27 Aralık 2015 Pazar

olmamış çocuklar


Karlı bir yolun sonuna kanlı izler bırakarak vardı. Akıttığı kanların sonunda mecali kalmadı, ayakları dermanını yitirdi. Yolun sonunda kuzgunlar havalandı sisli göğe doğru. Kimsecikler yoktu ortada. Meleklerin dünya elçisi de yoktu.

Kuzgunların havalanıp dağıldığı yerlerden bir ses geliyordu. Tiz, açılmamış bir çocuk sesi. "Anne, anne" diyordu. Takati kalmayan, benzi soluk, kumral saçlı kadın bir sağa, bir sola bakıyordu. Ses vardı ama kimse yoktu. "Nerdesin çocuk, seni görmek istiyorum" dedi kadın. Ağzı oynuyor ama sesi çıkmıyordu. "Anne bizi göremezsin, biz doğmamış çocuklarız, çocuklarız, çocuklar, ço-cukkk" sesler yükseldi, birbirine karıştı. Kadın gözlerini kapadı, yığıldı olduğu yerde.

Uyandığında unutulmuş bir hastahane odasının en üst katındaki yatağında düş gördüğünü fark etti. Kanaması artmıştı. Verilen kan üniteleri de kendine gelmesine yetmemişti. Olmamış çocukların içli türküsü ise ağır ağır yükseliyordu yüreğinden. Pencereden binaların arasında oynaşan güvercinlere baktı. Yanında refakatçi olarak kalan annesi çay almak için kantine inmişti. Gözleri dolu dolu yatakta kıvranırken Kadriye Hemşire elinde tansiyon aleti ile kapıyı tıklatıp girmişti içeri. "Yine mi ağlıyorsun, yeter kendini heder ettiğin" dedi. Göz yaşlarını silmesi için kağıt mendil uzattı. Tansiyonunun normalleştiğini, yüzüne renk geldiğini ve her şeyin daha da iyi olacağını söyledi. Zorla gülümseyen yüzünden sildi yaşlarını ve uyumaya çalıştı yeniden. Her gözünü kapattığında "Anne, anne" sesini duyuyordu, kendi annesinin odaya girmesiyle doğruldu yatağından.

Sonra, herkes gibi bir düşün içinde olduğunu anladı. Düşün içinde yaşadığı su yeşili düş hengamesinden uzaklaşabilmek için dümdüz, anlamsız, çıkıntısız anlar yaşamalıydı. Sadece yaşamak için yaşamalı, unutmalıydı bazı yaşanmışlıkları, bazı düş kırıklıklarını. Her şeyden önce sıhhati yerinde olmalıydı. Sonra, oluşturduğu hiç bir şeye ait olamadı o, tıpkı hayatta kurduğu yalancı dünyalar gibi.

18 yorum:

  1. Ah anneler ve bebekleri...

    YanıtlaSil
  2. “Bütün iyi kitapların sonunda
    bütün gündüzlerin,
    bütün gecelerin sonunda
    meltemi senden esen
    soluğu sende olan,
    yeni bir başlangıç vardır..

    Parmağını sürsen elmaya,
    rengini anlarsın..
    gözünle görsen elmayı,
    sesini duyarsın..
    onu işitsen, yuvarlağı sende kalır
    her başlangıçta yeni bir anlam vardır.

    Nedensiz bir çocuk ağlaması bile,
    çok sonraki bir gülüşün başlangıcıdır..” e.c.

    YanıtlaSil
  3. Bir arkadaşım yeni düşük yaptı bir an bu yazıyı o yazdı sandım çünkübana ''olmamış çocuğum çok ağladı gitmek istemedi'' demişti çok üzülmüştüm:(

    YanıtlaSil
  4. hani bir tabir vardır ya "içim cız etti" diye işte satırlarını okurken yüreğim bozuk bir saatin zamanı durdurması gibi durdu kaldı sanki. içten, ama içten olduğu kadar hüzünlüydü de. oldukça etkileyici bir kalemin var mavi. ellerine, hayal gücüne sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. güzelliğinle değer kattın inan..
      teşekkür ederim..

      Sil
  5. Kötü düşler de gerçek hayattan ürkütücü izler taşıyabilir.
    Hayatın kendisi de çoğu kez o düşlerden ibaret değil midir?

    YanıtlaSil
  6. Hayat düşüncelerden düşen bir düş değil mi? Ah o analık duygusu... Yine dokundu kalemin yüreğime... Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. düşüncelerinden düşen düşlerin hep ışıltılı olsun..
      teşekkür ederim, sevgiyle...

      Sil
  7. Çok zor olmalı bir anne için. Yaşamadım ama kıyısından döndüm ben de oğluma hamileyken .Bu yüzden zayifimdir biraz ona karşı. Bir de bu sabah Efsun 'u öğrendim ki ben Sero nun bloguna da yeni tanıştım . Icim buruk .
    Sevgiler canım .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ahh yaşayanlara Allah sabır versin..
      sevgiler benden de..

      Sil
  8. Gozlerimdeki son yaş damlalarını da aldın. :,,, (

    YanıtlaSil
  9. Yine harika bir yazi olmus canim benim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. beğenmene sevindim, teşekkür ederim...:)

      Sil

 
Copyright © 2010-2014. maviye iz süren - Konular · Yorumlar
Düzenleme: Ferhat Bayram