1 Mayıs 2014 Perşembe

Şaziye'li günler :)


Dün gece yediği iki dilim kocaman çikolatalı pastanın pişmanlığını sabah içinde hisseden Şaziye, aç karnına  yüzünü buruştura buruştura koca bardaktaki lahana suyunu içiyordu. Bir yandan da eşinin dünkü sebze pazarından özenle seçtiği kalp şeklindeki patatese bakıp bakıp hüzünleniyordu. Senin için almıştım demişti, bunun anlamı neydi ki? Patates şeklindeki kalp, patatese dönüşen sana özel, der gibi. Bu sonu gelmez düşüncelerin içinde toz gibi dağılırken zil çaldı üst üste. Bu karşı komşusu Saadet'in zili çalma şekliydi. Hiç bir şey sormadan pat diye dalardı içeri Saadet, hemen mutfaktaki sandalyeye otururdu. Saadet, yine mi lahana suyu içiyorsun ya boyuna göre kilon çok iyi ya ne dert ediyorsun? İçme bu iğrenç şeyleri. Bunları sıralarken masanın üstündeki kalp şeklindeki patatese heyecanla bakarak, bunu nereden buldun kız, kalp şeklinde patates ne güzel, dedi. Eşinin dün pazardan özenle seçip ona getirdiğini ve buna bile oturup ağlama potansiyelinin olduğunu ifade etti Şaziye. Saadet ise, terrible two'ya yakalanmış çocuk gibisin Şaziye, bu muayyen günlerde alnına bir işaret koymak lazım senin. Bugünlerde gerilimi bilmem kaç olan bu kadından uzak durun diye, takma kafana bunları, geniş ol annem geniş. Bak bana ne kadar genişim:) Bunları söyleyen Saadet, gerçekten bedenen de ruhen de geniş bir kadındı. Hiç bir şeyi takmazdı kafasına. Feleğin sillesini defalarca yemiş sonra da ona sille atmayı öğrenmiş kadınlardandı. Ne olursa olsun Şaziye'nin en çok sevdiği komşusuydu.

Saadet, Senin trajikolik hallerinden ne diye geldiğimi unuttum. Bak ne diyeceğim, bugün işçi bayramı, çocuklar tatil, bizde işçi bayramını şu tepedeki mesire yerinde kutlayalım çocuklarla. Kahvaltı tarzı bir şeyler yaparız. Ben fırında karışık kızartma yaparım sen de kek çırp, bir de buzluğa attığım börekleri de çıkardım hemen onları pişirir çıkarız, dedi. Şaziye öğrenciliğinde işçi bayramını kutlamak için eylemlere katıldığı günleri anımsadı ve yine hüzünlenmeye başladı. Saadet, gene ne oldu, bunda üzülecek ne buldun? dedi. Şaziye, gençliğinde işçi bayramlarında halaylar çeken o kızı anlattı. Saadet dinliyormuş gibi yaptı. İsmin gibi ol annem gönlünü ferah tut hep, bulandırma içini. Bak ben börekleri fırına atmaya gidiyorum. Gelene kadar yine bir bunalım kazanında kaynama olur mu? Güzel bir gün geçirelim, akşam da kandil, dua ederiz, damla çikolatalı irmikli helva dağıtırız komşulara, diyerek kapıyı çekti. Şaziye, ismine ters düşen bir ruha sahip ender insanlardandı.


Hemen keki mikserle çırpıp fırına attı, kahvaltılıkları küçük saklama kaplarına özenle yerleştirdi. Çayı termosa boşalttı. Çantaya oğlu için yedek kıyafet koydu, ıslak mendil, kaynatılmış su, güneş kremi, şapka aldı. Saadet'in zile basmasıyla kapıyı kitleyip aşağı indiler. Şaziye arabanın kontağını tam çalıştırırken oğlu Yiğit: anne bak Emirhan uçurtma getirmiş hani benim uçurtmam? diye ağlamaya başladı. Şaziye, hemen yukarı çıkıp çocuk odasındaki dolaptan Yiğit'in uçurtmasını getirdi. Yola çıktılar nihayet.

