30 Aralık 2012 Pazar

F. Scott Fitzgerald'ın Kızına Öğütleri

- 16 yorum
Önemsemen gereken şeyler:

Cesaretin
Titizliğin
Verimliliğin
At sürme yeteneğin

Kafana takmaman gereken şeyler:
İnsanların ne düşündüğüne aldırma
Oyuncak bebeklere kafanı takma
Geçmişi dert etme
Gelecek için kaygılanma
Büyümeyi kafana takma
Birinin seni geçmesini dert etme
Zafer kazanmaya kafanı takma
Senin hatan yüzünden değilse başarısızlığı da dert etme
Sivrisineklere aldırma
Sineklere aldırma
Genel olarak böceklere aldırma
Ebeveynlerini kafana takma
Oğlanları kafana takma
Hayal kırıklıklarını dert etme
Zevklere kafanı takma
Tatmin olmaya kafanı takma

Düşünmen gereken şeyler:
Neyi amaçlıyorum?

Çağdaşlarıma kıyasla şu konularda ne kadar iyiyim:
(a) İlim irfan
(b) İnsanları anlayabiliyor ve onlarla anlaşabiliyor muyum?
(c) Vücudumu bir ensturman gibi kullanabiliyor muyum yoksa ihmal mi ediyorum?

 Sonsuz sevgilere,

Babacığın
                                                                           F. Scott Fitzgerald
                                                                          "A Life İn Letters" adlı kitabından
Devamı >>

29 Aralık 2012 Cumartesi

Hafta sonu teması:Kar,yeni yıl,kış

- 12 yorum
Bugün seninle yılbaşı temalı çalışmalar yaptık.Noel babanın çıktısını aldım,dilediğince boyadın sonra onun ucuna ip geçirip avizeye astık.Çam ağacını da aynı şekilde boyadın sonra Buz Devri'nin kahramanlarından en çok sevdiğin Sid'e yılbaşında Barbie istediğini söyledin.Beraber "haydi gelin çocuklar kardan adam yapalım" şarkısını dinledik ve söyledik.
Devamı >>

27 Aralık 2012 Perşembe

Bu bir Nurturia Kıpraşmasıdır:)

- 20 yorum

İnsanlar vardır hayatın karmaşık sahnesinde size enerji katmak için güzelliklerle anlarınızı kamaştırırlar,hayat onlarla anlamlıdır,sevimlidir ve katlanılır bir oyundur.Size güzellikler sunarlar"Yılbaşı için kura çektim birbirimize çıktık"diyip sizi küçük mutluluklarla ödüllendirirler.Sarılmak istersiniz ve bırakmamak onları...Bugün de öyle içten,güzel bir gündü canım arkadaşım Nur,annesi ve Seymen,güzel dakikalar paylaştık.Gülce ve Seymen her zamanki gibi tam yemeliklerdi.


Bu alttaki çok güzel çerçeve ve çanta Nurcuğumun Gülce ve bana yeni yıl hediyesi,çok teşekkür ediyorum.Böylelikle ilk hediyemi de çok sevdiğim arkadaşımdan aldım,sevindim.



Bir de Yalıncığım bana çok güzel bir şarkı yazmış:)Onu da bu keyifli posta uygun gördüm.
Sen ne tatlı bir şarkısın böyle....


Devamı >>

23 Aralık 2012 Pazar

Süslü Kutu

- 24 yorum
         Cuma günü öğretmeni Gülce'ye içinde malzemelerle dolu bir yoğurt kutusu ve küçük bir not gönderdi.Notta yoğurt kutusunu gönderilen artık malzemelerle süslememiz ve içini mavi kapakla doldurup okula göndermemiz gerektiği yazıyordu.Okulda engelliler için bu tür bir çalışmaya ailece dahil olmamız güzel gerçekten.Akşam yemeğinden sonra Gülce ile malzemelerimizi hazır edip bu kutuyu yaptık.Bu tür aktivitelere bayılıyor Gülce.Defalarca teşekkür ediyor mutlulukla ve benim onu sevdiğim gibi o da beni seviyor,sırnaşıyor beraber şımarıyoruz,seviyorum bu anları...
Sonra sepet gibi koluna takıp yumurta satıyor,kalem satıyor,mavi kapakla doldurup okula verinceye kadar inşallah sağlam kalır bu kutu:)Ya da durmadan damacana değil de küçük pet şişelerle su almalıyız ki ancak dolduralım.
Bir de bugün kendime güzel bir kitap aldım.Elimdeki kitabı hemen bitirmeye çalışıyorum ki bu kitaba başlayayım.O yüzden evde şu sıralar aşağıdaki kadın modundayım:)
Herkese güzel bir hafta sonu diliyorum...


