5 Kasım 2013 Salı

Kahverengi işte..


Önce bir müzik açıyorum, ürkek sesimle bir şiir mırıldanıyorum. Sonbaharın kesik kesik öksürmeye başladığı sessiz bir akşamda demlenmiş bir bardak çay buğusunda unutuyorum günün tüm yorgunluğunu. Hayatın neresinde olduğumu biliyorum, hayatın neresinde olduğunu... Tom Waits dinlemeli diyorum. Şimdi uzanmalı da. Kesin, kısa ve illa. No one knows i'am gone.



Okuduğum şiir belki okumak istersin bir akşam öyle, hiç bir şey yokken yani..


kimseler bilemez seni
senin bildiğin kadar

içinde yan yana uyuduğumuz
gözlerin
benim insan parıltılarıma
dünyanın gecelerinden daha iyi bir gelecek hazırladı

içinde uçtuğum gözlerin
yolların gidişine
dünyanın dışında bir anlam verdi

bize belirtilenler
gözlerindeki sonsuz yalnızlığımız
artık kendilerini sandıkları gibi değiller

kimseler bilemez seni
senin bildiğin kadar

Paul Eluard

Çayımı yudumlayıp balkonda biraz üşüyüp yine dönüyorum kağıdın başına. Öyle yazıyorum ağır aksak...

Yırtılmış hüzün rüzgarı esiyor durmadan. Dökülmüş yapraklarımı toplayıp bahçeme bırakıyor sanki. Bahçemden savuruyor, dolaştırıyor bilmediğim yerlerde. Sonra geri bırakıyor. Hiç bitmiyor yapraklar. Günler sonra toprağıma karışıyor. Unutuyorum onları. Bir fırtına ile yeniden anımsıyorum. Yeniden, yine başlıyorum.

Bu döngü hep var aslında. Bu döngüye hep direnç gösteren kalbim daima çatışıyor. Kabul etmiyor. Etmedikçe inciniyor, incindikçe örseleniyor hayatı kavrayışlarım. Yorgun bir ruhla tutmaya başlıyorum bu sefer onu. Tek kullanımlık bir kesiti bu çatışma artıkları ile kaplamak usuma ters geliyor. Sil baştan dokunulmamış, arı bir dille yazmak istiyorum. Kelimelerime de bulaşmasın diyorum o çirkinlikler. Ne biliyim esir almasın işte. Onlardan ötede yazayım diyorum, benden ötede, her şeyden ötede yazayım. Yazdıklarımın içinde kimsenin künyesi okunmasın. Sadece okuduklarında insanlar kendi künyelerinden de parça bulsunlar istiyorum. Yalnız olmadıklarını anlasınlar. 

Başını başlattığım ama sonunu getiremediğim hikayelerin kaybolmuşluğunda çırpınıyorum. Bir başka kahramana dayatmak kafamdakileri ve belki de her şeyi ona yükleyip rahatlamak. Bilmem, belki iyi gelir. Denemek lazım. Ara ara tatlandırmak bu yönünü yazmak eyleminin.

Dengesini bulmak yazının, dengesini bulmak ilişkilerin, dengesini bulmak sevginin. Dengesizleşmeden dengeyi bulmak mümkün müdür?

İşte yine kahverengi! Ne turuncu kadar sıcak ne de siyah kadar soğuk. İşte o tatta bir yazmak olsun dedim...

17 yorum:

  1. çok tatlı bir yazı okudum.. müziklerinin de eşliğinde:) keyifli geldi her ne kadar hüzün kucaklamış olsa da... hüzün ki en çok yakışandır bize.. tabii bazen..

    Sonbaharın kesik kesik öksürmeye başladığı sessiz bir akşamda demlenmiş bir bardak çay buğusunda unutuyorum günün tüm yorgunluğunu cümlesinde tebessümle tatmin ediyorum ruhumu bir süre...
    dengeleri bulmak zor olabiliyor çoğu zaman ama bulunamaz değil elbet.. ve bazen evet bulabilmek için önce kaybetmek gerekirbelkide...
    sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ne güzel yazmışsınn:)
      kesinlikle hüznün de dozunu iyi ayarlamalı.
      dengeyi bulmak için bazen hayatın dönüşünden payını almak gerekiyor ve dediğin gibi kaybetmek..
      çok sevgiler...

      Sil
  2. Çok içten bir paylaşım olmuş :)

    YanıtlaSil
  3. dengesizleşmeden dengeyi bulmak mümkün değildir bence önce bir hayat sarsacak,omuzlarından tutup sarsacak bak gör bak da gör dicek.sonra dengesizliğin içinde denge sandığımız ironi peyda oluyor duyarsızlaştığımız her şeye,her olaya caka satar gibi....kimyası bozulan nükteler eşlik eder sonra ve sonra yine durulur her şey mürekkep damlatılan su misali...birden karışır birbirine gerçek ve hayal....-kuzu bugün yine çok yoğundu yarın aramanı bekliyorum.özledim o güzel sesini,özledim hayatımıa ca veren sesini:))yazılarına bittiğim:D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bu harika bir yorum elsa:)
      hissetmen ne güzel...
      sevgiler..

      Sil
  4. Sonbaharda her gece koynumuza alarak büyüttüğümüz hüzünlerimiz en çok başlanan ama tamamlanmayan öykülerimizde kendisini gösteriyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kesinlikle sonbaharın farklı bir yansıması var ruha.
      sevgiler..

      Sil
  5. Sonbaharda her gece koynumuza alarak büyüttüğümüz hüzünlerimiz en çok başlanan ama tamamlanmayan öykülerimizde kendisini gösteriyor.

    YanıtlaSil
  6. sonbahara yüklerim ben hep bu hüznü. Ona atarım içimdekileri. O yüzden bir başka severim güz mevsimini.
    Çok güzel bir yazı. Kalemine sağlık. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bir yenileniş olmalı aslında..
      sen de çok güzel yazıyorsun:)
      sevgiler..

      Sil
  7. sonbahar tüm yazarların ilham perisi olsa gerek.. yaprağın düşüşüne bile şiir yazası geliyor :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. insanın içinde birikenler dökülüveriyor:)
      sevgiler.

      Sil
  8. Yine süper yine lıkır lıkır su gibi geçti bitti yazın
    Bir terazi olarak dengeyi bulmak şart:))))
    Öpüldün sevgiyle

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Denge hep kolay bulunsa ya:))
      öpüldün şeker..

      Sil

 
Copyright © 2010-2014. maviye iz süren - Konular · Yorumlar
Düzenleme: Ferhat Bayram