10 Aralık 2012 Pazartesi

Ruh Beden Konuşmaları





O eski binanın çatısından fırtınalı yağmura karşılık verircesine,
                                                                                 çarptı,yere büyük bir hızla.
Ruhu bedeninden uzaklaşıp baktı ona...
                                                                    Giderayak açık gözlerini kapatıp
uçmaya başladı.....
                                                                     Rüzgarın kucağında boşlukta sallandı.....
Deli dilli bir aşığın peşine düştü
                                                                     Onun ruhuna bir sahilde selam verdi.
Dikenli bir kağıttan buharlaşan cümleleri okudu.
                                                                         Ben sana söylemiştim
her defasında yara almaların sürecek  demiştim.
                                                                     Safını belli et artık demiştim.
Ne zaman risk almayı göze alacaksın?
                                                                     Ya kırıklıklarına basarak yaşamaya çalışacaksın,
Ya da bir kırıkla tüm kırıklıklıklardan geçeceksin,demişti sana.
                                                                     Bir de dün arayıp,rüyamda gördüm demişti hani,
bir kazada ölmüştün,kayıptın,bulamamıştın beni
                                                                       hafif,alaycı gülümsemeyle bakmıştım,haberin yoktu,ben zaten kayıptım.
                                                                     Uzaktım benden,demiştim.
 Görünmeyeni gözleyen gözlerim,
                                                                     Yağmurunda ıslanan saçlarım,
 unuttuğum dünyayı,ruhuma yerleştirmeni ümit eden bedendim.
                                                                      Hayta bir ruh olarak,                         
 Bu iç çekiş trenlerinde uyuyakaldım,onların uçuşan cümleleri ile yarıştım.
                                                                       Yere çarpan cansız bedenime vardım o sözcüklerle.
O sözcüklerle yıkadım onu....
                                                              Onun yitmesine,çiçekler kadar özgür büyüyemesine üzülmedim

Çok geldi dünyaya,
koruduğu,kolladığı sevdiklerinin bile  kendilerini ona karşı savundukları savaşlara maruz kalandı.
                                                    Ruhunun ellerinden tutup ateşlere yakınlaştırıp uyandırdınız onu,
Her tarafı yanıklarla,yara izleri ile doldu.
                                                    Kırılganlığını susturdu,yaralarını görmezden geldi,sarhoşluğa vurdu.
Ne iyi bir evlat,ne iyi bir aşık,ne iyi bir oyuncu,ne iyi bir dünyalı oldu.
                                         Sizin doğrularınızda büyüyemeyen,kendini doğuramayan vasat bir çocuktu işte...


                                                                     
                                                                    

14 yorum:

  1. Yine benden bir şeyler taşıyor bu yazı. İçimde bir yerlere dokundu. Kalemine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaşadığımız olumsuzluklar bazen aynı paydada toplatabiliyor bizi.

      Sil
  2. Cok etkileyici cok ruhu oksayan cumleler yine !

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ruhun demlenmeleri,sayıklamaları diyeyim.

      Sil
  3. Çok güzel yazmışsın.

    YanıtlaSil
  4. etkileyici ve çok ağır sözler bunlar.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ağır,kendimle konuşmalarım yer yer.

      Sil
  5. ne ZAMAN RİSK ALMAYI GÖZE ALACAĞIM. Ya kırıklıklarım.
    ben sevdim bu acıya kalem tutmayı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kırıklıklardan yeni doğuşlar diyorum ben,ne güzel beğenmen:)

      Sil
  6. İçimizde neler birikiyor !!
    Güçlü bir ifadeydi yüreğine sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Birikenlerin dışavurumu.
      teşekkürler nunucum:)

      Sil

 
Copyright © 2010-2014. maviye iz süren - Konular · Yorumlar
Düzenleme: Ferhat Bayram