12 Mayıs 2014 Pazartesi


İçe dönüksün sen.. Başkalarının büyük tesir denizinde boğulman ondan.. 

"boşuna heveslenmemekte yarar var, insanların asında birbirlerine söyleyecekleri hiçbir şey yoktur, karşılıklı olarak yalnızca kendi acılarını anlatırlar, bu böyledir. herkesin derdi kendine, dünyaninki de hepimize. insanlar o acılarından kurtulmaya çalışırlar çalışmasına, sevişme sırasında, onu ötekinin sırtına yıkarak, ama beceremezler tabii ve ne yaparlarsa yapsınlar, sonunda tüm acılarıyla baş başa kalırlar ve bir daha denerler, bir kez daha acılarını kakalamaya çalışırlar."çok güzelsiniz, küçükhanım" derler. ne ki yaşam onları yeniden yakalayıverir, aynı küçük numarayı bir kez daha deneyinceye kadar, "ne de güzelsiniz küçükhanım!..."

bu arada acılarından kurtulmayı başardıklarını söyleyerek böbürlenirler de, gelgelelim herkes gayet iyi bilir, değil mi, bunun hiç de doğru olmadığını, o acıyı bal gibi bütünüyle kendi içimizde sakladığımızı. bu numaraları yapa yapa yaşlandıkça giderek daha da çirkin, itici bir hal aldığımız için artık acımızı, iflas ettiğimizi gizlemekten bile aciz kalırız, en sonunda insanın ta derinlerinden suratına kadar ulaşmayı başarabilmesi şöyle bir yirmi, otuz yıl, hatta daha fazla zaman alan o sevimsiz ve çirkin ifade, gitgide yüzümüzde sıvaşmadık yer bırakmaz. insan dediğin işte bu işe yarar, sadece bu işe, ekşi bir surat ifadesi üretmek, biçimlendirmesi tüm ömrünü alan, hatta gerçek ruhunun bütününü eksiksiz yansıtabilmek için oluşturulması gereken asıl surat ifadesi o kadar ağır ve karmaşıktır ki, bunu tamamlamaya insanın ömrü bile her zaman yetmeyebilir..."
(l.f.celine)

***

Sartre'ın onun için "Tek yapacağı şey, kendi ölümünden sonra yaşamaktır." dediği Baudelaire’e bir gün bir eleştirmen:
“Ne yazık ki yazmayı seçtiğiniz konular o kadar…”
Ozan, soğukça sorar: “O kadar ne?”
Adam şaşırır: “O kadar tüyler ürpertici ve sevimsiz ki! Neden böyle?”
Baudelaire soğukkanlılıkla: “Bayım, ahmakları şaşırtmak için!” der.
Başka bir soruya ise şu yanıtı verir: “Herkeste tiksinti ve korku uyandırdığım zaman, yalnızlığı fethetmiş olacağım! Her şey yalnızlık için!”
1881’de annesine yazdığı mektubu onun yalnızlığını açıkça ortaya koyar:
“Yalnızım, dostlarım yok, sevgilim yok, köpeksiz ve kedisiz kaldım. Derdimi kime anlatayım: Yalnız babamın resmi var, o da her zaman sessiz.”

Ey hüznüm; yeter, sakin ol, dinlen biraz artık;
Akşam olsa diyordun, işte oldu akşam;
Siyah örtülere sardı şehri karanlık;
Kimine huzur iner gökten, kimine gam.

Charles Baudelaire

8 yorum:

  1. Birileriyle güler, muhabbet eder, acımızı da paylaşırız ama o yalnız ve azalsa da varolan acıyla başbaşa kalmanın tarifi yok...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sanırım o acıyı tek başına duymak, onun üstesinden gelme yetisini açıyor insanın.

      Sil
  2. insan dediğin işte bu işe yarar, sadece bu işe... o kadar çok iş var ki, ömrümüz boyunca bu gerçeği es geçiyoruz..

    YanıtlaSil
  3. Dilimizde devamlı bir yakarış olur da
    En büyük acımızı yine içimizdedir..
    Maviiim kocaman öpüyorum :*

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok doğru dedin, içsel dünyamızdan yansıyanlar :)
      sevgiler canımm

      Sil
  4. insanın içini boşaltması güzel de,sonrası bazen kötü oluyor arkadan gelen sözler ..sonra anlarsın derdin kendine has,kendinle dertleş..ben artık ögrendim kimseye anlatmıyorum bi şey..geç ögrendim be mavim..ama olsun bu da başlangıç dimi...:)öperim en ballısından

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ah canım ben de geç öğrenenlerdenim kuzum yaa, tabii hiç bir şey için geç değildir çok güzel söyledin..
      ben de çok öptüm güzel insan :)

      Sil

 
Copyright © 2010-2014. maviye iz süren - Konular · Yorumlar
Düzenleme: Ferhat Bayram