21 Ocak 2016 Perşembe

inkıta


Büyük bir kıtadan ayrılan küçük bir toprak parçası gibi, bölünüyor her şey. Bir bölünüş ağır ağır belirginleşiyor her şeyde. Sükunete vukuf olan bir dua gibi ağarıyor siyah... Ansızın eski bir neyin sesinde kalıyor şarkı, kesiliyor.. Bir inkıta vakti... Yağmura meydan okuyan, dağların gücüne mazhar olmak isteyen efsunlu bir yol ayrımı... Gün ufkunda sönüyor, akşam alacasında yutkunuyor insanlar... Geçiyor her şey, birer birer azalıyor ve bitiyor...

Eskizlerini çiziyor, yaşamak adlı savaşın. Her güne uygun kahramanlar buluyor. Sokaktan geçen insanları konuşturuyor, kafasında türettiği senaryoları oynatıyor. Bitimsiz, iç ses... Onun kah dikenli yollarında, kah pamuk şekeri kokan mevsimlerinde dolaşıyor. Hiç bir eskiz uymuyor gerçeğe, hiç biri yaklaşamıyor ona.. Gerçek neydi, neye göreydi?

Bazen yürüme kabiliyetini kaybettiren o kazanın enkazı sanıyor yarım gövdesini. Aynalardan kaçıyor, insanlardan kaçıyor. Ağlayarak uyandığı günlerin sabahlarını geride bırakalı çok oldu. Alıştı yeni haline, kabullendi zamanla... Zaman her şeyin ilacı diyorlardı, zaman ona da devalarını sunmaktan çekinmedi. Beterin beteri vardı, daha ne olsundu, çok büyük bir kazaydı buna da çok şükürdü...

Sardunyalar kuruyor saksılarda, ayaza yenik düşüyor. Üzülüyor sardunyalara, donuklaşıyor, kafesteki kanarya boynunu bükmüş bakıyor. Duvarda eski fotoğraf çerçevelerinin yan tarafına sarınan sarmaşık, bağlanmayı dillendiriyor. O ise, bazen çiçek çiçek gezen bir arının tüm bahçeden toplanması gibi, çiçeksiz yaşamayı kendine seçmesi gibi bir yok oluşa bırakmak istiyor kendini. Dayanamıyor... İnsanların tutmayan ayaklarına acır gibi bakmalarına dayanamıyor. O da kimi vakit, sardunyalar gibi yenik düşüyor insanların ayazda yapayalnız, sözcüksüz bıraktıran hallerine.. Pencereye uzanıyor tekerlekli sandalyesiyle. Dışarıyı izliyor. Bir yer, bir gök; bir gök, bir yer... Sahte var oluşların gri gömütlüklerinden aşırdığı yaşam sevinçleri damla damla yağıyor toprağına. Durağan bir akşama varıyor. Mutfaktan kokular geliyor burnuna. Annesinin sesi karışıyor gürültülere. Kapıyı çalan komşu bir tabak yemek getirdi galiba, diye içinden geçiriyor.

Sessiz sedasız kalıyor bir süre. Duruyor öyle, hiç bir tedaviye yanıt vermeyen ayakları gibi. Geçiyor masanın başına eskizlerini çizmeye koyuluyor yeniden. Bir sabah, bir akşam güftesiz bir tekerrüre nail oluyor hayat. Doğanlar-ölenler, sevilenler-sevenler, gidenler-gelenler, bulunanlar-kaybolanlar, kaybedenler-kazananlar bir bir asılıyor kağıtlarına. Yaşam yürüyor işte. Orada kimsenin görmediği kağıtlarda. Kendi oluyor o da, daha çok kendi, yalnız kendi... Uzağa savruluyor tüm bağlanışlar, tüm yükümlülükler, tüm eziklikler... Özgürlük evet özgürlük bu olmalı! Bir kağıdın üzerinde kendince konuşturmak hayatı. Onların, şunların, bunların görmesine lüzum kalmadan. Lüzumsuz salt yaşamak. Her şeye rağmen, yine de yaşamak...

Mahkum olduğu tekerlekli sandalye ile mutfağa doğru yöneliyor. Annesine kapıyı çalanın kim olduğunu soruyor. Kendi olmadan ezbere yaşamaya koyuluyor, unutuyor her şeyi bir anlık da olsa. Biliyor ki, bir tek beyaz kağıtların ve kalemin ucunda özgürlük. Ayaza yenik düşen sardunyalarda değil de, duvara sarılan özgürlüğü tadan bir sarmaşık gibi olmanın her yana dağılan tohumlarında hayat...





10 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. dilerim bir gün olur, teşekkür ederim...:)

      Sil
  2. Müzikle okudum :))
    Oysa ne demişti Gülten Akın:
    Dalından kopan sardunya
    Bozulmadı bi kez, eğmedi başını
    Açmayı sürdürdü diktiğim toprakta

    YanıtlaSil
  3. Her şeye rağmen, yine de yaşamak... Çok gğzel bir yazı... Kalemine sağlık... Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. senin de yüreğine sağlık, teşekkür ederim...:)
      sevgiler..

      Sil
  4. Geçiyor herşey yavaş yavaş azalıyor zamanın ilaç olduğuna dair söylentiler beliriyor yürüyemeyen varoluşlarda..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hiç bir şey durduğu yerde ilk haliyle kalmıyor, değişiyor, dönüşüyor ve başkalaşıyor..

      Sil
    2. elsa haklı. şiirsel yazıyor, pek anlamıyorum ama haklı o

      Sil

 
Copyright © 2010-2014. maviye iz süren - Konular · Yorumlar
Düzenleme: Ferhat Bayram