resim kursuna gidiyor. Orada arkadaşlarıyla ve öğretmenleriyle çok iyi vakit geçiriyor. Bunun dışında Meraklı Minik, Trt Çocuk Dergisi gibi değişik çocuk dergilerine de devam ediyoruz. Havalar ısındığı için bahçede de arkadaşlarıyla oynuyor. Küçük Prens ve Küçük Kara Balık kitaplarını ayrı seviyor.


Gülce'nin resim kursundaki çalışmalarından biri :)


Devamı >>

17 Nisan 2016 Pazar

supla ördüm :)

- 26 yorum

Artan iplerim en son kupamı giydirmeme rağmen bitmeyince ben de kalan ipleri supla olarak örerek değerlendirdim :) Kahve içerken, atıştırmalık bir şeyler yerken iyi olur diye düşündüm.

İyi bir hafta dilerim...:)

Devamı >>

14 Nisan 2016 Perşembe

İnfazcı - Lars Kepler

- 8 yorum
“Bir örümcek ağını iki çeşit iple örer, diye düşündü. Birini avını yakalamak için yapışkan iple, diğerini kendisinin üzerinde rahatça dolaşabileceği bir iple.”
Lars Kepler, karı koca Alexander ve Alexandra Ahndoril’in kullandıkları takma isimdir. Bağımsız olarak bir çok kitap yazmış ikili, Joona Linna serisini yazmak için bir araya gelir. Serinin ilk kitabı Hipnozcu kırk dile çevrilir, ikinci kitabı ise İnfazcı.
“İnfaz nedir, ne demektir?” Bir yargıyı yerine getirme; yargılama sonucu verilen cezayı uygulama. Bir diğeri, birine sözünü geçirme. Romandaki infaz, bir silah kaçakçılığının derin ve kaos dolu bilmecesiyle başlar. Yükümlülüğünü yerine getirmekte hiçbir sınır tanımayan İnfazcı ise, tehlikeli ve gerilim dolu olayların kapısını aralamaktan çekinmez. Roman bu büyük çaplı kaçakçılığın gizemli bilmecesini çözmek için uğraşan Jooana Linna adlı dedektifin ekibinin çabasıyla sürer.
Polis, bir yaz gecesi Stockholm açıklarında bir yatta bir kadın cesedi bulur. Kadının ciğerleri tuzlu su ile doludur. Adli tıp ise, kadının boğulduğundan emindir. Ancak şöyle bir durum vardır: Yat batmamıştır ve kadının giysilerinde bir damla deniz suyu yoktur. Bu olayın yaşanmasının ardından İsveç’in silah üretimi ve ihracatında son sözü söyleyen Carl Palmcrona boş evinde tavandan asılmış bir şekilde bulunur. Odanın yüksek tavanına adamın ulaşabileceği herhangi bir eşya yoktur. Dedektif Joona Linna, bu iki farklı durumun gizemini bilindik bir taktikle mi çözecektir yoksa işini yerine getirmekte usta olan İnfazcı’nın beklemediği bir yöntemle mi çözecektir? Bilinmeyen, çok derin ve tehlikeli bir komplonun açıklarını resmi yolla kanıtlayabilecek midir?

Akıcı ve katliam dolu bir İsveç gerilimi…
Devamı >>

10 Nisan 2016 Pazar

Fight Club,1999

- 20 yorum

Yönetmen: David Fincher
Oyuncular: Brad Pitt, Edward Norton, Helena Bonham Carter..
Tür: Gerilim, dram
Ülke: ABD, Almanya
"Dibe vurmadan özgür olamazsın.
Sahip olduklarımız bize sahip oluyor.
Acı ve çelişki olmasaydı hiçbir şeyimiz olmazdı."
Chuck Palahniuk tarafından yazılmış Dövüş Kulübü adlı romanın film uyarlamasıdır. Jack, hayatını rutine bağlamış bir sigorta memurudur. Uzun bir süredir uykusuzluk hastalığı (insomnia) hastalığı çekmektedir. Bu hastalığından ötürü grup terapilerine katılmaktadır. Bu terapilerde değişik insanlar tanır, Marla da bunlardan biridir. Marla'dan sonra ise hayatının seyrini değiştirecek Tyler Durden ile tanışır. Tyler, Jack'in gerçekleştirmek istediği tüm amaçlarını gerçekleştirmiş özgür ruhlu biridir. Durden kısa zamanda Jack'i aykırı bir kulüp olan Dövüş Kulübü ile tanıştırır. Bu kulübün kuralları vardır. Kulüp hakkında konuşma, asla asla konuşma...