Mesire yerinde parka yakın yere oturdular. Çocuklar parkta oynarken iki can arkadaş büyük bir özenle sofrayı kurdular. Kahvaltılarını yaptıktan sonra yıllardır görüşmediği bir arkadaşına rastladı Şaziye. Arkadaşı üç çocuklu bir anne olmuştu. Hemen çocuklarını tanıştırdı Şaziye'ye. En küçüğünü kucağına alıp severken Şaziye, arkadaşı da Yiğit'i sevdi. Arkadaşı, Şaziye'ye: Yiğit ilk doğduğunda Treysi diye bir kadının yatır- kaldır yöntemini uyguluyordun, sen uyuyacaktın neredeyse, Yiğit hala uyumuyordu. Ay hala öyle misin minicik çocuğa rutin falan deniyordun. Bak ben rutinsiz üçüncüyü yaptım. Patavatsız arkadaşına iyice gıcık olmaya başlarken, üçüncü çocuk akan burnunu Şaziye'ye silerek sarılmaya devam ediyordu. Şaziye ise, yok o kadar abartmıyorum, artık büyüdü, biricik Yiğit bize yetiyor, dedi. Arkadaşı tek çocuğun olumsuzluklarını sıralarken, Saadet Şaziye'yi ve arkadaşını nescafe içmek için çağırdı. Arkadaşı gelemeyeceğini söyledi ve Şaziye'ye veda etti. O da üçü bir arada kahvesini hazırlayan Saadetle diğer arkadaşının sözlerini unutarak, oturmaya devam etti. Yiğit'in ikinci kıyafetini değiştirdi, sonra çocuklarla hep beraber uçurtma uçurdular. Saadetle çoraplarını çıkarıp ağacın altında çıplak ayakla toprağa ayaklarını bastılar. Çocuklarla topraktan pasta yaptılar. Uğur böceklerine şarkı söyleyip onları uçurma yarışı yaptılar. Top oynadılar. Salıncakta sallandılar. Çimlere yatıp bulutların garip şekillerinden hayvan figürleri çıkardılar. Çiçek topladılar. Çocukların iyice enerjisi bitince eve dönmek için hazırlandılar.

İçsel sesini, bir kenara bırakan Şaziye, yaşama karışarak ona gerçekten dokunmayı hissettiren; çocuğu için, sevdiği dostu için, uyanışlarını hep diri tutan doğa için, kalbinden teşekkür etti kainatın muhteşem yaratıcısına. Gönlü ferahlamış bir şekilde eve doğru sürdü arabasını.

26 yorum:

  1. heyyy yeni kahramanımız Şaziyeee gelmiş hoşgelmiş:)
    keyifle okudum canım her eve bir Saadet de lazım aslında:)
    uğur böceklerine şarkılar,doğa,toprak ohh misss:)
    bunalım kazanında kaynama olur mu'' diyen bir sese her zaman ihtiyaç duyuyoruz:)
    veee patatesin kalp şeklinde olması ve özenle seçilmiş olması güzel bir detay:)
    şimdi tanıdık bir replik ile Şaziyeeeee diyeee söyleniyorum içimden:)
    ve bir de hepsini içti meyve sularının yauuuuu :D:D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şaziye yi biri çok güzel söylüyordu ondan şeettirdim :)
      Saadet lazım valla kendi ile barışık hep gülen :)
      güzel bir gün geçirmişler:D
      aynen yahuu :)
      kör patates bilmem sana ne çağrıştırır elsam :D
      tanıdım o sesii, o sesle yazdım yaa :)
      son kısımda büyük bir kahkaha patlatır mavi N:)) yani sonsuz gülücük anladın sen oniii