Devamı >>

20 Aralık 2012 Perşembe

Aşk ve Hayranlık Ayrımı

- 12 yorum


      Geçen gün arkadaşımla ilişkisi üzerine konuşurken yaşadığının aşk mı,hayranlık mı olduğu konusunda tıkandık kaldık.Ben de bu ayrım üzerine yazmak istedim.
       Aşk ve hayranlık birbirini,birbirinde barındıran ama küçük nüanslarla ayrılan kavramlardan.Hayranlık,tabanında bir kişinin kabiliyet ve özelliklerini takdir etme eğilimi gösteren ve genellikle  saygıyı içinde barındıran bir duygu.
Aşk ise kalpten gelen bir his ve bileşenin de hayranlık da var.O kişinin,bir başkasına ilgisi sizi acıtıyorsa,bunun yanında içinde şefkat,merhamet duyguları filizleniyorsa bu aşktır.Kalp ve zihin arasında bir savaş halidir.Hayranlığın romantiklikle pek bir ilgisi olmaz ama aşk da romantiklik vardır.Birini koşulsuz kabul etme durumu ve içinde sıcak,insanı bulanıklığa düşüren açıklanamayan haller toplamı.

Aşk,hayranlık,şehvet,cazibeyi içeren fiziksel ve duygusal bir kombinasyondur.Hayranlık herhangi bir anlamda sevgi barındırmayabilir daha entellektüeldir.Aşk,sabırlı ve naziktir;hayranlık,sabır,şefkat gerektirmez model alma,o kişinin rolünü beğenme,tasvip etme gibi sınırlı bir duygudur.Aşk ilham verir ancak hayranlık da zamanla başka duyguları da çekerse ve çekim alanı genişlerse bir gün aşka dönüşebilir.Sevgilinin size yaptığı Çikolatalı Mus aşksa,annenizin size en sevdiğiniz yemeği yapması hayranlık olarak nitelendirilebilir.Çünkü onun karşılıksız sevgisi siz de hayranlık uyandırır.

Birine hayran olduğunuzda o,aklınızı alır,
Birini sevdiğiniz zaman o,kalbinizi alır,
Ve aşkın gözü kördür...
Devamı >>

17 Aralık 2012 Pazartesi

Yavru Tavşancık ve Irmak Perisi

- 16 yorum
   
   Çoook uzak ülkelerin sessiz sedasız ormanlarından birinde masmavi uçuşan elbisesi ve beyaz kanatları olan,siyah saçlı çok güzel minicik bir ırmak perisi yaşarmış.Bu ormanın içinden çok duru,güzel ırmaklar geçermiş.Ormandaki hayvanlar birbirleri ile güzel anlaşıp,geçinip giderlermiş.
   Irmak perisi iyiliksever ve zor durumda kalanlara yardım eden çok şeker bir periymiş.Yardıma muhtaç,zor durumda olanları ırmağın hızla akıp,gürlemesinden ve zor durumdakilerin o ırmağa yansımasından görür,hemen beyaz kanatları ile uçup yardıma koşarmış.O gün ırmak perisi koca çınar ağacına kurulu salıncağında uyurken ırmağın coşkulu akması ve taşması ile irkilmiş aniden.Irmağın üzerinde beliren çaresiz yavru tavşanı görmüş.
Yavru tavşancık arkadaşları ile oyunlar oynarken ormanın derinliklerinde aniden yolunu ve bütün arkadaşlarını kaybetmiş.Yoldan geçen kimsenin olmadığı,ıssız yerlerde ağlamaya başlamış.Yavru tavşancığın ağlamasını işiten koca dev uykusundan uyanmış ve güzel bir akşam yemeği olarak gördüğü yavru tavşancığı kovalamaya başlamış.Yavru tavşancık hızlı hızlı koşmuş küçük bir mağaraya gizlenmiş.Nefes nefese burada korkudan titrerken aniden bir ışıkla beliren Irmak Perisi ile biraz sakinleşmiş.Irmak perisi yavru tavşancığı kanatları arasına alıp götürürken koca dev onları izlemiş ve periden zorla tavşancığı almış.Irmak perisi: ”Neden böyle kötülük yapıyorsun?O daha çok küçük onu bana ver.”demiş.Dev: ”Sen sözünde durmadın bana çikolatadan kaplı bir ev verdin ama o ev çoktan yok oldu.Şimdi açlıktan ölemem ve ormandaki  diğer hayvanları da sırayla yiyeceğim”demiş.
Irmak perisi: ”O zaman seninle bir anlaşma yapalım,sen kimseye bir daha kötülük yapma ben de sana diğer perilerden aldığım güçlerle hiç bitmeyen,her tarafından çikolata damlayan bir ev yapacağım ormanın uzağında.”demiş.
Dev: ”Görmeden inanmam” demiş.
     Irmak perisi hemen yağmur perisi,çiçek perisi,rüzgar perisi gibi ormanın diğer perileri ile görüşmeye gitmiş.Onların güçleri ile ormanın uzağında kocaman her tarafından çikolatalar damlayan,yedikçe bitmeyen bir ev yapmış.Devi oraya götürmüş dev de elindeki yavru tavşanı ırmak perisine vermiş.Bir daha kötülük yapmayacağına söz vermiş.
    Yavru tavşan büyük bir sevinçle ırmak perisini öpmüş o da “bir daha bilmediğin yerlere gitme”demiş,yavru tavşancığa sarılmış ve onu  evine bırakmış.Akşama teslim olan ormanda ırmak perisi gökyüzünü huzurla izlerken bir yıldız kaymış,o her yaptığı iyilikten sonra kayan yıldızlarda tüm evren için çok güzel dilekler de bulunmaya devam etmiş….
Devamı >>

