28 Ekim 2012 Pazar

Bayramda

      
    Bugün bayramın son günü,dilerim arzu ettiğiniz gibi geçmiştir bayramınız.Bugün sizlerle benim için önemli bir insanın bana yazdığı samimi yazısını paylaşacağım. 

Bayram düşlemleri 1-2..
         “Hadi hazırlan gidiyoruz.” ‘Nereye?’ senin çok iyi bildiğin, benimse daha söylerken boğazımda düğümlenen yere ‘ Oppss dur orda bakim,ne zaman büyüdün sen,ne zaman elin kağıt kalem tuttu?Bilmem,çok zaman geçmiş’
Yaşımı söylerken duraksıyorum artık,senin birkaç yıl önce geçtiğin yaştayım..Hadi gel gidelim,bir kahve yapayım,şöyle kokusu tüm evi saran cinsten ardından anlatmaya başlayalım.Sen anlat ben dinlerim,zamanında dinlemediğim,şimdi ise senin anlatmaktan sakındığın konuları anlat bana..Hani şu çilek kokulu,böğürtlenli olanlardan.Fonda Muraşkamızı açmayı da unutma.Tabi hepsinde anlatacak bir şeyin var çünkü her şarkı sana bir şey katmış.Sen farkında değilsin o şarkılar sana,sen ise bana çok şey kattın.Son ses açalım şarkıları,ezgiler dönsün,biz bağıra bağıra konuşmaya çalışalım hazırlanırken.E gidicez ya.Evet elim kalem kağıt tuttu ama napsam da senin gibi derin yazamayacağım biliyorum,olsun.

Bugün bayram.huzurlu ve mutlu bayramlar dilerim ben.Karşıdan ‘kurban’ kurban keser mi? diye bir mesaj   alırım ve  beraber kahkahalara boğuluruz ama buruktur gülüşümüz.Depresif çalkantılarda boğulan mesajlar alırım ben ama nedense pembe bir tablo çizmeye çalışırım.Bilmem,belki bilinçaltıma atıyorum derim. Oysa kurbanlıklardan biri de benimdir.Herkes bir nevi kurbandır.Belki içsel,belki dışsal,belki büyüsel..Çok uzattım diğmiii hani gidiyorduk,tamam hazırım hadi gidelim…

Uzunca bir yol  var,hangisinden başlasam ki.İçime ata ata kemirdi beni,yazmam lazım,yoksa çatlıcam.Aman çatlama dur bir de seninle uğraşamam.Ya da önce ben patlıyim sonra siz patlarsınız.Buna da gülersin senJNe kadar da çok benziyorsunuz birbirinize ayırt edemiyorum yolunuz yordamınız ayrı ama aynı sen tıpkısının aynısı.’Benim gibi olmak zorunda mısın biraz kendin ol kendin!  Kukkuyruk olma’ tamam olmam. Bak işte artık kendimim.Ama sen de hep yanımda ol.Yalnız değilsin düşlerini biliyorum.Seni hep güçlü görmek istiyorum çünkü öncümsün.Yol gösterdin.Düşlemler aşkına!Ne diyorsun sen? Beraber kapıları çalalım misafirliğe gidelim,onlar konuşurken senin yüzüne bakmamak için kendimi zor tutarım çünkü yüzüne baksam kopucam gülmekten.Çünkü seninle hep aynı şeylere güleriz ve bazen derim ki o olsaydı aynı benim gibi yerlere yata yata gülerdi diye.Nelere gülebileceğini de biliyorum.Seni biliyorum sen bilmesen de buna inanamasan da.İçinde yaşadığın alacalı bulacalı sorular,müphem düşler...
Belki de buydu bizi gizemli olana çeken. Genlerimizde vardı.Herkesi kendi aynamız gibi görürdük.O kadar yalın ve içtendik oysa.Biz başka bir şeye gülerdik onlar yanlış anlardı.
Gece olsa ‘melon şapka’ dinlesek.Sen ders çalışırken sessizce kendine söylediklerini duyardım,uyuduğumu sanırdın.’Kazanıcam’ derdin.Ben de sessizce dinlerdim.Nefes almaktan bile korkardım,duyacaksın diye.Bak kazandın işte.

Birileri sabah uyandım kahvaltı yaptım ,geri uyudum v.s. der bu bayramda.Bayram bizim neyimize,deliye her gün bayram replikleri..Biz yine gülerdik.Afrodit kadar güzeldin ama hala sorardın: ’güseeell olmuş muyum?’evet güzelsin tatlı bir bayram sabahı kadar.Göremeyenler utansın.Dur gözünü seveyim melankoliye bağlama.Tamam dur kahve kapıp gelcem. Ama köşelerde bekletme şu kahveyi,dalma yine düşlemlere o muğlak,o öznesi belli olmayan düşlere…Soğuyunca içmiyorsun tıpkı biriktirdiklerimiz sonra soğuduğunda döktüğümüz düşler gibi…"
                                                     ELSA

2 yorum:

  1. okurken kendimi buldum sanki:P sen çok yaşa emi..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilmem,acaba sen olmayasın,sen de:)

      Sil

 
Copyright © 2010-2014. maviye iz süren - Konular · Yorumlar
Düzenleme: Ferhat Bayram