22 Kasım 2015 Pazar

meşe öyküleri IV


Gündüzün hayrı yoktu, hemencecik akşam oluyordu. Pazardan aldığı iki demet ıspanağı doğradıktan sonra üç defa sudan geçirdi. Yağla soğanı kavurdu, ıspanakları pişirdi. İçine birazda peynir attı. Küçük tenceredeki ıspanak soğusun diye, balkon kapısını araladı. Yufka harcını hazırlamaya koyuldu. Odadan oğlunun sesi geliyordu. Komşunun oğluyla arabalarını yarıştırıyorlardı. Babası bu akşam da gelmeyecekmiş yemeğe, işi uzayacakmış. Artık aramıyor da yalnız mesaj çekiyor. Gece geç saatlerde geliyor, evli ancak bekar hayatı yaşar gibi yaşıyor. Evle bir ilgisi yok. Evde kaldığındaysa sürekli huzursuzluk çıkaracak bir şeyler buluyor. 'Şu gömleğin yakasını kaç defa söyledim böyle ütüleme diye, komşularla çene çalacağına evinin işini yap, kendine bak, sonra biraz zayıfla, kredi kartını idareli kullan' şeklinde sıralanan ve bitmeyen şikayet içerikli cümleler...

Geçen gün oğlunun ödevi için zımba gerekiyordu. Zımbanın içine telleri yerleştirirken zımbanın yerleştirme yerindeki vida çıktı. Adamın küçük bir zımba kırıldı diye etmediği laf kalmadı. Hiç sesini çıkarmadı o da. Odaya geçti, sessizce gözlerinden dökülen yaşları sildi. Uzandı soğuk yatağa. Onunla, günlerce nedensizce konuşmamasına rağmen sofrada şirinlik yapmaya çalışan hallerini, oğlu huzursuzluklarını fark etmesin, üzülmesin diye içine girdiği halleri düşündü. Şimdi de bir zımba için yediği azarları, onun için kendini düzeltmeye çalıştığı yönlerini ve karşılığında değersiz bir eşyadan farkı olmadığını hissetmenin hazin filmi geçti kafasından birer birer.. Hıçkırıklarla ağlamaya başladı. Kendini tanıyamıyordu artık. Göz yumduğu her şeyden sonra kaybettiği gözler, ıskaladığı hayat, içinde kaybolduğu kısır döngü... En sonki büyük kavgalarında ayrılma noktasına gelmişlerdi ancak eşi yine bırakmamıştı onu. Ne bırakıyordu, ne de memnun olmayı biliyordu. Çevresindeki herkes kabullenmişti çoktan eşlerinin her halini, herkes kendince kendi hayatını yaşıyordu. Babaannesinin sözlerini anımsadı. Görme, duyma, konuşma. Bunları da yapıyordu ancak huzur denizden uzaklaşan bir geminin ufuktan silikleşen görüntüsü gibi yine çok uzaklarda kalıyordu.

Fırından pişen börekleri çıkardı. Kapı çaldı, komşunun büyük oğlu kardeşini almaya geldi. Oğluyla oyuncakları toparladı. Dişlerini fırçalayıp, pijamalarını giydiler beraber. Gece lambasının soluk ışığında, oğluna Pırtık Tekir adlı kitabı okudu. Oğlu yavaş yavaş beyaz bir uykuya teslim etti gözlerini. O da boş gözlerle tavana yansıyan gece lambasının yıldızlı görüntüsüne daldı. Bir yıldızın uzaklığından baktı hayatına. Kalabalık gözüken bir ailenin içinde yaşadığı yalnızlığı düşündü. Hayatın gerçeklerinden payını almış ve yalnızlaştırılmış insanlardan biriydi o da. Oğlu için de olsa bu zorlu hayatla baş etmenin yollarını öğrenecekti, yılmayacaktı hemen. Bu düşüncelerle daldı derin bir uykuya.

Telefonun çalan alarm müziğiyle uyandı. Ellerini yüzünü yıkadı hemen çay suyu koydu. Kahvaltılıkları yerleştirdi masaya. Beslenme çantasını hazırladı. Oğlunu uyandırıp hazırlamaya koyuldu. Eşi uyandı o arada. Yine konuşmadı kendisiyle. Oğlunu her gün evin yakınındaki ana okuluna bırakıyordu. Dönüşlerde de yine kendisi alıyordu. Dışarıda güneşli bir hava vardı. Oğluyla el ele tutuşarak yürüdüler. Öperek okula bıraktı onu. Yakındaki parkta meşe ağacının altında oturdu. Eve gitmek istemiyordu. Eşi büyük bir ihtimalle gitmişti ama yine de oturmak biraz evin hakim olduğu hayatının dışına çıkmak istiyordu. Sevgisiz bir şekilde sürdürülen bu ilişkinin soğuk rüzgarından, yıpratılmış benliğinin açmazlarından uzaklaşmak istiyordu. Başka yaşantılara sığınıyordu kendi yaşantısının acısını unutmak için. Başkalarıyla paylaşarak hayatı, onların yaşam gücünden güç almak istiyordu kendine. Belki de yoldan geçen herkes bu şekilde yaşıyordu, başka yaşamların içinde teselli arayarak...