16 Aralık 2012 Pazar

Günüm günüm güzel günüm:)

- 16 yorum
          
       Okul arkadaşlarımla ayda bir gün yapıyoruz.Çocuklar için oyun grubu,bizim için de okul dedikodu grubu oluşuyor bu durum hepimizin hoşuna gidiyor.Okuldaki olayların,öğrencilerin,ev hallerimizin kritiğini bu gün aracılığıyla gerçekleştiriyoruz.Bu ayda sıra bendeydi.Sevgili arkadaşım vanilins'in katkılarıyla güzel bir menü hazırladım herkes çok beğendi,standartları niye bu kadar yükseltiyosun diye sıradakiler ince bir sitemde bulundular.Güne katılanların dışında sevdiğim arkadaşlarım da gelince bayağı  kalabalık olduk.Çok yoruldum dün,bugün öyle evde dinlendim.Günümü alnımın akı ile geçirmiş olmanın haklı gurur ve onuru ile hepinize güzel pazarlar diliyorum...
Devamı >>

Yola çıkmak yitirmek ülkeleri!

- 4 yorum


"Yola çıkmak,yitirmek ülkeleri!
Bir başkası olmak süresiz,
Yalnız görmek için yaşamaktır,
Köksüz bir ruhu olmak!

Kimseye ait olmamak kendime bile!
Durmadan gitmek sonu olmayan
bir yokluğun peşinde
ve ona ulaşma isteği içinde!

Böyle yola çıkmaktır yolculuk.
Ama ben açık bir yol düşünden öte,
bir şeye gerek duymuyorum yolculuğumda.
Gerisi sadece gök ve toprak."
                                                     Fernando PESSOA
Devamı >>

12 Aralık 2012 Çarşamba

Okul-ev git gelleri

- 23 yorum


Okulda:

-Öğretmenim dün uzaya gitmiştim oradaki arkadaşlarım bana uzay arabası verdiler.Uzayda arabamla ve minik arkadaşlarımla gezdim,bu el fenerini de onlar hatıra olsun diye verdiler.(Elinde el feneri ile sınıfa gelen astronot olmayı düşünen Muhammed)
-Öğretmenim ne zaman kırmızı ayakkabı giyeceksiniz?(Her gün kıyafetlerimi inceleyen moda meraklısı Berivan)
-Öğretmenim bugün yazmadınız,okumadınız,ingilizce çalışmadınız?(Sınıfın başkanı,sorumluluk delisi Saliha)
-Öğretmenim Osman çok saçmalıyor onu görmezden gelelim.(Bilmiş Mustafa)
-Öğretmenim masal perilerinin yolculukları ile ilgili bir masal yazalım.(Hayal kurmayı çok seven Emine)
-Öğretmenim mutluyken bir kelebek gibisiniz.(Her tepkime yorumlar yapan duygusal Özlem)

Evde:
Gülce oyunları ve masalları..

