22 Temmuz 2015 Çarşamba

Dünya Bu Kadar - Mahir Ünsal Eriş


“Her şeyin yumuşak ve şen göründüğü, şarkıların güzel, yemeklerin tatlı, havaların hafifçecik olduğu ne güzel günlerdi onlar. Dünyada her güzel şey, renkli balonlar gibi neşeyle oradan oraya salınırken hayatın dikenlerinden birine değip yok olmak zorunda mı? Birini sevmek, onunla mutlu olmak neden bu kadar imkansız? Kendini dünyanın geri kalanından ayrı bir yere koyup birbirini seven iki insanın bir arada durabilmesi, neden bu iki insan dışındaki her şeye bağlı? Hayat ne güzel aşık olunca halbuki, her şey nasıl ışıl ışıl, nasıl rengarenk. İnsan, değil sevmenin, dünyanın sonu gelmeyecek sanıyor sevince. Aşk olup vuslat olmayınca ne zor, ne fena ama. Bir başına, damla damla eriyen bir kardan adam gibi eksilirken onun artık başka tepelere yağacağını bilmek ne büyük işkence..” s. 181

-bir-
“Bir ikindi kahvaltısı yapacaklardı. Güneş gelmedi..”
-İki-
“Bir ikindi kahvaltısı yapacaklardı. Güneş gelmedi..”
-üç-
“Bir ikindi kahvaltısı yapacaklardı. Güneş gelmedi. Çünkü Güneş, öğlene doğru telefonla aldığı telefonla apar topar çıkmış, daha afyonu patlamadan soluğu AŞTİ’de almıştı..”
-son-
“Bir ikindi kahvaltısı yapacaklardı. Güneş gelmeyince zoraki sürdürdükleri neşenin pili çabucak bitti..”

Dünya Bu Kadar, bu şekilde başlayan ikindi kahvaltılarında bir araya gelen Güneş, Selim, Turgut adlı arkadaşların yaşamlarından başka hayatlara uzanan yolculukları bünyesinde taşıyan dört bölümden oluşuyor. Coğrafi tanımlamada, kutuplardan basık, ekvatordan şişkin elips şeklindeki dünyayı insan zihninde anlamlandıran o modelin üzerine yapıştırdığımız farklı renkte, farklı kahramanlı hikayeler değil midir? Bu birbirinden bağımsız gibi gözüken ama özünde birbiriyle ilintili olaylar zinciri bizim insan rolümüzün şekillenmesinin doğrudan nedeni değil midir?

Kitapta tek bir zamanda gerçekleşen olay örgüsünün sirayet ettiği belli kahramanlar değil de, birbiriyle bağlantılı ancak ayrıntıların içindeyken unutabildiğiniz ilk kişilerin nerede kaldığını sorabilecek derecede ayrıntılara yer veriliyor. Sanırım artık farklı tür kitapları okudukça klasik olay örgüsü, yer, zaman tahlillerinin kolaylıkla yapılabileceği roman beklentimin yok olduğunu ve bu anlamdaki arayışın gereksizliğini zamanla kabullenmekteyim. Çağdaş Türkçe Edebiyat dizisi adı altında çıkarılan bu kitap da roman olarak kökenini başka kollardan alan bir çok hikayeyi konuk ediyor sınırlarında ve fazla birçok yaşanmışlığa dokunuyor. Yozlaşmış ilişkiler kıskacında tükenen aşkları, dünyaya hakim olan mal, para hırsını, bu uğurda zorlanan değişik kapıları, ay karanlığında beliren define avcılarını, insanın sebatkar olmadan uzaklaşan yönlerini, hatıraları, dünya küçük aslında dedirten rastlantıları ve hasreti yaşanılır dünyanın aralıklarından sızarak anlatıyor.

Düşünsel derinliği öne çıkaran, gerilimsiz bir ses tonuyla aktarılan hikayelerin çoğu tanıdık ve yaşamın içinden. Dünya ne kadar mı? Onu farklı şekillerde görebildiğin, zihninle tüm güdülerinden uzaklaşarak tarafsız bir şekilde yorumlayabildiğin ve algılayabildiğin kadar. Ah Muhsin Ünlü diyor ya: ‘Burası dünya ya hu, burası bu kadar işte!’ Belki de onu çok sahiplenmeden, onun geçici hırslarına mağlup olmak yerine, onu iyimser nizamımızda şekillendirme gücüne sahip olmak yeterlidir.. 

20 yorum:

  1. Çok merak ettiğim bir kitap, farklı bir tarz, ne güzel anlatmışsınız siz de, keyifli okumalar:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mahir Ünsal Eriş'in okuduğum ikinci kitabı değişik bir yolculuk oldu benim için, teşekkür ederim, size de :)

      Sil
  2. ilk paragrafın son cümlesi..off diyorum off off hatta :)

    YanıtlaSil
  3. okumalı. not almalı.
    sağol!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. tavsiye ederim tabii :)
      rica ederim ne demek :)

      Sil
  4. Kitap Ankara'da geçiyor sanırım. Yerleri bilince kitap okuması daha zevkli oluyor yakın zamanda okumaya çalışacağım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ankara evet Aşti :)
      tanıdık mekanları okumak güzel oluyor :)

      Sil
  5. Mahir su gibi yazar
    severim anlatımını
    sende çok güzel yazmışsın :)

    YanıtlaSil
  6. Yazarı tanımıyorum ne yazık ki. Ama ilk bölümdeki, " Birbirini seven iki insanınbir arada bulunabilmesi neden bu iki insan dışındaki he şeye bağlı" cümlesine bayıldım. Çok kitap var sırada ama ön sıralara yazdım. Teşekkür paylaşım için.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. olduğu kadar güzeldik kitabı da çok iyiydi.
      alıntıladığım kısım evet çok gerçekçi buna benzer bölümler çoktu.
      ben teşekkür ederim :)

      Sil
  7. Yanıtlar
    1. teşekkür ederim bazen akıllarına geliyorum demek insanların sağol :)

      Sil
  8. hobi yazarı değilsin sen mavisin,bak bu kan gölünün içinde huzursuzluğun çanları çalmakta,lütfen duyarlılık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. maviii evet..
      umarım bu kaos ortamı daha fazla can yitirmeden ortadan kalkar..

      Sil

 
Copyright © 2010-2014. maviye iz süren - Konular · Yorumlar
Düzenleme: Ferhat Bayram