13 Haziran 2015 Cumartesi

Ses ve Öfke - William Faulkner


"Pencerenin gölgesi perdelerin üstüne vurduğu zaman yedi ile sekiz arası idi, sonra zaman içinde yeniden buldum kendimi, saati işitince. Büyükbabamındı ve babam bana verdiği zaman, Quentin, sana bütün umutların ve özlemlerin mezarını veriyorum demişti; o daha çok insan yaşantılarının saçmalığına varman için acıta acıta kullanılmaya elverişlidir, böylece senin kişisel ihtiyaçlarını babanın ve onun da babasının ihtiyaçlarını karşıladığından çok karşılayamayacaktır. Bu saati sana zamanı hatırlayasın diye değil, ara sıra onu bir an unutasın ve soluğunun hepsini onu elde etmek için harcamayasın diye veriyorum. Çünkü şimdiye kadar hiçbir savaş kazanılmamıştır demişti. Dahası savaşılmamıştır bile. Savaş alanı insanın delilikleri ile umutsuzluklarını ortaya çıkarır ve zafer felsefecilerle budalaların hayalidir."

"Benim kızdığım bir şey varsa, o da namuzsuzca ikiyüzlülük. Aklının ermediği bir şeye dalavere damgasını basan bir kimse ilk fırsatta kendi üstüne vazife olmayan bir şeyi üçüncü bir kimseye anlatmayı kendine bir ahlak görevi sayar. Dediğim gibi bir insan benim aklımın ermediği bir şey yaptığı zaman onun bir dalavereci olduğunu düşünürsem, defterlerde bence bilmesi gereken bir kimseye koşup anlatmada fayda görülecek bir şeyler bulmakta zorluk çekmem, ama bakarsınız onlar benim bildigimden daha çoğunu biliyorlar bilmiyorlarsa ben de boş veririrm ve o der ki “Benim defterlerim herkese açık. Herhangi bir alacağı olan ya da işde bir alacağı olduğunu sanan varsa buyursun defterlere baksın.”


Ses ve Öfke, belirli tarihlerle başlıklandırılmış dört bölümden oluşuyor: Birinci bölüm, 7 Nisan 1928'de 33 yaşındaki otisitik Benjy'nin zihninden anlatılması; ikinci bölüm 2 Haziran 1910'da Quanten'in intihar öncesi duyumsamalarının onun penceresinden aktarılması; üçüncü bölüm 6 Nisan 1928'de yaşananların Jason'in gözünden  ifade edilmesi; en son bölüm ise 8 Nisan 1928'de Paskalya günlerinin yazarın bakış açısıyla dillendirilmesi şeklinde sıralanmıştır. Geleneksel romanda hikayedeki gibi bir serim, düğüm ve çözüm bölümleri vardır. Ancak her roman bu sırayı takip etmez. Ses ve Öfke'de bu sıranın dışında farklı kahramanların gözünden farklı zamanlarda anlatılan durumları içeriyor. ABD'nin güneyinde yaşayan Compson ailesinin dağılışı farklı bilinçlerle izleniyor. Her bölüm bilinç akışı tekniği ile yazılmış. Faulkner, kahramanlarının bilincinden yaşananları olduğu gibi, müdahale etmeden sunmuş. 

Ses ve Öfke'de; her şey bir tiyatronun arkasında yaşananlar gibidir. Yeni hiç bir şey olmamaktadır, her şey olup bitmiştir. Anlatıcı bir arabanın arkasından yaşananları izleyip onu tamamlayan her şeyi anlatmaya çalışır gibidir. Kitabın bilinç akışı tekniğiyle yazılması, zamanın bir bütünlük oluşturmaması, anlatımın yoğunluğu okumayı çok güçleştiriyor. Bana göre kitabın konusu şu: İnsanın mutsuzluğunun nedeni, zamansal olması, yani her şeyin zamana bağlı kalması. Tarihleri, saatleri icat eden insandır. Gerçek zamana ulaşmak için icat edilen ölçüleri bir yana bırakmak gerekir zira evren koca bir saat dükkanı değildir.