     Üniversiteyi okurken bir hocamız,yabancı bir ülkede mahkemelerde sınıf öğretmenlerini şahit olarak kabul etmediklerini söylemişti.Çok kızmıştık o zaman,şimdi çocukların dünyalarında kovalamaca oynaya oynaya onlar gibi düşünmeye mi başlıyorum ne?

Devamı >>

10 Aralık 2012 Pazartesi

Ruh Beden Konuşmaları

- 14 yorum




O eski binanın çatısından fırtınalı yağmura karşılık verircesine,
                                                                                 çarptı,yere büyük bir hızla.
Ruhu bedeninden uzaklaşıp baktı ona...
                                                                    Giderayak açık gözlerini kapatıp
uçmaya başladı.....
                                                                     Rüzgarın kucağında boşlukta sallandı.....
Deli dilli bir aşığın peşine düştü
                                                                     Onun ruhuna bir sahilde selam verdi.
Dikenli bir kağıttan buharlaşan cümleleri okudu.
                                                                         Ben sana söylemiştim
her defasında yara almaların sürecek  demiştim.
                                                                     Safını belli et artık demiştim.
Ne zaman risk almayı göze alacaksın?
                                                                     Ya kırıklıklarına basarak yaşamaya çalışacaksın,
Ya da bir kırıkla tüm kırıklıklıklardan geçeceksin,demişti sana.
                                                                     Bir de dün arayıp,rüyamda gördüm demişti hani,
bir kazada ölmüştün,kayıptın,bulamamıştın beni
                                                                       hafif,alaycı gülümsemeyle bakmıştım,haberin yoktu,ben zaten kayıptım.
                                                                     Uzaktım benden,demiştim.
 Görünmeyeni gözleyen gözlerim,
                                                                     Yağmurunda ıslanan saçlarım,
 unuttuğum dünyayı,ruhuma yerleştirmeni ümit eden bedendim.
                                                                      Hayta bir ruh olarak,                         
 Bu iç çekiş trenlerinde uyuyakaldım,onların uçuşan cümleleri ile yarıştım.
                                                                       Yere çarpan cansız bedenime vardım o sözcüklerle.
O sözcüklerle yıkadım onu....
                                                              Onun yitmesine,çiçekler kadar özgür büyüyemesine üzülmedim

Çok geldi dünyaya,
koruduğu,kolladığı sevdiklerinin bile  kendilerini ona karşı savundukları savaşlara maruz kalandı.
                                                    Ruhunun ellerinden tutup ateşlere yakınlaştırıp uyandırdınız onu,
Her tarafı yanıklarla,yara izleri ile doldu.
                                                    Kırılganlığını susturdu,yaralarını görmezden geldi,sarhoşluğa vurdu.
Ne iyi bir evlat,ne iyi bir aşık,ne iyi bir oyuncu,ne iyi bir dünyalı oldu.
                                         Sizin doğrularınızda büyüyemeyen,kendini doğuramayan vasat bir çocuktu işte...


                                                                     
                                                                    

Devamı >>

9 Aralık 2012 Pazar

Kar Bekleyişi

- 14 yorum

-Ne zaman kar yağacak anne?
    
-Sıcaklık çok düştüğünde yani hava çok soğuk olduğunda.

-ıııı,ııııı,ıııı, bak çok soğuk,çok üşüyorum ben.
    
-Şu anki havadan daha soğuk olduğunda yağacak tatlım.
 Hem sen,neden bu kadar yağmasını istiyorsun?

-Kar beni seviyor,ben de onu seviyorum,onda kardan adam var,kar topu var..
 Hadi ama ne zaman yağacak kar anne?
Devamı >>

8 Aralık 2012 Cumartesi

Hatırlatmalar

- 14 yorum



"Beklemekte olduğun şey, ancak onu beklemeyi unuttuğunda gerçekleşir. Bu, evrenin ‘sen bakarken soyunamıyorum’ deme şeklidir."
                                                    Küçük İskender
                                    

 "Herhangi bir şeyin olma olasılığı, arzu edilirliğiyle ters orantılıdır."
                                                          Murphy Kanunları

Devamı >>

4 Aralık 2012 Salı

Bir çıkar yol yok mu?

