23 Ağustos 2013 Cuma

Bir tatil izleği



"beni küçük su birikintileri büyüttü.
beni anlamak için su birikintilerine sor

su unutmaz: daireler çizerek dikkatle çalışır."

                                                                  

                                                            İlhan Berk


Ağustos... Kıvılcımlar saçan ve ateşlere gebe... Bir tek adını verdiği böceğe sevdalı, sıcağın en derin yeri... O yerde ilerledi çiçek elbiseli kadın. Düş yanığı kokan her yanını o çiçeklerin kokularıyla kapattı. Gün döndü çoktan ve ağır bir hava çöktü omuzlarına.

Havada uçan balıklar,  denizde ise yüzen kuşlar vardı.. Kıyıya vurmuş istiridyeler ve o istiridyelerde saklı inciler... Sofrada ise aşıkların bağdan topladıkları üzümler, bir kutuda da birikmiş şiirler  vardı. Dileklerle uçurulan uçan fenerlere bakarak gülüşen aşıkların sesi yansıyordu aya...



Söndürdü mumları. Saklanmış yüreğini yollara attı. Cebinde kalan son acı kırıntılarını,
geçtiği yollara bıraktı. El salladı onlara. Arabanın camından kollarını dışarı çıkarıp rüzgara dokundu. Rüzgarın saçlarını dağıtmasına izin verdi.

Robert Schumann’ın karısı Clara Josephine Wieck için bestelediği o şarkıyı açtı. Hiçbir şey düşünmeden sadece dinledi. Boşaltılmış bir zihni ve  boşaltılmış kalp odacıkları vardı.

Yalan kelimelerin dağarcığına tünememesi için kaygılanırken, antik bir beldenin antik yalnızlığına vuran gölgesi ile karşılaştı. Oteline doğru yol aldı. Hazırlandıktan bir müddet sonra, tuzlu denize döktü kendini. Deniz yıldızlarından toka yaptı saçlarına.  Bir meleği yüzdürdü denizde. Onun gözlerinde gördü sevinci…

O melekle yaptıkları kumdan kalelere sahte bir prenses sakladı. Sonra denize bakan otel odasında, masum bir uykuya tebessüm eden o meleğin yüzünde izledi dünyanın en güzel manzarasını.

Kitaplarının arasında biriktirdiği, kimsesiz, göz yaşı kokan yazılarını alıp  aşağı indi. Deniz kıyısında şarkı söyleyenleri dinledi. Bir süre sonra onlardan uzaklaşarak  yazdığı bütün kağıtları kumun üstünde bir kibritle tutuşturdu. Yanan ateşin gölgesinde oturdu. Unutmak üzere, o külleri kumun altına gömdü.


Lirik bir masaldan koparılmış bir müzik eşliğinde demlenen sözcükler bütünüydü hayat. Ve tek başına danstı, yanık geçmiş kokan bir kumsalda…

"Bir süre sonra, bir eli tutmakla bir ruhu zincirlemek arasındaki ince farkı öğrenirsin. Ve aşkın yaşlanmak, birlikte olmanın da güvende olmak anlamına gelmediğini öğrenirsin, Ve öpücüklerin sözleşme ve hediyelerin de vaat olmadığını öğrenmeye başlarsın, Ve yenilgileri başın dik ve gözlerin açık karşılamaya başlarsın, bir çocuğun üzüntüsü ile değil, bir yetişkinin zerafeti ile, Ve her şeyi bugünü düşünerek yapmayı da öğrenirsin çünkü yarın ile ilgili her şey belirsizdir. Bir süre sonra güneş ışığının yakıcı olduğunu öğrenirsin eğer fazla maruz kalırsan. Bu yüzden, başka birisinin sana çiçek getirmesini beklemeden kendi bahçeni yarat ve kendi ruhunu kendin süsle. Ve göreceksin ki dayanıklısın Ve kuvvetlisin Ve değerlisin..."
                                                                                    Veronica A. Shoffstall 

24 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. Hoşgeldin:)

      huzurla ve güzel hayallerle..

      Sil
  2. O piti piti. Karamela sepeti. Terazi lastik... :)
    Hoş geldin :)
    Umarım iyi zaman geçirmişsindir :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşbulduk,özledim çok
      çok güzeldiii
      :)

      Sil
    2. Nerenin altını üstüne getirdiniz acaba ablacığım :) :)

      Sil
    3. mersin sonra antalya,side
      dağıttık valla:)

      Sil
  3. Yanık geçmiş kokan kumsalın ne olduğunu iyi bilirim Maviizim.. Çok güzel bir anlatımdı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yalnız olmamak o yollarda..

      mutluluk duydum
      :)

      Sil
  4. bu yazıyı zaman zaman dönüp yeniden okuyacağım
    geçtiğim yolları ve gömdüğüm anları gizli bir yere saklamışım gibi sanki.. zaman zaman çıkartıp bakıyor olacağım..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sevgili gab,
      o anlar tebessüm bıraksın yüzüne
      sevgiyle ve huzurla:)

      Sil
  5. İçim bi garip oldu...
    Bazen öğrendiklerimin kattıkları sayesinde güçlü olmak gücüme gidiyor, neden ben güçlü olmalıyım diyorum. Güçlü olmak neden bana düştü ki diyorum bu kadar insanın içinden,sonra kararıyorum ama bu karartı güç olarak geri geliyor yine kalkıyorum... Döngü müdür nedir :/

    Ellerine sağlık,öperim kocaman!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öğrenilmiş çarelerimiz olacak bir gün şebnemcim:)
      ben ümitliyim..

      ben de öpüyorumm
      sevgi, mavi hep sende kalsın:)

      Sil
  6. Son tümce birçok aptal kişisel gelişim kitabının da böğüre böğüre söylediği ve aslında sorgulanması gerek bir kavramı işaret ediyor. Değer ! Kime değer, kimde ve kimden değer ? Ve neden ? Düşün dur ....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldin:)
      Önce kendine değer vermeli sonra hak edene diye sıradan bir cevap yazmak istemiyorum ama gerçek hayatta nedense hep öyle.
      yalnız insanın o değeri hak edeni ayırt etme kısmı çok karışık:)

      Sil
  7. Çok beğendim.
    Huzurlu ve mavili.

    YanıtlaSil
  8. Ayyy süpersin :)
    Bomba gibi geldin, Hoş geldin :))

    YanıtlaSil

 
Copyright © 2010-2014. maviye iz süren - Konular · Yorumlar
Düzenleme: Ferhat Bayram