10 Haziran 2013 Pazartesi

Kendine yetme biçimleri 1


“Senin içinde yok edilemez, ölümsüz, sonsuz bir  şey var. 
Onu bilmek özgür olmaktır, tüm hapishanelerden özgürleşmektir.
Bedenin hapishanesinden, zihnin hapishanesinden,
senin dışında var olan hapishanelerden.”  
- Osho-

Bu da geçer diyor her zaman böyle kalacak değil ya... Olayın, acının  en merkezindeyken nedense hep öyle kalacağını düşünüyordu tüm insanlar gibi... Birilerinin sırtını sıvazlamasını ya da bir kaç bilindik teselli cümlelerini söylemesini de istemiyordu..

Akşam üstü pembeye çalan bulutların görüntüsünü yok etmeye çalışan büyük toz fırtınası gibi geliyordu kontrolsüzce yaptıkları... Pembe bir düşe gölge düşüren fırtınalar gibiydi yenik düştüğü yargılar... Umursamazlığa vurduğu anlamamazlıklar... Hepsini toplasa şimdi ya da ayrı ayrı parçalara ayırıp yeniden sentezlese daha kötü yollara çıkacağını biliyordu... Aymazlığa vuruyordu kendini...

Ak denizlere yol almak için yelkenlilerin onu almasını bekliyordu. Evrenle konuşmalarını, yakarışlarını, dualarını unutmuştu günlerdir. Sanki bilmediği bir  yolda kaybolmuş bir çocuk gibi ellerinden tutulup ailesine götürülmeyi bekliyordu. İşaretler arardı önceden ona gönderildiğini düşündüğü işaretler. Bu işaretlerle evrenin ona bir ileti gönderdiğini tahayyül ederdi. Bu işaretlere bağlı olarak güzel olumlamalar yapardı evrenine. Karşısına çıkan iyi ve kötü olaylara kızmazdı, onların ruhsal gelişimine yardımcı olacağını düşünürdü hep. Peki ne olmuştu da bu inandığı düşünceleri unutuvermişti?

Hayatında yolunda gitmeyen bir şeyleri değiştirme ve onları iyiye kanalize etmek için mücadele etme gücünü kaybetmişti. İnsanların, olayların onu çekmek istedikleri yere düşünmeden, sorgulamadan varmıştı. Orada kalmak ve aynı ezginin bozuk nakaratını söylemek daha kolayına geliyordu.

Dünyada 'Enerji bütüne aittir' yasası vardı. Yani çıkan enerji çıktığı kaynağa geri dönerdi. Günlerdir negatif enerjiler yaydığını ve karşılığında bu negatif enerjileri aldığını  yeniden fark etti. Üzülmedi bunu fazlasıyla yapıyordu çünkü. Kalktı, duş sayısını arttırdığı bu günlerde ılık bir duş aldı, güzel kokular sürdü ve bir tütsü yaktı.
Bir metafizikçi gibi olmalıydı insan. Dışında var olan ve kendine akseden olayların, algılayışların kendi iç dünyasından kaynaklandığını unutmamalıydı. Akışın, kalabalığın ve çevredeki enerjilerin bunu unutturmasına izin vermemeliydi. Zihin, beden, ruh birliği çok önemliydi. Yazdı bunları yeni aldığı defterine ve her gün bu şekilde yazıp kendi içini temizlemeliydi.

Elleri arasına alıp başını tekrar düşündü.Neden buradaydı ve eksikliğini duyduğu şey neydi? O eksiklik aslında kendini tanıştıracaktı ona, kızmamalıydı. Bunu kendi eksikliği gibi düşünmemeliydi. Yeniden yazdı beyaz bir sayfaya:

'Hayattaki amacını unutma, herkes bir görev için burada. Olabildiğinin en iyisi olmaya gayret et. Herkes birilerinin hayatında bir ışık, sen aydınlatırken kendini de aydınlatıyorsun, karanlığa aldanma.
Yürü yürü ışığa yürü...'

6 yorum:

  1. Canım harika yazmışsın,beni yazmışsın:)O kadar güzel aktarmışsın ki..Senin gibi insanların var olduğuna çok mutlu oluyorum.Ayna tutuyorsun,ışık veriyorsun.Tam da canım sıkkındı,iyi geldi gerçekten:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Görmeden hayatın aynı yerinde durmak ve aynı duygularda buluşmak ne güzeldir:)
      ben de kendi yaşadıklarımdan yola çıkarak yazıyorum ve hissedilmek kısmında çok mutlu oluyorumm
      iyi ki senin de farkındalıklı güzel kalbinin sesi burada:)
      sevgiyle..

      Sil
  2. Hadi canım!
    yaşadığım bir anıyı canlandırdı kafamda.
    iyi geldi be.
    eyvallah Bahar'ım..

    YanıtlaSil
  3. işte beklediğim yazılarından biri devamı gelsin ama:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sen istersin de gelmez mi:)
      yazacağım..

      Sil

 
Copyright © 2010-2014. maviye iz süren - Konular · Yorumlar
Düzenleme: Ferhat Bayram