28 Ekim 2015 Çarşamba

meşe öyküleri I



Gün çoktan başlamıştı. Bardaktan boşanırcasına yağıyordu yağmur. Lila rengi puantiyeli yağmurluğum yağmuru geçirmiyordu ancak çok ısıtmıyordu. Keskin bir ayaz bu mevsime fazla kaçan bir soğuk vardı. Ablamla halk kütüphanesine girdiğimizde biraz azalmıştı yağmur.
'Sen kütüphaneyi seversin, burada biraz oyalan. Beraber geldiğimiz zamanlardaki gibi vakit geçir. Bir saate kadar döneceğim bu da öteki sırlarımızdan birisi, kardeşlik sırrı unutma' diyerek çıktı kütüphaneden.

Ablamla en çok baktığımız raftan birkaç kitap aldım. Kütüphanenin pencereye yakın, aydınlık masalarından birini gözüme iliştirdim. Usul usul sandalyeyi çektim. Buradaki eski, tozlu kitap kokusunu çok seviyordum. Eski mavi ciltli kitaplardan birini açtım. Dante'nin İlahi Komedyası...

"Bu dağ öyle bir dağdır ki, başlangıcı çok sarptır
ama yükseklik arttıkça zorluk azalır.
bu nedenle, dağa tırmanış 
akıntıya kapılmış bir gemi gibi kolayladığında 
yolun sonuna varmış olacaksın..."

Yükseldikçe zorluğun azaldığını söylüyordu Dante. Hayata kuş bakışıyla bakmak evet sanırım bundan bahsediyor. Yolun sonuna varmak için de, kolaylığı yaratmak gerekiyordu. Her şeyin zorlaşmak için yarıştığı hayatımda kolaylığı yaratmayı düşündüm uzun bir süre... Devam ettim okumaya. Ara ara pencereden dinmeye başlayan yağmurun camdaki kalıntılarına takıldım. Defterime kitaptan sevdiğim yerleri yazdım. Sonra birden açan güneş ve beliren gökkuşağı heyecanlandırdı beni. Eşyalarımı toparladım, kitaplardan birini almak için, çok sevdiğimiz Serpil Abla'nın yanına gittim. Hemencecik o da, kitap kaydımı yaptı sonra ablama gelirse her zaman gittiğimiz parkta olacağımı söylemesini rica ettim ve çıktım.

Parka doğru yürüdüm. Büyük meşe ağacının altındaki bankın üzerine defterimin arasındaki teksir kağıtlarını istif ederek üzerine oturdum. Gökkuşağı çocukluğumdan beri ihtişamlı bir gösteriş olarak gözükürdü hep gözüme. Gökkuşağının altından babamla geçtiğimizi düşündüm. Üç buçuk aydır ceza evinde babam. Minibüs şoförlüğü yaparak geçimimizi sağlardı. Tatil günlerinden birinde arkadaşlarıyla gittiği piknikte alkolü fazla kaçırınca trafik kazası yaptı. Çarptığı motosikletteki adamın ölümüne sebebiyet verdi. Onun bir insanın ölümüne neden olması utanç verse de bana, o benim babam ve ben onu çok özlüyorum. Adam öldüğü için cezası da fazla olacak gibi. Çünkü hala ne kadar ceza verecekleri belli olmadı. Onunla kapalı, kalın camlar ardında görüştüğümde konuşamadım ve hep ağladım. Sonra annem, ablam ve kardeşlerim eksik bir şekilde ayrıldık ceza evinden. O kapalı kapılar ardında kaldı bizde onunla beraber hayatımızda kapanan kapıların ardında... Günlerimiz zor geçiyor. Amcam evimizin eksikliklerini gidermeye çalışıyor ancak babamın gidişiyle oluşan boşluğu hiç bir şey kapatmıyor. Annem firketede boncuklu el işleri; kasnakta şallar yapıyor. Ama kimsenin pek ilgisini çekmiyor. Üzülüyorum kimseye de anlatamıyorum... Babaları yanında olan arkadaşlarımın beni hiç bir şekilde doğru anlayacaklarını düşünüyorum...

Bu yağmurlu günde gökyüzüne ve dışarıdaki hürlüğe hasret kalan babam için de bir kez derinden soluyorum sonbaharı...

Büyük dallarının altında iç geçiren kalın kaşlı, gür saçlı kıza durgun bir şekilde bakıyor meşe ağacı. Onun küçük kalbindeki acılara, dinmeyen hasrete deva bulamıyor o da...

"Seda, Seda nerelerdesin? Niye beni kütüphanede beklemedin, nasıl korktum başına bir şey mi geldi diye"  Ablasının telaş dolu sesi ile başını çeviriyor sol tarafa. Ablasının yanakları al al.. Biliyor ki, o teğmen çocukla gizli gizli buluşmuş yine. 'Gökkuşağı çıkınca dayanamayıp dışarı attım kendimi' diyor Seda. Parkın köşesindeki sokaktan dönüp semt pazarına uğruyorlar ablasıyla. En ucuz sebzelerden birer kilo alıp evin yolunu tutuyorlar.

17 yorum:

  1. Güzel yazı :)
    Bolu da ve Kastamonu'daki kütüphanelerde okuma salonuyla Kitaplar farklı yerlerde. Kocaman bir salonda kitaplar raflarda, ufak masalar yakında ne güzel olurdu :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim :)
      küçükken gittiğim kütüphanede hep bir arada olurdu ben de öyle yazdım bir arada olsa daha hoş olur dediğin gibi :)

      Sil
  2. yağmur ve meşe ağacı altında solunan hava..
    kimbilir neleri getirir nelere kucak açar hasret kalınan zamanlar..
    yine çok içtensin mavim, sevgiyle..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bir ağaç da yıllarca yaşarken birçok şeye şahit olur evet :)
      güzel olan sensin, sevgiyle..

      Sil
  3. Öykülerin yine sıcacık mavim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. senin kalbin öyle, teşekkür ederim :)

      Sil
  4. Ne kadar güzeldi her satırı, ellerine sağlık...
    Kokusunda, yağmurunda, Dante'sinde... Hepsinde kendi duygularımı buldum.
    Bir de ablam olsaydı ah, beni merak eden...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hissetmen mutlu etti beni :)
      abla sevgisi, paylaşımı gerçekten farklı..

      Sil
  5. Ne kadar güzel yazmışsınız.
    Yağmurun serinliğini, kitapların kokusunu, babaya olan özlemi yüreğimde hissettim. Emeğinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hoş geldiniz :)
      derinden hissetmeniz mutlu etti beni, teşekkür ediyorum..
      sevgilerimle..

      Sil

 
Copyright © 2010-2014. maviye iz süren - Konular · Yorumlar
Düzenleme: Ferhat Bayram