24 yorum:

  1. Olay hikayesi yazmayı daha mı çok seviyorsun merak ettim, olay gidişi, eylemler oluyor hikayelerinde. :)
    ben durum yazmayı seviyorum.
    Son birkaç aydır neden bilmiyorum çok üzülüyorum böyle hayatları olan kadınlara, ya haberlerde çok görüyoruz malesef ondan. Önceden aman ne çekecek parasını kazansın çocuğunu da alsın gitsin deyip düz mantık bakardım. Ancak bunu yapsa bile uzaktan demek kadar kolay değildir bu. Üzücü..ama şöyle bir üzücü yanı daha var. Çoğu şey gibi üzülüyoruz ama yapacak fazla bir şey olmuyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. önceleri daha çok durum hikayesi yazıyordum, bu aralar olay hikayesi ağırlıklı yazıyorum :)
      Böyle mutsuz ev kadınları çevremizde çok ve aile kurduktan sonra bazı tercihleri gerçekleştirmek kolay olmayabiliyor..

      Sil

  2. Çok derin ve guzel bir yazı olmuş tebrik ederim. Eminim içinde kendini bulan çok kişi vardır.
    Devamını bekliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. değişik insan yaşamlarını işlemeye çalışıyorum, bu öyküde de mutsuz bir kadın, fedakar davranmaya çalışıp değeri bilinmeyen bir kadın profili çizmeye çalıştım.
      Beğenmene sevindim, devamı olacak, teşekkür ederim :)

      Sil
  3. Ya şimdi sabah sabah bu hüzünlü öyküdeki böreğe odaklanmış olmam ruhsuz olduğum anlamına gelmez di mi :-) Yok yok açım sadece ondan. Kokusu bile geldi burnuma :-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :))
      ıspanaklı börek güzel oluyor amaa :)

      Sil
  4. Bu öykümtraklarını seviyorum senin...
    Mutlu haftalar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. dönmene sevindim, teşekkür ederim :)
      sana da mutlu, güzel bir hafta dilerim :)

      Sil
  5. Tanıyormuşum gibi geldi...sanki bildiğim biri sanki yaşadığım bi hayat kesiti
    Kahve söyleyeyim kendime
    Bi garip oldum.

    YanıtlaSil
  6. Bak paylaşıyorum facebook ta.. Sonra vay ben duymadım, kime sordun oolum demek yok. Pataes var sa kızartsana canımız çeker bir zaman yeriz.
    Salakmıyım ?
    He.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :))
      yok kızmam paylaşabilirsin,
      patates kızartması pekii olur :)

      Sil
  7. "Belki yoldan geçen herkes böyle yaşıyordu." Evet belki de öyleydi. Onlara sunulanı kabul etmeleri öğretilmişti, onlarda her şeyi ile kanıksayıp yanlışları yanlış olduğunu bile bile yaşıyorlardı. Peki kaç kez gelecekti o beden dünyaya ya bir kez gelecekse ne korkunçtu bir ömrü böyle geçirmek. Hikayenin kahramanı silkelensin, doğrulsun, ayağa kalksın ve yürüsün. Umarım benim hikayemin kahramanı da bunları yapar. Yoksa umutsuzlara umut olmak bir filmin en güzel yerinde elektriklerin kesilmesine eş değer olur.

    Bloğunuzu severek takip ediyorum. Yazdıklarınızı, alıntı yaptıklarınızı en çok da kızınızla yaptıklarınızı. Her ne kadar az paylaşıyor olsanız da.

    Kaleminize sağlık. Yazmaya devam edin.
    Sevgiyle kalın...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sevgili Pamir hoş geldin :)
      ne güzel söyledin kahramanımız silkelenmeli dediğin gibi hayata bir defa geliyor insan unutmamalı, umudu kuşanmalı, hepimizin hikayesinde ışık olmalı...
      Güzel düşüncelerin için teşekkür ederim, kızımla yaptıklarımı evet az paylaşır oldum, daha çok paylaşırım inşallah geçen gün çok güzel kelebekler yaptık mesela :)
      gelişin sevindirdi, sevgilerimle..

      Sil
    2. kelebekleri kanatlarından, kızınızı minicik ellerinden öperim. :)

      Sevgiyle..

      Sil
    3. çok teşekkür ederiz :)
      sevgiler..

      Sil
  8. Çok güzel olmuş, ne kadar sade ve derin anlatmışsın. Tüm hüznü,yalnızlığı geçiriyorsun karşıdakine. Çok beğendim gerçekten, ellerine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. öyleyse çok sevindim, teşekkür ederim :)

      Sil
  9. meşe öyküleri ne de çok şey anlatıyor yine çok güzeldi canım kalemine sağlık devamını bekliyorum ben de :)

    YanıtlaSil
  10. Hayatta karşımıza çıkabilecek olaylara yer vermek daha iyi oluyor.
    Hele böylesi güncel olaylar daha düşündürücü, daha eğitici.
    Çok sürükleyici bir anlatım olmuş, tebrikler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. geçen bir dergide küçürek öykü tanımına rast geldim. Yazdığım bu anlatıların o öykü türüne yakın olduğunu düşündüm. Tanımda şöyle diyordu: küçürek öykünün ana izleklerini yabancılaşma, umutsuzluk, yalnızlık, iletişimsizlik ve çöküntü gibi konular yani dönem insanımızın yaşadığı problemler oluştururmuş. Ben de genel olarak bu konuları ele almaya çalışıyorum.
      Düşünceleriniz için çok teşekkür ederim :)
      sevgilerimle..

      Sil
  11. Ne kadar güzel yazmışsın. Kalemine sağlık .
    Sen Hep yaz biz okuyalım . Sevgiler. ..:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkür ederim, hep beraber nice paylaşımlarımız olsun :)
      sevgilerimle..

      Sil

 
Copyright © 2010-2014. maviye iz süren - Konular · Yorumlar
Düzenleme: Ferhat Bayram