William Faulkner eserini şöyle özetler: "Romanın ismi ses ve öfkeydi. Bu sözcükler bilinçaltından geldi. Ben bunları hiç tereddüt etmeden ve Shakespeare’in alıntısının benim öykümün kin ve çılgınlığa uyup uymadığını düşünmeden kullandım. Macbeth’de şöyle geçer, ‘Hayat, bir budalanın anlattığı hiçbir şey belirtmeyen gürültü ve öfke dolu bir öyküdür.’ Roman kısa bir öyküden kaynaklanmaktadır. Bu kısa öykünün herhangi bir özel konusu yoktur. Ölen anneannelerinin gömülmesi sırasında evden başka bir yere gönderilen birkaç çocuğu anlatmaktadır. Onlar ne olduğunu anlamayacak kadar küçüktürler. Bu romanda körü körüne olan egoistçe günahsızlık ile ilgili düşüncelerin nerelere ulaşabileceğini görmek istedim."

16 yorum:

  1. Kitap gerçekten farklı geldi. Kitabı ilginç kılan kirabın kendisi mi yoksa senin yorumlaman mı pek kestiremedim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kitapta olay örgüsü karışık. sondan başa doğru bir anlatım var, yazarın dili de ağır. sanırım romanlarda bütünlük ilkesine alışmış okuyucular için zor bir kitap :)

      Sil
  2. Sıklıkla içsel kitapları tercih ediyorsun sanırım :)) ben değişik okumayı seviyorum hep aynı türde sıkılıyorum ve verim alamıyorum sanki :)) araya gerilim, şiir, hikaye almam lazım benim :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. biraz ağır kitapları seçiyorum evet :)
      yazarın oluşturduğu karakterlerinin düşünme eylemini olduğu gibi aktarması biraz fazla yoruyor gibi :)
      değişik türler evet bu ara bunu ben de yapmalıyım dedim :)

      Sil
  3. maviş bak ne dicem bende bu aralar tarih ve mistik kitaplara taktım noolcak benim bu halim bilmem..Benim feciğ derecede kitap okuma sorunum var ve ben bunun farkındayım..Yani gidiyorum kitapçıya türler hikaye roman tarzı ilgimi çekmiyor, şiir kitaplarını severim, gelişim kitapları artık bööhhggtt dedirtiyor..Bilim kurgu roman hiç cezbetmiyor..Kendimi derin tarih kitaplarının olduğu yerde buluyorum..Onlarıda ilgi ile okuyorum sonrasında ayarlarım bozuluyor..Ay evdekiler hiç memnun değil..Özellikle kızım anne nooldu sana falan diyor o derece..Ama ben dolu dolu kitap okumak istiyorum..ööle işte.........

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. tarih seviyorsun anlıyorum. ben de felsefik ve düşünce açısından çok yoran kitaplara sardım bu ara. gelişim kitapları ne yazık ki pek farklı değil. bilim kurgu ben de nedense çok tercih edemiyorum.

      sanırım şu konu da ayrı bir sorunsal insanın kendine hitap eden kitapları bulma arayışı. bu anlamda çeşitliliği arttırmak en doğrusu gibi. dolu dolu kitap okumak evet.. günümüzde popüler modern edebiyat olgusu hükmetmiş durumda yayın çevresine. bunlarda sürekli kendini yineleyen kitaplar. gerçek edebiyat yapmak zor gerçek edebiyat yapanların kitaplarının günümüz okuyucusuna ulaşabilmesi daha zor..
      ayy ne kadar konudan konuya atladım umarım anlatabildim. güzel kitaplar okumak istiyoruz :)

      Sil
  4. Ben bir müddet macera romanlarının hafifliğine sığınıyorum bu sıralar:-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. o da güzel.. en rahat, akıcı kitaplar :)

      Sil
  5. Zor ve yorucu gibi göründü gözümü , şu sıralar ruhen hazır değil bu tarza :)))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ruhen hazır değilsen kalsın evet :)

      Sil
  6. Çok sevdiğim beni çok etkilemiş bir romandı, özellikle romanın o garip, biraz bunaltıcı atmosferi etkilemişti beni..:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sanırım ben de o hava ile hep anacağım bu kitabı :)

      Sil

 
Copyright © 2010-2014. maviye iz süren - Konular · Yorumlar
Düzenleme: Ferhat Bayram