      Sil
    2. anladım tabiki deee ah bu söylemlere ancak sen ve ben gülebiliriz:)
      kör patates muhabbettti kopuşa getirir beni :D
      sesler sana yazdırsın,yeni dünyalar açsın hep yazıver bol kahkahalı bol gülüşlü:))
      bir de aklıma nedense sana kahveyi her yaptığımda bardağı tam doldurma deyişin geldi:)
      düşünüyorum da neden ki:))) ve çayları hep soğutup içişin:) bak özledim yine:)sen yazarken ve bana anlatırken uyuyakalışlarımı blablablablahh :D

      Sil
    3. elsa ve mavi'nin gülebileceği yegane anlar :)
      kopacağını bildim evet :)
      canım benim canım canımm sen de hep yaz :)
      çünküm kahvesi bol suyu az olacak kahvesi yoğun seviyorum işte ondan, çayı da hep bir yerlerde unutuşum :)
      ben de özledimm çok :)
      tabii sabahlara kadar oturalım diyip hemen kedi gibi kıvrılıp uyuyuşların bitmezzzz :)

      Sil
  2. Günün anlam ve önemine uygun bir yazı olmuş :D
    Çok doğaldı, güzel.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bir patatese bakıp yazılan öykümsü :)
      teşekkürler, sevgiler :)

      Sil
  3. Şaziye'nin düşünceleri aynı ben herşeyden bir negatiflik çıkarıyorum :))
    Saadeti daha çok sevdim mutlu, pozitif ve hiç bişeyi de kafasına takmıyo :)
    Mavim ne güzel yazmışsın Şaziye bile pozitif olabilmiş sonunda :)
    Öpüyorum seni :*

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hepimizin içinde bir şaziye var ya hep olumsuza meyilli :)
      Saadet gibi olmalı doru söyledin şeker :)
      hepimiz öyle olalım canımm, ben dee :)

      Sil
  4. Ahh şaziyeee ismide çok hoşmuuş :))

    YanıtlaSil
  5. sana cicek attim aldin mi??
    inyahu daaaa :D:D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. amannn hanii nerdee :)
      geliyorum çiçeğimi almayaaa,
      teşekkür ettim inyacımmm :)

      Sil
  6. Pattizden hediye :) Aklıma bir arkadaşımın çiçek niyetine maydanoz aldım, bari yenir bir işe yarar vücutta dediği geldi :) Yazın yine umutlu, sıcacık Mavim yüreğinde her dem umutlu olsun :) Mutlu geceler tatlım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. pattiz nelere kadir canım :)
      o da komikmiş :)
      seninde çiçeğimm, günaydınn :)

      Sil
  7. Beni de evden dışarı sürükleyecek bir arkadaşa ihtiyacım var:-)

    YanıtlaSil
  8. Benim içimde hem Şaziye hem de Saadet var, bazen biri bazen de diğeri ağır basıyor, sanırım ikizler burcu olmamdan mütevellit :)
    Sevdim bu hikayeyi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İkizler burcunun o yönü var doğru :)
      biraz eğlenceli yazmaya çalıştım :)

      Sil
  9. Ne güzel yazmışsın yine. Kurgu değil sanki gerçek gibi. Bu arada ne salağım ben ya çikolatalı pasta ile başlıyor ya yazı. Resme bakıp nasıl pasta bu ya patates gibi dedim. Nereseni pastaya benzetmeye kalktıysam gerçi hehehe Yazının devamını okuyunca jeton düştü. Anlaşıldı ben bugün terelelli. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. biraz gerçek yerler de var tabii :)
      estağfurullah canım gözünden kaçmış olabilir :)
      hepimiz öyle olabiliyoruz çoook öptüm :)

      Sil
  10. Acaba diyorum Saadette polyana sendromu mu başlamış
    :)
    Kalemine sağlık çok güzel olmuş canım
    :)

    YanıtlaSil

 
Copyright © 2010-2014. maviye iz süren - Konular · Yorumlar
Düzenleme: Ferhat Bayram