4 Aralık 2012 Salı

Bir çıkar yol yok mu?

   
   Kimsenin seslerini duymadığı,duymazdan geldiği,sessiz çığlıklarda kaybolan kadınların hikayesi  bu.
Zehra  altı  kız doğurmuş,üç tane düşürmüş ve şimdi erkek çocuk doğurmanın yolunu arayan,çaresiz kadınlardan biri.Çaresiz çünkü erkek çocuk doğurmazsa kocası üzerine kuma getirecek.Bana,bugün kızının durumunu sormak için geldiğinde,bu konuda gezdiği tüm doktorları,içinde bulunduğu durumun korkuları ile cesur bir yolculuk yapmaya çalıştığını anlattı.
   Bu çetrefilli yolların mücadeleci,kahraman annelerinin hiç bir güvenceleri ,tutunacakları dalları yoktu.Yalnızlardı…Erkek çocuk getirmek onun elinde değildi anlatamıyordu,anlamıyorlardı…
     Oturmuş töre,örf,adet ve geleneklerin sürdüğü dışa kapalı toplumlarda,yeni birtakım değer ve inanışların yerini bulması uzun vadeli bir süreçti.Bunun için sadece kırsal kesimin küçük dünyasına oynamayan politik bir zihnin ötesinde onların yaşam tarzlarını farklılaştıracak yeniliklerin hakim olduğu radikal değişikliklerin benimsenmesi gerekiyordu.Aksi takdirde bu kadınlar bağnaz kuralların hüküm sürdüğü coğrafyalarda ezilmeye,hor görülmeye,haklarından bihaber yaşamayı  gerçek yaşam tarzıymış  gibi özümsemeyi  öğrenecekler  ve kendi  çocuklarına da öğreteceklerdi.Bu  noktada devreye giren eğitim,tepeden inme,şartlardan uzak,kılık kıyafetle sınıf ayrımını oluşturacak kadar gri yüzlü,siyasi emellerin tekdüzeliğinde kısırlaştırılan bir yetersizlikte olmamalıydı.
    Bilim ve akıl ışığında geniş düşünme metotları kazanmış bireylerin yetiştirildiği,yaşama dokunan,onu üreten ,soran,sorgulayan bir eğitim sanırım tüm aksaklıkların giderilmesi için bir başlangıç olabilir.Bunun yanında gelecek kaygısından uzak,kendini gerçekleştirmiş insanlar topluluğunun oluşturduğu bir dünya umudu,tüm insanların güzele inanışını ve gayretini yerinden oynatabilir. 
      Erkek çocuk,kız çocuk nihayetinde insanın geçen,geçmekte olan hayatından kalacak yegane varlıklardı.Cinsiyet ne fark ederdi ki…


10 yorum:

  1. Çok doğru bir konuya değinmişsin, tebrikler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayatımızın görmezden gelinen acı gerçekleri.

      Sil
  2. bunların yaşanığına zihnimiz inanamasa da gerçekten öyle ve o kadınlar için hayat o kadar zor ki..hep bir şeyler yapmak istemişimdir onlar için ama ne yapılabilir ki..elden ne gelir ki zihinler dğişmedikten sonra.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zihinleri değiştirmek,eğitimle mümkün deriz lakin eğitim,ağır aksak,çarpık olunca;yakınmaktan,üzülmekten başka bir seçenek kalmıyor ne yazık ki bizlere.

      Sil
  3. harika yazmışsın canım erkeği kızı Allah hayırlısını versin ... başımızda var bir ergen ki sorun üzerine sorun yaratıyor , çok erkek isteyen takıntılılara yollasam beş kızım olsun demeye başlar eminim.

    ki bu yazdığın zihniyet hiç azımsanacak oranda değil , insanları eğitmeli biraz !!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayırlı,düşünceli evlat en güzeli galiba.Eğitim sistemimiz bireylerin gerçekliklerini gören bir temelde olur dilerim.

      Sil
  4. Çok güzel bir yazı olmuş... Kesinlikle katılıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldin damla:)
      Hepimizin düşündüğü şeyleri vurguladım aslında.

      Sil
  5. Okumuşu ya da okumamışı, her erkeğin birgün erkek babası olma hayali vardır. Bunun önüne geçilemez.
    ama bu zihniyette kadın olmak gerçekten zor. Allah yardımcıları olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Erkek evlat kız evlat gerçekten ikisinde de allah hayırlısını versin.Erkek çocuk özlemi bizim gibi ataerkil bir toplumun getirilerinden biri ancak kadına bunu dayatmak,onun suçuymuş gibi o na baskı yapmak çok yanlış,gerçekten bu anlamda çok zor durumdalar.

      Sil

 
Copyright © 2010-2014. maviye iz süren - Konular · Yorumlar
Düzenleme: Ferhat Bayram