8 Mart 2014 Cumartesi

Mes’ut Bir Tesadüfe Üçüncü Mektup - Selim Temo (2 Ekim 1996)


Aynalardan geçen bir gecenin uzun ve aksak sesidir; seni hep hatırlamanın buğusu. Minnacık harflerle yazanların parmaklarını merak edişim, durup dururken. Yollar boyunca uykusuzluğuma eşlik eden bir yarım ayın anısı. Pekisen orada mısın? 
Ellerinin sıcak nemini eğitiyorum yanaklarımda, saçlarımda geçmiş baharların kokusu. Öfkenin rengine karışarak sokağa duman içinde akmam bundandır, içimdeki cesur acı bundan. Yine de burada geceye bulduğum adların bir yankısı yok. Peki sen orada mısın?

Gece dostumuzdur bizim. 

Bu banliyöde göğün siyah perdesi çekildi mi, göğsümde derin bir boşluk, odamda akışkan bir keder, bir bahçenin Eylülü. Bir yamacı tırmanan yoldaşların dizlerindeki gecikmiş uyku. Ne varsa dışarıda unutulmuş. 

Sözcüklerin elleri var.

Taşların seslendiği bir penceredeyim şimdi. Ilık bir suyun tenine say beni.De ki, bir keder antolojisi okuyor sabahlara kadar. Ufka bakarak sefer eyliyor. Şimdi duyduğu, bir okyanusun sesidir, kıyılarına çarpmaya doyamayan.

Ama duyduğum ses kendi sessizliğimdir yine. Ağzımda bir tür dublaj Türkçesi var. Sözcüklerimiz farklı zihinlerde aynı anlama gelemiyor. Ellerin, ellerimin konuşmasına izin vermiyor. Sanırım ezberlediğim bir şey oluyor gitmek.

Walt Whitman’ı sevelim.

Birlikte yapabileceğimiz hiçbir şey yok, ayrılamayız bile. Benim yüzümü bu kadar ağırlaştıran şey budur işte. Ben ki neyim? Geceye ağıtlar dizen bir sabah rüzgârı mı? Bir akşamın gelişi mi? Ruhunu sözcüklerle onaran anakronik bir derviş mi?

Eğer kendine sorular soruyorsan aşk yoktur. Ruhunla bir hesaplaşma demelisin buna. Ruhunu bir yere sürükleye sürükleye götürüp onarmalısın. Bir ruhun aynasından yansımıyorsan, kendini bekle. Peki bunları söyleyen kim?

İnsan bazen bilir.

Bu kâğıtları atmamalıyım. Romanları, şiirleri, gerilla anılarını, eski gezi kitaplarını atmaya benzer bu. Gittikçe sararan mektupları küstürmeye benzer. Defterlerde biriken kuşları silmeye benzer. 

Bütün eski kitaplarda ölülerin parmak izleri var. Rüyalarıma giren, beni geceye ekleyen, bir yenilgiyle avutan kitaplar. Uzak yollardan yorgun kervanların gelmesi gibi, sayfalarda kesik kesik soluk sesleri. Dönüyorum, dönüyorum işte böyle gecelerden. 

Peki sen orada mısın?

6 yorum:

  1. Kendine sorular sorsan da aşk vardır bazen :)
    Ayrı hayatlar yaşasak bile vardır...
    Şu yazılan yazıların hepsi özenle seçilmiş hepsi herkesi içten etkileyecek yazılar mavişim :)
    Güzel kalbin sayesinde
    Sevgilerimle

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aşkın yönü değişti dünya adlı gezegende ve saf hali aranır oldu.
      ama yine de onu canlı tutmak elimizde.. güzel bakan gözlerimizle bunu yapabiliriz belki ,kim bilir..
      hoşuma giden yazıları paylaşıyorum hemen.. beğendiysen ne ala:)
      sevgiler benden de:)

      Sil
  2. "Eğer kendine sorular soruyorsan aşk yoktur"
    İşte içinden seçip kendime aldığım cümle bu oldu
    Sevgilerimle canım
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. seçimlerin hep güzel ve özel:)
      benden de çokça sevgiler,öpücükler

      Sil

 
Copyright © 2010-2014. maviye iz süren - Konular · Yorumlar
Düzenleme: Ferhat Bayram