11 Eylül 2013 Çarşamba

Osho - Sırlar Kitabı





"Leo Tzu şöyle der: “Arama! aksi halde kaçırırsın. Aramayı bırak ve bul.”

Eckhart şöyle der: “Geçen zaman değil. Zaman, aynı kalıyor. Tersine biz geçiyoruz.


"Senfoni birbiri içine karışan pek çok notadan oluşur, notaları inceleyerek bir senfoniyi
anlayamazsın. Böldüğün, kestiğin, analiz ettiğin zaman yaşam kaybolur. İşte bu yüzden bilim
asla yaşamın ne olduğunu anlayamayacaktır. Teknolojinin yöntemleriyle, metodolojisiyle,
yaklaşımıyla yaşam bilinemez."

Buda demiş ki: “İlk önce ol ve eğer varsan, o zaman ne yaparsan yap, bir hizmet olur. Bir
duaya dönüşür. Sevecenliğe dönüşür. Dönüm noktası varlığındır. Benliğin devrimdir.

Bir zen keşişi, Bokuju, şöyle demiş: “Benim bildiğim tek meditasyon şu; yemek yerken yerim, yürürken yürürüm ve uykum geldiğinde uyurum. Her ne oluyorsa o olur, ben asla karışmam.


Tantra der ki: “Ne yaparsan yap, örneğin öfkeliysen öfkenin geldiğini hissettiğinde
kesintisiz farkında ol. Onu baskılama. İfade etme. Üçüncü bir şey yap. Üçüncü seçeneği seç.
Bu farkındalık öfke olarak hareket eden enerjiyi farklı bir enerjiye dönüştürür. Öfke olarak bilinen enerji sevecenlik olur. Uyanıklık aracılığıyla dönüşüm gerçekleşir. Farkındalık aracılığıyla cinsellik olarak bilinen aynı enerji Brahmacharya, tinsellik olur. Uyanıklık simyadır. Onun aracılığıyla her şey değişir."

Tantra der ki: “Değişeni terk etme, onun içine gir. Ona tutunma, hareket et. İçine gir, onu
yaşa. Olmasına izin ver ve onun içine gir. Onu kendi aracılığıyla tüket. Tutunma, değişimi
yaşa. Değişim ol. Ona karşı bir mücadele yaratma. Değişim senin içine giremez, bu yüzden
korkma. Dünyada yaşa. Korkma çünkü dünya senin içine giremez. Yaşa. Şu ya da bu yolu
seçme. Değişim aracılığıyla değişimi tüket.” Bu çok derin bir mesajdır. Öfke aracılığıyla
öfkeyi tüket. Cinsellik aracılığıyla cinselliği tüket. Açgözlülük aracılığıyla açgözlülüğü tüket.
Sansara aracılığıyla sansara’yı tüket. Bir tür kişilik durmaksızın dünyayı değiştirmeye çalışır.
Dini bakış açısına göre o nekrotiktir. Savaşma. Ölüm aracılığıyla ölümsüz ol. Ölüm
aracılığıyla ölümün ölmesine izin ver.

Buda şöyle diyor: “Dünyayı terk etme ve diğer dünyaya tutunma. Daha çok arada kal.” Tam ortada ikilik yoktur, bir olmuşsundur. İkilik yalnızca senin uzantıların olmuştur. Yalnızca iki kanat…
Buda der ki, “dünyevi olanlar dengesizdir. Ve dünyadan vazgeçmiş olanlar da diğer uçta dengesizdir.” Dengeli biri, o tam ortada yaşar. O hareket etmekte özgürdür, hiçbir şeye bağlı değildir.


Buda ölüyormuş ve Ananda ona sormuş: “Artık bizi terk ediyorsun. Ne yapalım?” Buda demiş ki, “senin için iyi olacak. Ben yokken sen kendi ışığın olacaksın. Yalnız hareket et, destek isteme. Çünkü son engel destektir.

Krişnamurti’nin de öğrettiği budur: “Desteksiz ol. Bir ustaya tutunma, bir yazmaya tutunma, hiçbir şeye tutunma.

Buda der ki, “meditasyon yapma, meditasyon halinde ol.

Eski yazmalarda denir ki, “aydınlanmış birine eriştiğinde tamamen sessiz kal, düşünme. Aksi halde onunla buluşma fırsatını kaçırırsın. Yalnızca sessiz kal, düşünme. Onu soğur ama onu kafanla anlamaya çalışma. Onu soğur, iç, bırak tüm benliğin ona açık olsun. Onun içinde hareket etmesine izin ver ama onun hakkında düşünme. Çünkü eğer düşünürsen, o zaman senin zihnin yankılanır. Bırak tüm benliğin onun varlığı ile yıkansın. İşte o zaman ne tür bir benlik, ne tür bir olgu ile ilişki kurduğunu görürsün.