- 10 yorum
   
   Kimsenin seslerini duymadığı,duymazdan geldiği,sessiz çığlıklarda kaybolan kadınların hikayesi  bu.
Zehra  altı  kız doğurmuş,üç tane düşürmüş ve şimdi erkek çocuk doğurmanın yolunu arayan,çaresiz kadınlardan biri.Çaresiz çünkü erkek çocuk doğurmazsa kocası üzerine kuma getirecek.Bana,bugün kızının durumunu sormak için geldiğinde,bu konuda gezdiği tüm doktorları,içinde bulunduğu durumun korkuları ile cesur bir yolculuk yapmaya çalıştığını anlattı.
   Bu çetrefilli yolların mücadeleci,kahraman annelerinin hiç bir güvenceleri ,tutunacakları dalları yoktu.Yalnızlardı…Erkek çocuk getirmek onun elinde değildi anlatamıyordu,anlamıyorlardı…
     Oturmuş töre,örf,adet ve geleneklerin sürdüğü dışa kapalı toplumlarda,yeni birtakım değer ve inanışların yerini bulması uzun vadeli bir süreçti.Bunun için sadece kırsal kesimin küçük dünyasına oynamayan politik bir zihnin ötesinde onların yaşam tarzlarını farklılaştıracak yeniliklerin hakim olduğu radikal değişikliklerin benimsenmesi gerekiyordu.Aksi takdirde bu kadınlar bağnaz kuralların hüküm sürdüğü coğrafyalarda ezilmeye,hor görülmeye,haklarından bihaber yaşamayı  gerçek yaşam tarzıymış  gibi özümsemeyi  öğrenecekler  ve kendi  çocuklarına da öğreteceklerdi.Bu  noktada devreye giren eğitim,tepeden inme,şartlardan uzak,kılık kıyafetle sınıf ayrımını oluşturacak kadar gri yüzlü,siyasi emellerin tekdüzeliğinde kısırlaştırılan bir yetersizlikte olmamalıydı.
    Bilim ve akıl ışığında geniş düşünme metotları kazanmış bireylerin yetiştirildiği,yaşama dokunan,onu üreten ,soran,sorgulayan bir eğitim sanırım tüm aksaklıkların giderilmesi için bir başlangıç olabilir.Bunun yanında gelecek kaygısından uzak,kendini gerçekleştirmiş insanlar topluluğunun oluşturduğu bir dünya umudu,tüm insanların güzele inanışını ve gayretini yerinden oynatabilir. 
      Erkek çocuk,kız çocuk nihayetinde insanın geçen,geçmekte olan hayatından kalacak yegane varlıklardı.Cinsiyet ne fark ederdi ki…


Devamı >>

2 Aralık 2012 Pazar

Pazar aktivitelerinden

- 19 yorum


    
       Güzel bir Pazar kahvaltısı sonrasında Gülce ile el baskısından,yılbaşı kapı süsü yaptık ve keyifle kapımıza taktık.Yılbaşına daha var ama aktivite yapma duygularımız kabarınca dayanamadık.
      Şu aralar Nazımız babasının galaksi telefonu ile bozmuş durumda,sürekli oradan çizim yapmak istiyor.”Güzel bir annem varmış,beni okuldan alırmış” şeklinde bana şarkı bestelemiş sürekli onu söylüyor.Uyanmadan önce “Anne bak  uyanacağım,bana günaydın de”Jdiye direktifler vermekten hoşlanıyor.Beni üzdüğünde Türk filmlerindeki artistler gibi yaptığım ağlama taklidime dayanamıyor her dediğimi  yapıyor. Yemek bile yiyebiliyor böylelikle.Heyooo yeni  bir metot keşfettim kendiliğindenJKuaför,market ikilisi ziyaretlerimizi de bitirince eve attık kendimizi.Uyuduktan sonra kulaklıklarımı takıp müzik dinleyerek temizliğe giriştim resmen yerleri kazıdım her tarafı pırıl pırıl yaptım sonra her şeyin bir sürede olsa böyle kalmasını diledim öyle izledim,bir güzel kahvemi yaptım,akşam yemeğini de babamızın üstüne attım.
Sevgili pazartesi,biz seni güzel karşılamaya hazırız sen de hazır ol ama.
Son zamanlardaki Gülce,arkadaşı Roza ile beraber.


