12 Ekim 2015 Pazartesi

kaybolan barış


"Her zaman böyle kalacak değil ya, bu da geçecek" dedi.

Somurtkan yüzümü çevirdim, güneşin gölgelendirdiği yüzüne doğru. Gözlerinin içine baktım. Ela gözlerinin ta derininde kaybolurken bunu gerçekten inanarak söylediğini fark ettim. Ayağa kalktım, mutfağın içinde ileri geri yürüdüm.
"Bir insanın hasretini değil, bir devrin hasretinde kaldığı değerleri arıyorduk biz, ben, Yiğit, Esra ve ötekiler.. On ikinci katta binanın dış cephesini boyayan, yaşama hakkını unutarak evine sıcak ekmek götürme telaşesindeki bir inşaat işçisinin emeğini arıyorduk.. Çamurlu yollarda ayaklarına poşet geçirerek köy okullarına giden ya da kentin merkezinde servisle okula giden o masum çocukların hepsiyle barış adlı masum çocuğu tanıştırmanın ak çiğ tanelerini taşıyordu ütopyamız ancak büyük kıyımların hepsinde kayboluyordu, uzaklaşıyordu barış..."

Sustu. Sıraladığım o özlemler adeta unufak olup, ela göz bebeklerinde toplandı. Ocaktaki düdüklü tencerenin sesiyle birlikte ayağa kalktı. Havuç, patates biraz da kemikli parça et koyduğu tencerenin düdüğünü indirip, ocağın altını kıstı. "Saat kaç?" diye sordu. "Biri yirmi geçiyor" dedim. "Yirmi geçelerde bir melek geçermiş suskun ortamlardan. Zihnimizi biraz susturalım da, melekler üşüşsün buraya, meleklerin izlerini takip eden iyilik kuşları doldursun sonbaharı ağırlayan ağaç dallarına. Belki bir gün.. Belki.."
Yine gözleri doldu, dayanamayıp sürdürdü konuşmasını: "Yiğit'in hastanedeki o biçare halini görseydi teyzen nasıl kahrolurdu.. Neyse ki doktor yarın çıkabileceğini söyledi, buna da şükür, buna da şükür.. " dedi. Ağladı.. Kıpkırmızı oldu yüzü. Bir peçete uzattım gözlerini sildi. Sarıldık bir süre. Ardından kırk beş dakika sonra ocağı kapatacağını, o zamana kadar belki biraz dalabileceğini, dün gece hastahanede hiç uyumadığını söyledi ve odaya geçti.

Mutfak masasının sandalyesini çektim. Bir sigara yaktım. Sabahtan beri efkarımı dağıtamayan bu kaçıncı beceriksiz sigaraydı? Bilmiyordum.. Uykusuzluk, haksızlık, insanların suskunluğu, olanlar karşısında bir şey yapamamaları, yaşadıkları amansız mağduriyet ve hep kan kurumayan topraklarda gözden kaybolan barış.. Sigaramın külü düştü masaya. Bir peçeteyle sildim ve huylanıp içimde sönmeyen o acı ateşe inat yarım söndürdüm sigarayı. Pencereden sonu gelmeyen kara bulutların indirdiği yağmura bakarken pencere önünde tomurcuklanmış kaktüse ilişti gözlerim. Eğilip tomurcuğundan öptüm çiçeği. Nedendir bilmem o dikenler içinde beliren pembe tomurcuk, umudu anımsattı bana. Ölüm kokusunun yayıldığı, insanlığın kan kaybettiği bir mevsimde, sayısız yitiklerle durulan soğuk bir kışın eşiğinde her yönden bölünen mazlum yurdumun solan umut çiçeklerinin boğuk seslenişi oldu o pembe kaktüs tomurcuğu..

Barış neredeydi? Eski bir kitabın sarı sayfalarının unutulan satırlarında mıydı? Ya da bir mabedin gizemli, okunamayan yazıtlarında mıydı? Görünmez, sisli bir kentin acımasız tuzağında mı tutsak kalmıştı? Zayıflıkların, bencilliklerin gündelik çarklarının gürültüsünde mi kaybolmuştu? Neredeydi barış? Onu bulamıyorduk ya da her ölümde bir daha, bir daha kaybediyorduk.. Her ölüm kazınan bir acı bırakıyordu incinmiş yüreklerimize..

Yoğun bir melankolinin içinden rüzgarla beraber çarpan kapı sesiyle uyandım sanki. Her mücadele kutsaldır, diye içimden geçirdim. Toparlamaya çalıştım belleğimi.. Kötülerin, savaşı başlatanların ruhlarımızın üstünde güçleri yoktu, bilmekteydim.. Saate baktım, sesi yükselen düdüklü tencerenin altını kapattım. Ellerimi yüzümü yıkadıktan sonra odada uyuyakalan annemin üzerine kahverengi polar battaniyeyi örttüm.

16 yorum:

  1. Evet onların ruhlarımız üzerinde güçleri yok. Ve biliyor musun onlar yalnızlar hırslarının bencilliğinde, biz çokuz...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. her şeye rağmen biz hep öyle kalalım..

      Sil
  2. yitirilmiş zamanların biçare söylemleri kalır geride...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. acıdan başka paylaşacak daha çok şey olmalı..

      Sil
  3. İnşallah hep böyle kalmaz gerçekten...

    YanıtlaSil
  4. Bazen şöyle yazmalı uzatmadan
    Ankarada katliam var

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yaşananların bıraktığı izleri yansıtmaya çalıştım.

      Sil
  5. Barış neredeydi? gerçekten ne kadar çok sorar olduk bu soruyu :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kötü bir zamanın içinden geçiyoruz..

      Sil
    2. öyle umut ediyorum ki daha fazla zarar vermeden biter :(

      Sil
  6. Barış. ..
    Özlemini en çok duyduğumuz kavram şu anda ...
    Kalemine sağlık ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. barışın huzurun meskeni olsun yurdumuz..
      senin de güzel yüreğine sağlık..

      Sil
  7. 20 geçelerle ilgili eş zamanlılık benzetmesi çok ilgimi çekti...
    Hep simetrik zamanlara alışık olduğumdan, mesela 20:20 falan :)
    Şimdi bu 20 geçeler hiç aklımdan çıkmayacak <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. öyle bir söylenti var bilemiyorum ben de :)
      benim de dikkatimi çeker yirmi geçeler :)
      sevgiyle..

      Sil

 
Copyright © 2010-2014. maviye iz süren - Konular · Yorumlar
Düzenleme: Ferhat Bayram