Her doğumdan önce acı gelir. Bundan kaçınılamaz ve kaçınılmamalıdır. Egon başkaları olmadan var olamaz. O, ilişki içinde büyümüştür. Yalnızlığa çekildiğin zaman hiç kimse olmazsın. İmge kaybolur ve sen o imge ile besleniyordun. Egon onunla besleniyordu. Hiçbir şey yapma. Benim tavsiyem budur. Ram ismini bile tekrarlama. Onunla hiçbir şey yapmaya çalışma, çünkü yapacağın her şey baskılama olacaktır. Sırf var olmasına izin vererek, seni terk etmesini sağlarsın. Her ne olursa olsun bırak olsun. Kaçınma. Islık çalmaya başlarsan, sırf ıslık çalarak güven kazanırsın ve karanlığı unutursun. Zihnin ıslığa gider ve sen kendini iyi hissetmeye başlarsın. Bir ismi, bir mantrayı tekrarlamaya başlayabilirsin. Ram, ram, ram… Bu bir tür ıslık olur. Sana güç verir, ama o güç tehlikelidir. O güç yine sorun olacaktır. Çünkü o güç senin eski egon olacaktır. Onu yeniden canlandırmış olursun. Tanık olarak kal ve bırak ne olacaksa olsun. Korkunun ötesine geçmek için, korkuyla yüzleşilmesi gerek. Istırabı aşmak için, ıstırapla yüzleşilmesi gerekir. 


Senin umdukların, senin düşündüklerin, senin dilediklerin önemli değil. Ne olduğun önemli…Senin ışığın yoksa, senin lamban alevsizse, kimseye yardım edemezsin. Temel olan, senin içsel alevine erişmendir, o zaman başkaları da paylaşabilir. O zaman başkalarının da ışıklarını yakabilirsin. O zaman, bir ardışıklık olur. O zaman senin bedenin kaybolabilir. Ama alevin elden ele geçmeye devam eder. Budalar asla ölmez. Aydınlanmış kişiler asla ölmez. Çünkü ışıkları bir zincirleme reaksiyon olur. Ve aydınlanmamış kişiler asla yaşamaz. Çünkü herhangi bir zincir yaratamazlar. Paylaşacak ışıkları yoktur, başka birinin alevini yakacak alevleri yoktur."
                                                                                             Osho- Sırlar Kitabı

10 yorum:

  1. bilge insanları ve sözlerini seviyorum ama bu farkındalığa sahip olmak için uzun bir eğitim ve kuvvetli bir özdisiplin gerekiyor. günlük hayatımızda egomuzu yaralayan veya tetikleyen o kadar çok etken var ve öylesine bir koşturmaca -hayat şartları- içindeyiz ki ; iç sesimizi durup dinleyemiyoruz bile:(

    buradaki sadece tek şeyi yakından tanıyorum, ve o da:
    "Tanık olarak kal ve bırak ne olacaksa olsun. Korkunun ötesine geçmek için, korkuyla yüzleşilmesi gerek. Istırabı aşmak için, ıstırapla yüzleşilmesi gerekir."
    kendimi bildim bileli bunu içgüdüsel olarak yaparım ve bu yüzden kendimi şanslı sayarım:)

    paylaşım için teşekkürler sevgili Mavi. yüreğine sağlık:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hoşgeldin sevgili alis:)

      bilge insanların öğretilerini her zaman okuyup uygulamak istiyorum ben de. osho da onlardan biri. çok değerli öğretileri. evet gününümüz koşullarında bunları uygulama kısmında çok tökezliyebiliriz. ancak çaba sarfedebiliriz bu anlamda. farkındalıkla yaklaşıp hayatı algılayabiliriz. zor ama olanaksız değil. ben de okuyarak, paylaşarak bu yöndeki bilgileri taze ve diri tutmaya çalışıyorum. elbetteki her zaman başarılı olamıyorum. ama küçük bir kıvılcım yinelendikçe bir düşünceye dönüşüp güzel ateşler yakabilir diye düşünüyorum.

      beğendiğin kısmı ben de çok tuttum. tanık olmak sadece, çok fazla içselleştirmemek en doğrusu. ne iyi yapıyorsun sen de :)
      yazmana çok sevindim. görüşmek üzere:)
      sevgiler.

      Sil
  2. çok iyi ya.
    okumak gerek.altı çizilmesi gereken yerleri paylaşmışsın bu harika!ara ara açıp okumalı.
    şöyle bir silkelenmek için birebir diye düşünüyorum.
    belki hepimiz söylenenleri biliyoruz ama zaman geçtikçe unutuyoruz ya da zamanın çarkında dönüp dururken hatırlamıyoruz bile.
    birilerinin hatırlatması gerekirdi.
    işte bu da tabiki sen oldun yine mavicim:)
    üşenmeden yazan parmaklarını severim senin:D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. elsacım hatırlamak ve hatırlatmak amacına ulaşabiliyorsam ne mutlu bana.
      ne demek efendim ne demek:)

      Sil
  3. görsellerine de bayıldım yine!
    enfes!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çocuk metinleri gibi yapıyorum. bol resimli:)
      ne güzell

      Sil
  4. Acaba bu kitap ne kitabıdır konusu ne ve ne gibi şeyler yer alıyor merak ettimde

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hoş geldiniz :)
      kişisel gelişim kitabı diyebiliriz.

      Sil

 
Copyright © 2010-2014. maviye iz süren - Konular · Yorumlar
Düzenleme: Ferhat Bayram