Devamı >>

1 Aralık 2012 Cumartesi

Sonbahar,vezinsiz hayat diyalektikleri

- 12 yorum


     Ayaklarımın altında ufalanan ve kırılma sesi çıkaran sonbahar yaprakları yeni bir şarkıya başlamışlardı sanki.Her kaçış bir yenilik,her yenilik kızılımsı bir masaldı,sürükleyici,yaşanası....
   Sonbahar yapraklarına basarken ömrümün kuruyan yapraklarına da basıyordum.Onların ufalanışını ve onların üzerinden geçişlerimi de duyuyordum.Geçişlerim tenha,korkulu bir tüneli andırıyordu.Sen parkta
 oynarken çocuklarla,ben de oturdum bir bankta.İzlemeye başladım seni ve diğer çocukların oyunlarını.Üç dört çocuk yanlarında mendil bulamayınca kuruyan yapraklarla "yağ satarım bal satarım" oynamaya başladılar.
Ben de düş kozmozumda ete kemiğe bürünen hayalet kahramanlarımla oynamaya başladım,kuru yapraklarla hüzün oyununu.O oyunda oyunbozanlık yapan esmer,çelimsiz bir çocuk vardı.Oyunda oturduğu yerden kalkıp kulağıma eğilip:"Uzaklığım,bir tuzak!"dedi  ve kaçtı.Bağırarak:"Seni sınadım ben de diğerleri gibi mecaz oyunlar oynadım sana!"  ve kaçtı.Ona mat gözlerle baktım,mental bir ağırlığın üzerimden kalktığını hissettim.

Bir ıhlamur ağacının altına gidip oturdum,ardından baktım,dilim lal oldu,düşüncelerim çarpıştı eski yazlık sinema kalabalığında,onun bana uzaklığında kendimi kaybetmiştim,kendimle yalnızlığımı unutmuş,bambaşka bir halet-i ruhiyeye girmiştim.Pervane olmuştum,dönmekten yorulmuştum.

Çömelip otururken cebimde bir çıkıntının karnımı rahatsız ettiğini gördüm.Yokladım cebimi birçok sözcük bırakmıştı bana,bunlar çoğalmıştı taşıyordu cebimden.Aldım diğer ceplerime pay ettim.O sözcüklerle mavi kaplı defterime gecikmelerimi yazdım.Ellerim kanamaya başladı bıraktım yazmayı.Elimi sarıp avutmalarıyla,Beyoğlu'nda orada yürüğümüz öğle vaktine,koşmaya başladım.Koştum,koştum,koştum...
Gülce aniden ellerime dokunarak:"Anne nereye gidiyorsun?"dedi.Kısa süren ama bana çok uzun gelen o rüyadan irkilme ile uyandım.
Sen de sanki hissetmiş gibi sordun"Anne nereye gidiyorsun?"
Açtım gözlerimi uykumu getiren miskin güneşe ve sana bakarak aniden ters yüz edilen düş kozmozumdan çıktım.
Sarıldım sana.Beraber kuru yaprak,minik taşlar topladık.Sana küçük bir çiçek hediye ettim sen de bana içten bir tebessümle teşekkür ettin.Güneşin altında duş alır gibi yaptık sonra bindin bebek arabana.Güçsüzlüğümle sürdüm yokuşlu yollarda seni.

Yanı başımızdaki savaştan kaçan,sığınan insanların dilenmeleri ile duraladım,cüzdanımdaki paradan çıkarıp verdim.O dilencinin gözlerindeki mağduriyet sözcüklerini de ben aldım.Küçüldü kaygılarım,küçüldü yalnızlık bulmacalarım,gülüşlerimden büyüyen çocuğum daha çok çoğalmak istedi.Kızıla,kahveye çalan bu güzde yeşil giydim bedenimle,yeşiller açtım ruhumla.

Sen bebek arabasında uyuyakaldın,ben yokuştan sonra bir sokak başında soluklandım.Arkama baktım her sokak başında dinlenip aynı şekilde soluklanmıştım ve aynı cümleleri kurmuştum.
Hayatta böyleydi her durakta,her dönemeçte aynı noktaya varıyordum.Geçmişin,geleceğin değil şimdinin en iyi oyuncusu olmalıydım,yanıbaşımda büyüyen saf bir yüreğe,kötülüklere en güzel değerlerle karşı durmayı,hayata inatla gülümseme ile sarılmayı,hayatın vezinsiz şiirini okumayı öğretmeliydim.....
Devamı >>
 
Copyright © 2010-2014. maviye iz süren - Konular · Yorumlar
Düzenleme: Ferhat Bayram