Oyuncu kadrosu çok iyi olan, kült olmuş bu filmi yıllar sonra yeniden izledim. Bazı filmlerin insanı geçmişteki kendine, duygularına bırakabildiği gerçeğini yeniden yaşadım...:)



Devamı >>

9 Nisan 2016 Cumartesi

Eskiden

- 22 yorum

eskiden çamlar vardı / şimdi ne oldular 
gece gündüz gökyüzünü değiştiren 
uğultularıyla gönlümüzü zenginleştiren 
dalgın ağaçlardı gururlu ve kibar 

eskiden puhu kuşları gizemli bahçelerde 
vahim yanılmaların ürpertici çığlıkları 
birden yoğunlaştırırdı yalnızlıkları 
ay boğulurken / bulutlardan bir perde 

eskiden hanımelleri yağmurlu balkonların 
uykulara bıraktığı rüyalarla beraber 
uzak çağrışımlarla o çocuk şarkı söyler 
pancurların ardında /sesi hafifçe kırgın 

eskiden sofalarda yazın öğle sonları 
sisli liman resimleri olarak görünürdü 
çocuktum / ıslıklarım ne kadar hürdü 
içimde özlemlerin boğuk gramofonları


Atilla İlhan
Devamı >>

5 Nisan 2016 Salı

yıldız

- 14 yorum


"Yıldızları o kadar uzun zaman izledim ki onların birer sözcük olduğunu düşünüyorum artık. Bedenim dünyanın hangi ücra köşesine savrulursa savrulsun doğanın hüküm sürdüğü bu evrende her şey beynimin içinde olup bitiyor. Kafamın içindeki ön yargılardan kurtuluyorum ve yaşamı olduğu gibi seviyorum."


-Jack Kerouac


                                                 ♥
Bu güzel fotoğraf için, yüreği güzel Makbule Ablacığıma teşekkürler....:)
Devamı >>

3 Nisan 2016 Pazar

yakın mesafe

- 30 yorum

 “Yaşamak istiyorsan dans etmeyi bileceksin!” diyordu okuduğum kitap.
Dans etmeyi bilmeyen bana, sözüm ona bizim haylaz rüzgar dans etmeyi öğretecekti. Kayboldu o, rastlayamadım gezindiğim yerlerde. Sisli şarkılar kalemimin fonunda… 

Dün bir mezarlık sokağında yürüdüm boylu boyunca. Bir yanda yaşam, bir yanda ölümün yayıldığı topraklarda büyüyen çiçeklere, ağaçlara baktım. Bir kelebek yaklaştı, üç günlük yaşamı anlatmak istercesine kondu yamacıma. Gülümsedim. O esrarlı güzelliği yaşamın binlerce yüzünden biriydi.

Geçen gün beni boynu bükük bir çiçeğe benzetti en sevdiğim arkadaşım. ‘Bildiklerinin arkasında dur, korkma. Bu korkun neden?’ dedi. Daldım öyle uzaklara. Bir gölgenin üzerimdeki ağırlığını, onun esaretinden kaçmak için uyandığım sabahların hezeyanını yaşadım ansızın. Konuşamadım. Viran bahçelerin solan çiçeklerini, örtbas edilen, kaçılan her incinişin büyük kırılmalar yaşattığı hayatımın demlerini, unutulmuş bir kitabın silik bir kahramanın kederlerinde uyuyamadığım geceleri söyleyemedim ona. Gerçek adı hiçbir kayıtta yer almayan bir isimle var olmaya çalışan, masum bir kızın renkler ve sesler dünyasına yansıyan yüzünden bahsetmedim. 

Olduğu gibi, maskelerini bırakarak yakın mesafede dururken bedenime, bakarken gözlerimin içine aramızda büyüyen uzaklığı anlatamadım. Ben de çoktan ötekiler gibi anlatmaktan vazgeçmiştim. Belki de lanetlenmiş gecelerde düşlerimden dökülen yıldız tozlarını yeniden toplayan bir gezgindim. Kim bilir…






Devamı >>
 
Copyright © 2010-2014. maviye iz süren - Konular · Yorumlar
Düzenleme: Ferhat Bayram