9 Haziran 2013 Pazar

Bir sanrı ile konuşmalar


Unutmadım aramızdaki beceriksiz dili 
Dünya yordu bizi. 

Benim de söyleyemediklerim var. 

Hiç söyleyemeyeceğim onları belki de.

Uzun bir yolu geliyoruz seninle, yolu geldikçe anlıyorum ki, 

Biz,

bu dünya üzerinde yürüyemiyoruz bile.”
Birhan Keskin
Ulaşılabilir mi insanın içindeki ıssızlığa? Ya da ıssız kalsa insan duyumsanabilir mi?
Gerçekten gülünebilir mi dünyanın sert zeminlerine çarptıktan sonra?

Parçalı bulutlu bir gök ile başlıyor güne. Elinde kahvesi ve odanın her yanına dağılmış düşünceleri, soruları...
Aynaya bakıp gülerken kendine ve gülerken düşüncesizliklerine, 'ellerin gerçek olmalıydı' diyor. Sonra ona ulaşamayan ruhu dalgalanıyor, acıyor kendine.Boş bir deniz için yelkenler dolusu umutlar biriktiriyor. Kesif bir karanlık abanıyor üstüne, üşüyor, üşüyor,üşüyor. Kimse yok biliyor. Boşluktan boşluğa geçişlerde nefes alıyor. Her baharda hayali kahramanların, hiç olmadık masallarını okumaya yelteniyor. Bu ya bir kitap kahramanı oluyor ya da bir film kahramanı... Onları okudukça, izledikçe hiç olmadık hayallerde katlediyor saf inanışlarını...
Kapıya yöneliyor onu hem alttan hem de üstten kitliyor. 'Gelmemeliydi aklıma ya da iliştirmemeliydim yaşamıma' diyor. Bazen olması gerekenlere insanın karşı koyamadığını görüyor... Zihnini kitlemeyi ve aykırı kahramanlara açmaması gerektiğini yineliyor kendine.

Geçiyor mutfağa, masada bir dilim ekmek kesiyor, kahvaltısını hazırlıyor hiç canı istemezken. Zorunluluklarla, sorumluluklarla çerçevelenmiş hayatının gereklerini yapıyor sorgulamadan. Hayatından da bir dilim kesmek istiyor, sadece ona ait olan bir kaç gün belki... Bir kaç gün yazın kaldığı eşyaları eski eve sığınmak, denizi izlemek, durulmak ve kendini sıfırlamak istiyor. Fazlalıklar var içinde, bir yerde düzeni bozan bir nota var. Her yana dağılmış hayal kırıklıkları, o kırıklıklardan ona yansıyan çağrışımlar var.
Ceplerinde yitik aşkların yitirilmiş öyküleri var. Kalkıyor masadan, karşısında bir anda beliren hayalden kaçıyor. Pencereden ona ulaşan manzaraya bakıyor, bu sefer hayal balkondan onu çağırıyor. Bu çağrıdan kaçış olmadığını anlayınca balkona yöneliyor.

Açıyor balkon kapısını gidecekmiş ve bir daha dönmeyecekmiş gibi bakan o hayalle konuşuyor. Uzun uzun onu izliyor. 'Gitme, bütün sabahlar gidişini hatırlatacak' diyor. Hayal ise  usul usul ellerini saçlarında gezdirip kadının ve gözlerine bakarak: 'Sadece bir zamana ait olmalısın' diyor ve uçarak göğe doğru küçülüyor. Kadın bir süre sessiz sessiz bakıyor göğe. Orta çağ savaşları sonrası gibi kalan kalbini duyuyor. Birbiri içine girmiş zaman odalarından geçiyor. Sonra balkondaki bambu sandalyeye oturup şehrin manzarasına bakıyor ve Tanpınar'ın dizelerini okuyor kısık bir sesle:

"Ne içindeyim zamanın,
Ne de büsbütün dışında;
Yekpare, geniş bir anın
Parçalanmaz akışında.

Bir garip rüya rengiyle
Uyuşmuş gibi her şekil,
Rüzgarda uçan tüy bile
Benim kadar hafif değil.

Başım sükutu öğüten
Uçsuz bucaksız değirmen;
İçim muradına ermiş
Abasız, postsuz bir derviş.

Kökü bende bir sarmaşık
Olmuş dünya sezmekteyim,
Mavi, masmavi bir ışık
Ortasında yüzmekteyim."

Hiç bir sözcüğün kalmasın üzerinde... 

O bunları yazarken fonda bu müzik çalıyordu...

12 yorum:

  1. hayalden kaçtıkça aslında tam da yeniden belirir hiç olmadık zamanlarda..
    parçalı bulutlar anlatıyordu en bezgin öyküsünü güneşin kanayan yanına..
    kadın ve hayal ,hayal ve kadın ..bu döngü fondaki şarkılar yinelendikçe kendine yer bulacaktı daha da büyüyen haliyle..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayallerimiz bizi hep güzel,aydınlık yollarda buluştursun sevgili elsa
      kaçmaya çalışmak daha çok çağırır sanki kaçtığımız şeyi
      kaçmak yerine hayatımızdaki boşlukları doldurmak en güzeli...

      Sil
  2. Şarkıyı çok sevdim :) karışık bir ruh hali. Bazen dur dememek lazım,bazen düşünmeye ara verip hissedileni yaşamak lazım; engel olmadan,neden diye sormadan... Ne yaşanması gerekiyorsa onu...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok şeker ama:)
      düşünmek ve duygular birbirine çok sarıldığında insanı çıkmazlara mutsuzluğa itebiliyor o nedenle bazen sorgulamadan akışına bırakarak yaşamak en hafifi..

      Sil
  3. son resim tamda sade kahvemi içerken denk gelmesiii ;) yapılan yorumlara katılıyorum ve okurken yazıyı yaşamamak hissetmemek imkansız :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ne hoş bir tesadüf olmuş:)
      canımm hissetmen ne özeldir,çok teşekkürler:)

      Sil
  4. maviye maviye çalar gözlerin maviyi arar yüreğim:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Mavi,maviydi gökyüzü
      Bulutlar beyaz,beyazdı
      Boşluğu ve üzüntüsü
      İçinde ne garip yazdı... "

      Sil
  5. son zamanlarda okumaya ihtiyacımız olan bir yazı bu bahar... Çok güzel... özellikle müzik...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hepimizin sokakları denize çıksın ve o denizin maviliği yayılsın ruhumuza..

      Sil

 
Copyright © 2010-2014. maviye iz süren - Konular · Yorumlar
Düzenleme: Ferhat Bayram